Türkiye Büyük
Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 3. Yasama Yılı
61. Birleşim 22/Şubat /2005 Salı
Formun
Üstü
Formun
Altı
Tutanak toplam
59 sayfadır.
DÖNEM: 22 CİLT: 75
YASAMA YILI: 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
61 inci Birleşim
22 Şubat 2005 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.-YOKLAMA
IV.- BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI
KONUŞMALAR
1.- Şanlıurfa
Milletvekili Mahmut Kaplan'ın, Türkiye-Suriye sınır arazisinin mayınlardan
temizlenerek organik tarıma açılmasına ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'ın düşman işgalinden kurtarılışının 84 üncü
yıldönümünde, ilin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı
3.- Erzurum
Milletvekili Muzaffer Gülyurt'un, üniversitelerarası dil sınavı ile
üniversitelerde görev yapan yardımcı doçentlerin sorunlarına ve alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in
cevabı
B) TEZKERELER VE
ÖNERGELER
1.- Açık bulunan
Kültür ve Turizm Bakanlığına Aydın Milletvekili Atilla Koç'un atandığına ilişkin
Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/761)
2.- Iğdır
Milletvekili Dursun Akdemir'in (6/1385, 1386, 1389, 1390 ve 1402) esas numaralı
sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/254)
3.- Bursa
Milletvekili Mehmet Küçükaşık'ın (6/1298) esas numaralı sorusunu geri aldığına
ilişkin önergesi (4/255)
4.- Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali Coşkun'un Bahreyn'e yaptığı resmî ziyarete katılmaları uygun görülen
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/762)
5.- Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın Endonezya, Malezya, Tayland, Sri Lanka ve Maldivlere yaptığı
resmî ziyaretlere katılmaları uygun görülen milletvekillerine ilişkin
Başbakanlık tezkeresi (3/763)
1
C) GENSORU, GENEL
GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet S. Kesimoğlu ve 35 milletvekilinin, Şeker Kurumunun
kapatılmasının neden olduğu düzenleme, denetleme ve uygulama sorunlarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/253)
2.- Kocaeli
Milletvekili İzzet Çetin ve 30 milletvekilinin, Kocaeli Dilovası Beldesindeki
kansere bağlı ölümlerle sanayi atık bağlantısının araştırılarak sorumluların
tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/254)
V.- ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU
ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki
sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu
önerisi
VI.- KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale
Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî
Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
2.- 24.6.2004 Tarihli
ve 5197 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü
Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/856) (S. Sayısı: 791)
3.- Türkiye
Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasındaki Malî İşbirliği Çerçevesinde Temin
Edilecek Malî Yardımların Uygulanmasına İlişkin Çerçeve Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/861) (S.Sayısı: 694 ve 694'e 1 inci Ek)
4.- Kadastro
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/858) (S. Sayısı: 728)
VII.- SORULAR VE
CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE
CEVAPLARI
1.- Adana
Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Adana Devlet Hastanesinde açılan bir ihaleye
ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/4519)
* Ek cevap
2.- Çanakkale
Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, petrol fiyatlarındaki düşüşün akaryakıt ürünlerine
yansıtılıp yansıtılmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/4594)
3.- Antalya
Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya'daki hava kirliliğinin nedenlerine ilişkin
sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/4607)
4.- İstanbul
Milletvekili Gürsoy EROL'un, İzmir Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel
Müdürlüğünün öğrenci pasolarıyla ilgili bir uygulamasına ilişkin sorusu ve
İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/4608)
5.- Yalova
Milletvekili Muharrem İNCE'nin, DÖSİM'de çalışan personel sayısına ve gelirlerin
harcanma şekline ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun
cevabı (7/4610)
6.- İzmir
Milletvekili Canan ARITMAN'ın, DÖSİM'de çalışan personel sayısına ve gelirlerin
harcanma şekline ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun
cevabı (7/4611)
7.- Mersin
Milletvekili Vahit ÇEKMEZ'in, belde ve köy esnafının yeni vergilendirme
usulünden kaynaklanan mağduriyetine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal
UNAKITAN'ın cevabı (7/4613)
8.- Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, Dünya Bankası ile ortak yürütülen projelere
ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/4626)
9.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye'nin AB Daimi Temsilcisinin Kıbrıs'ın tanınma
biçimiyle ilgili mektubuna ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah GÜL'ün cevabı (7/4653)
10.- Bursa
Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa İli Babasultan Barajı inşaatına ilişkin
sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/4674)
11.- Adana
Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, ülkemizde petrol aramasını sınırlandıran bir
uluslararası anlaşma imzalanıp imzalanmadığına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/4678)
12.- Konya
Milletvekili Atilla KART'ın, Konya Büyükşehir Belediyesinde işine son verilen
işçilere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/4680)
2
13.- İzmir
Milletvekili Oğuz OYAN'ın, SEKA İzmit İşletmesinin kapatılma kararına ilişkin
sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/4684)
14.- Denizli
Milletvekili Mehmet U. NEŞŞAR'ın, ülkemizin aşı sorununa ilişkin sorusu ve
Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/4707)
15.- İzmir
Milletvekili Oğuz OYAN'ın, Şeker Kurumu ile personeline ve hizmet birimlerine
ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı
(7/4716)
16.- Tokat
Milletvekili Feramus ŞAHİN'in, Tokat Sigara Fabrikası Müdürünün görevden
alınmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı
(7/4719)
17.- Ankara
Milletvekili Yakup KEPENEK'in, yargıya intikal eden satın alma işlemlerine
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı
(7/4722)
18.- Antalya
Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Ankara-Beypazarı-Sultan Alaaddin
Camiinin bakım, onarım çalışmalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/4737)
19.- Balıkesir
Milletvekili Orhan SÜR'ün, ülkemizin aşı sıkıntısına ve aşı üretimine ilişkin
sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/4739)
20.- Antalya
Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, TRT'nin bir çalışanı hakkındaki
iddialara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/4777)
21.- Antalya
Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, TRT'de görevlendirilen bir kişi
hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı
(7/4778)
3
I.- GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 14.00'te açılarak altı oturum yaptı.
Adana Milletvekili N.
Gaye Erbatur'un, Medenî Kanunun kabul edilişinin yıldönümüne ilişkin gündemdışı
konuşmasına Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin görüşleriyle
katkıda bulundu,
Balıkesir
Milletvekili Ali Kemal Deveciler'in, Edremit ve Akçay Belediyeleri arasındaki
sınır ve mücavir alan belirlemesinde yaşanan sorunlara ilişkin gündemdışı
konuşmasına İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu cevap verdi.
Erzurum Milletvekili
İbrahim Özdoğan, Millî Eğitim Vakfı Haftasına ilişkin gündemdışı bir konuşma
yaptı.
İtalya Senato Başkanı
Marcello Pera ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaretinin Başkanlık Divanınca
uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Niğde Milletvekili
Mahmut Uğur Çetin'in (3/606) (S. Sayısı: 762),
Ağrı Milletvekili
Kerim Yıldız'ın (3/607) (S. Sayısı: 763),
Tokat Milletvekilleri
Orhan Ziya Diren ve Feramus Şahin'in (3/608) (S. Sayısı: 764),
Osmaniye Milletvekili
Mehmet Sarı'nın (3/609) (S. Sayısı: 765),
Tokat Milletvekili
Resul Tosun'un (3/610) (S. Sayısı: 766),
Yasama
dokunulmazlıklarının kaldırılmasına gerek bulunmadığı hakkında Anayasa ve Adalet
Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon raporları okundu; 10 gün
içerisinde itiraz edilmediği takdirde raporların kesinleşeceği;
Samsun Milletvekili
Cemal Yılmaz Demir ve 40 milletvekilinin, Ondokuz Mayıs Üniversitesinde keyfî
yönetim, kamu kaynaklarının amaçdışı kullanımı ve kadrolaşma iddialarının
araştırılarak (10/251),
İstanbul Milletvekili
Mehmet Sevigen ve 27 milletvekilinin, LPG'li araç sektörünün sorunlarının
araştırılarak sektörün etkin denetiminin sağlanması ve eğitimli uzman
ihtiyacının giderilmesi için (10/252),
Alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini
alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı;
Açıklandı.
Edirne Milletvekili
Necdet Budak'ın (6/1029) (6/1031) ve (6/1064) esas numaralı sorularını geri
aldığına ilişkin önergesi okundu; soruların geri verildiği bildirildi.
Genel Kurulun
12.12.2004 tarihli 4 üncü Birleşiminde alınan karar gereğince 18 üyeden
kurulması kabul edilen Avrupa Birliği Uyum Komisyonunun üye sayısının 21'e
çıkarılmasına ve üye dağılımının Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna 14 üye,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna da 7 üye şeklinde olmasına ilişkin Danışma
Kurulu önerisi kabul edildi.
Genel Kurulu ziyaret
eden Avrupa Serbest Ticaret Birliği Parlamento Üyeleri Komitesi Başkanı Vidar
Byörnsitad ve beraberindeki parlamento heyetine Başkanlıkça "Hoşgeldiniz"
denildi.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında
bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin
(2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin
komisyon raporu henüz gelmediğinden, ertelendi.
2 nci sırasında
bulunan ve Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen 24.6.2004
Tarihli ve 5197 Sayılı İl Özel İdaresi Kanununun (1/856) (S. Sayısı: 791)
görüşmelerine devam olunarak, 52 nci maddesine kadar kabul edildi.
22 Şubat 2005 Salı
günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 21.00'de son verildi.
Ali Dinçer
Başkanvekili
Mehmet Daniş Ahmet
Küçük
Çanakkale Çanakkale
Kâtip Üye Kâtip Üye
Ahmet Gökhan Sarıçam
Kırklareli
Kâtip Üye
4
No.: 81
GELEN KÂĞITLAR
18 Şubat 2005 Cuma
Raporlar
1.- Türkiye
Cumhuriyeti ile Fas Krallığı Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte
Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/842) (S. Sayısı: 796) (Dağıtma tarihi: 18.2.2005) (GÜNDEME)
2.- Gıda ve Tarım
İçin Bitki Genetik Kaynakları Uluslararası Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri
Komisyonları Raporları (1/863) (S. Sayısı: 797) (Dağıtma tarihi: 18.2.2005)
(GÜNDEME)
No.: 82
21 Şubat 2005
Pazartesi
Rapor
1.- Ölüm Cezasının
Kaldırılmasını Amaçlayan, Medenî ve Siyasî Haklara İlişkin Uluslararası
Sözleşmeye Ek İkinci İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında
Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/919) (S. Sayısı: 798) (Dağıtma
tarihi: 21.2.2005) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1.- Adıyaman
Milletvekili Şevket GÜRSOY'un, Adıyaman İli için tütün kotasının ne zaman
arttırılacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1462) (Başkanlığa
geliş tarihi: 9.2.2005)
2.- Antalya
Milletvekili Hüseyin EKMEKÇİOĞLU'nun, Antalya'nın yatırım teşvik uygulamasına
dahil edilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi
(6/1463) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
Yazılı Soru
Önergeleri
1.- İzmir
Milletvekili K. Kemal ANADOL'un, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesinde açılan davalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/4869) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.2.2005)
2.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, son 5 yıldaki millî gelir ile iç ve dış borç
artışına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4870) (Başkanlığa geliş
tarihi: 8.2.2005)
3.- İstanbul
Milletvekili Güldal OKUDUCU'nun, Almanya'da yayımlanan bir gazeteye verdiği
iddia edilen demece ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4871)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2005)
4.- İzmir
Milletvekili Türkan MİÇOOĞULLARI'nın, hâkimlik ve kaymakamlık mülâkat sınavları
ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4872)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2005)
5.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, AİHM'de Türkiye aleyhine açılan köy boşaltma
davalarına ve köye dönüş projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/4873) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.2.2005)
6.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Gümrük Birliğinin bazı sonuçlarına ve AB ülkelerinde
serbest dolaşım hakkına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4874)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2005)
7.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Şeker Kurumunun kapatılmasının sonuçlarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4875) (Başkanlığa geliş tarihi:
9.2.2005)
8.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Bingöl depreminden sonra TOKİ ve TOBB tarafından
yaptırılan deprem konutlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4876)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2005)
9.- Konya
Milletvekili Atilla KART'ın, soru önergelerinin cevaplandırılmaması nedeniyle
denetim yetkisini kullanıp kullanmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/4877) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
10.- Bursa
Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan fabrika,
banka ve işletmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4878)
(Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
11.- Konya
Milletvekili Atilla KART'ın, Devlet Denetleme Kurulunun hazırladığı raporlara
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4879) (Başkanlığa geliş tarihi:
10.2.2005)
12.- Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcı adaylığı
mülakâtlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4880)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.2.2005)
5
13.- Konya
Milletvekili Atilla KART'ın, yargıç ve savcı adayları sözlü sınavlarına ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4881) (Başkanlığa geliş tarihi:
9.2.2005)
14.- Denizli
Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, özürlü sporcuların ödüllendirme
mağduriyetlerine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali
ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/4882) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.2.2005)
15.- Ankara
Milletvekili Yakup KEPENEK'in, millî bir atletin cezalandırılmasına ilişkin
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi
(7/4883) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.2.2005)
16.- Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, küçük esnaf ve sanatkârların BAĞ-KUR borçlarının
yapılandırılmasına ve sağlık hizmetlerinden yararlandırılmasına ilişkin Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4884) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7.2.2005)
17.- Bursa
Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa-Mustafa Kemal Paşa İlçesindeki BAĞ-KUR
bürosunun personel ihtiyacına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4885) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2005)
18.- Tekirdağ
Milletvekili Enis TÜTÜNCÜ'nün, BAĞ-KUR'luların prim borcu sorununa ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4886) (Başkanlığa
geliş tarihi: 10.2.2005)
19.- Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, tarımsal sulamada kullanılan elektrik borçlarına
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4887)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.2.2005)
20.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, fuel-oil ve doğal gaz ile çalışan elektrik
santrallerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4888) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.2.2005)
21.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, ülkemizin bor, altın ve petrol rezervlerine
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4889)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8.2.2005)
22.- Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, patates ihracatına teşvik uygulamasının devam
edip etmeyeceğine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4890)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.2.2005)
23.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, kamu görevlilerine bir derece verilmesi
uygulamasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4891) (Başkanlığa
geliş tarihi: 8.2.2005)
24.- Adana
Milletvekili Ayhan Zeynep TEKİN BÖRÜ'nün, konutu olan kamu görevlilerine lojman
tahsis edilip edilmediğine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4892) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.2.2005)
25.- Hatay
Milletvekili Gökhan DURGUN'un, vergi mükelleflerine matrah artırma baskısı
yapıldığı iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4893)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2005)
26.- Denizli
Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, ilköğretim okullarına dağıtılan ders
kitaplarının basım ihalelerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4894) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.2.2005)
27.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Irak'ta Türk Koleji açılıp açılmadığına ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4895) (Başkanlığa geliş tarihi:
8.2.2005)
28.- Antalya
Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya'daki hekimlerin geçici olarak
görevlendirilmelerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4896)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2005)
29.- Ordu
Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun, Ordu-Aybastı Devlet Hastanesinin doktor
ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4897) (Başkanlığa
geliş tarihi: 10.2.2005)
30.- Ordu
Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun, Ordu-İkizce İlçesine bağlı Şenbolluk,
Devecik ve Kaynartaş beldelerinde sağlık ocaklarının sorunlarına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4898) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
31.- Ordu
Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun, Ordu-Çatalpınar İlçesindeki sağlık
ocağının ulaşım sorununa ve personel yetersizliğine ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4899) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
32.- Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, çiftçilerin borçlarına ve alınacak önlemlere
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4900) (Başkanlığa
geliş tarihi: 7.2.2005)
33.- Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, patates ekimine getirilen karantina uygulamasına
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4901) (Başkanlığa
geliş tarihi: 7.2.2005)
34.- Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, Niğde-Çamardı-Eynelli Köyünün gölet ihtiyacına ve
altyapı çalışmalarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4902) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.2.2005)
35.- Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, Niğde-Çamardı-Orhaniye Köyünün sulama suyu
ihtiyacına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4903)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.2.2005)
36.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, 2004 yılı doğrudan gelir desteği ödemelerine
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4904) (Başkanlığa
geliş tarihi: 8.2.2005)
37.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Elazığ-Baskil-Bilaluşağı Köyünün içme suyu
sorununa ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4905)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8.2.2005)
38.- Antalya
Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya'daki bazı köylerin yol bakım çalışmalarına
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4906) (Başkanlığa
geliş tarihi: 9.2.2005)
6
39.- Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, Niğde Telekom Müdürlüğündeki keyfi uygulama
iddialarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4907)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.2.2005)
40.- Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, Kayseri-Adana tren seferinin durdurulma nedenine
ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4908) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7.2.2005)
41.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Atatürk Havaalanında pistten çıkan uçağa ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4909) (Başkanlığa geliş tarihi:
9.2.2005)
42.- Bursa
Milletvekili Kemal DEMİREL'in, İstanbul'daki Haydarpaşa Limanı ve Garının
sorunlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4910)
(Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
43.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Başbakanlık Teftiş Kurulunun BDDK'yla ilgili bir
raporuna ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER)
yazılı soru önergesi (7/4911) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.2.2005)
44.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bazı uluslararası görüşmelerde tutanak tutulup
tutulmadığına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru
önergesi (7/4912) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.2.2005)
45.- Muğla
Milletvekili Gürol ERGİN'in, 2002, 2003, 2004 yılları sigara ve tütün ihracat ve
ithalatına ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad TÜZMEN) yazılı soru önergesi
(7/4913) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2005)
46.- Tekirdağ
Milletvekili Mehmet Nuri SAYGUN'un, gazilere verilen maaşa ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/4914) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
47.- Konya
Milletvekili Atilla KART'ın, Konya'da bulunan Şükrü Doruk Revirinin amacına
uygun kullanılmadığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/4915) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.2.2005)
48.- İzmir
Milletvekili K. Kemal ANADOL'un, Türk Telekom ile bir Amerikan Firması
arasındaki görüşmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4916)
(Başkanlığa geliş tarihi: 11.2.2005)
49.- Ankara
Milletvekili İsmail DEĞERLİ'nin, Mamak Kaymakamlığınca dağıtılan yardımlar ile
ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4917) (Başkanlığa
geliş tarihi: 11.2.2005)
50.- Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, yurtdışında temsilcilikleri bulunan bakanlıklar
ile diğer kamu kuruluşlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4918)
(Başkanlığa geliş tarihi: 11.2.2005)
51.- Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, kara nakliye taşımacılığı kooperatifleri ile
liman ve otoban fiyatlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4919)
(Başkanlığa geliş tarihi: 11.2.2005)
52.- Ankara
Milletvekili Muzaffer R. KURTULMUŞOĞLU'nun, TRT'nin kurum içi ve dışında
yaptırdığı dizilere ve bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/4920) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.2.2005)
53.- İzmir
Milletvekili Ahmet ERSİN'in, Alman vatandaşlığı iptal edilen Türk vatandaşlarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4921) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.2.2005)
54.- Adana
Milletvekili Kemal SAĞ'ın, Mavi Akım Projesine ve gaz alım anlaşmalarına ilişkin
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4922) (Başkanlığa
geliş tarihi: 10.2.2005)
55.- Tekirdağ
Milletvekili Mehmet Nuri SAYGUN'un, Tekirdağ-Hayrabolu İlçesinin bazı köylerinde
kamulaştırma bedellerinin ödenmediğine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4923) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
56.- İzmir
Milletvekili K. Kemal ANADOL'un, rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla başlatılan
enerji operasyonunda ismi geçen bir yöneticiye ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4924) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.2.2005)
57.- İzmir
Milletvekili Enver ÖKTEM'in, İzmir bölgesindeki ruhsatlı maden işletmelerine
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4925)
(Başkanlığa geliş tarihi: 11.2.2005)
58.- İzmir
Milletvekili Türkan MİÇOOĞULLARI'nın, rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla
başlatılan enerji operasyonuna ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4926) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.2.2005)
59.- Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, doğal kaynak suyu işletmecilerine ve kapasite
artırımına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4927) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.2.2005)
60.- Adana
Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, DSİ'nin Adana-Karataş İlçesi Ağyatan Gölündeki
ıslah çalışmalarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4928) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.2.2005)
61.- Adana
Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, elektrik üretiminde kullanılan mobil
santrallere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4929) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.2.2005)
62.- Adana
Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, DSİ'nin sulama birliklerinden geriye dönük
ücret talep etmesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4930) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.2.2005)
63.- Tekirdağ
Milletvekili Mehmet Nuri SAYGUN'un, çeşitli gerekçelerle kapalı tutulan
kütüphanelere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4931)
(Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
7
64.- Adana
Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Adana-Pozantı-Elmalı Boğazındaki Kayak Merkezi
Projesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4932)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.2.2005)
65.- Karaman
Milletvekili Mevlüt AKGÜN'ün, Karaman'da mısır teşviği alabilmek için
sertifikalı tohumluk faturası istenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4933) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.2.2005)
66.- Adana
Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, soya üretiminin desteklenmesine ve teşvik
primlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4934)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.2.2005)
67.- Denizli
Milletvekili Mehmet U. NEŞŞAR'ın, Diyanet İşleri Başkanlığının suni
fertilizasyonla ilgili açıklamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4935) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.2.2005)
68.- İzmir
Milletvekili Yılmaz KAYA'nın, Yüksek İhtisas Hastanesi personelinin taşıma
ihalelerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4936) (Başkanlığa
geliş tarihi: 14.2.2005)
69.- Tekirdağ
Milletvekili Mehmet Nuri SAYGUN'un, Çorlu-Ankara arasında uçak seferlerine
başlanıp başlanmayacağına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4937) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
70.- Adana
Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, bazı cep telefonu hizmetlerinin ücretlendirilme
şekline ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4938) (Başkanlığa
geliş tarihi: 11.2.2005)
71.- Isparta
Milletvekili Mevlüt COŞKUNER'in, Şeker Kurumunun kapatılmasına ve muhtemel
sorunlara ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/4939)
(Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
72.- Çanakkale
Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, belediyelerin ilan ve reklam vergi oranlarını
artırmalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4940)
(Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2005)
73.- Trabzon
Milletvekili Asım AYKAN'ın, bedelli askerlik için gelen talep sayısına ve bu
konuda bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı
soru önergesi (7/4941) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.2.2005)
74.- Bursa
Milletvekili Kemal DEMİREL'in, BAĞ-KUR'un işyeri açan SSK emeklilerinin
maaşlarından yaptırdığı kesintiye ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4942) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.2.2005)
75.- Adana
Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Adana'daki hava kirliliğine karşı alınacak
önlemlere ve kaçak kömür satışına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4943) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.2.2005)
76.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, ABD Büyükelçiliğinin bina çevresinde aldığı güvenlik
önlemlerine ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru
önergesi (7/4944) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.2.2005)
No.: 83
22 Şubat 2005 Salı
Raporlar
1.- Iğdır
Milletvekili Dursun Akdemir'in; Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi ve
İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/263) (S.
Sayısı: 800) (Dağıtma tarihi: 22.2.2005) (GÜNDEME)
2.- İstanbul
Milletvekili Algan Hacaloğlu ve 58 Milletvekilinin; "3069 Sayılı Türkiye Büyük
Millet Meclisi Üyeliği ile Bağdaşmayan İşler Hakkında Kanun" ile "3628 Sayılı
Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu"nda
Değişiklik Yapılması ve "TBMM Etik Komisyonunun Kurulmasına" İlişkin Yasa
(SİYASÎ AHLAK YASASI) Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan
Gündeme Alınma Önergesi (2/22) (S. Sayısı: 801) (Dağıtma tarihi: 22.2.2005)
(GÜNDEME)
3.- İş Mahkemeleri
Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu
Raporu (1/522) (S. Sayısı: 802) (Dağıtma tarihi: 22.2.2005) (GÜNDEME)
4.- Ceza Muhakemeleri
Usulü Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/536) (S. Sayısı: 803) (Dağıtma tarihi: 22.2.2005) (GÜNDEME)
5.- İcra ve İflas
Kanunu ile Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak
Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/541)
(S. Sayısı: 804) (Dağıtma tarihi: 22.2.2005) (GÜNDEME)
6.- Noterlik
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/961) (S. Sayısı: 805) (Dağıtma tarihi: 22.2.2005) (GÜNDEME)
Meclis Araştırması
Önergeleri
8
1.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU ve 35 Milletvekilinin, Şeker Kurumunun
kapatılmasının neden olduğu düzenleme, denetleme ve uygulama sorunlarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98
inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/253) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.2.2005)
2.- Kocaeli
Milletvekili İzzet ÇETİN ve 30 Milletvekilinin, Kocaeli Dilovası Beldesindeki
kansere bağlı ölümlerle sanayi atık bağlantısının araştırılarak sorumluların
tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci,
İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/254) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.2.2005)
Süresi İçinde
Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, Musul'da şehit edilen Türk güvenlik
görevlilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4505)
2.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, futbol stadyumlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/4506)
3.- Hatay
Milletvekili Züheyir AMBER'in, Musul'da şehit edilen Türk güvenlik görevlilerine
ve Irak'taki kamyon şoförlerinin güvenliğine ilişkin Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/4509)
4.- Yozgat
Milletvekili Emin KOÇ'un, doğalgaz kullanılan illere ve boru hattı döşeyen
şirketlere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4512)
5.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Fener Rum Patrikhanesinin bazı görüşlerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4534)
6.- Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, 5084 sayılı Kanun kapsamında yatırım yapılan
illere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4536)
7.- İstanbul
Milletvekili Mehmet SEVİGEN'in, VİP uçak alım ihalesine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/4538)
8.- İzmir
Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, Kıbrıs ile ilgili basında yer alan bir beyanına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4539)
9.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye'nin AB üyeliği ve serbest dolaşıma ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4542)
10.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, BOTAŞ'a ve elektrik enerjisi üretimine ilişkin
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4556)
11.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattıyla ilgili bir iddiaya
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4557)
12.- İstanbul
Milletvekili Mehmet SEVİGEN'in, Dolmabahçe G-MALL alışveriş merkezindeki
sinemada çıkan yangına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4562)
13.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, emekli ikramiyelerinin hisse senediyle ödeneceği
iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4568)
14.- Adana
Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, vergi gelirlerinin azalmasındaki temel
nedenlere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4569)
15.- İzmir
Milletvekili Bülent BARATALI'nın, generallerin makam tazminatı ödeneği kapsamına
alınmama nedenlerine ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4580)
16.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, sözde Ermeni soykırımı iddiasına karşı
oluşturulacak stratejiler ve politikalara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/4586)
17.- Ardahan
Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ahıska Türklerinden olan tıp doktorlarının
diplomalarının tanınmasına yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4588)
18.- Adana
Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Avrupa Birliği ile müzakere sürecine hazırlık
çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4591)
19.- Antalya
Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı
konuşmadaki bir ifadesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4592)
20.- Antalya
Milletvekili Tuncay ERCENK'in, Antalya-Lara Kent Parkı Projesi tahsis
protokolünün iptaline ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4593)
21.- Denizli
Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, İSKİ Genel Müdürlüğünde terfi ettirilen bir
görevliye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4604)
22.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, gençlerin tarihimiz konusunda bilinçlendirilmelerine
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4618)
9
23.- İzmir
Milletvekili Ali Rıza BODUR'un, Ankara'daki bir imam hatip lisesiyle ilgili bazı
iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4620)
24.- Adana
Milletvekili Tacidar SEYHAN'ın, bir mağaza ve eğitim kurumu ile ortaklığı olduğu
iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4623)
25.- Adana
Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Adana Devlet Hastanesince yapılan bir ihaleye
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4624)
26.- Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, sağlık ocaklarındaki verem aşısı ihtiyacına ve
verem hastalığının tedavisine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4625)
27.- Eskişehir
Milletvekili Mehmet Vedat YÜCESAN'ın, verem aşısının bulunamamasına ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4627)
10
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
22 Şubat 2005 Salı
BAŞKAN: Başkanvekili
Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Bayram
ÖZÇELİK (Burdur), Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli)
BAŞKAN - Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 61 inci Birleşimini açıyorum.
III.- YOKLAMA
BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini,
bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, yoklama pusulalarını teknik
personel aracılığıyla 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını
rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden
önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz,
Türkiye-Suriye sınır arazisinin mayınlardan temizlenerek organik tarıma açılması
hakkında söz isteyen Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaplan'a aittir.
Buyurun Sayın Kaplan.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
IV.- BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI
KONUŞMALAR
1.- Şanlıurfa
Milletvekili Mahmut Kaplan'ın, Türkiye-Suriye sınır arazisinin mayınlardan
temizlenerek organik tarıma açılmasına ilişkin gündemdışı konuşması
MAHMUT KAPLAN
(Şanlıurfa) - Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin değerli üyeleri; kaçakçılığı
önlemek amacıyla 1956 yılında döşenen mayınlardan, Türkiye-Suriye sınırındaki 35
000 hektar sınır alanının temizlenerek organik tarıma açılması hakkında
gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygılarımla
selamlıyorum.
1 Mart 1999 tarihinde
yürürlüğe giren, 12 Mart 2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulunda kabul edilen, 14 Mart 2003 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı tarafından
onaylanarak 15 Mart 2003 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan Ottowa Sözleşmesi,
on yıl içinde, döşeli bulunan bütün antipersonel kara mayınlarının imha
edilmesini gerekli kılmaktadır.
Suriye sınırında 300
ilâ 750 metre genişliğinde, 700 kilometre uzunluğunda ve 35 000 hektar
büyüklüğündeki atıl alanın mayınlardan temizlenerek organik tarıma açılması son
derece önemli ve stratejik bir uygulama olacaktır.
Söz konusu sınırı
Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak İllerimiz paylaşmaktadır.
Tarıma elverişli olan bu alanın bir an önce mayınlardan temizlenerek amacına
uygun olarak kullanılması önem arz etmektedir.
Bu maksatla, sınırı
paylaşan illerimizin valilerinin yetki ve sorumluluğunda, askerî birliklerin de
destekleri alınarak, il sınırları dahilindeki mayınlı arazinin temizlenmesi,
kaynakların etkin kullanılması bakımından faydalı olacaktır. Böylece, eşzamanlı
ve kısa sürede arazi mayınlardan temizlenecek ve amacına uygun olarak
kullanılması mümkün olacaktır.
Temizlenen bu
arazinin kiralama yoluyla işletmeci kuruluşlara verilerek organik tarıma
açılması, dünya uygulamalarına da uygunluk arz etmektedir.
Bölge, toprak yapısı
ve iklim özellikleri bakımından organik tarım, seracılık, badem, zeytin, ceviz
ve aynı şartlarda yetiştirilebilen ürünlerin üretimi bakımından son derece
elverişlidir.
Ayrıca, Güneydoğu
Anadolu Projesinin önemli bir kısmını kapsayan bu bakir arazide yılda birden çok
ürün elde etme imkânı bulunmaktadır. Bugüne kadar kullanılmayan bu zengin
potansiyelin değerlendirilerek işsizlerimize yeni istihdam alanlarının açılması,
toplumun refahı ve ülkemizin kalkınması için kaynakların etkin ve verimli
kullanılmasını zorunlu hale getirmektedir. Bu sebeple, söz konusu sınır
arazisinin mayınlardan temizlenerek uygulanabilecek projelerle organik tarıma
açılmasını çok önemsiyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Yüce Meclisimizin huzurunda takdim ettiğim ve projelendirmeye
çalıştığım bu hususların hayata geçirilmesiyle, işsizler ordusuna yeni istihdam
alanları açılacak, milletin refah düzeyi yükselecek ve ülke ekonomisi
büyüyecektir; iç ve dışpazarlarda tercih edilen organik ürünlerde Türkiye'nin
payı artacaktır; özellikle komşu ülkelerle olan ticaret hacmimiz artacak ve
dostluk ilişkilerimiz güçlenecektir; bölgede alternatif tarım potansiyeline
rağmen, henüz oluşmamış olan organik tarım bilinci gelişecek ve modern tarım
kültürü yaygınlaşacaktır; sağlıklı bir hayat ve sağlıklı bir nesil için,
ekolojik dengeyi bozmadan, modern tarım yapılacaktır.
Bana bu konuşma
fırsatını veren Sayın Başkanıma ve siz değerli arkadaşlarıma teşekkür ediyor,
hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)
11
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Kaplan.
Gündemdışı ikinci
söz, 23 Şubatın Ardahan'ın kurtarılış günü olması münasebetiyle söz isteyen
Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'e aittir.
Buyurun Sayın Öğüt.
2.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'ın düşman işgalinden kurtarılışının 84 üncü
yıldönümünde, ilin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı
ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)
- Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; yarın, Ardahan'ın düşman
işgalinden kurtarılışının 84 üncü yıldönümü. Evet, ben, geçen sene de
konuşmuştum, demiştim ki: Bu Meclisin Ardahan'a borcu var. Niçin borcu var
-hatta, bir arkadaş demiş ki " ne borcu"- çünkü, Ardahan, Türkiye işgal
edilmesin diye iki defa Rusya'ya savaş tazminatı olarak verildi. Eğer, Ardahan
iki defa Rusya'ya savaş tazminatı olarak verilmeseydi, Türkiye işgal edilmiş
olsaydı -Allah göstermesin- sizler ve bizler burada olur muyduk; cumhuriyet
hükümetleri olur muydu?! Kırküç yıl Rus işgali altında kalmış bir toplum,
cumhuriyetin kurulması için 3 Ocak 1918'de Ardahan'da Millî Şûra Hükümeti kurmuş
ve Ardahan devlet olmuş, Atatürk'e destek vermiş, cumhuriyet kurmuş ve
cumhuriyet hükümetinin milletvekilleri olarak da bizler burada oturuyoruz; ama,
Ardahan ve Doğu Anadolu perişan bir durumda.
Türkiye'de en çok
bebek ölümleri Ardahan'da; Türkiye'de en çok çocuk ölümleri Ardahan'da;
Türkiye'de en çok göç veren il Ardahan; Türkiye'de en çok üniversiteye
giremeyen, Türkiye sonuncusu Ardahan; yani, bu Ardahanlı, vatanına, milletine,
bayrağına bağlı, cumhuriyet değerlerine bağlı diye cezalandırılıyor mu?!
Hükümet, ikibuçuk
yıldır işbaşında. Geçmiş hükümetlerin de kabahati var; ama, bu hükümetin daha
çok kabahati var. Şimdi, sizden istirham ediyorum. İkibuçuk yıl geçti, hiçbir
şey yapılmadı. Eğitimde sonuncuyuz, sağlıkta sonuncuyuz, köylerimizin yüzde
70'inde su yok. Ardahan'da -Ardahan oniki yıldır il- oniki yılda 8 vali değişti.
İstikrar yok. Ardahan sürgün yeri. Ardahan sürgün yeri olduğu gibi, eğitimde de
sürgün yeri. Biz nasıl kalkınacağız?
Büyük şehirlerde,
zengin çocukları dershanelere gidiyor, üniversiteye girerken Ardahanlıyla eşit
yarışıyor; o da aynı puanı alırsa üniversiteye girecek, Ardahanlı da, Hakkârili
de, Karslı da. Böyle bir şey mümkün mü?! İşte, mutlak surette, doğu ve
güneydoğuya, kalkınmamış illere bir kontenjan tanınması lazım. Değil mi Hakkâri
Milletvekili?..
Teşekkür ediyorum.
Şimdi, bu ve buna
benzer birsürü sorunlar var değerli arkadaşlar. Belediyelerimiz iş yapamıyor.
Ardahan Belediyesinin, 90 milyar lira civarında, 93 milyar lira alacağı var; 40
milyar lirası kesiliyor, 53 milyar lirası ödeniyor. Ardahan Belediyesinin
personel gideri 87 milyar lira. Yani, Ardahan ve Doğu ve Güneydoğu Anadoluya
bağlı diğer belediyelerin kaynaklarını artırmak, teşvik etmek hiç mi aklımıza
gelmiyor?
Şimdi, biz, 36 ile
teşvikle ilgili bir yasa çıkardık. Düzce'ye de, Osmaniye'ye de aynı haklar
tanındı, Ardahan'a da, Kars'a da, Erzurum'a da aynı haklar tanındı; yani, böyle
bir dengesizlik olabilir mi?! Bunun da giderilmesi lazım.
Değerli arkadaşlar,
Ardahan'ı terör bölgesi ilan etmek isteyenler vardır. Ardahan'da terör yoktur,
Ardahan terör bölgesi olamaz. Ardahan'da, Kürdü, yerlisi, Terekemesi, Türkmeni
ve bir bütün insanı, kavga etmeden, barış içerisinde, kardeşçe, özgür bir
biçimde yaşamaktadırlar, bundan sonra da yaşayacaklardır; Ardahan'ın terör
bölgesi olmasını istemiyoruz. Ardahan'daki polislerimize ücretleri verilsin,
yüksek ücretler verilsin; ama, Ardahanımız terör bölgesi değildir, terör bölgesi
olamaz.
Bu nedenle, burada,
hükümete sesleniyorum: Lütfen... Şu anda, Ardahan'ın valisi yok değerli
arkadaşlar. Sınır ili olan Ardahanımızın valisi yok, sınır ticaretinden
yararlanamıyoruz. Derhal, gönüllü, genç, dinamik, herkese eşit davranacak bir
vali rica ediyorum. Sınır ticaretimizde mazotun geliştirilmesi, esnafımızın para
kazanmasını istirham ediyorum. Esnafımız çok kötü durumda.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Öğüt,
tamamlayabilir misiniz.
Buyurun.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Sayın Başkanım, toparlıyorum.
Dün, oda başkanları
geldi arkadaşlar; inanın, Ardahan'da, dört aydır siftah yapmayan esnaf var
diyorlar. Yollar kapalı, alışveriş yok, dört aydır siftah yapamıyoruz. Sınır
ticaretimiz var, sınırdan yararlanamıyoruz. Köylümüzün hayvanı para etmiyor.
Şimdi, ben iki şey
rica ediyorum hükümetten:
Ardahan'a fakülte
kurulması için Kafkas Üniversitesiyle görüştük ve Ardahan'a fakülte kurulacak.
Şu anda, Ardahan Hükümet Binası yapılıyor. Bu bina bitirilirse, mevcut valilik
ve millî eğitim binaları fakülteye verilecek. Ardahan'a fakülte açıldığı zaman,
esnafımızın yüzü gülecek, alışveriş olacak.
Bir de, Ardahan'da,
beş yıldan beri devam eden yarım kalmış bir yurt inşaatı var. Rica ediyorum
Millî Eğitim Bakanından, bu yurdu bitirsin. Yurt biterse, 300 talebemiz orada
kalacak ve Ardahan esnafı rahat bir nefes alacak.
12
Arkadaşlar, sizler,
göç ettiniz, geldiniz; çok güzel ortamda yaşıyorsunuz. Orada, bu kış günü,
zemheride, -30 derecede, Ardahanlı sınırı bekliyor. Oradaki insanlara bu imkânı
verelim. Oradaki insanlara, Doğu Anadoluda bu -30 derecede mücadele veren,
sınırda vatanın bekçiliğini yapan insanlara, lütfen hükümet bir şeyler versin;
hatta onlara maaş vermesi gerekir, eğer onlar orada duruyorsa.
Peki, size bir şey
sorayım; onlar da buraya gelirse ne olacak? Zaten, Ermeniler, Kars'ı, Ardahan'ı
kendi sınırları içerisinde gösteriyor, Ahıska Türkleri perişan bir durumda.
Sizden istirham
ediyorum; hükümetin, mutlak surette buna çare bulması lazım.
Doğu Anadolu farklı
bir konumda arkadaşlar; kaybediyoruz. 2 000 000 Ardahanlı dışarıda yaşıyor,
Arhahan'ın 130 000 nüfusu kalmış. Enayi mi o insanlar orada kalsın kardeşim?!
Doğum yapacak kadın kızakta ölüyor, yol kapalı, şehre gelemiyor, bebekleri
ölüyor, çocukları ölüyor; yani, nedir bu zulüm?! Hakikaten "Bayburt Bayburt
olalı böyle zulüm görmedi" diyor ya Sayın Bakanım, şimdi de, Ardahan, böyle bir
zulüm görmedi.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Düşman işgalindeyken belki daha iyiydik.
BAŞKAN - Lütfen,
Sayın Öğüt...
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Hemen toparlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Öğüt.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Yarım dakika rica ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Öğüt,
5 dakikalık sürenizi kullandınız; toparlamanız için de 2 dakika eksüre verdim.
Lütfen, Sayın Öğüt...
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Teşekkür edip, bitireceğim.
BAŞKAN - Teşekkür
edin, buyurun Sayın Öğüt.
ALİ YÜKSEL KAVUŞTU
(Çorum) - Düşman işgalindeyken daha iyi değildiniz. O sözünüzü geri alın.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)
- Değerli arkadaşlar, yarın akşam, Ardahan'ın kurtuluşunu, Ardahan Kapalı Spor
Salonunda kutlayacağız. Ben de Ardahan'a gideceğim. Herkesi oraya davet
ediyorum. Edirne'den Ardahan'a kadar bu toprakları vatan yapan şehitleri saygı
ve rahmetle anıyor, hepinize saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ederim Sayın Öğüt.
Gündemdışı üçüncü
söz, üniversitelerarası dil sınavı ve üniversitelerde görev yapan yardımcı
doçentlerin problemleri hakkında söz isteyen Erzurum Milletvekili Muzaffer
Gülyurt'a aittir.
Buyurun Sayın
Gülyurt.
3.- Erzurum
Milletvekili Muzaffer Gülyurt'un, üniversitelerarası dil sınavı ile
üniversitelerde görev yapan yardımcı doçentlerin sorunlarına ve alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in
cevabı
MUZAFFER GÜLYURT
(Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; üniversitelerarası
dil sınavı ve üniversitelerimizde görev yapan yardımcı doçentlerin problemlerini
gündeme getirmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Meclisimizi
saygıyla selamlıyorum.
Üniversitelerde
uygulanmakta olan 2547 sayılı YÖK Yasası, öğretim üyelerini üç kategoride
sınıflandırmaktadır; bunlardan birincisi profesörler, doçentler ve yardımcı
doçentlerdir. Ayrıca, öğretim elemanı olarak tanımlanan öğretim görevlileri,
okutmanlar ve araştırma görevlileri de bulunmaktadır.
Bugün, birçok ilde
yeni üniversitelerin açılmasının hazırlıklarının yapıldığı bir dönemdeyiz ve bu
dönemde üniversitelerin açılmasıyla ilgili olarak yapılan çalışmalara baktığımız
zaman -biraz önce konuşmacı arkadaşımız da Ardahan'da bir fakülte açılmasını
talep etti- ben, kendim de eski bir öğretim üyesi olarak şunu ifade etmek
istiyorum: Bina bulursunuz, öğrenci bulabilirsiniz; ama, burada eğitim ve
öğretimi kaliteli olarak yürütebilmek için önemli olan, öğretim üyesi
bulabilmektir. Bugün, ülkemizde yeterince -sayı itibariyle ifade etmek
istiyorum- öğretim üyesi maalesef yetiştirilememektedir.
Öğretim üyesi nasıl
yetişiyor; öğretim üyesi, önce araştırma görevlilerinden, onların doktora
yapmasından sonra yardımcı doçent, doçent ve daha sonra profesör olmalarıyla
sağlanmış oluyor. Bugün, yardımcı doçentliğe atama ve yardımcı doçentlik
görevini yürütme sırasında ortaya çıkan sıkıntılar nedeniyle doçent olma
oranında düşmeler görülmektedir. Elimdeki rakamlara baktığımız zaman, 1999-2000
yıllarında ülkemizde yüzde 22 oranında doçent olma oranı gerçekleşmişken,
2003-2004 öğretim yılındaysa bu oran yüzde 18'e düşmüştür; yani, daha önceleri
YÖK Yasası çıktığında bir program düzenlenmişti "biz, piramidi tersine
çevireceğiz" denmişti. "Profesörlerin sayısı az, onun altında doçentler, onun
altında yardımcı doçentler ve asistanlar olacak" şeklinde ifade edilmişti; ama,
ne yazık ki, bu piramit, bugün, yine tekrar tersine dönmüştür ve profesör sayısı
çok olmasına rağmen, alttan gelecek olan yardımcı doçent ve doçent sayısı
gittikçe azalmaktadır.
13
Bunun sebebi nedir;
bunun sebebi, yardımcı doçentlerin kadrolardaki çekmiş oldukları özlük hakları
noktasındaki sıkıntılardır. Bir yardımcı doçent en fazla 3 üncü dereceye kadar
yükselebilmekte, 1 inci derece kadroyu hak ettiği halde alamamaktadır. İkinci
olarak da, sürelerde bir problem vardır. Bunların atama süreleri iki yılda bir
yenilenmekte ve bazen üç yılda bir yenilenerek en fazla 12 yıla kadar yardımcı
doçent kadrosunda devam etmeleri sağlanmaktadır.
Bütün bunlara
baktığınız zaman, öğretim üyelerinde yardımcı doçentlere karşı bir ayırımcılık
yapıldığı dikkati çekmektedir. O halde, burada yapılacak şey, bu atamaların ve
kadro özlük haklarının kendilerine verilecek şekilde bir düzenlemenin yapılması
gerekmektedir.
İkinci olarak;
yapılan yabancı dil sınavları, öğretim üyeliğine yükseltilme noktasında oldukça
sıkıntı doğurmaktadır. Tabiî ki, bir öğretim üyesi, bir akademisyen mutlaka
yabancı dil bilmelidir; ancak, ağır yabancı dil sınavları ve ayrıca, jürilerin
sübjektif birtakım kriterleri yüzünden, yardımcı doçentlerimiz, doçent olma
hakkını elde etmeye çalışan değerli bilimadamları, ne yazık ki, hedeflerine, hak
ettikleri noktalara ulaşamamakta ve kendileri engellenmektedir.
Bütün bunlara
baktığımız zaman, yabancı dil eğitiminin ülkemizde çok önemli ve gerekli
olmasına karşılık, bunun bilim dili olmadığı şeklindeki ifadeleri de duyunca,
insan üzülmekten kendini alıkoyamıyor. Ne yazık ki, geçmiş dönemdeki bir YÖK
yetkilisi "Türkçe bilim dili olamaz" diye ifade etmişti. Bu, bir Türk olarak
hepimizi üzen bir konuydu.
O halde, ben, şunu
ifade etmek istiyorum: Yabancı dili gereklilikten çıkarıp zorunluluğa dönüştüren
anlayışlardan kurtarmak; Türkçeyi, Anayasada da öngörüldüğü gibi bilim dili
olarak esas alan anlayışları geliştirmemiz gerekmektedir. O halde, Türkçe, bilim
dilidir ve bu konuda bilim ve teknoloji alanında yapılan çalışmaların Türkçe
olarak yayınlanmasının çok daha uygun olacağını düşünüyorum; ama, doçentliğe ve
profesörlüğe yükseltilme kriterlerine baktığımız zaman, Türkçede yapılmış olan
bilimsel yayınlar, ne yazık ki, ikinci sınıf yayın olarak görülmektedir. Bu ise,
ülkemizde, bir Türk olarak bizi gerçekten üzmektedir.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Gülyurt, toparlayabilir misiniz.
MUZAFFER GÜLYURT
(Devamla) - Hemen bitiriyorum efendim.
BAŞKAN - Buyurun.
MUZAFFER GÜLYURT
(Devamla) - Kendi analisanımızda yaptığımız yayınlar, ne yazık ki, ikinci sınıf
yayın olarak kabul edilmektedir.
Son cümle olarak şunu
ifade etmek istiyorum: Millî bilinç, her şeyden önce dilin ayakta durması,
gelişmesi, yabancı kelimelerden arındırılmasıyla mümkün olmaktadır. O halde,
çocuklarımıza millî bilinci aşılayabilmek için mutlaka kendi analisanımızı, öz
lisanımızı, Türkçemizi en iyi şekilde öğretmemiz gerektiği kanaatindeyim.
Bu duygularla,
hepinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Gülyurt.
Gündemdışı konuşmaya
Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Çelik.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Erzurum
Milletvekili Sayın Muzaffer Gülyurt Beyin, üniversitelerdeki yardımcı
doçentlerin problemleri ve üniversite öğretim üyelerine uygulanan yabancı dil
sınavlarıyla ilgili yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya, aynı zamanda, yine,
Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar Öğüt'ün, Ardahan'ın kurtuluşu ve Ardahan'ın
problemleriyle ilgili yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya, hükümet adına cevap
vermek üzere huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Öncelikle, konuşma
sırasına göre, Sayın Ensar Öğüt'ün yapmış olduğu konuşmada dile getirdiği bazı
konulara açıklık getirmek istiyorum. Sayın Öğüt haklıdır; doğu ve güneydoğudaki
birçok vilayetimizdeki eksiklikler, aksaklıklar, mahrumiyetler Ardahan İlimizde
de mevcuttur. Bütün Türkiye'deki, her bölgedeki, her vilayetteki ve ülkemizin
her karış toprağında yaşayan insanlara, başta eğitim olmak üzere, her alanda
fırsat eşitliği oluşturulması için, hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız.
Özellikle eğitim
alanıyla ilgili olarak söyleyeyim, Ardahan'ın bu konudaki problemleri,
tarafımdan ve arkadaşlarım tarafından yakından takip edilmektedir. Bundan
dolayıdır ki, biz, bu yıl, özellikle yatırım programını belirlerken Ardahan
İline öncelik verdik. Ardahan İlinde bu yıl bir anadolu öğretmen lisesini
programa almış bulunuyoruz ki, bu, sadece, tek başına bir binadan ibaret değil,
büyük bir eğitim kampusudur ve maliyeti 4 trilyon civarındadır. Bu öğretmen
lisesine bu sene başlıyoruz. Ümit ediyoruz ki, geçmişte yapılan yatırımlar gibi
böyle yıllara sari, uzun boylu sürüncemede kalacak bir yatırım olmayacak. Bunu
kısa zamanda bitireceğiz.
Yine, Telekom da,
yakında imzalayacağımız bir sözleşmeyle, Türkiye çapında, Telekom, eğitime
katkıda bulunmak üzere, 50 trilyona yakın bir meblağ ayırarak, Millî Eğitim
Bakanlığına, okul yapıp bağışlayacaktır. Bu çerçevede yaptığımız programda,
Ardahan İline 32 derslikli bir lise yapıyoruz; Ensar Bey de bunu ilk defa
duyuyor. Böylelikle, hem Ensar Beye hem de Ardahanlılara, bu arada, bu müjdeyi
de vermek isterim.
14
İlköğretim
yatırımları bu söylediklerimin dışındadır. Malumunuz, ilköğretim yatırımlarının
programlanması, önceliklerin belirlenmesi, il genel meclislerine aittir. İl özel
idaresi tarafından bu mesele takip edilmektedir ve biz, bu sene, Ardahan'a
ayıracağımız özellikle ilköğretim yatırımlarıyla ilgili ödenekleri de bu
çerçevede ele alarak, en iyisini yapmaya çalışacağız. Orada yarım kalan
yurdumuzla ilgili olarak da, şimdi değil, daha önce -sadece Ensar Bey bunu dile
getirdiği için değil- bu yurtlarımızın bir an önce bitirilmesi, eski
yatırımlarımızın bir an önce bitirilmesi için gerekli talimatları verdim. Yine
bu hassasiyetimizden dolayıdır ki, geçmişte başlayan yatırımlara ağırlık
verdiğimiz için, bu sene bize yatırım ödeneği olarak verilen ödenekten sadece ve
sadece 13 trilyonluk kısmını yeni ortaöğretim yatırımlarına ayırdık;
diğerlerini, eski yatırımları, eskiden başlayan inşaatları bir an önce bitirmek
için harcayacağız; bunu, sizlerle paylaşmak isterim.
Ardahan'dan
Edirne'ye, Edirne'den Kars'a kadar, şüphesiz ki, Sinop'tan Mersin'e kadar bizim
yurdumuzun her köşesi bizim için değerlidir. Ben bu vesileyle, düşman işgalinden
kurtuluş yıldönümünde değerli Ardahanlı hemşerilerimizi, vatandaşlarımızı da bir
kez daha tebrik ediyorum ve bu ülkedeki birliğin, dirliğin, bu ülkedeki
güzelliğin bütün vatandaşlarımız tarafından paylaşılması gerektiğini bir kez
daha huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.
Sayın Gülyurt'un,
yardımcı doçentlerin problemleriyle ilgili dile getirdiği konular, uzun zamandır
gündemde olan ve kesinlikle çözüm getirilmesi gereken konulardır. Sayın Gülyurt,
yerden göğe kadar haklıdır. Nitekim, bu haklılıktan dolayıdır ki, Türkiye Büyük
Millet Meclisine getirdiğimiz YÖK Yasasında en önemli maddelerden biri, yardımcı
doçentlerimizin bu durumunun, Sayın Gülyurt tarafından dile getirilen ve şikâyet
konusu olan durumlarının düzeltilmesiyle ilgiliydi. İki yıllık bir yüksekokul
bitiren herhangi bir kamu personeli 1'inci dereceye kadar yükselebiliyorken,
1'inci dereceden emekli olma hakkına sahipken,
Bizim, yine, Türkiye
Büyük Millet Meclisinden geçirdiğimiz YÖK Yasasında şöyle bir şart getiriyorduk:
Eğer, yardımcı doçentler sekiz yıl üniversitede çalıştıktan sonra doçent olmak
için, doçent olacak kadar, bilimsel kriterlere göre doçentliğe girme sınavını
hak etmişlerse, yabancı dili vermemiş olsalar bile, bu yardımcı doçentlerimiz
üniversitelerde sürekli kadroya geçiyordu. Yani, iki yılda bir veya üç yılda bir
bunların üniversitedeki atama süreleri uzatılmıyordu, daimî statüde çalışma
hakkını elde ediyorlardı. Bu da Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından veto edilmeyen
maddelerden birisidir.
Bu YÖK Yasası,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin şu anda ilgili biriminde bulunmaktadır. Bunun
tekrar çıkarılması, gönderilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisinin takdirindedir;
ama, bu meselelerin, şüphesiz ki, düzeltilmesi gerekiyor.
Dilimize önem
verilmesi gerektiği, Türkçenin en iyi şekilde bilim, sanat ve kültür hayatımızda
kullanılmasıyla ilgili Sayın Gülyurt'un söylediklerine de katılıyorum. Türkçe,
sadece, bir, günlük konuşma ve anlaşma dili değil, Türkçe, aynı zamanda bir
bilim dilidir. Bilim dili olmadığını söyleyenler bence çok yanlış beyanda
bulunuyorlar; buna katılmam mümkün değildir.
Üniversite öğretim
üyelerine yönelik olarak yapılan yabancı dil sınavında da, maalesef, çoğunlukla
gramer ağırlıklı bir yapı vardır; geçmişte bu sınavlara girmiş birisi olarak
söylüyorum. Aslında, her meslek erbabının kendi mesleğine yönelik bir dil
sınavının ağırlıklı olduğu bir yapının olması çok daha anlamlı olacaktır. Biz,
bütün bu konuları, YÖK'le, YÖK temsilcileriyle konuşuyoruz. YÖK Yasası tekrar
Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine geldiği zaman -ki, gelmelidir- bunu,
ümit ediyorum ki, hep birlikte düzeltiriz; yardımcı doçentlerimiz, hem hak
ettikleri dereceleri alırlar hem de bugünkü durumdan kurtulurlar.
Üniversitelerimize
öğretim üyesi yetiştirilmesi, yeni öğretim üyesi yetiştirilmesiyle ilgili olarak
da çalışmalarımız sürmektedir. Gerek yeni açılacak üniversitelerin öğretim üyesi
bulmaları gerekse mevcut üniversitelerimizin öğretim üyesi kadrolarının
güçlendirilmesi için Hükümetimizin gayretleri vardır; bunu, Türkiye Büyük Millet
Meclisiyle paylaşmak istiyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Çelik.
Gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel
Kurula diğer sunuşları vardır.
Cumhurbaşkanlığının
bir tezkeresi vardır; okutup bilgilerinize sunacağım.
B) TEZKERELER VE
ÖNERGELER
15
1.- Açık bulunan
Kültür ve Turizm Bakanlığına Aydın Milletvekili Atilla Koç'un atandığına ilişkin
Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/761)
21 Şubat 2005
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
İlgi: Başbakanlığın,
21.2.2005 günlü, B.02.0.PPG.0.12-300-02/2283 sayılı yazısı.
Açık bulunan Kültür
ve Turizm Bakanlığına, Aydın Milletvekili Atilla Koç, Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının 109 ve 113 üncü maddeleri gereğince atanmıştır.
Bilgilerinize
sunarım.
Ahmet Necdet Sezer
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
Sözlü soru
önergelerinin geri alınmasına dair 2 adet tezkere vardır; okutuyorum:
2.- Iğdır
Milletvekili Dursun Akdemir'in (6/1385, 1386, 1389, 1390 ve 1402) esas numaralı
sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/254)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Gündemin "Sözlü
Sorular" kısmının 526, 527, 530, 531 ve 543 üncü sıralarında yer alan (6/1385,
1386, 1389, 1390 ve 1402) esas numaralı sözlü soru önergelerimi geri alıyorum.
Dursun Akdemir
Iğdır
BAŞKAN - Sözlü soru
önergesi geri verilmiştir.
Diğerini okutuyorum:
3.- Bursa
Milletvekili Mehmet Küçükaşık'ın (6/1298) esas numaralı sorusunu geri aldığına
ilişkin önergesi (4/255)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Gündemin "Sözlü
Sorular" kısmının 450 nci sırasında yer alan (6/1298) esas numaralı sözlü soru
önergemi geri alıyorum.
Mehmet Küçükaşık
Bursa
BAŞKAN - Sözlü soru
önergesi geri verilmiştir.
2 adet Meclis
araştırması önergesi vardır; okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL
GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet S. Kesimoğlu ve 35 milletvekilinin, Şeker Kurumunun
kapatılmasının neden olduğu düzenleme, denetleme ve uygulama sorunlarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/253)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Pancar ekiminden
geçimini sağlayan 7 000 000 pancar çiftçisi ile 30 fabrikada çalışan 26 000
şeker çalışanı ve aileleriyle birlikte 100 000'den fazla insanımızı doğrudan
etkileyen Şeker Kurumunun kapatılmasından sonra ortaya çıkan ve çıkabilecek
düzenleme, denetleme ve uygulama sorunlarının araştırılıp, alınması gereken
tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması
açılmasını arz ederiz. 14.2.2005
1- Mehmet S.
Kesimoğlu (Kırklareli)
2- Birgen Keleş
(İstanbul)
3- Hüseyin
Ekmekcioğlu (Antalya)
4- Vezir Akdemir
(İzmir)
5- Mevlüt Coşkuner
(Isparta)
6- Nurettin Sözen
(Sivas)
7- Orhan Eraslan
(Niğde)
8- Halil Tiryaki
(Kırıkkale)
9- Ufuk Özkan
(Manisa)
10- İzzet Çetin
(Kocaeli)
16
11- Sedat Pekel
(Balıkesir)
12- N. Gaye Erbatur
(Adana)
13- Mehmet Uğur
Neşşar (Denizli)
14- Abdulaziz Yazar
(Hatay)
15- Salih Gün
(Kocaeli)
16- Mehmet Vedat
Yücesan (Eskişehir)
17- Orhan Ziya Diren
(Tokat)
18- Ali Arslan
(Muğla)
19- Gökhan Durgun
(Hatay)
20- Nuri Çilingir
(Manisa)
21- Ahmet Yılmazkaya
(Gaziantep)
22- Uğur Aksöz
(Adana)
23- Ali Oksal
(Mersin)
24- Mehmet Vedat
Melik (Şanlıurfa)
25- Özlem Çerçioğlu
(Aydın)
26- Mehmet Ziya
Yergök (Adana)
27- Atilla Kart
(Konya)
28- Kemal Sağ (Adana)
29- Yılmaz Kaya
(İzmir)
30- Mehmet Boztaş
(Aydın)
31- Kemal Demirel
(Bursa)
32- Halil Ünlütepe
(Afyonkarahisar)
33- İsmail Değerli
(Ankara)
34- Nejat Gencan
(Edirne)
35- Selami Yiğit
(Kars)
36- İdris Sami
Tandoğdu (Ordu)
Gerekçe:
Bilindiği gibi, 4634
sayılı Şeker Kanunuyla kurulan Şeker Kurumu ve hizmet birimleri, Bakanlar
Kurulunun 27.12.2004 tarih ve 2004/8330 sayılı kararıyla 31.12.2004 tarihi
itibariyle kapatılırken, Şeker Kurulunun görev, yetki ve görev süresi ise
13.12.2006 tarihine kadar uzatılmıştır.
Şeker Kurumunun
kapatılması Şeker Kanununu uygulamakla yükümlü kamu idaresini de ortadan
kaldırmış durumdadır. Bu durum, kota rejiminin uygulanmasında ve izlenmesinde
zorluklar doğurabilecek ve nişasta bazlı şeker üreten bazı firmalara haksız
kazanç sağlama imkânları yaratacaktır. İmalatçı-ihracatçılara dahilde işleme
izin belgesi işlemlerini yürütün Şeker Kurumunun kapatılması sonucu, ithalat
rejiminin nasıl düzenleneceği konusunda belirsizlikler bulunmaktadır.
Ülkemiz şeker
sektörünü en iyi tanıyan ve AB çalışma gruplarında önemli yer üstlenen Şeker
Kurumunun görevine son verilmesiyle, Avrupa Birliği tarım müzakerelerinde şeker
sektörünün temsil edilmesinde büyük bir boşluk doğması ve bu konudaki
müzakerelerin etkin bir biçimde yürütülememesi riski ortaya çıkacaktır. Ayrıca,
kurumun ortadan kalkmasıyla, Avrupa Birliğindeki gibi, ileriye yönelik, sektörün
istikrarını sağlayacak programlar yapılamayacaktır.
Ülkemizde, son
yıllarda, özellikle nişasta ve nişasta bazlı şeker ithalatındaki hızlı artışın,
Şeker Kurumunun kapatılmasıyla daha da ivmelenmesi beklenmektedir. Ayrıca,
şekeri ikame eden ve insanların fazla miktarda kullanmasının sakıncaları olduğu
bilinen, büyük kısmı ithal edilen yapay tatlandırıcıların ithalatı kat kat
artacaktır. Yapay tatlandırıcıların büyük oranda Amerika Birleşik Devletlerinden
ithal edilen genleriyle oynanmış mısır kullanılarak üretildikleri bilinmektedir.
Ülkemizde,
tüketicileri genetik modifiye ürünlerden koruma yönünde hiçbir önlem
bulunmamaktadır. Oysa, başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, dünyada pek
çok ülkede, içinde genetik modifiye organizma kullanılmış ürünlerde etiketleme
zorunluluğu bulunmaktadır. Ülkemizde ise, bu konuda mevzuat çalışmaları henüz
çok yetersiz olduğu gibi, gümrüklerde de bu tür ürünleri belirlemeye yönelik
teknik donanım bulunmamaktadır.
Genetik yapıları
değiştirilmiş ürünler, üzerinde yeterince araştırma yapılmadan piyasaya
verildikleri için çeşitli riskler taşımaktadır. Bu riskler, antibiyotiklere
dayanıklılığı artırarak, tedavide antibiyotiklerden sonuç alamama, vücuttaki
vitamin mekanizmasında değişiklik, alerjen etkilerin artışı, toksik etki yapma
ihtimali, gece körlüğüne yol açması, başta beyin tümörleri
17
olmak üzere kanser
vakalarında artışa neden olması olarak sıralanmaktadır. Bilimadamları, bu
ürünler tüketilirken transfer edilen genlerin, vücuttaki diğer
mikroorganizmalarla birleşerek "terminatör gen" denilen zararlı formdaki zararlı
mikroorganizmaları üretme riski bulunduğunu ifade etmektedir, hatta, alzheimer
ve delidana hastalıklarının, genetik modifiye ürün tüketimine bağlı olarak artış
gösterdiği şekilde görüşler ileri sürülmektedir. Gen transferleriyle elde edilen
hammadeden üretilen mamullerin de aynı riskleri taşıdığı vurgulanmaktadır.
Yapay tatlandırıcı
olarak bilinen nişasta bazlı şekerler de, genetik modifiye ürün olmaları
nedeniyle, aynı riskleri içermektedir. Bu tür şekerlerin ithalatının yeterli ve
sağlıklı olarak denetlenmemesi nedeniyle Türkiye'deki bazı şirketler kota
fazlası üretim yapmaları olası bir tehlikedir. Bu durum nedeniyle 74 ilde
yapılan pancar ekiminden geçimini sağlayan 7 000 000 pancar çiftçisiyle 30
fabrikada çalışan 26 000 şeker çalışanı ve aileleriyle birlikte 100 000'den
fazla insanımız mağdur olacaklardır.
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde
yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler,
sırası geldiğinde yapılacaktır.
Kâtip üyenin oturarak
okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
2.- Kocaeli
Milletvekili İzzet Çetin ve 30 milletvekilinin, Kocaeli Dilovası Beldesindeki
kansere bağlı ölümlerle sanayi atık bağlantısının araştırılarak sorumluların
tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/254)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Çevre kirliliği,
konunun uzmanları tarafından çevrenin doğal yapısının ve birleşiminin bozulması,
değişmesi ve böylece insanların olumsuz yönde etkilenmesi olarak
tanımlanmaktadır. Bilinçsiz kullanılan her şey gibi, temiz ve sağlıklı
tutulmayan çevre de insanlara zarar vermektedir. İnsanların en temel hakkı olan
yaşam hakkı, çevre kirlenmesiyle tehdit edilmektedir.
Doğal etmenlerin
dışında günümüzde daha çok insan faaliyetleri, çevre kirlenmesine neden
olmaktadır. Dünyada yaşanan kalkınma yarışı, pek çok çevre felaketlerini de
beraberinde getirmektedir, özellikle sanayi atıkları ve evsel atıkların çevreye
gelişigüzel, arıtma önlemleri alınmadan bırakılması çevre sağlığının bozulmasına
neden olmaktadır.
1970'li yıllardan
itibaren çevre önplana çıkmış, çevre kirliliğinden kaynaklanan tehlike,
ülkelerin ve insanların gündemlerinin baş sıralarına yerleşmiştir. Buna paralel
olarak alınan önlemler ve yapılan düzenlemelerle çevre standartları
yükseltilmiş, çevre kirliliğine karşı önlemler alınmaya başlanmıştır; ancak, ne
yazık ki, alınan önlemler insanları sağlıklı bir çevreye kavuşturacak yeterli
düzeye ulaşmamıştır.
Son yıllarda,
özellikle kanser hastalığı ile çevre kirliliği arasında bir bağ kurulmaktadır.
Buna göre, zehirli ya da radyasyonlu atıkların kansere yol açtığına dair yaygın
bir kanaat hâkimdir.
Kocaeli, ülkemizin
sanayileşme bakımından en önde gelen illerindendir. Gerek il merkezi gerekse
Gebze İlçesinde çok sayıda sanayi tesisi bulunmaktadır. Özellikle kimya,
demir-çelik ve enerji sektörünün ağırlıklı olarak üretim yaptığı Dilovası
Beldesi de sanayiin yoğunlaştığı yerleşim merkezlerindendir.
Son aylarda,
özellikle Kocaeli İli Dilovası Beldesinde çevresel kaynaklı etkenlerle birtakım
sağlık sorunlarının yaşandığı pek çok kere bölgede yayın yapan yerel basında yer
almıştır. Dilovası Beldesinde faaliyetlerini sürdüren sanayi tesislerinin
atıklarını Dilderesi'ne bıraktıkları da iddialar arasındadır.
Dilovası'nda yaşanan
bu sağlık sorunları ve özellikle kanser olaylarındaki anormal artışlar üzerine
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı konuyla ilgili bir
çalışma yapmıştır. Yapılan çalışmayla ilgili olarak hazırlanan bir önrapor Halk
Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu tarafından ilgili
mercilere sunulmuştur.
Önraporda yer alan
bilgilere göre, Dilovası'nda son sekiz yılda gerçekleşen ölümlerin yüzde 32,3'ü
kanser nedeniyledir. Kanser nedenli bu ölümlerin yüzde 44'ü akciğer, yüzde
19,5'i de mide kanseri nedeniyle gerçekleşmiştir. Dünya Sağlık Örgütünün 2004
verilerine göre dünyadaki ölümlerin yüzde 12,5'i kanser nedeniyledir ve kanser
ölümlerinin de yüzde 17,5'i akciğer, yüzde 11,9'u mide kanseri nedeniyle
gerçekleşmektedir. Türkiye'deki ölümlerin ise yüzde 12,5'i kanser nedeniyle
gerçekleşmektedir.
Görüldüğü üzere,
Dilovası'nda yaşanan kansere bağlı ölümler hem dünyadaki rakamların hem de
Türkiye'deki rakamların çok üstündedir. Bölge halkı, dünya ve Türkiye'deki
rakamların 2,5 katı miktarda gerçekleşen kansere bağlı ölümleri Dilovası'ndaki
çevre kirliliği ile ilişkilendirmektedir ve haklı olarak halk büyük bir
tedirginlik yaşamaktadır Ne yazık ki, aylardır kamuoyunda tartışılmasına rağmen
konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşları bugüne kadar bölge halkını rahatlatacak
yeterlilikte bir açıklama yapamamışlardır.
Kocaeli İli Dilovası
Beldesinde yaşanan kansere bağlı ölümler ile bu beldede kurulu sanayi
tesislerinin ürettiği atık maddeler arasında bir ilişkinin bulunup bulunmadığı,
işletmelerin ve bu konuda görevli kamu kurumlarının sorumluluklarının gereğini
yapıp yapmadıklarının tespit edilmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis
araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
1- İzzet Çetin
(Kocaeli)
18
2- Birgen Keleş
(İstanbul)
3- Salih Gün
(Kocaeli)
4- Mehmet Sefa Sirmen
(Kocaeli)
5- Orhan Eraslan
(Niğde)
6- Nurettin Sözen
(Sivas)
7- Hüseyin
Ekmekcioğlu (Antalya)
8- Ufuk Özkan
(Manisa)
9- Sedat Pekel
(Balıkesir)
10- Mehmet Uğur
Neşşar (Denizli)
11- Mehmet Vedat
Yücesan (Eskişehir)
12- Uğur Aksöz
(Adana)
13- Orhan Ziya Diren
(Tokat)
14- Ali Arslan
(Muğla)
15- Ali Oksal
(Mersin)
16- Mehmet Ziya
Yergök (Adana)
17- Vezir Akdemir
(İzmir)
18- Mehmet Vedat
Melik (Şanlıurfa)
19- Gökhan Durgun
(Hatay)
20- Nuri Çilingir
(Manisa)
21- Özlem Çerçioğlu
(Aydın)
22- Mevlüt Coşkuner
(Isparta)
23- Ahmet Yılmazkaya
(Gaziantep)
24- Atilla Kart
(Konya)
25- Kemal Sağ (Adana)
26- Yılmaz Kaya
(İzmir)
27- Abdulaziz Yazar
(Hatay)
28- Mehmet Boztaş
(Aydın)
29- Kemal Demirel
(Bursa)
30- N. Gaye Erbatur
(Adana)
31- İsmail Değerli
(Ankara)
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde
yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme,
sırası geldiğinde yapılacaktır.
Başbakanlığın,
Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş 2 adet tezkeresi vardır; ayrı ayrı
okutup oylarınıza sunacağım.
İlk tezkereyi
okutuyorum:
B) TEZKERELER VE
ÖNERGELER (Devam)
4.- Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali Coşkun'un Bahreyn'e yaptığı resmî ziyarete katılmaları uygun görülen
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/762)
21.2.2005
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali Coşkun'un, 10. İslam Ülkeleri Ticaret Fuarı ve 11. Özel Sektör
Forumuna katılmak ve görüşmelerde bulunmak üzere 4-8 Şubat 2005 tarihlerinde
Bahreyn'e yaptığı resmî ziyarete, Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan'ın da
iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti
ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci
maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
19
BAŞKAN - Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Diğer tezkereyi
okutuyorum:
5.- Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın Endonezya, Malezya, Tayland, Sri Lanka ve Maldivlere yaptığı
resmî ziyaretlere katılmaları uygun görülen milletvekillerine ilişkin
Başbakanlık tezkeresi (3/763)
21.2.2005
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Deprem ve tsunaminin
yol açtığı zararları yerinde görmek ve görüşmelerde bulunmak üzere, bir heyetle
birlikte 5-10 Şubat 2005 tarihlerinde Endonezya, Malezya, Tayland, Sri Lanka ve
Maldivlere yaptığım resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı
milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar
Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci
maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
Liste
Ömer Çelik (Adana)
Akif Gülle (Amasya)
Ahmet Koca
(Afyonkarahisar)
Mehmet Mesut Özakcan
(Aydın)
Vahit Kiler (Bitlis)
Egemen Bağış
(İstanbul)
Ekrem Erdem
(İstanbul)
Fatih Arıkan
(Kahramanmaraş)
Şükrü Ayalan (Tokat)
Nadir Saraç
(Zonguldak)
BAŞKAN - Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Danışma Kurulunun bir
önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.
V.- ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU
ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki
sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu
önerisi
Danışma Kurulu
Önerisi
No.: 132 Tarihi:
22.2.2005
22.2.2005 Salı günkü
(bugünkü) birleşimde yapılması kararlaştırılan, Sayıştayda boş bulunan
üyeliklere 832 sayılı Sayıştay Kanununun 6 ve ek 8 inci maddeleri hükümlerine
göre yapılacak seçimlerin 23.2.2005 Çarşamba günkü birleşimde yapılmasının;
gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmının 5 inci sırasında yer alan 694 ve 694'e 1 inci ek sıra sayılı kanun
tasarısının bu kısmın 3 üncü sırasına, 22.2.2005 tarihli Gelen Kâğıtlarda
yayımlanan 802, 805, 803, 804 sıra sayılı kanun tasarılarının, 48 saat geçmeden,
gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmının 7, 8, 9 ve 10 uncu sıralarına alınmasının; Genel Kurulun 22.2.2005 Salı
günü 15.00-21.00, 23.2.2005 Çarşamba günü 14.00-23.00, 24.2.2005 Perşembe günü
de 14.00-21.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesinin; 22.2.2005 Salı
günkü birleşimde sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek bu
birleşimde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesinin; 23.2.2005 Çarşamba
günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesinin Genel Kurulun onayına
sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet
Meclisi
Başkanı
Eyüp Fatsa Kemal
Anadol
AK Parti Grubu
Başkanvekili CHP Grubu Başkanvekili
BAŞKAN - Söz
talebi?.. Yok.
20
Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Alınan karar
gereğince, Sayıştaya üye seçimi yapmıyor, sözlü sorular ile diğer denetim
konularını görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
VI.- KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale
Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî
Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - Çanakkale
Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî
Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri
alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu henüz gelmediğinden, teklifin
görüşmelerini erteliyoruz.
24.6.2004 tarihli ve
5197 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri
gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile
Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam
ediyoruz.
2.- 24.6.2004 Tarihli
ve 5197 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü
Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/856) (S. Sayısı: 791) (x)
BAŞKAN - Komisyon?..
Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde
52 nci maddeyi
okutuyorum:
Şirket kurulması
MADDE 52. - İl özel
idaresi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta
belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir.
BAŞKAN - Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, İstanbul Milletvekili
Kemal Kılıçdaroğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli
milletvekilleri, görüştüğümüz Yasa, Sayın Cumhurbaşkanının ikinci kez görüşülmek
üzere belli maddelerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına iade ettiği
Yasadır.
Bu Yasanın 52 nci
maddesini, az önce Başkanlık Divanından arkadaşlarımız okudu. Madde oldukça
kısa. "İl özel idaresi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili
mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir." Bu kadar.
Şimdi, bu yasanın 1
inci maddesine bakıyoruz -il özel idaresi- bu yasa neyi amaçlıyor; bu yasanın
amacı, il özel idaresinin kuruluşunu, organlarını, yönetimini, görev, yetki ve
sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.
Şimdi, bu çerçeveden
baktığınızda, il özel idaresinin organlarını görüyoruz; nasıl çalışacağını,
yetkilerini görüyoruz. İl özel idaresinin, görev yaparken kaynakları sağlıklı
kullanması, ne ölçüde sağlıklı kullanıp kullanılmadığının denetlenmesi de,
elbette, bu yasada yer alması gereken düzenlemelerden birisi.
Nitekim, yasanın 37
nci maddesi, il özel idarelerinin denetimini öngörüyor.Denetimin amacı, 37 nci
maddede yer alıyor, 38 inci maddesinde ise, denetimin kapsamı ve türleri
belirtilmiş durumda. 38 inci maddesine göre, il özel idarelerinde iç ve dış
denetim yapılır; denetim, iş ve işlemlerin hukuka uygunluk, malî ve performans
denetimini kapsar.
Geliyoruz şimdi
şirket kurulmasına arkadaşlar; il özel idaresi niye şirket kurar; bunun
gerekçesi yok burada. Ama, şirketi şunun için kuruyor, diyor ki: "Yasalarla
kendisine verilen görevleri ve hizmet alanlarını yerine getirebilmek için
sermaye şirketleri kurar." Hangi görev veriliyor; ilin sorunlarını çözmek için.
Eğer, ilin sorunlarını çözmek için il özel idaresi şirket kuracaksa, o zaman
bunun altına bir madde daha eklememiz lazım; özel sektör şirket kuramaz. Çünkü,
bütün sorunları zaten il özel idaresi çözecek. Neyle; şirket kurarak.
Değerli arkadaşlarım,
medyada, gerek bugün gerek geçmişte en büyük yolsuzlukların yerel yönetimlerden
kaynaklandığını biliyorsunuz, hepimiz biliyoruz. Yerel yönetimlerde söz konusu
olan yolsuzlukların ne kadar büyük boyutlara ulaştığını hepiniz biliyorsunuz;
ama, ben, yine, hafızanızı yenilemek açısından bir iki noktaya dikkatinizi
çekmek istiyorum. İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinden örnek
vereceğim, bu belediyelerimiz de şirket kurabiliyorlar. Bu belediyelerimizde
kurulan şirketlerin büyük ölçüde vergi kaçakçılığı yaptıklarını bu kürsüden ilan
ediyorum. Geçmişte çok önemli vergi kaçakçılığı yaptılar bunlar; raporlar
yazıldı.
21
Şimdi, elinizi
vicdanınıza koyun ve düşünün; bir kamu şirketi niye vergi kaçakçılığı yapar?
Sermayesi yüzde 100 devlete ait, vatandaşın parasıyla kurulmuş; siz,
kalkıyorsunuz, devletten bazı gelirleri gizliyorsunuz; niçin?! Demek ki, başka
yerde kullanacaksınız bu paraları.
(x) 791 S. Sayılı
Basmayazı 16.2.2005 tarihli 59 uncu Birleşim Tutanağına eklidir.
Elimde sadece
İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait şöyle bir liste var arkadaşlar: Her satırda
ayrı bir şirket ve her bir şirketin geçmişte Maliye Bakanlığından, vergi
dairelerinden gizlediği gelirler.
Şu liste de Ankara
Büyükşehir Belediyesine ait.
Şimdi, diyeceksiniz
ki, bunları niye gündeme getiriyorsunuz, il özel idaresiyle bunun ne ilgisi var?
Şimdi, il özel
idaresi de şirket kuruyor, artık, şirket kuracak bunlar da. Peki, şirket...
Olabilir, zorunlu hallerdedir; örneğin, Hakkâri'de il özel idaresi şirket
kurabilir; Hakkâri'de, özel sektör gitmiyordur, valinin öncülüğünde bir şirket
kurabilirsiniz; il özel sermayesinden belli bir kaynak da ayırabilirsiniz; buna
da evet diyebiliriz.
Peki, değerli
arkadaşlarım, bana, dünyanın herhangi bir demokratik ülkesinden şöyle bir örnek
verebilir misiniz; kamu kaynağıyla kurulan bir şirketin yüzde 100 denetim dışına
çıkarıldığı bir örnek gösterebilir misiniz? Hiçbir çağdaş ülkede, hiçbir uygar
ülkede, yurttaşlarının kendi kaynaklarına sahip çıktığı, kendi ödedikleri
vergiye sahip çıktığı bir ülkede denetimsiz bir kamu kaynağı kullanılamaz; ama,
siz, bu maddeyle bu şirketlerin denetimine olanak vermiyorsunuz; çünkü, bunun
nasıl denetleneceği bu maddede yer almıyor.
Size bir başka örnek
vereceğim: Eğer, AKP'li arkadaşlarımız merak ederlerse, özellikle Erzincan
milletvekili olan arkadaşlarımız merak ederlerse sorsunlar, Erzincan Hava
Yolları olarak kurulan şirket ne oldu; bu şirkete ayrılan kaynaklar ne oldu; 1
000 000 dolarlık para kime verildi ve nereye gitti; acaba, bunu hiç merak
edenleriniz oldu mu?
Şimdi, şirket
kuruyorsunuz, güzel; ama, şirketi bütün denetim organlarının dışına
çıkarıyorsunuz. Plan ve Bütçe Komisyonunda ısrarla söyledik, bunun altına bu
şirketlerin denetimini öngören bir düzenleme koyun. Elbet şirket kurulabilir,
ihtiyaç da olabilir; ama, siz, nasıl bunların denetimine olanak vermezsiniz?!
Bu, şu demektir: Bu
madde böyle geçerse, biz yerel yönetimlerdeki yolsuzluğu aynen devam
ettireceğiz, sürdüreceğiz anlamına gelir. Bunun altına... Buna "evet" diyecek
kişilerin de bu çerçevede buna "evet" dediklerini, el kaldıracakların da bu
çerçevede buna el kaldıracaklarını bilgilerinize sunmak isterim.
O çerçevede, özet
olarak şunu söylemek istiyorum değerli arkadaşlar: Türkiye'nin temel
sorunlarından birisi yolsuzluklardır. AKP, yolsuzluklardan hesap soracağız diye
iktidar oldu; ama, şu anda, yolsuzluklarla mücadele etmenin çok çok dışındadır.
"Yolsuzlukların damarına girdik" diyenlerin, bugün, o damardan beslendiklerini
görüyoruz maalesef. Yolsuzlukları Araştırma Komisyonunun, sayfa numarası şu anda
yanımda yok, veremeyeceğim... Şaibeli olarak belirledikleri kişilerin AKP
İktidarınca daha üst görevlere atandıklarını da biliyoruz. Kendi yazdığınız
raporlara dahi itibar etmiyor bu hükümet değerli arkadaşlar. Siz buna nasıl
güvenir, buna, şirket kurulmasına evet diyebilirsiniz, bütün denetimlerin
dışında tutabilirsiniz?! Eğer, yolsuzluklardan beslenmek istemeyen bir iktidar
varsa ve o iktidarın parlamenterleri varsa, bu maddeye "hayır" derler değerli
arkadaşlarım.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Kılıçdaroğlu.
Madde üzerinde, AK
Parti Grubu adına söz isteyen Balıkesir Milletvekili Ali Osman Sali; buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İl Özel
İdaresi Kanununun 52 nci maddesiyle ilgili olarak AK Parti Grubu adına
huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
Sayın Cumhurbaşkanımızın geri gönderme tezkeresinde bu maddeyle ilgili spesifik
bir eleştiri bulunmamaktadır; genel eleştiriler kapsamında tezkerede yer almış
bir maddedir.
Değerli arkadaşlar,
mevcut İl Özel İdaresi Kanununa göre, hepinizin bildiği gibi, il özel idareleri
şirketler kurabilmektedir ve yine hepimizin uygulamada gördüğümüz üzere, bu
şirketlerin yönetim kurulu başkanı, vali, vali yardımcısı veya bir başka kamu
görevlisidir. Nihayetinde, bu şirketler, kamusal yetkililer tarafından etkin
olarak yönetilen şirketlerdir.
Diğer yandan,
bunların, sermayeleri açısından, Sayıştay tarafından denetimleri de mümkündür;
ama, sadece verilen sermayeyle sınırlı olarak.
Değerli
milletvekilleri, sizinle, özelleştirmeyle ilgili 4046 sayılı Kanunun 26 ncı
maddesinin son fıkrasını paylaşmak istiyorum. Yasada diyor ki: "Belediyeler ve
diğer mahallî idareler ile bunların kurdukları birlikler tarafından ticarî
amaçla faaliyette bulunmak üzere ticarî kuruluşlar kurulması, mevcut veya
kurulacak şirketlere sermaye katılımında bulunulması, Bakanlar Kurulunun iznine
tabidir."
Gördüğünüz gibi,
halen yürürlükte olan 4046 sayılı Yasaya göre, il özel idareleri ve belediyeler,
konu sınırlaması olmaksızın, Bakanlar Kurulu izniyle şirket kurabilmektedirler.
Tartıştığımız 52 nci madde en azından konu sınırlaması getirmiştir; il özel
22
idarelerinin
görevleriyle ilgili konularda şirket kurulması. Yani, halen tartıştığımız 52 nci
madde konuya sınırlama getirmiştir. Bu bakımdan, konuyu dikkatlerinize sunmak
istiyorum.
Diğer yandan, Sayın
Kılıçdaroğlu'nun da belirttiği gibi, il özel idareleri ve belediyeler, bir başka
ifadeyle, kamu kurum ve kuruluşları -genellersek- kurumsal muhataplığı
sağlayarak, yöresel aktiviteye katkı sağlayabilir. Bunun sakıncaları yok mudur;
insanın olduğu her yerde sakınca olduğu gibi, elbette, bu şirketlerde de
sakıncalı durumlar olabilir. Bunun başında vali veya bir kamusal yetkili
olduğuna göre, gerekli hassasiyetin gösterileceği kanaatindeyiz. Diğer yandan,
bunlar, Bakanlar Kurulu izniyle kurulacağına göre -ki, bir başka ifadeyle,
Bakanlar Kurulu, bu şirketlerle ilgili olarak, il özel idarelerinin idarî
vesayet yetkilisidir- iznin verilmesinde gerekli hassasiyeti göstereceği
inancındayım.
Bu düşüncelerle,
maddenin hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Sali.
Madde üzerinde şahsı
adına söz isteyen İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu; buyurun.
KEMAL KILIÇDAROĞLU
(İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Sali'nin de
ifade ettiği gibi, burada bir konu sınırlaması var; çünkü, il özel idaresinin
görev ve yetki alanına giren konularda ancak şirket kurabilir.
Şimdi, bakıyoruz, il
özel idaresinin görev ve yetkileri nedir; sağlık; mesela, sağlık gereçleri
üreten bir şirket kurabilir. İl özel idaresi hastane kurabilir. İl özel idaresi
sağlıkla ilgili aklınıza ne geliyorsa, örneğin, bir enjektör fabrikası
kurabilir; örneğin, bir kütlü pamuk -sağlıkta kullanılan pamuk- fabrikası
kurabilir, her türlü şeyi yapabilir. Tarım; mesela, tarım araç ve gereçleri
üreten bir fabrika kurabilir, ticarethane açabilir, traktör fabrikası kurabilir.
Sanayi; istiyorsa, üçüncü bir entegre sanayi kurabilir; yani, bütün alanlara
girebilir, hiçbir sınırlama söz konusu değil. Ticaret; mesela, il özel idaresi
bakkal dükkânı açabilir, deterjan satabilir, ayakkabı satabilir, konfeksiyon
malzemesi satabilir, kumaş satabilir.
Değerli arkadaşlar,
böyle bir il özel idaresine bu tür yetkiler verilir mi? Diyeceksiniz ki,
efendim, bunun başında vali var, vali devlette umur görmüş adamdır; ama, bunlar,
bu işi yapmazlar. Peki, öyle bir valinin olmadığını düşünelim. Geldi, kaynakları
istediği gibi savurdu. Şimdi, bu kuracak mı, biz buna evet mi diyeceğiz, bunun
denetimini yapmayacak mıyız? Haydi bunların hepsini yaptı diyelim, hepsini
yaptı... Bütün bu yetkileri de verelim. Yahu, yaptığı iş doğru mu yanlış mı, bu
paralar doğru mu kullanıldı yanlış mı kullanıldı, bunu da mı sormayacağız; yok,
bunu da sormayacağız!
Dolayısıyla, değerli
arkadaşlar, bu madde, neresinden bakılırsa... Bakın "müessese kurabilir" var
zaten. Ona itiraz etmiyoruz, müessese kurabilir; ama, il özel idaresi ticaret
şirketini niye kursun arkadaşlar?! Bu ülkede siz kalkıp özelleştirmenin
şampiyonluğunu yapıyorsunuz, kamu hiçbir şekilde ekonomiye girmeyecek
diyorsunuz, kamu ekonomiden elini çekecek diyorsunuz, kamu ekonomiye artık
hiçbir şekilde müdahale etmeyecek diyorsunuz; girmeyecek, fabrika kurmayacak,
özelleştireceğiz diyorsunuz, ondan sonra, kalkıyorsunuz, söylediğinizin tam
tersine, her alanda şirket kurmak için yerel yönetimlere izin veriyorsunuz.
Adama tabiî sorarlar; bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Ama, AKP için bu gayet
normal.
Teşekkür ediyorum
arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür
ediyorum Sayın Kılıçdaroğlu.
Madde üzerinde şahsı
adına söz isteyen, Bayburt Milletvekili Ülkü Gökalp Güney; buyurun.
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY
(Bayburt)- Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bugün, burada, İl
Özel İdaresi Kanununun Sayın Reisicumhur tarafından bir defa daha görüşülmek
üzere geri gönderilen maddelerini görüşüyoruz ve şu anda da 52 nci madde
üzerinde konuşuyoruz.
Ben, haziran ayında
bu kanun görüşülürken burada tereddütlerimi, eksikleri, kendi deneyimlerime ve
kendi bilgime göre aktarmaya çalışmıştım. Zabıtlar elimde; o gün söylemiş
olduğum, o gün ifade ettiğim, en başta, il özel idaresinin başının vali
olmasının gerekçelerinin altını çizerek ifade ettiğim sakınca, Sayın
Reisicumhurumuz tarafından geri çevrildi.
Şimdi, arkadaşlar,
burada konumuz, kimseyi eleştirmek değil; burada, olaya katkıyı, katkımızı
koymak istiyoruz. Evvela, bunun, sizler tarafından böyle bilinmesini istiyorum.
Biraz evvel, benden
önce Sayın Kılıçdaroğlu ve diğer değerli milletvekili arkadaşım konuştu.
Özellikle Sayın Kılıçdaroğlu'nun ifadelerini çok dikkatle dinledim; yerden göğe
kadar haklı.
Şimdi, orada bir
eksik var, onu da ben tamamlayayım. Hani, diyoruz ki, canım, biz özel idareye
bunları kurdururuz da... Ee, kurduralım... Ee, canım, bir şey olursa denetimini
vali yapar... Vali yok; valiyi özel idarenin başından almışsın. Olmayan bir
makama, olmayan bir otoriteye, siz, gıyaben, nasıl diyebilirsiniz ki, vali bunu
yapar, düzeltir... Yok böyle bir şey!
Hatta, valinin
getirmiş olduğu faaliyet raporunu il özel idaresi kabul etmiyor. Eğer etmiyorsa,
gidiş yeri Bakanlık; Bakanlığın görüşüne sunulur. Böyle şey olur mu?!.
Arkadaşlar, bu kanun
yanlış yerde hazırlanmıştır. Bu kanunu, ben, İçişleri Bakanlığının hazırladığı
kanaatinde değilim. Bu kanunun nerede hazırlandığını, hepiniz benim gibi
biliyorsunuz. Kamu Yönetimi Kanunu Tasarısı -İçişleri Bakanlığının uzmanları
dışında- Başbakanlıkta, şöyle veya böyle, hazırlanmıştır; ama, uzmanlık alanına
girmeyen yerlerde bu yanlışlara düşülmüştür.
Çok samimî
söylüyorum, bu kanun uygulanamaz, çoğu yerde uygulanamayacak, uygulamada büyük
zorluklar çıkacak. Bu zorluklar, yarın, o mahallî idarelerdeki bir kaosu önümüze
getirecek. Bizim önerilerimiz, bizim getirdiğimiz şeyler hiç dikkate
23
alınmadı. Bir inat...
Nedir, nereden geldi, nasıl geldi; onu bilmiyorum. Bunu anlatamadık. Eğer baştan
yanlış yaparsanız, konuyu yanlış arz ederseniz, onun üzerine, hiçbir zaman
hiçbir yerde doğruyu oturtamazsınız. İl genel meclisinin başına valiyi
veriyorsunuz uygulamak için, il özel idaresinin başından valiyi çekiyorsunuz. İl
genel meclisi onun uygulama organı. Hiç böyle bir şey olur mu, böyle iki
başlılık olur mu?
RECEP KORAL
(İstanbul) - Tersini söylediniz.
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY
(Devamla) - Çok affedersiniz. İl özel idaresinden valiyi alıyoruz, il genel
meclisinin başında zaten vali var; iki başlı bir yönetim, böyle bir şey olur mu,
böyle bir şeyi uygulayabilirler mi; olmayacak, uygulanması mümkün değil.
Valilerin yetkisini
artırdık... Yahu biz de okuyoruz bunları, okuduk; valilerin yetkileri
kısaltıldı, valiyi zaten devredışı bırakıyorsun. Valilerin yetkisinin
artırıldığını...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Güney.
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY
(Devamla) - Türkiye'de 81 valimiz var. Buradaki milletvekili arkadaşlarımızın
hepsinin vilayetlerinde valiler var, hepsi deneyimli arkadaşlarımız. Onları da
hepsi okudu; burada valinin yetkisini artıran bir şey yok. Valiyi il özel
idaresindeki görevinden alıyorsunuz, fonksiyonunu... Ama "efendim, bir sıkıntı
olduğu zaman vali bunu halleder..." Vali onu halledemez. Vali olmadığı bir
organda neyi halledecek? Valinin, faaliyet raporu dahi, valinin, reddedildiği
zaman, yapacağı bir şey yok. Bu bakımdan, bu kanun yanlış doğuyor, bu ölü
doğuyor. Bu, mutlaka ve mutlaka, göreceksiniz, Anayasa Mahkemesinden geri
dönecek. Ne oldu? Geçen hafta hepimiz burada çalıştık, herkes gayret etti,
önergeler vermeye çalıştık, şifahî ikaz etmeye çalıştık, geldik burada konuştuk;
konuştuklarımız tamamen burada kaldı.
Şimdi, arkadaşlar, bu
kanunun uygulanmamasındaki en önemli -altını çizerek söylüyorum- faktör,
valilerin il genel meclisinin başından alınmasıdır. Ülkemizin hassasiyetlerine
dikkat etmeliydik, bölgelerimizin hassasiyetlerine dikkat etmeliydik. Bunu
burada ısrarla söyledim, ısrarla anlatmaya çalıştım; ama, muvaffak olamadım.
Şunu söylemek
istiyorum son olarak: Önemli olan kanun çıkarmak değildir. Çok kanun
çıkarabiliriz, kanunlar çıkarabiliriz; ama, onun uygulamasını gözardı edemeyiz,
gözardı etmemeliyiz.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Güney,
toparlar mısınız!
Buyurun.
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY
(Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım, teşekkür ederim.
Burada, anladığım
kadarıyla, biraz sonra bu kanun çıkacak; ama, inanın ki, bu kanun eğer Anayasa
Mahkemesinden dönmezse -ki, dönecektir göreceksiniz; eğer, Allah bize ömür
verirse, karşılıklı, burada göreceğiz durumu- mutlaka uygulamada büyük kaoslar
ortaya çıkacaktır diyorum, bu duygularla, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve
DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Güney.
Madde üzerinde 1
önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 791
sıra sayılı Yasanın 52 nci maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
Kemal Kılıçdaroğlu
Mehmet Boztaş Erdal Karademir
İstanbul Aydın İzmir
Türkân Miçooğulları
M. Mesut Özakcan Mehmet Uğur Neşşar
İzmir Aydın Denizli
M.Akif Hamzaçebi
Trabzon
"Şirketlerin dış
denetimi Sayıştay tarafından yapılır."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Önergeye
katılamıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
İÇİŞLERİ BAKANI
ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) -Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Sayın
Kılıçdaroğlu konuşacak mısınız?
KEMAL KILIÇDAROĞLU
(İstanbul) - Evet efendim.
BAŞKAN - Buyurun.
KEMAL KILIÇDAROĞLU
(İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli
milletvekilleri, şirketlerle ilgili olarak, il özel idarelerinin şirketleriyle
ilgili olarak, burada, az önce, doğurabileceği riskleri... Türkiye
ekonomisinden, kültür yozlaşmasına yol açabilecek, ekonomide ciddî sapmalara yol
açabilecek bir düzenleme bu. Madde oldukça kısa; ama, sistemin özünü oluşturan
bir madde. Bari, şirket kurulmasına izin veriyorsanız, bu şirketlerin bir
denetim organı olması lazım. Birilerinin, gelip, zaman zaman veya gerektiğinde,
bunları denetlemesi lazım.
24
Kamu Malî Yönetimi ve
Kontrol Kanununda, bütün dışdenetimin Sayıştay tarafından yapılacağı öngörülmüş
durumda. Biz de, gayet iyi niyetlerle, eğer, bu şirketler kurulacaksa, o zaman,
bu şirketlerin dışdenetimini de Sayıştayın yerine getirmesini, dolayısıyla, bir
kamu kaynağı harcanırken, bu kamu kaynağına gerekli özenin gösterilmesi
isteniyorsa, bu önergemize değerli milletvekillerinin "evet" demesini
bekliyoruz.
Tabiî, ben, isterdim
ki, Sayın Bakan, buna "evet" desin. Sayın Bakanın önüne -ben biliyorum- İçişleri
Bakanlığının müfettişleri tarafından getirilen yüzlerce yolsuzluk dosyası vardır
il özel idareleriyle ilgili olarak. Sayın Bakan da eski vali; bu özel idare
kaynaklarının nasıl kullanıldığını kendisi gayet iyi bilir. Haydi, bunlara bir
de şirket kurduruyorsunuz; şirketin başında kim var allahını seversen, kim
yönetiyor bu şirketi?! Ekmek dağıtım şirketi kurduğunu düşünün, gazete dağıtım
şirketi kurduğunu düşünün. Böyle şirketler olur mu?! Neye el kaldırıyoruz, neye
"evet" neye "hayır" diyoruz... Yani, bu ülkede, hâlâ, yolsuzluklardan dilimiz
yanmadı mı?! Yolsuzluklara çanak tutan bir parlamento olabilir mi arkadaşlar? Bu
önergeye, eğer "evet" denilmezse, "evet" demeyen arkadaşların yolsuzluğa çanak
tutmayı uygun gördüklerini, kişisel olarak, düşünüyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
RECEP KORAL
(İstanbul) - Türk Ticaret Kanunu var...
KEMAL KILIÇDAROĞLU
(İstanbul) - Kişisel olarak dedim...
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Kılıçdaroğlu.
Sayın Bakan,
yerinizden, Tüzüğün 60 ıncı maddesine göre kısa bir açıklama yapabilirsiniz;
buyurun.
İÇİŞLERİ BAKANI
ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi, bu
maddeyle ilgili yapılan takdim, sanki, ilk defa, ülkemizde belediyeler ve özel
idareler şirket kuruyor; sanki, ilk defa, bu yasayla şirket kurulma getirilmiş
oluyor.
Bakın, ben,
idarecilik yaptım, yıllarca valilik yaptım. Hem benim vali olarak kurduğum çok
şirket var -özel idare- hem de çalıştığım illerde benden önceki valilerin kurmuş
olduğu, yöre için gerçekten faydalı olan, örnek olan, yol gösteren şirketler
oldu. Yani, ilk defa kurulmuyor değerli arkadaşlarım. Yıllardır, ülkemizde, il
özel idareleri ve belediyeler şirket kurar. Şirketten amaç, bu, özel hukuk
tüzelkişisidir, Şirketler Yasasına göre faaliyet gösterir. Onun için, bunun
denetimi de var, denetimi yok değil. Şirketler, öncelikle Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı tarafından denetlenir, Maliye Bakanlığı tarafından denetlenir. Vali,
her zaman, hem özel idare hem belediye şirketini denetletebilir ve İçişleri
Bakanı olarak ben, hem il özel idarelerini hem de şirketleri denetletebilirim.
BAŞKAN - Sayın Bakan,
toparlar mısınız.
İÇİŞLERİ BAKANI
ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Ben bunu arz etmek istedim efendim.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ederim Sayın Bakan.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Birleşime 10 dakika
ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.24
25
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.39
BAŞKAN: Başkanvekili
Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Bayram
ÖZÇELİK (Burdur), Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 61 inci Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
791 sıra sayılı kanun
tasarısı üzerindeki görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.
VI.- KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
(Devam)
2.- 24.6.2004 Tarihli
ve 5197 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü
Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/856) (S. Sayısı: 791) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Geçici 1 inci maddeyi
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 1. - Bu
Kanunun 11 inci maddesi gereğince yapılacak meclis başkanlık divanı seçimi bu
Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç bir ay içinde yapılır.
Bu Kanunun 25 inci
maddesi hükmüne uygun il encümeni oluşuncaya kadar mevcut encümen görevine devam
eder.
BAŞKAN - Madde
üzerinde, AK Parti Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Sayın Ali Osman Sali;
buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İl Özel
İdaresi Kanununun geçici 1 inci maddesiyle ilgili olarak Grup adına
huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
geçici 1 inci maddedeki 11 inci ve 25 inci maddelerin gerekçelerini sayarak,
Anayasaya uygunluk gerekçelerini sayarak huzurunuzu işgal edecek değilim; 11 ve
25 inci maddeler için söylenenler ve verilecek kararlar, bu madde için de
tabiatıyla geçerli olacaktır.
Bu vesileyle,
hepinizi saygıyla selamlıyor, yasanın hayırlı olmasını temenni ediyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Sali.
Madde üzerinde, şahsı
adına, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan söz istemiştir.
Buyurun Sayın
Kandoğan.
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
ÜMMET KANDOĞAN
(Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Ben, 52 nci madde
üzerinde de söz talebim olmuştu; ancak, o maddede konuşamadım, o maddeyle ilgili
birkaç cümle söyledikten sonra geçici maddeyle ilgili görüşlerimi ifade
edeceğim.
52 nci maddeyle
ilgili olarak değerli konuşmacıları dinledik; ancak, bu maddenin, hükümetin
genel icraatıyla, genel söylemleriyle ne kadar ters bir madde olduğunu da
sizlerin takdirine sunmak istiyorum.
Balıkesir SEKA
fabrikasını kapatıyorsunuz, Kocaeli SEKA fabrikasını kapatıyorsunuz, bunların
gerekçeleri olarak da zarar ettiklerini söylüyor, ifade ediyorsunuz; ama, bir
PETKİM 2004 kârını açıkladı, bir TÜPRAŞ 2004 kârını açıkladı; TÜPRAŞ'ın, 2004
yılında 1 katrilyon liraya yakın kârı, PETKİM'in ise 2004 yılında 62 trilyon
liraya yakın kârı oldu. Bir taraftan bu şirketleri, kamu tüzelkişiliğine sahip
olan bu fabrikaları kapatırken, diğer taraftan, mahallî idarelere, şirket
kurmaları yönünde, geçmişteki kanuna benzer, paralel bir düzenleme
getirilmesinin de haklı bir gerekçesini izah etmek çok zor.
Yine, burada birkaç
sefer dile getirdim, son maddeyle ilgili -Sayın Bakana da sordum- tekrar
soruyorum: Bu kanunla valilerin yetkilerinin artırıldığını ifade ediyorsunuz;
hangi maddede, ne olur, gelin bir tek madde söyleyin dedim. Sayın Bakan geldi,
burada, geçmiş kanunda olan maddeleri aynen yineledi; ancak, valilerden bir
şeyler alıp götüren maddelerle ilgili olarak bir tek kelime söylemedi. O günden
sonra, onlarca valimiz, vali yardımcımız, kaymakamımız beni aradılar ve bugün bu
konuşmayı yapmam da bu telefon görüşmelerinin neticesidir.
Yine, geçen oturumda
Sayın Ziyaeddin Akbulut'un konuşmalarını da büyük bir üzüntüyle dinledim. Sayın
Ziyaeddin Akbulut, sekiz yıl valilik yaptığını ve il genel meclisi başkanlığı
görevinde bulunurken, meclise başkanlık yaparken, kendisini misafir gibi
gördüğünü ifade etti. Bu nasıl misafirliktir ki, sekiz yıl süren bir misafirlik!
Ben, hiçbir valimizin, il genel meclisi başkanlığı yaparken, kendisini o
makamda, mevkide misafir olarak gördüğü düşüncesine katılmıyorum ve ikinci bir
vali dahi bu iddiayı ileri süremez.
Yine, Sayın Akbulut,
encümenin beş atanmış üyesinin encümen hizmetleriyle ilgili olarak "daha
objektif, daha tarafsız, daha etkili hizmet verilecek" diyor; yani, seçilmiş
üyelerle bu görev sürdürülürken daha objektif değilmiş, daha tarafsız değilmiş,
daha
26
etkili hizmet
verilemiyormuş manası çıkıyor. Yine, bu şekildeki bir encümen yapısını Sayın
Akbulut ifade ediyor ki, daha objektif çalışan, daha aktif çalışan, daha kararlı
çalışan bir encümen.
Şimdi, bir taraftan,
atanmışların il genel meclisinin başı olmasını istemiyorsunuz, özelleştirme ve
yerelleştirme konusunda çok ileri adımlar attığınızı ifade ediyorsunuz, bir
taraftan da encümene yeni atanan kamu görevlileriyle bu encümenin çok daha
aktif, objektif, verimli ve kararlı çalışacağını ifade ediyorsunuz. Bu, ne
tenakuzdur; bu, nasıl bir çelişkidir?..
Yine, Sayın Akbulut,
il genel meclisi başkanı olarak oy verme işlemlerinde, oy kullanma durumunda,
kendi lehlerine oy verilmeyen taraflarca -yani, siyasî parti mensuplarınca- il
genel meclisi üyelerince, sen de bu hükümetin valisi değil misin, biz seni tayin
etmedik mi şeklinde eleştirilerin; oy verirse de, ben sana sorarım, sen bizim
partinin lehinde değilsin şeklindeki ifadelerin kendisine ve valilere ifade
edildiğini söylüyor. Eğer, bu doğruysa, bu gerçekse, kendisine bu şekilde
hitaplarda bulunulmuşsa, bundan sonra, il genel meclisi başkanı olmayan ve
otoritesi zayıflayan, yetkisi azaltılan bir valiye karşı bu sözlerin daha fazla
söyleneceği iddiasında bulunabilir mi veya olmayacağını söyleyebilir mi?
Yine Sayın Akbulut,
meslek mensuplarımızı yaralayan, çok talihsiz bir ifadede bulundu. Onlarca vali
yardımcısı beni aradı.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Kandoğan, toparlayabilir misiniz.
Buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN
(Devamla) - Vali olmadığı zamanlarda, bugüne kadar, encümen başkanlığı vali
yardımcıları tarafından yürütülmekteydi; ancak, bu kanunla, bundan sonra genel
sekreter unvanlı birisi özel idarede görev alacak, valinin olmadığı dönemlerde
encümen başkanlığını bu genel sekreter yapacak.
Sayın Akbulut, bunun
gerekçesinde diyor ki "genel sekreter, uzman bir kişi olacak." Bu, ne zaman
atanacak, ne zaman uzman olacak?!
Ben, buradan, bir kez
daha üzüntülerimi belirtmek istiyorum ki, vali yardımcıları, mesleğe
atanmalarından o göreve gelinceye kadar bu işin uzmanı olarak yetiştirilirler
Sayın Akbulut. Siz de biliyorsunuz ki, vali yardımcısının, kaymakamlıktan
itibaren -vali yardımcılığı yaptığı süre içerisinde de- encümene başkanlık
yapabilecek en ehil, en yetenekli, en yetişmiş kişi olduğu konusunda hiç
kimsenin tereddütü olmaması lazım.
Sayın
milletvekilleri, biraz sonra, oylarınızla bu çıkacak; ancak, son olarak şunu
söylemek istiyorum: Meclise getirilen her kanun tasarısında, mülkî idareden bir
şeyler alınıp gidiyor. Yarın, mülkî idareye, hepimizin ve sizlerin de ihtiyacı
olacak.
Hani, bilirsiniz,
ama, bizi yaralayan bir husus var; onu da söylememi ifade ettiler bütün vali
yardımcılarımız, valilerimiz ve kaymakamlarımız, onu da söylüyorum son olarak.
Hani, ormanda, ağaçları kesmeye çalışan balta karşısında ağaçlar birbirlerine
omuz vererek şunu söylerlermiş: "Biraz sonra sıra bize de gelecek, bizi de
kesecekler; ancak, biz, baltaya değil de, baltanın sapının bizden olduğuna
üzülüyoruz." Ben de, son olarak şunu söylüyorum: Sayın Bakanım, sizin İçişleri
Bakanlığı döneminizde, Sayın Akbulut, sizin İçişleri Komisyonu Başkanlığınız
döneminde, mülkî idareden bu kadar şey alıp götüren bir kanunun, bir tasarının
bu Meclisten geçmesini hiçbir mülkî idare amirine rahatlıkla izah
edemeyeceksiniz; bunun vebali ve sorumluluğu altındasınız.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.(DYP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ederim Sayın Kandoğan.
Madde üzerinde şahsı
adına söz isteyen, Amasya Milletvekili Sayın Hamza Albayrak; buyurun. (AKP
sıralarından alkışlar)
HAMZA ALBAYRAK
(Amasya) - Sayın Başkan, Meclisin yüce temsilcileri; görüşülmekte olan 791 sıra
sayılı yasa tasarısının geçici 1 inci maddesiyle ilgili olarak şahsım adına söz
almış bulunuyorum; hepinizi en içten duygularla selamlıyorum.
Efendim, geçici 1
inci madde, bu yasanın 11 inci ve 25 inci maddelerinin uygulanmasına yönelik bir
madde olup, bu konuyla ilgili konuşmalar yapıldı. Ben, özellikle bu 52 nci
maddeyle ilgili yapılan görüşmeleri ve konuşmaları değerlendirmek üzere söz
almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlar,
biz, Özel İdareler Yasasına 52 nci maddeyle yeni bir uygulama getirmiyoruz
aslında. İl özel idarelerinin, halen, uygulamada, muhtelif şirketleri var;
turizmle ilgili, kömür ocaklarının çalıştırılmasıyla ilgili muhtelif şirketleri
var. Bunların sermaye şirketi olarak kurulması, var olan bir uygulama; yeni bir
uygulama değil. Elbette ki, iştigal sahaları genişledikçe bu şirketler belki
çoğalabilecek.
Zaten, bu 52 nci
madde dikkatle tetkik edildiğinde şu görülecektir: İl özel idareleri, ihtiyaç
duyması halinde, mevcut yasaların kendilerine verdiği yetkiye binaen,
isterlerse, sermaye şirketi kurabilecekler; bakınız, kurabilir isterse; yani,
burada bir şarta bağlı ruhsat var. İhtiyaç duyulduğunda il özel idareleri şirket
kursun. Belediyelerin var. Belediyeler yıllar önce kurmuş da il özel idareleri
niçin kurmasın değerli arkadaşlar?!
Bakınız, bugün, kamu
kurum ve kuruluşlarının özellikle hizmet alımıyla ilgili ihalelerdeki
spekülasyonları hep birlikte izliyoruz. Temizlik ihalelerinde, ulaşım
ihalelerinde çeşitli kişilerin birbirlerini gasbettikleri, yaraladıkları
hepimizin malumu. İstihdam da Türkiye'nin en önemli problemi; işsizlik... Bunu,
şahıs şirketleri kurana kadar, özel idareler kursun bu şirketi; kâr etmesin,
başabaş noktasında şirketleri çalıştırsın; ama, daha çok istihdama katkı versin.
Bunu yapmakta hiçbir mahzur yok.
27
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) - Niye özelleştiriyorsunuz? Niye kapatıyorsunuz SEKA'yı?
HAMZA ALBAYRAK
(Devamla) -Efendim, özelleştirmeyi değişik bir platformda açıklarız.
Burada önemli olan
şu, değerli arkadaşlar: Yasadan çok tatbikatçı önemli, kanundan çok tatbikatçı
önemli. İşte, burada, iyi bir şekilde bu şirketler çalıştırılırsa, kamuya
yönelik işletilirse, bunda çok önemli hizmetler doğacaktır.
Tabiî, burada,
İstanbul Büyükşehir Belediyesiyle ilgili de, bazı konuşmacı arkadaşlar,
şirketlerdeki usulsüzlüklere değindiler. Ben, şahsen, 1995 ile 1999 yılları
arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesinde Teftiş Kurulu Başkanı olarak
çalıştım. Özellikle, çalışmış olduğum dönemde, İstanbul Büyükşehir Belediyesine
bağlı şirketlerin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı müfettişlerince, konularıyla
ilgili olarak hesap uzmanlarınca, Maliye müfettişlerince, SSK müfettişlerince,
iş müfettişlerince çok yoğun bir şekilde denetime tabi tutulduğunu bizzat
yaşadım. Türkiye'de eksik olan denetim eksikliği değil arkadaşlar, denetim
raporlarına uyulup uyulmaması; bunun sorgulanması lazım. Müfettiş arkadaşların
düzenlemiş oldukları raporların sonucuna ne kadar uyuluyor; bunun sorgulanması
lazım. Dolayısıyla, bu 52 nci maddeye uygun olarak şirket kurulmasında herhangi
bir sakınca, elbette ki, yoktur; bu, tamamen yasalara uygundur. Tabiî, mülkî
erkana da biz şükran borçluyuz, Türkiye'ye değerli hizmet veren herkesi biz
takdirle kucaklarız; fakat, değerli arkadaşlar, en iyi yönetişim biçiminin
konsensüs olduğunu unutmayalım. Katılımcı, şeffaf yönetimlere taraf olmak
hepimizin görevi. Bir kişi değil, birçok kişinin, gerçekten bilimsel veri
tabanlı olarak önlerine getirilen problemlere çözüm üretmesi ideali yakalama
noktasında kaçınılmazdır. Bu 52 nci maddeyle il özel idarelerinin kuracağı
sermaye şirketleri eğer gerçekten konsensüse dayalı olarak oluşacaksa, bu, hem o
bulunduğu şehir için hem de ülkemiz için mutlaka faydalar getirecektir.
Dolayısıyla, bu şarta bağlı ruhsatı kullanmaktan kaçınmamak lazım. Artık, yıllar
önce Napolyon'un söylediği gibi, kişilerle yönetime değil, sistemle yönetime
ağırlık vermek lazım diye düşünüyorum.
Bu kanunun, ülkemize
hayırlar getirmesini dilerken, hepinize en kalbî muhabbet ve saygılarımı arz
ediyor; teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Albayrak.
Geçici 1 inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum...
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) - Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN - Arayacağım
Sayın Başkan.
Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı vardır; madde kabul edilmiştir.
Kanunun tümü
açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın
elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için 3 dakika
süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden
yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy
pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını,
yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, 24.6.2004 Tarihli ve 5197 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve
Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresinin açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı:
272
Kabul: 207
Ret: 65 (x)
Böylece, kanun kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır.
İçişleri Bakanı Sayın
Abdülkadir Aksu teşekkür konuşması yapacaktır.
Buyurun Sayın Aksu.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
İÇİŞLERİ BAKANI
ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
yerel yönetimler reformu kapsamında hazırladığımız İl Özel İdaresi Kanununun,
Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bazı maddelerinin görüşülmek üzere iadesinden
sonra, Yüce Meclisimizce tekrar kabul edilmesi üzerine söz almış bulunuyorum; bu
vesileyle, Yüce Meclisimizin siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.
28
Hatırlanacağı gibi,
yerel yönetimler reformu kapsamında hazırladığımız İl Özel İdaresi Kanunu,
Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediye Kanunu, geçtiğimiz yasama yılında, Yüce
Meclisimizce kabul edilmişti. Yerel yönetimler reform paketi içerisinde yer alan
İl Özel İdaresi Yasasının, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından, bazı maddelerinin
tekrar görüşülmek üzere iade edildiği hepinizin malumudur. Bu defa, Sayın
Cumhurbaşkanımızın iade gerekçeleri de dikkate alınmak suretiyle, yasanın çıkış
mantığı ve temel öğelerini de etkilemeyecek şekilde kanun yeniden
düzenlenmiştir. Plan ve Bütçe Komisyonumuz bu düzenlemeyi yapmış, sizler de
biraz önce onaylamış bulunuyorsunuz. İl Özel İdaresinin görev ve
sorumluluklarını düzenleyen madde de, Plan ve Bütçe Komisyonumuzun üyelerinin
değerli katkılarıyla, yerel yönetim reformunda bir eksiklik doğurmayacak şekilde
yeniden yazılmıştır.
Doğal olarak, bunca
yıllık uygulamalarımızın bir bölümünden vazgeçmek ve yeni bazı ilkeler üzerine
geleceği inşa etmek, tabiî ki, kimi itirazları doğurabilir. Bu itirazlardan,
elbette ki, yasanın çıkış mantığını etkilemeyecek olanları uygulamak
durumundayız. Bizim amacımız, özel idareleri, demokratik, etkin ve verimli bir
yapıya kavuşturmak ve Avrupa Birliğindeki yerel yönetimlere benzer hale
getirmektir.
Malumunuz, bugün
görüşmelerini tamamladığımız İl Özel İdaresi Kanunu, kamu yönetimimizin en temel
yasalarından biridir; bu özelliği nedeniyle, gerek hazırlık sürecinde ve gerekse
ilgili komisyonlarda üzerinde yoğun mesai harcanmış, kamuoyunun ve Yüce Meclisin
önüne bir reform paketiyle çıkılmıştır. Bugüne kadar, neredeyse birbirinin
rakibi ve hatta alternatifi gibi gösterilmeye çalışılan yerel yönetimler ile
merkezî idare, idarenin bütünlüğü ilkesi ışığında, birbirini tamamlayan üniteler
olarak, kamu hizmet ve yetkilerini paylaşır duruma getirilmiştir. Bu çerçevede,
mahallî idare anlayışı bütünüyle değiştirilmiştir. Mahallî ihtiyaçlar, kanunla
başka idarelere verilmedikçe, mahallî idarelerce yürütülecek biçimde, yerel
yönetimler yetkilendirilmiştir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; yerel yönetim reformu dediğimiz, bu denli geniş bir
bakış açısını, modern bir yapılanmayı sizlerin katkılarıyla sağlamaktayız.
Üstelik, yıllardır konuşulup bir türlü icra edilmeyen reformu
gerçekleştiriyoruz; bu da, siz değerli arkadaşlarıma, 22 nci Dönem
Parlamentomuza nasip olmuştur. Bu kadar yoğun çalışmalar sonucunda kabul edilen
İl Özel İdaresi Kanununun, aziz vatandaşlarımıza etkin ve verimli hizmetin
getirilmesine yardımcı olması dileklerimle, Yüce Meclisin siz değerli üyelerini
yeniden saygıyla selamlıyorum, hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
(x) Açıkoylama kesin
sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.
Sayın
milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasındaki Malî
İşbirliği Çerçevesinde Temin Edilecek Malî Yardımların Uygulanmasına İlişkin
Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
3.- Türkiye
Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasındaki Malî İşbirliği Çerçevesinde Temin
Edilecek Malî Yardımların Uygulanmasına İlişkin Çerçeve Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/861) (S. Sayısı: 694 ve 694'e 1 inci Ek) (x)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Komisyon raporu 694
ve 694'e 1 inci ek sıra sayılarıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü
üzerinde söz isteyen?.. Yok.
Tasarının maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDAKİ MALÎ İŞBİRLİĞİ ÇERÇEVESİNDE TEMİN EDİLECEK MALÎ
YARDIMLARIN UYGULANMASINA İLİŞKİN ÇERÇEVE ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR
KANUN TASARISI
MADDE 1. - 14 Mayıs
2004 tarihinde Ankara'da imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği
arasındaki malî işbirliği çerçevesinde temin edilecek malî yardımların
uygulanmasına ilişkin "Çerçeve Anlaşma"nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz isteyen?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 2. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz isteyen?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 3. - Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü
üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Tasarının tümü
açıkoylamaya tabidir.
29
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın
elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için 3 dakika
süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden
yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy
pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını,
yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
(x) 694 ve 694'e 1
inci Ek S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
BAŞKAN - Türkiye
Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasındaki Malî İşbirliği Çerçevesinde Temin
Edilecek Malî Yardımların Uygulanmasına İlişkin Çerçeve Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu
açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı
: 262
Kabul : 257
Ret : 5 (x)
Böylece, kanun
tasarısı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.
Kadastro Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve
Turizm Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
4.- Kadastro
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/858) (S. Sayısı: 728) (xx)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Komisyon raporu 728
sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü
üzerinde söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili
Erdal Karademir.
Buyurun Sayın
Karademir. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ERDAL
KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının tümü üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Fransa'da, 1801 yılında, vergi kadastrosu için önce toprak sahiplerince verilen
bilgiler üzerine temellendirilen kadastro, 1808 yılında, doğru ve adil bir
vergilendirme kadastronun ölçü temeline dayandırılmasının gerekli olduğu
saptanarak bugünkü konuma getirilmiştir. Yaklaşık yirmi yıllık gelişme sonucunda
kadastro, günümüzde çokamaçlı bir kapsama kavuşmuş ve bu kapsamıyla da mekâna
dayalı bilgi sistemlerinin altyapısı olma işlevini üstlenmiştir.
Ülkemizde ölçüye
dayalı kadastro 1912 yılında başlamış, 1925 yılında 658 sayılı Kadastro Yasası,
1934 yılında 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ve bugün de 3402 sayılı
Kadastro Kanunuyla devam etmektedir. Ülkemizde kadastronun gelişmesini
belirleyen, 1926 tarihli Türk Medenî Kanunudur. Bu kanunla taşınmaz mülkiyeti
konusunda getirilen hükümlere uygun bir tapu sicil sisteminin kurulması hedefi,
başlangıçta kadastro çalışmalarının temel amacı olarak belirlenmiştir. Bu
sınırlı amaca büyük oranda ulaşılmış, tesis kadastrosu olarak adlandırılan
çalışmalar büyük oranda tamamlanmıştır. Kalan 10 000'e yakın köyün kadastrosunun
2006 yılı sonu itibariyle bitirilmesi öngörülmüştür. Bu hedef olumludur; ama,
yeterli değildir; çünkü, kadastrodan günümüzdeki çağdaş beklentiler değişmiştir.
Günümüzdeki bilgi teknolojilerinde ortaya çıkan gelişmeler, toprağa ilişkin
verilerin toplumsal ve teknik gereksinimlere çok yönlü yanıt verecek özellikte
oluşturmalarını, güvenilir olmalarını, güncel tutulmalarını ve bunlara kolayca
ulaşılmasını sağlayacak bir veri tabanında yapılandırılması gerekliliği vardır.
Dolayısıyla, Türkiye kadastrosu, bugünkü kapsamıyla ve ürettiği verilerin
durumu, özellikleri ve standartlarıyla, mekâna yönelik yukarıda sayılan çok
yönlü gereksinimleri karşılayabilmekten uzaktır. Nedeniyse, kadastro planları ve
verileri güncel durumda değildir. Kadastro bilgileri farklı standartlarda
üretilmiştir. Kadastro ölçülerinin çok büyük bölümü ülke nirengi ağına bağlı
değildir. Kadastro planları, büyük oranda teknik yönden beklentileri
karşılamaktan uzaktır. Tesis kadastrosu olarak adlandırdığımız mevcut kadastro,
yapıldıktan sonraki oluşan değişiklikleri sağlıklı biçimde izleyemediğinden,
veriler güncel tutulmadığından, zemin ve kadastro planı ilişkisi bozulmuştur.
Bundan dolayıdır ki, Türkiye kadastrosu paftalarının yüzde 60 oranında
yenilenmesi gereği, başta Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yetkilileri,
üniversiteler, ilgili meslek odaları tarafından ifade edilmektedir.
(x) Açıkoylama kesin
sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.
(xx) 728 S. Sayılı
Basmayazı tutanağa eklidir.
30
Değerli arkadaşlarım,
özellikle büyük kentlerdeki kadastronun yaşını incelediğimizde, bu konunun ne
kadar önemli ve ivedi olduğunu göreceğiz. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Konya
gibi 5 büyük kentimizde... İstanbul'da 1925 yılında başlayan kadastro, 1967
yılında bitirilerek tam 42 yılda tamamlanmıştır. İzmir'de 1929 yılında başlamış,
1962 yılında -33 yılda- tamamlanmış.
Böylesi, çok uzun
sürelerde tamamlanan kadastro, bugün geldiğimiz noktada, özellikle 1925 ile 1960
yılları arasındaki teknolojiyle üretilen -ki, o günkü teknoloji, bildiğimiz
gibi, urgan, adım, metre gibi ölçü aletleri kullanılıyordu- verilerle mevcut
kadastroyu bugün istediğimiz, arzuladığımız özellikteki çağdaş kadastrolar
düzeyine çıkarmak olanaklı değildir.
Yine, o günkü
teknolojiyle üretilen kadastro verileriyle, bugün, özellikle, e-devlet
kapsamında yapılması öngörülen mekânsal bilgi sistemleri, yani, kent bilgi
sistemi, arazi bilgi sistemi, tarım bilgi sistemi, çiftçi kayıt sistemi, çevre
bilgi sistemi gibi sistemleri oluşturmaksa mümkün değildir. Bundan dolayıdır ki,
3402 sayılı Kadastro Yasasının, yeniden, kökten ele alınması gereği vardır.
Kadastro Yasasının sadece bazı maddelerinde değişiklik öngörerek Türkiye
kadastrosunun sorunlarına çözüm arayanların, yani, AKP İktidarının, Bayındırlık
ve İskân Bakanlığının, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün, kadastronun gerçek
sorunlarından bihaber olduklarının bir göstergesidir.
Değerli arkadaşlarım,
hepinizin bildiği gibi, ülkemiz, 1963 yılından bu yana beş yıllık kalkınma
planlarına dayalı bir planlama döneminde yaşamaktadır. Harita ve kadastro
sektörü de bir özel ihtisas komisyonunun çalışmalarıyla beş yıllık kalkınma
planlarının kapsamında yer almıştır. Dolayısıyla, kadastro konusunun planlı
kalkınma dönemlerinde ele alınması kadastroya verilen önemin de bir
göstergesidir; ancak, kadastro sektörünün beş yıllık kalkınma planlarına dayalı
olarak geliştiğini söylemek ise günümüzde mümkün değildir. Çünkü, Bayındırlık ve
İskân Bakanlığının ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün, Sekizinci Beş Yıllık
Ulusal Kalkınma Planlarındaki sektörle ilgili tespit ve sorunlara yönelik çözüm
önerilerine yeterli düzeyde eğildikleri söylenemez.
Sekizinci Beş Yıllık
Ulusal Kalkınma Planının "harita, tapu kadastro, coğrafî bilgi sistemleri ve
uzaktan algılama sistemleri" başlıklı bölümünde mevcut durum şöyle
özetlenmektedir: 1/5000 ölçekli standart topografik harita yapımının ülke
düzeyinde yüzde 90'ı tamamlanmıştır; ancak, harita kullanıcısı kurum ve kuruluş
ve kişilerin harita taleplerinin beklenen ölçüde karşılanabilmesi için amaçlanan
düzeyde sayısal sisteme geçilmemiştir.
Yine, Sekizinci Beş
Yıllık Kalkınma Planlarında tapu hizmetlerinde de yeterli derecede otomasyona
geçilmediğinden, işlemler yavaş ilerlemektedir. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün
merkez ve taşra birimlerinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla, özel ve
tüzelkişilere verilen hizmetlerde, zaman ve nitelik olarak yetersizlikler
görülmektedir. Kadastro yapımında önemli darboğazlar ve yetersizlikler
görülmekte, ilk yıllarda yapılan kadastro paftaları bugünkü ihtiyaçları
karşılamaktan nitelik olarak uzak durmaktadır.
Türkiye'nin büyük bir
kısmının kadastrosu tamamlanmıştır; ancak, kadastro paftaları ülke koordinat
sisteminde ülke bütünlüğünde oluşturulmadığından kenarlaşma sorunları
yaşanmakta, dolayısıyla, hem bu sorunların boyutu bilinememekte hem de tescil
dışı alanların belirlenmesinde büyük problemlerle karşılaşılmaktadır. Bundan
dolayıdır ki, Sekizinci Beş Yıllık Ulusal Kalkınma Planlarının tespit ettiği ve
bu benzeri sorunların çözümünü, bu tasarıdan beklemek mümkün değildir. Onun
için, bu tasarı, yeni baştan ele alınmalı ve ilgililerin, üniversitelerin,
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasının katılımıyla yeni baştan
değerlendirilmelidir.
Değerli arkadaşlarım,
bugünlerde ipotekli taşınmaz kredi sistemi (mortgage) Türkiye'nin gündemindedir;
dışarılardaki bilboardlarda da reklamlarını görmekteyiz. Oysa, böylesi bir
sistemin sağlıklı işleyebilmesi, sağlam tapu kadastro bilgi sistemine dayalı
olması gerekmektedir. Böylesi bir sistem için yapının bulunduğu arsanın
kadastrosu yapılmış, tapuya bağlanmış, binanın iskân ruhsatı alınmış olmalıdır.
Alınan kredinin geri dönebilmesi için, taşınmaz zorlanmadan satılabilmelidir.
Tapu kayıtlarının
doğruluğu, önceki sahiplerinin bu taşınmazlar üzerinde hakları bulunup
bulunmadıklarının tespiti garanti altına alınmalıdır. Taşınmaz sahiplerinin bu
veya başka taşınmazlarla ilgili veya taşınmaza yüklenebilecek vergi borcunun
bulunmaması ve bu nedenle, vergi dahil her türlü devlet alacağının sisteme bilgi
verebilir duruma getirilmesi gerekmektedir. Taşınmazın değeri, mutlaka,
spekülatif etkenlerden arındırılmış alım-satım değerinde beyan edilmek
zorundadır. Böyle bir sistemin, batı ülkelerinde olduğu gibi, sağlıklı biçimde
kurulabilmesi ve işletilebilmesi, kadastro bilgilerinin ve belgelerinin doğru,
sağlıklı ve güvenilir olmasına bağlıdır.
Yakın gelecekte
Türkiye ekonomisinin gündemine girecek emlak borsası sisteminin de temeli,
objektif ve güncel taşınmaz değerlerini de içeren kadastro sistemi olacaktır.
Öte yandan, günümüzde çağdaş kadastrolar, verilerini güncel tutmak, yaşatmak,
gerekiyorsa yenilemek zorundadır.
Türkiye kadastrosu
ise, seksen yıldır ürettiği verilerin yaklaşık yüzde 60'ını, büyük bir bölümünü
yenilemek ve verilerini, mekânsal bilgi sistemlerinin gerektirdiği sayısal ülke
koordinat noktaları sisteminde tanımlanmış, hukuken geçerli biçime kavuşturmak
zorundadır.
Oysa, ülkemizdeki
mevcut kadastroya baktığımızda, kadastro planları ve verileri güncel durumda
değildir. Türkiye kadastro sonrası zeminde oluşan değişikliklerin, ancak
ilgililerin talebiyle sicillerine yansıtılması mümkündür. Sınır değişiklikleri,
yeni inşa edilen yapı ve tesisler, yeni açılan yollar ve benzeri değişiklikler,
ilgilileri tarafından istenerek gerekli işlemler yapılmadıkça, sicile
yansıtılamamaktadır. Bu yüzden, zaman içerisinde zemin-kadastro planı ilişkisi
bozulmuş ve kadastro planları zemini yansıtamaz duruma gelmiştir. Bunları
sizlere örneksemek isterim. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bulunduğu arazi 7
955 ada, 4, 5, 6
31
parselden
oluşmaktadır. Bu parsellerin tapu sicilinde cinslerine baktığımızda şöyle
görmekteyiz: 4 parselin cinsi ev ve bağdır; 6 parselin cinsi bağ ve evdir; 5
parselin cinsi ise Türkiye Büyük Millet Meclisi binası ve arsasıdır.
Değerli arkadaşlarım,
siz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yaşadığımız bu arsasını gezip, bağ ve
kârgir evi görebiliyor musunuz? İşte, mevcut kadastronun bugünkü güncel
verilerden ne kadar uzak olduğunun bir göstergesi.
Yine, size örneksemek
istiyorum. Maliye Bakanlığımızın binası var. Bunun bulunduğu parsel 16 490 ada,
26 parselden oluşmaktadır. Cinsine baktığımız zaman arsa olarak görürüz.
Gördüğünüz gibi, bu veriler dahi, Türkiye kadastrosunun, tapu sicilinin ne kadar
güncel yapılanmadan uzak olduğunun tam bir göstergesidir.
Kadastro bilgileri
farklı standartlardadır. Geniş zaman diliminde ve farklı yöntem ve standartlarda
üretilen kadastro bilgilerinin bilgi sistemine aktarılması için, standartların
yükseltilmesi ve iyileştirilmesi gerekmektedir, kadastro planlarının
sayısallaştırılması gerekmektedir. 260 000 dolayındaki kadastro haritasının,
farklı koordinat sistemlerinde, farklı ölçeklerde, farklı altlıklarda olduğu
bilinmektedir. Tüm bu farklılıklardan dolayı, ortadan kaldırmak için,
kadastronun teknik verilerinin tek bir koordinat sisteminde, sayısal formda ve
hukuken geçerli nitelikte olmasını sağlamak, Türkiye kadastrosunun önünde duran
en önemli görevlerden bir tanesidir. Bu nedenle, bilgi sistemlerini
uyarlanabilir durumdaki kadastro altlıklarının sayısal formda dönüştürülmesi
önem kazanmaktadır. Bu tasarıda "Sayısallaştırma" başlığıyla getirilen ek madde
bu sorunları çözme kabiliyetinden uzaktır.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye kadastrosunun bu sorunlarının giderilerek, mekâna dayalı her türlü
yatırımının altyapısı durumunda olan, karar verici mekanizmalar için gerekli
olan harita kadastro verilerinin sayısal formda ve güvenilir durumda olması,
tapu kayıtlarının ve kadastro haritalarının her gün yaşatılması, tüm bu
bilgilerin bir veri tabanına aktarılması, bilgilerin güncel olarak bilgisayar
ortamında tutulması ve bunların bilgi teknolojileri kapsamında yeniden
değerlendirilmesi ve kullanıma sunulması gereklidir.
Tapu ve kadastro
bilgilerinin mülkiyet ve değer boyutlarını içeren mekân boyutu bilgi
sistemlerinin zorunlu temelini oluşturarak, tapu kadastro bilgi sisteminin
oluşturulması, sorgulanması hatta gerekiyorsa yeniden yapılandırılması
gerekmektedir.
Sistemlerdeki
verilerin güncel olmasını sağlayacak yaşatma, güncel tutma, gerektiğinde
yenileme faaliyetlerinin kurumsallaştırılması gereklidir. Var olan verileri
bilgi sistemlerine uyarlama çalışmalarının yanı sıra, henüz kadastrosu bitmeyen
bölgelerdeki tesis kadastrosu faaliyetlerinin bu amaca yönelik yönlendirilmesi
gerekmektedir.
Taşınmazlar
kadastrosu, orman kadastrosu, mera kadastrosu ve afet kadastrosu biçiminde
ortaya çıkan çokbaşlılığın giderilmesi, bu sağlanıncaya kadar sayılan
faaliyetleri yürüten kurumlar arasında daha sağlıklı bir işbirliği gereklidir.
Taşınmaz sınır
bilgilerinin, gelişmiş teknolojiler olan yersel alım teknolojileri GPS ve
fotogrometri yöntemleriyle ülke ve yer kontrol noktalarına dayalı olarak elde
edilmesi ve bu bilgilerin araziye aktarılmasını olanaklı kılacak yeterlilikte
olmasının sağlanması gereklidir.
Kamulaştırma, emlak
vergisi, alım-satım harç ve vergileri, ipotekli taşınmaz kredi sistemi, emlak
borsası birçok işlemlerde yararlanılacak taşınmaz değerlerine işlemleriyle
ilişkilendirilmesi gereklidir.
Kadastroları
kesinleşmiş taşınmazlarda vasıf değişikliği dışında kalan, ölçü, tersimat ve
hesaplamalardan doğan hataların yanı sıra, yüzölçümü hatalarının da düzeltilmesi
amaçlanmalıdır.
Değerli arkadaşlarım,
bugünkü kadastro taşınmazlarıyla ilgili uyuşmazlıklar çözülme noktasında
değildir. Kadastro mahkemelerinden ve diğer mahkemelerden Yargıtaya gelen
dosyaların 200 000'e ulaşmış olması, bugünkü kadastronun bu sorunlarını çözmeden
ne kadar uzak olduğunun bir görüntüsüdür.
Değerli arkadaşlarım,
kadastronun bundan sonraki hangi hedefe götürülmesi gerektiği konusuna gelince;
daha 1973 yılında, Anayasa Mahkememiz, kadastroya yönelik olarak, Türkiye
kadastrosunun, ülkemizin çağdaş kimliğinin bir simgesi, taşınmaz yüzölçümlerinin
kesin ve gerçek tanımının, imarın ve mekâna ilişkin düzenlemelerin ilk koşulu,
arazi ıslahının tek aracı, taşınmazların vergilendirilmesinde devletin dayandığı
büyük bir kuvvet, ulusal dayanışmayı bozan etkenleri ortadan kaldıran toplumsal
bir varlık, taşınmazlarla ilgili yatırımların en güvenli koruyucusu olarak
görülmesi gereğinin altını çizmiştir. Ancak, bugün, AKP İktidarının, Bayındırlık
Bakanlığının, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü bürokratlarının, otuziki yıl sonra
dahi, Anayasa Mahkememizin söylediklerini anlamakta zorlandıklarını görmekteyiz.
Değerli arkadaşlarım,
tarihsel gelişim gözlendiğinde, toplumun yapısı ve gereksinimleri değiştikçe,
kadastronun da, kapsamının da içeriğinin de değiştiği ve bu içeriğe bağlı olarak
kadastro hedefinin ve temel ilkelerinin değişime uğradığı bir gerçektir.
Bu durum, artık,
kadastronun çağdaş, çokamaçlı kadastroya dönüşmesi gereğini göstermektedir.
Peki, nedir çokamaçlı kadastro? Yalnızca kişilerin değil, kamunun taşınmazlarını
da güvence ve denetim altına alan, kamu ve toplum yararına bir mülkiyet
anlayışından kaynaklanan, ülkenin doğal kaynaklarının korunmasını ve uygun
kullanımını amaçlayan, ülke, bölge ve kent ölçeğinde planlı kalkınmaya gerekli
verileri kullanma ve işlemeye hazır bulunduran, merkezî yönetimin ve yerel
yönetimlerin gereksindikleri bilgileri kapsayan, teknolojik gelişmeleri jeodezi
uygulamalarına uyarlayan, mekânsal bilgi sistemlerinin kurulmasını temel alan,
verilerin güncel tutulmasını ve sürekli akımını sağlayan dinamik ve sistemli bir
süreçtir çokamaçlı kadastro. İşte bu amaca hizmet edecek Kadastro Yasasının
yeniden ele alınması gerekmektedir.
Kadastro Yasasına
getirilen bu çarpık, sadece belli maddelerine yönelik değişiklikler, çokamaçlı
kadastronun taleplerini yerine getirmekten uzaktır.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
32
BAŞKAN- Buyurun Sayın
Karademir.
ERDAL KARADEMİR
(Devamla)- Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu haliyle Kadastro Yasasının ve bu
değişikliklerin, gerçekten, kadastroya yönelik beklentileri yerine getirmeyeceği
bilinciyle eksikleri ortaya koyuyoruz. Koyduğumuz eksiklikler, başta
üniversitelerin, meslek odalarımızın ortak görüşüdür. Biz bu ortak görüşle,
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tekrar tekrar kadastronun yeni baştan ele
alınmasından yanayız. Buna rağmen, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu
yetersizliği ortaya koyarak, görüştüğümüz bu tasarıya olumlu oy vereceğimizi
ifade eder, hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür
ediyorum Sayın Karademir.
Tasarının tümü
üzerinde AK Parti Grubu adına söz isteyen, İstanbul Milletvekili Ali İbiş.
Buyurun Sayın İbiş.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
ALİ İBİŞ (İstanbul)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz
728 sıra sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Yasa
Tasarısıyla ilgili olarak AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu
vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; biz, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak, halkımızın teveccühü ve
desteğiyle iktidara geldiğimiz günden beri, yurdumuzun bütün sorunlarını teker
teker çözmenin gayreti içerisindeyiz. AK Parti olarak, halkımızın verdiği gücü
yine halkımızın hizmetine sunuyor ve geleceğe, halkımızla birlikte, güvenle
bakıyoruz.
Hükümetimizle ve
Parlamentomuzla, asla, günü kurtarma siyaseti yapmıyoruz. Günü kurtarma
siyasetinden ve popülist yaklaşımlardan, geçmişte halkımız hiçbir fayda
görmemiştir; tam tersine, büyük bir mağduriyet ve sıkıntı yaşamıştır. Bu duruma
düşüren siyasetçileri, halkımız, geçtiğimiz seçimde yönetimden tasfiye etmiştir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yurdumuzun bütün kaynakları, suiistimallerden ve kaçaklardan
arındırılarak halkımızın kullanımına sunulmuştur. Demokrasi yönetiminin
vazgeçilmezi olan siyaset kurumuna güven en alt seviyelere inmişti, siyasetçiye
güven kalmamıştı. İşte, bu noktada, bizler, halkımızın desteğiyle işbaşına
geldik ve bu siyaset kurumunun itibarını olması gereken noktaya ulaştırıyoruz.
Başta, Partimizin
Genel Başkanı ve Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, hepimiz
canla başla çalışıyoruz. Bizler, kötümserliğe ve karamsarlığa asla prim vermedik
ve vermeyeceğiz. Hedeflediğimiz noktalara, Allah'ın izniyle, mutlaka
ulaşacağımızdan hiçbir kimsenin şüphesi olmasın. Bunun için olması gereken
heyecan, vatan sevgisi ve sevdası, bizim içimizde fazlasıyla mevcuttur. Bugüne
kadarki icraatlarımızda bunu halkımız da görmüştür.
Ülkemizin yarınları
aydınlıktır. Bazılarının hayalleri bile bizim yaptıklarımıza yetişmese de,
aydınlık geleceğimiz görülmektedir. Bu vatan hepimizin. Bugün bulunduğumuz
noktadan daha ileri noktalara ulaşmamız, hepimizin ortak enerjisini ve emeğini
gerektirmektedir. Geçen iki yılımızda da bu çabalarımızı en iyi şekilde
göstermiş bulunuyoruz.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; halkımızın sorunlarını teker teker çözerken, ilerlemiş ülke
göstergelerinden ve halkımızın en tabiî haklarından biri olan kadastral
eksikliklerimizi de bir an önce gidermenin gayreti içerisindeyiz. Bu cümleden
olarak, en kısa zamanda, yurdumuzun kadastral işlemleri yapılmamış ve kadastral
sorunları çözülmemiş hiçbir noktası kalmayacaktır. Görüşmekte olduğumuz bu kanun
tasarısıyla ve siz değerli milletvekillerimizin kanun tasarısına vereceği
destekle bunu gerçekleştireceğiz. Uygulamayı yapacak olan Bayındırlık Bakanlığı
ve Tapu Kadastro çalışanlarına, bu hedeflere ulaşmamız doğrultusunda da
başarılar diliyorum.
Kadastro, taşınmaz
malların arz üzerinde sınırlandırılması, sınır köşe noktalarının harita yapım
tekniklerine uygun olarak ölçülüp belli ölçeklerde çizgisel biçimlerde
gösterilmesi sonucu plana bağlanması ile üzerindeki mülkiyet ve mülkiyetten
gayri aynî hakların tespiti suretiyle, Türk Medenî Kanununun öngördüğü modern
tapu sicillerinin oluşumunu sağlayan hukukî ve teknik bir işlemdir. Kadastro
çalışmaları, 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütülmektedir.
Günümüzde, tüm
dünyada toprağa ve kadastroya bakış büyük bir önem kazanmıştır. Kadastro,
çevresel yönetim, sürdürülebilir gelişme, ekonomik gelişim ve sosyal adalete
hizmet eden bir yapıya kavuşmuştur. Bayındırlık ve İskân Bakanlığımız da bu
görüş ve düşünceyle, 2006 yılı sonuna kadar kadastro çalışmalarını tamamlayarak
haritacılık bilgi bankacılığı oluşturmayı ve otomasyona geçmeyi hedeflemiştir.
Hâlâ, 21.6.1987
tarihli 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütülmekte olan kadastro
çalışmaları, güncelliğini kaybetmiş, ihtiyaçları karşılayamaz duruma gelmiştir.
Bu durumda, belirlenen hedeflere ulaşabilmek için geleceğin kadastrosuna bir
zemin hazırlayabilmek mümkün olamayacağı için bu kanun değişikliğinin yapılması,
zorunlu hale gelmiştir.
Sayın Bakan, değerli
milletvekilleri; ancak, tesis kadastro çalışmalarının kısa sürede
bitirilebilmesi ve ülke kaynaklarının israfına, yetki karmaşasına engel olunması
için, halen birçok kurumca yürütülmekte olan kadastro çalışmalarının tek bir
kurumca yürütülmesine geçiş sağlanmaktadır. Günümüzdeki gelişmeler sonucu
ihtiyaçları karşılayamaz hale gelen 3402 sayılı Kanunda, bu gelişmelere paralel
olarak değişiklik yapılması zorunluluğu doğmuştur.
Teknolojik
gelişmelere paralel olarak, kadastro çalışmaları sırasında, koordinat sistemine
göre, ihtiyaca uygun kadastro ve topografik haritalar, kadastral haritalar
üretilecektir; bu haritalara dayalı olarak, taşınmaz malların sınırları, arazi
ve harita üzerinde belirtilecektir. Hukukî durumlarının tespiti ve 4721 sayılı
Türk Medenî Kanununun öngördüğü tapu sicilinin kurulmasıyla, bu çalışmalar
sonucu elde edilen verilerin kullanılacağı mekânsal bilgi sistemlerinin
altyapısı da oluşturulacaktır.
33
Ülke kadastrosunun
bir an önce bitirilebilmesi hedeflerden biri olmasına rağmen, mevcut teknik
personel sayısı buna yetmemektedir. Tasarıda yapılan düzenlemeyle, teknik
işlerin ihale usulüyle de yapılabilmesi sağlanmaktadır. Kadastro ekibinde 2
kadastro teknisyeni, temin edilememesi durumunda 1 kadastro teknisyeninin
görevlendirilmesi, taşra birimlerinde sayıca daha fazla olan kontrol
memurlarının da teknisyen yerine görevlendirilerek üretime katılabilmelerine
imkân sağlanmıştır.
Orman kadastro
çalışmaları, 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre orman kadastro
komisyonlarınca yapılmaktadır. Ancak, bu ekiplerin sayılarının az olması
nedeniyle, orman kadastro çalışmalarından netice tam olarak alınamamıştır.
Orman kadastro
çalışmalarına başlanılmayan yerlerde, ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit
taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti, halen,
3402 sayılı Kanun çerçevesinde, kadastro ekibince yapılmaktadır. Yapılan
değişikliklerle, bu işlem, orman ve tarım kuruluşları temsilcilerinin
katılımıyla daha nitelikli hale gelecek ve tesis kadastro çalışmalarıyla
birlikte orman kadastro çalışmaları yürütülecektir.
Öncelikle orman
sınırının belirlenmesi suretiyle, orman ve kültür arazisi arasındaki sınırların
tespiti ve mülkiyet ihtilafları da çözümlenecektir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu tasarıyla, yürütülen çalışmaların daha etkin bir şekilde
denetlenmesine imkân sağlanacaktır.
Ülkemiz gerçekleri
gözönünde bulundurularak, imar planı bulunmayan yerlerde kadastrodan önce
meydana getirilen hukukî durumun yasallaştırılabilmesi için, belediye encümeni
veya idare kurulu kararı aranmadan tespitler yapılabilecektir.
Bu kanun tasarısıyla,
tapulama ve kadastro sonucu yapılan haritaların teknik nedenlerle yetersiz
kalması, eksikliğin görülmesi veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun
göstermediğinin tespit edilmesi halinde paftaların sağlıklı hale getirilmesi
amacıyla, 3402 sayılı Kadastro Kanununun "ikinci defa kadastro yapılamaz"
hükmüne istisna getirme zorunluluğu doğmuştur. Kanunun 22 nci maddesinin yeniden
düzenlenmesine imkân sağlanmıştır. Kanunun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında,
kanun numarası 3533 yerine 3553 olarak hatalı yazılmış olduğundan, bu hatanın da
düzeltilmesi amaçlanmıştır.
21.6.1987 tarih ve
3402 sayılı Kadastro Kanununun 37 nci maddesi hükmü ve ilgili yönetmelik
gereğince, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Dönersermaye
İşletmesi Müdürlüğü, görevlerini etkin bir şekilde uygulamaya koymuş bulunmakta,
çalışmalarını bütün tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinin faaliyet alanında
sürdürmektedir, dönersermaye işletmelerinin faaliyetlerinin gerektirdiği gider
ve harcamaların açıklığa kavuşturulmasına imkân sağlamaktadır.
Sınırlandırma
nedeniyle yapılan hataların, vatandaşların mahkemelerde uzun süren davalarla
karşı karşıya kalmaksızın idare tarafından düzeltilmesi gerekmektedir. Bu
nedenle, kadastroları kesinleşmiş taşınmaz mallarda ölçü, sınırlandırma,
tersimat ve hesaplamalardan doğan hataların tebliğ edilerek düzeltilmesiyle,
değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından
kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalan
ve bu nedenle mülkiyet değişikliği olarak nitelendirilebilecek olanların resen
düzeltilmesine imkân sağlanacaktır.
Bu kanun tasarısıyla
3402 sayılı Kadastro Kanununda yapılan değişiklikler nedeniyle uygulamaya
açıklık getirilmek istenilmiş, 3402 sayılı kanunun 22 nci maddesinin (a)
fıkrası, 41 inci maddesi ve sayılaştırma maddesine ilişkin olarak yönetmelik
çıkarılmasına imkân sağlanmıştır.
3402 sayılı Kadastro
Kanununun yürürlüğe girmesiyle, kadastro çalışmaları bu kanun hükümlerine göre
yürütülmektedir; ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanununun geçici 5 inci maddesinde,
mülga bazı maddelerinden kalan komisyon incelemelerinin 3402 sayılı Kanuna göre
sonuçlandırılması, tebligatların da 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre
yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Halen, yaklaşık, 12 000 adet parsel bu
durumda olup, kadastro komisyonu çalışmaları da sonuçsuz kalmıştır. Bu,
uygulamada, zaman ve masraf olarak hazineye büyük yük getirmektedir; işlemler
yarım kalmakta ve vatandaşların tapularını alamamaları şikâyetlerine neden
olmaktadır. Bu çerçevede, 3402 sayılı Kadastro Kanununun geçici 5 inci
maddesinin aynı kanunun 11 inci maddesine uygun hale getirilmesine imkân
sağlanmıştır. Sayılan bu değişiklikle, 3402 sayılı Kanunun 11 inci maddesine
göre ilan yapılmak suretiyle giderlerin önlenmesi ve işlemlerin kısa sürede
sonuçlandırılarak vatandaş mağduriyetinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Bu kanun tasarısıyla,
3402 sayılı Kanunda yapılan değişiklik nedeniyle, uygulamaya açıklık getirmek
amaçlanmıştır; 3402 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (a) fıkrası, 41 inci
maddesi ve sayılaştırma maddesine ilişkin yönetmeliklerin çıkarılacağı sürenin
belirlenmesi sağlanmıştır; uygulamada herhangi bir karışıklığa neden olunmaması
için, orman kadastro çalışmalarına hangi kanun uyarınca başlanmışsa o kanuna
göre sonuçlandırılması hükmü getirilmiştir.
21.6.1987 tarih ve
3402 sayılı Kadastro Kanununun 45 inci maddesiyle, orman sınırının dışına
çıkarılmış veya çıkarılacak alanlarda, zilyetlik yoluyla iktisap edilmesine
imkân tanınmıştı; ancak, bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları tamamen, üçüncü
fıkrası ise kısmen olmak üzere, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir.
Maddenin iptal edilmeyen bölümlerini uygulama imkânı da kalmamıştır. Bu nedenle,
söz konusu maddenin yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bilgi ve bilişim çağına girdiğimiz bu dönemde dünyanın
ilerlemiş ülkeleri seviyesine ulaşmak ve daha da ileri gitmek için, gecemizi
gündüzümüze katarak, birlikte çalışmaya devam ediyoruz. Geldiğimiz noktanın
yeterli olduğunu söylememiz henüz mümkün değil; daha katedilecek çok yolumuz
olduğunun da bilincindeyiz.
Tarih, bu dönemi, bu
hükümeti ve bu Parlamentoyu, milletin arzularını yerine getiren yönetim olarak
yâd edecektir. Bu asil millet, kendisine hizmet edenleri asla unutmamıştır ve
unutmayacaktır. Bizler de, böyle bir dönemdeTürkiye Büyük Millet Meclisinin
üyesi olmaktan ne kadar onur duysak azdır. Bugün, yurdumuz için çok önemli olan
bu kanun tasarısını görüşmek ve yasalaştırmak için Yüce Meclisin çatısı
altındayız.
34
Bu kanunun
yapılmasında emeği geçen Bayındırlık ve İskân Bakanımıza, Bakanlığımızın değerli
mensuplarına, bu kanun tasarısını görüşerek son şeklini veren Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun Değerli Başkan ve üyelerine, bu kanunun
yasalaşması için desteğini esirgemeyecek siz değerli iktidar ve muhalefet
partileri mensubu milletvekili arkadaşlarıma, şahsım ve AK Parti Grubu adına
teşekkürlerimi bir borç biliyorum.
Bu kanunun aziz
milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyor; şahsım ve AK Parti Grubu
adına, Yüce Heyetinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.
Sağ olun, var olun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın İbiş.
Tasarının tümü
üzerinde şahsı adına söz isteyen, Balıkesir Milletvekili Orhan Sür. (CHP
sıralarından alkışlar)
Sayın Sür, konuşma
süreniz 10 dakikadır.
Buyurun
ORHAN SÜR (Balıkesir)
- Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 728 sıra
sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının tümü
üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bugün görüşmelerine başladığımız ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun bazı
maddelerini değiştiren ve bu yasaya yeni bazı maddeler ekleyen bu tasarının
sıradan bir değişiklik olduğunu düşünürsek yanılırız. Ülkemizin kaynaklarının
topyekûn seferber edilerek ulaşılmaya çalışılan çağdaş medeniyet ve çağdaş yaşam
modelinin yakalanmasında, çağı yakalamış bir kadastro modelinin çok büyük bir
önemi vardır. Günlerdir bu tasarının Meclise gelmesini ve bu tasarı hakkındaki
düşüncelerimizi sizlerle paylaşmayı bekliyorduk; iki haftalık bir beklemenin
sonucunda tasarı gündeme geldi. Tasarı hakkında siyasî parti grupları adına
görüşmeler yapıldı ve tasarı hakkındaki düşünceler yansıdı.
Değerli arkadaşlarım,
elbette siyaset yapıyoruz, elbette bu toplumun yararına olduğunu düşündüğümüz
konularda düşüncelerimizi yaşama geçirmeye çalışıyoruz; ama, şuna da yürekten
inanıyorum: Her işi uzmanı yapmalı, her işin yapılmasında uzman katkısı olmalı
ve uzmanın gösterdiği, bu işi bilenlerin gösterdiği doğrultuda da adım atılmalı.
Şimdi, şunu gayet iyi biliyoruz: Meclisimizde, 550 milletvekilinin içinde 3
harita kadastro mühendisi var; bunun 2'si Cumhuriyet Halk Partisinde, 1'i de
AKP'de olan bir arkadaşımız; ama, burada, görüyorum ki, bir kadastro kanununun
tümü üzerinde bile bir harita kadastro mühendisinin konuşmasına gerek
duyulmuyor. Yani, o zaman, bu kanuna, bu yasaya nasıl yaklaşılıyor arkadaşlar?!
Yani, uzmanlar gelip burada görüşlerini belirtmeyeceklerse, sadece burada
konuşmak için veya ele verilen bir şeyleri okumak için buraya çıkıp konuşmanın
anlamı yok. İşin içinden gelmek lazım, işin esasını bilmek lazım; kadastro nedir
bilmek lazım, kadastrocu nedir bilmek lazım, tapucu nedir bilmek lazım. Bunları
bilmezsek, burada sadece konuşuruz, burada söylediklerimiz de havada, askıda
kalır; bir şeyler çıkarırız, bir şeyler üretiriz, ürettiğimizi zannederiz. İşte,
bugüne kadar da, aslında, bunları yaptık. İki yıldan beri bu Meclisin kürsüsünde
konuşulanların, söylenenlerin birçoğu gerçekleşti. Ne dedik; birçok konu
Anayasaya aykırıdır dedik, geri geldi; yanlış dedik, yanlış, bile bile çıktı.
Şimdi, burada
konuşmak için birçok şeyler hazırlamıştım; ama, hiçbirisine bakmak gereği
hissetmiyorum. Neden hissetmiyorum; çünkü, bu ülkede sorunlar büyük. Kadastroda
da sorunlar büyük; ama, bu sorunları çözmek de bu Meclisin görevi.
Değerli arkadaşlarım,
hepimizin görevi ne; bu ülkeyi geleceğe, aydınlık yarınlara hazırlamak. O zaman,
geleceği oluşturacak, geleceği planlayacak yasaları bu Meclisten çıkarmak
zorundayız. Bu Meclisten, günü kurtaracak, bugünü kurtaracak yasaları çıkararak
bu ülkenin aydınlık geleceğini kuramayız.
Şimdi, gönül isterdi
ki, buraya, Kadastro Yasasının birkaç maddesini değiştiren ve Kadastro Yasasına
ilave birkaç madde getiren bir tasarıyla gelinmesin; buraya, bu ülkenin aydınlık
yarınlarını kurabileceğimiz çağdaş kadastro yasasıyla, geleceğin kadastrosunu
kurabileceğimiz bir kadastro yasasıyla, tasarısıyla gelinsin ve bu tasarıya
elbirliğiyle destek olalım ve bu ülkede, çağdaş, geleceğin kadastrosunu
elbirliğiyle kuralım; ama, görünürde bu yok değerli arkadaşlarım, görünürde günü
kurtarmak için hazırlanmış bir tasarı var.
Şimdi, diyeceksiniz
ki, bu tasarıya karşı mısın; hayır, bu tasarıya karşı değilim; ama, ben, bu
tasarıyı yetersiz buluyorum ve bu Meclisin, bundan çok daha iyi bir tasarıyı,
Kadastro Yasasını tümden ele alıp, geleceğin kadastrosunu oluşturabilecek bir
tasarıyı burada görüşüp, burada yasalaştırabileceğine de yürekten inanıyordum;
ama, görünen o ki, bu yok.
Peki, neden yok;
şimdi, bu tasarının hazırlanması aşamasında geçen safhalar incelendiğinde,
maalesef, şunu görüyorum: Önce, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzün böyle bir
talebi yok. Yani, çağdaş, geleceğin kadastrosunu kurmak gibi bir talep söz
konusu değil. Türkiye'de kadastroyu bitirdi desinler de, Türkiye'de kadastro
kâğıt üzerinde de olsa bitsin de, gerisi ne olursa olsun. Aslında, anladığım
kadarıyla, Genel Müdürlüğümüzün böyle bir talebi yok. Elbette, bu işin başındaki
Genel Müdürlükten böyle bir talep gelmezse, siyasînin de buraya getireceği
proje, maalesef, bu olur.
Peki, bu tasarı bu
şekilde hazırlanırken, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasının tutumu ne olmuş
-orada da birsürü yanlışlıklar var- bir gün söylediklerinden ertesi gün,
nedense, caymışlar! Neden caymışlar?.. Yanıtını, herhalde, bu ülkenin harita
kadastro mühendislerine verecekler.
Değerli arkadaşlarım,
bazı maddeleri değiştirirsiniz, bazı maddeleri iyileştirirsiniz, bunun sonucunda
Türkiye'de kadastroyu da bitirirsiniz ve biz size "Türkiye'de kadastro bittiği
için teşekkür ederiz" deriz; ama, Türkiye'deki kadastrodan doğan sorunları
çözemezsiniz. Bu ülkede, yüzbinlerce dava gayrimenkullerle ilgilidir. Yasaların
getirdiği bu sorunlar, düzensizliklerin getirdiği bu
35
sorunlar nedeniyle
mahkemelerde yüzbinlerce dava var. Bizim, bu sorunları çözebilmemiz için çağdaş
bir kadastro yasasına gereksinimimiz var. Peki, çağdaş kadastro yasasını teknik
şartlarla buraya getirsek ne olacak, sorun çözülür mü; hayır.
Şimdi, bu kürsüde,
2005 yılının bütçesi görüşülürken, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bütçesi
hakkında söz almış bir arkadaşınızım, o zaman da söylemiştim. Çok şanssız bir
Genel Müdürlük, sahipsiz bir Genel Müdürlük, hiç sahip çıkılmayan bir Genel
Müdürlük. Sonuçta, Genel Müdürlüğün personeliyle Genel Müdürlüğün çalışmalarıyla
geldiğimiz nokta, maalesef, özlediğimiz nokta değil.
Şimdi, yasanın bazı
maddelerini değiştirdik, her şey düzgün. Peki, iş bitti mi; bu genel müdürlükte
çalışan insanlarımız mutlu mu; bu genel müdürlükte çalışan mühendisi, teknik
elemanı, tapu sicil müdürü, tapu sicilde görevli insanlar mutlu mu; hayır,
hiçbirisi mutlu değil değerli arkadaşlarım; çünkü, bu yasanın içerisinde onlar
yok, bu tasarıda onlar yok. O insanlar hep unutuluyor, o insanlar hep
dışlanıyor; nasıl olsa çalışıyorlar, nasıl olsa üretiyorlar, bırakalım canım,
yapsınlar, üretsinler... Buna hakkımız yok değerli arkadaşlarım. Bakın, bizim,
bu tasarının içerisine Tapu ve Kadastro çalışanlarını da koymamız lazım. Bu
tasarıyı bir bütün olarak çıkarmamız lazım. Hani, Cumhuriyet Halk Partililer
olarak biz "önce insan" diyoruz ya; önce Tapu ve Kadastroda çalışan, üreten
insanlara sahip çıkmalıyız ki, arkasından, onlardan bu işleri takip etmelerini,
bu işleri hakkıyla yerine getirmelerini isteyelim; ama, bu var mı burada; yok.
Değişiklik önergelerimiz var; bu maddelere bunları eklemeye çalışacağız. Ne
kadarına uyulacak, ne kadarına uyulmayacak; bunu önümüzdeki saatler boyunca
göreceğiz.
Şuna yürekten
inanıyorum: Bu ülkenin çağdaş bir kadastro yasasına gereksinimi var değerli
arkadaşlarım; çünkü, bütün dünyada, bütün çağdaş ülkeler, artık, kadastroyu
bizim ülkemizde anlaşıldığı gibi anlamıyorlar. Sadece sayısallaştırma ihaleleri
yapmakla, sadece nokta kadastrosu yapıyoruz, koordinatlı kadastro yapıyoruz diye
bir şeyler yapmakla bu işler yürümüyor.
İşte, geçtiğimiz
hafta içerisinde yapılan iki tane sayısallaştırma ihalesi var. Şimdi, ben,
Kadastro Genel Müdürlüğümüze trilyonlarca lira vererek yapılan bu
sayısallaştırma ihalelerinin sonuçlarında ortaya çıkacak o mal ve hizmetlerin,
yani, sayısallaşmış kadastro parsellerinin, o değerlerin yasallığı var mıdır yok
mudur diye sorsam; yasallığı vardır diyemeyecek. O zaman, niye bu ülkenin
trilyonlarını çöpe atıyoruz? Niye çöpe atılıyor trilyonlar? Bu ülkede bu kadar
çok, bol kaynak mı var?! O zaman, gelin, bir bütün olarak yenilemeyi düşünerek,
kadastroyu bütün ülkede yenilemeyi hedefleyerek, çağdaş bir kadastro yaratmayı
düşünerek, bu yasayı sil baştan ele alalım; ama, görünen o ki, bu, buradan, bu
şekilde geçecek.
Değerli arkadaşlarım,
bu şekilde de geçse, belki bir adım ileri gideceğiz düşüncesiyle, ben de,
kişisel olarak bu tasarının yanında olacağım; ama ...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Sür.
ORHAN SÜR (Devamla) -
... biraz önce ifade ettiğim gibi, gönül isterdi ki, bu yasa tasarısı, sadece üç
beş maddede değişiklik, üç beş maddeye ilave şeklinde gelmeseydi. Tapu Kadastro
örgütünü, geleceğin kadastrosunu ve o kadastro örgütünde çalışan mutlu
insanların kadastrosunu oluşturacak bir yasa tasarısı şeklinde gelseydi ve
elbirliğiyle, gönül gönüle, bu ülkeyi yarınlara hazırlayacak bir yeni kadastro
yasası çıkarsaydık çok daha mutlu olacaktık.
Bu duygularla, Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Sür.
Tasarının tümü
üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
KADASTRO KANUNUNDA
DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI
MADDE 1. - 21.6.1987
tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Madde 1. - Bu
Kanunun amacı, ülke koordinat sistemine göre memleketin kadastral veya
topoğrafik kadastral haritasına dayalı olarak taşınmaz malların sınırlarını
arazi ve harita üzerinde belirterek hukukî durumlarını tespit etmek suretiyle
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun öngördüğü tapu sicilini kurmak, mekansal bilgi
sisteminin alt yapısını oluşturmaktır."
BAŞKAN - Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı adına söz isteyen Sayın
Erdal Karademir; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 15
dakikadır.
CHP GRUBU ADINA ERDAL
KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 728
sıra sayılı Kadastro Yasasında değişiklik yapılmasıyla ilgili tasarının 1
numaralı amaç maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına
söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bugünkü Türkiye kadastrosu, biraz önce de bahsettiğim gibi, Türk Medenî
Yasasının öngördüğü kurallar çerçevesinde, taşınmazların sınırlandırılması ve
üzerlerindeki hakların belirlenmesi görevini yükümlenen bir hukuksal
kadastrodur.
Tasarının amaç
maddesinde, hükümetin teklif ettiği metinde bulunmayan, ama, komisyonun kabul
ettiği metinde yer alan değişiklikler, bugünkü istenen, çağdaş, çokamaçlı
kadastro anlayışını karşılamaktan uzaktır. Esas olan, komisyon görüşmelerinde de
dile getirdiğimiz gibi, Kadastro Yasasının tamamının ele alınması ve yeniden
düzenlenmesidir; çünkü, parçacı yaklaşımlarla ele
36
alınan düzenlemeler,
ne yazık ki, sorunu çözmekten, değişimden ve gelişimden uzak kalmaktadır. Amaç
maddesindeki değişikliklerin de sınırlı olarak ele alınması, bunun bir
sonucudur.
Kadastronun amacının
yeniden ele alınması, yeniden tanımlanması, dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmelere
ve değişen teknolojiye göre yeniden düzenlenmesini öngörmek, Kadastro Yasasının
tamamı üzerinde bir değişikliğe gidilmesi zorunluluğunu önümüze koymaktadır;
ancak, gerek AKP yönetiminin yaklaşımı ve gerekse Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü
bürokratlarının önerdiğimiz yeniliklere karşı gösterdiği direniş ve yaklaşım,
çağdaş, çokamaçlı kadastroyu ülkemizde yaşama geçirmeyi olanaksız kılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
Kadastro Yasasının amacı, Türk Medenî Yasasının öngördüğü tapu sicil sisteminin
kurulması temel amacının yanında, kadastronun e-devletin ana unsuru olan tapu ve
kadastro bilgi sistemini kurmak, bu sistemi topografik verilerle bütünlemek
suretiyle, toprakla ilişkili projelere ve yatırımlara altlık oluşturacak bir
sistemin kurulması olmalıdır. Bundan dolayıdır ki, şu temel yaklaşımlar altında,
Kadastro Yasasının amacı ve kapsamının yeniden düzenlenmesi gerekmektedir:
Taşınmaz malların
ülke kontrol noktalarına, ülke nirengi ağına, ülke bütünlüğüne dayalı olarak
kadastrosunu yapmak ve böylece, taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita
üzerinde belirlemek, hukukî durumlarının tespit edilmesi suretiyle Türk Medenî
Kanununun öngördüğü tapu sicilini oluşturmak; bilgi teknolojileri yardımıyla,
e-devletin en temel unsurlarından olan mekânsal bilgi sistemlerinin -kent bilgi
sistemi, arazi bilgi sistemi, çiftçi kayıt sistemi, coğrafî bilgi sistemi gibi
sistemlerin- altyapısını oluşturacak tapu ve kadastro bilgi sistemlerini kurmak
amaçlanmalıdır.
Ekonominin,
vergilemenin, yargının, kentleşmenin, imar ve kamulaştırma faaliyetlerinin, arsa
ve arazi kullanımının düzenlenmesinin, mühendislik projelerinin gereksinmelerini
karşılayabilmek kadastronun amacı olmalıdır.
Sosyal, kültürel,
turistik, teknik ve ekonomik planlama gibi toprakla ilgili her türlü tasarımda
ve uygulamada, gerekli bilgilerin hızlı ve rasyonel biçimde elde edilmesi
amaçlanmalıdır. Çevre ve doğaya yönelik koruma önlemlerinin en sağlıklı biçimde
alınması amacıyla oluşturulacak mekânsal bilgi sistemlerinin temel bilgilerini
sağlamak olmalıdır.
Yukarıda sayılan
amaçlara ulaşılabilmesi için, sistemin temelini oluşturan mekânsal verilerin
sürekli güncel tutulması, gerektiğinde yenilenmesi, kuruluş kadastrosu sonrası
teknik ve hukuksal hizmetlerin yürütülmesi için yöntemleri ve ilkeleri
belirlemek amaç olmalıdır.
Değerli arkadaşlarım,
diğer yandan, Türkiye kadastrosunun özellikle Avrupa ülkelerindeki kadastroların
içeriğine yaklaştırılması amacıyla kapsamının da yeniden belirlenmesi gerekli ve
zorunludur. Bu anlamda, taşınmazlar kadastrosu, bilgi sistemi olarak sayısal
formda oluşturulan kadastro planlarından ve tapu sicilinden oluşması
sağlanmalıdır; çünkü, plan ve siciller, kadastronun birbirini bütünleyen
ayrılmaz parçaları olmasıdır.
Taşınmazlar
kadastrosunun birimi, yeryüzünde sınırları kendi içinde kapsayan, geometrik
olarak belirlenebilen parseldir.
Taşınmazların ölçümü,
ülke yer kontrol noktalarına dayalı olarak yapılması amaçlanmalıdır.
Taşınmazlar
kadastrosunun temel verilerini, parsellerin konum verileri, kullanım türleri,
yüzölçümleri, malikleri ve hak sahipleri, o parsel üzerindeki yapılar ve
karakteristik özellikleri içermelidir.
Taşınmazlar
kadastrosu, ilgili yasal düzenlemelere göre belirlenen, taşınmaz değerleri ve
tarımsal toprakların derecelendirme sonuçlarını da içermelidir. Taşınmaz
değerleme yöntemleri ve sonuçları konusunda yapılacak işlemler bir yönetmelikle
belirlenmelidir.
Kadastro hizmetlerini
yürütecek personelin yeterlilikleri, yetkileri ve sorumlulukları bir
yönetmelikle yeniden düzenlenmelidir.
Gereksinimlere göre,
kadastro verileri ile topografik verilerin bütünlenmesinin yolları, yöntemleri,
bu konudaki yetki ve sorumluluklar bir yönetmelikle tekrar oluşturulmalıdır.
Türkiye kadastrosunun
kuruluş kadastrosu sonrası hizmetleri de yasal bir zemine kavuşturulmalı, bu
nedenle, yaşatma faaliyetlerinin kapsamı belirlenmelidir; çünkü, yaşatma
faaliyetleri, kadastro faaliyetlerinin ayrılmaz parçasını oluşturmaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
tasarıda yer alan mekânsal bilgi sistemlerinin altyapısını günümüzde kadastro
bilgileri oluşturmaktadır diyoruz. Bu durum, Avrupa ülkelerinde değişik
biçimlerde düzenlemelerle yasal dayanağa kavuşturulmuştur. Değişik hizmet
grupları bu baz sistemini kendileri için gerekli bilgilerle zenginleştirerek,
değişik isimler altında kullanabilmektedirler. Bu bilgiler, başta yerel
yönetimler olmak üzere, kamu kurumlarının ve özel kesimin hizmetlerini
kolaylaştırma ve verimini artırma, doğru ve yerinde karar verme ve gelişen
teknolojilerden daha fazla yararlanma olanağı sağlamaktadır.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; değişik kaynaklarca, yani mekânsal bilgi sistemlerini kullanarak
sektör ve disiplinlerce sıkça ifade edildiği gibi, kadastro bilgilerinin bu
işlevi gereğince yerine getirebilmeleri için, sisteme alınan bilgilerin ülke
genelinde bir birim koordinat sistemine dayandırılması, güvenilir olması,
belirlenen standartta olması, güncel olması gereklidir. Böylece, aynı bilgilerin
tekrarlı oluşturulması önlenecek; sistem bilgileri geniş bir kullanıcı
topluluğunun gereksinimlerini karşılayacaktır; ancak, ülkemizde uygulanmakta
olan kadastro, kamu kurumlarının ve vatandaşların beklentilerini karşılamaktan
uzaktır. Ayrıca, çağdaş
37
ülkelerin bu konudaki
tanımlarından da giderek uzaklaşmaktadır. Bu nedenle, çağdaş kadastronun yeniden
tanımlanması gerekmektedir.
Bu anlamda, yeni
yüzyılda, Türkiye kadastrosu, yalnızca mülkiyet kadastrosu bağlamında
kalmamalıdır; içerik olarak çokamaçlı kadastroyu hedeflemelidir. Bu içeriğiyle,
günümüz bilgi teknolojileri bağlamında, çokamaçlı kadastro bilgi sistemi olarak
yapılandırılmalıdır. Mekânsal bilgi sistemleri için kendinden beklenen
hizmetleri yerine getirebilmelidir. Kentsel ve kırsal alanda dünya ölçeğinde
ortaya çıkan ve ülkemizde de yansımalarını bulan yapılanmaların dışına
düşülmeden, kadastroyu bu kapsama kavuşturmak zorundayız.
Değerli arkadaşlarım,
son yıllarda mekâna ilişkin verilerin yönetilmesi konusu da önem kazanmıştır.
Ülkemizde çağdaş bir kadastro sistemi kurulması hedefi, günümüzde bir üst kavram
olarak arazi yönetiminin, Türkiye coğrafyasının tamamını kucaklayacak biçimde
gerçekleştirilmesi hedefiyle birlikte tasarlanmalıdır.
Ülkemizin dünyadaki
gelişmelerden uzak kalması, elbette düşünülemez. Günümüzdeki teknolojik
gelişmeler, sürdürülebilir kalkınma, küreselleşme, toprağın kullanımının
planlanmasını, kaydını ve verilerin dolaşımını daha da önemli kılmaktadır.
İşte bu gelişmeler,
kadastroyu, vergilendirme ve mülkiyetin güvencesi olmanın ötesinde, çokamaçlı
kadastro ve taşınmaz yönetimine dönüştürmektedir; ancak, kadastromuz bugünkü
durumuyla uluslararası gelişmelerin gerisinde kalmıştır ve bu tasarıyla
getirilen değişiklikler, aşağıdaki sakıncaları ortadan kaldırmayacaktır:
Ülkemizde, bugün,
kadastro bilgi sisteminde kullanılmak için, Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı
tamamlanmıştır. Buna karşın tasarıda, kadastro çalışmalarının oluşturulan ağa
dayanması öngörülmemektedir. Bu şekilde üretilmiş kadastro haritalarının
kullanılabilirliği çok kısıtlı olacak ve bütünlüğü sağlanamayacaktır. Bu
anlamda, bitirilmesi öngörülen kadastro çalışmalarının ürünü olacak kadastro
haritaları, sayısal topografik kadastral nitelikte olmayacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
kadastronun, bugün, yeniden ele alınmasını gerektiren vazgeçilmez noktalar da
şunlardır:
Bugün, kadastroya
e-devletin mekânsal verilerinin sağlanması sorumluluğunun verilmiş olması; diğer
yandan, Avrupa Birliği ülkelerinin 1990'lı yıllarda kadastro yasalarını, bilgi
teknolojilerinin gerektirdiği yapıya dönüştürmüş olmaları; oysa, bizim de, bu
doğrultuda kadastroyu dönüştürmemiz gerekliliği ortadadır.
Avrupa Birliği
Türkiye Katılım Ortaklığı Belgesinde, ulusal program içinde yer alan arazi kayıt
sistemi ve çiftçi kayıt sistemi hedeflerinin, çağdaş kadastro sistemini zorunlu
kılması gerekiyor.
Kamulaştırma, uzun
vadeli ipotek kredisi ile konut edinme, kentsel dönüşüm ve benzeri amaçlar için
taşınmaz değerlemesi, taşınmazların vergilendirilmesi, taşınmaz projelerinin
geliştirilmesi, kadastronun önündeki görevlerdendir.
Değerli arkadaşlarım,
saydığım noktalara bakıldığında görülmektedir ki, Türkiye kadastrosunun bugünkü
hedefi, bu tasarıyla getirilen ufak tefek değişikliklerle yetinmek değil, aksine
köklü bir değişim gerçekleştirmek olduğudur.
Bu
değerlendirmelerimizle de görüleceği gibi, Kadastro Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla getirilmeye çalışılan kadastro anlayışı,
çağdaş kadastro anlayışından çok uzaktır.
Çıkarılacak yasa,
kadastronun temel sorunlarını yakın geleceğe atan bir yaklaşımdır.
Avrupa Birliğine
girme sürecinde olan ülkemizin, diğer üye ülkelerle ortak yatırım ve kalkınma
projelerini yürütmek, dile getirdiğim işlemlere hizmet verebilmek için, uzun
erimli çözümleri getirecek yasal düzenlemelere ivedilikle gereksinim vardır. Bu
tasarı, bu gereksinimleri yerine getirmekten uzaktır.
Bu duygu ve
düşüncelerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Karademir.
Madde üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 2. - 3402
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere
aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"Kadastronun fennî
işlerinin ihale yoluyla yaptırılması halinde, kadastro ekibinde iki kadastro
teknisyeni, iki teknisyenin temin edilememesi durumunda yerine bir kadastro
teknisyeni görevlendirilebilir. Ekipteki kadastro teknisyeni yerine kontrol
memuru da görevlendirilebilir."
BAŞKAN - Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Balıkesir Milletvekili
Orhan Sür; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ORHAN
SÜR (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte
olan yasanın 2 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz
almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
biraz önce yasanın tümü üzerinde yaptığım konuşmada ifade ettiğim gibi, Kadastro
Yasamıza yeni bazı maddeler ekliyoruz, bazı maddelerinde ufak tefek
değişiklikler yaparak bir noktaya gelmeye çalışıyoruz. Elbette, bu tasarı bir
bütün
38
olarak incelendiğinde
şunu görüyoruz: Hükümetimizin bir hedefi var ve bunu da açıkça ilan ediyor; 2006
sonuna kadar Türkiye'de kadastroyu bitireceğim; yani, Türkiye'de kadastroyu
bitiren hükümet ben olmak istiyorum diyor; bu da çok doğal. Bu çalışmanın
sonucunda, eğer Türkiye'de gerçekten kadastroyu tamamlayabilirsek, en azından
çok büyük bir eksikliği gidermiş oluruz.
Tabiî, bunu
yapabilmek için, özel sektörün bu alandaki bilgi birikiminin, ekip ve ekipman
ağının kullanılması sonucunda hızlanma söz konusu. 10 000'in üzerinde,
kadastrosu tamamlanmamış köyümüz var ve bunlar da genelde kadastro ölçümleri
açısından zorluklar arz eden köyler ve buralarda bir çalışma yapılacak. Bu
maddeyle, bu çalışma aşamasında kadastro teşkilatımızın bu çalışmalara katacağı
elemanların açıklaması getiriliyor ve bildiğimiz gibi, köylerimizin
kadastrolarının yapılması işleri de ardı ardına ihale ediliyor.
Şimdi, önümde, Tapu
ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzün ihaleye çıkardığı iki işin şartnamesi var.
İkisinin amacı da aynı; kadastrosu yapılmamış, yurdun çeşitli bölgelerindeki
yerlerin kadastrosunun yapılması. Sonuçta, yapılacak iş aynı; gidilecek,
ölçülecek, koordinatlarla, yeni teknolojilerle bu kadastrolar yapılacak; ama,
burada, bir farklılık var. İki ihale var; iki ihalenin şartnameleri farklı.
Şimdi, bazı yetkili arkadaşlarımız şunu söyleyebilir; o ihalenin bir tanesini şu
fondan yapıyoruz, ihalenin bir tanesini bu fondan yapıyoruz. Yahu arkadaşlar,
sonuçta yaptığımız iş aynı değil mi; yani, sonuçta, bu ihalelerle yaptığımız
işin adı mı değişiyor, şekli mi değişiyor?! Farklı fonlardan yaptığımız zaman,
bu iş neden farklı şartlarla geliyor?!
Şimdi, bakıyorum, iki
ihale; bir tanesi Konya'da, bir tanesi Zonguldak'ta, ikisinin amacı da aynı. Bir
tanesinde, Konya'dakinde, çok özel şartlar var. Neden diye araştırıyorsunuz,
verilen yanıt şu: "Konya'daki ihaleyi Dünya Bankası kredisi kullanarak
yapıyoruz." Peki, Dünya Bankası kredisi kullanarak yapıldığında şartlar, aranan
nitelikler, istenilen özellikler farklı olacak da, kamunun kendi kaynağı olan
dönersermaye payı kullanılarak Zonguldak'ta ihale yapıldığında farklı mı
olacak?! Neden böyle oluyor bu?! Bunun yanıtı biraz yuvarlak geliyor; "işte, işi
ehline vermek..." Yani, şimdi, Zonguldak'taki ihaleye girenler, bu ihaleyi
alacak kişiler, işin ehli değil mi?! Yani, bu anlam mı çıkıyor acaba, bu tip bir
yanıt geldiğinde? Bu yanıtı verdik, vermedik diye de bir polemiğe girmek
istemiyorum; ama, ben, bir harita kadastro mühendisiyim, bu yanıtların kimlere,
nasıl verildiğini de gayet iyi biliyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Konya'daki ihaleye girebilmek için, son üç yıl, üst üste, ortalama 300 000
dolarlık iş yapmış olman gerekiyor; ama, Zonguldak'takinde bu şart yok.
Konya'daki işe girebilmek için, son üç yılda, 2 500 hektar iş yapman gerekiyor;
ama, Zonguldak'taki şartlar farklı. Neden diye sormamız gerekiyor. Yani,
yıllardan beri, kadastroyu özel sektöre açalım diye ben de savunan bir
arkadaşınızım. Özel sektörü kadastroya açarken ve özel sektörün bu çalışmasından
faydalanmaya çalışırken, ayrı ayrı şartnamelerle, ayrı ayrı ihaleler yaparak
hangi noktaya varmaya çalışıyoruz?! İnsanın biraz -kusura bakmayın- kafası
karışıyor. Biraz kafa karışıyor, acaba adrese teslim mi var demeye başlıyorsun;
çünkü, Konya'daki ihale koşullarına göre, o ihaleye girebilecek insan sayısı
daha sınırlı; çünkü, bu ülkedeki harita bürolarının konumları belli. Diyelim ki,
Konya'daki ihaleye 20 kişi girerse, Zonguldak'taki ihaleye belki 100 kişi
girecek, daha büyük bir rekabet doğacak. Peki, niye, Konya'daki aynı koşullara
indirilmiyor? Eğer Zonguldak'taki ihalenin şartnamesindekiler, Zonguldak'taki
ihalede pek güvensizseler, niye Zonguldak'taki ihale Konya'daki gibi yapılmıyor
sorularını art arda getirmek zorundayız.
Çok ilginç şeyler
yapılıyor. Konya'daki ihalenin ihale dosyasını almak için 100 000 000 lira
ödüyorsun, Zonguldak'takinin ihale dosyasını almak için 250 000 000 lira
ödüyorsun. Neden?!. Zonguldak'taki daha da küçük bir iş; yani, birimler,
dosyalar daha küçük, yapılacak iş daha küçük; ama, Zonguldak'ta 250 000 000
liraya, Konya'da 100 000 000 liraya ihale dosyaları satılıyor.
Bunlar belki küçük
şeyler gibi görünüyor; ama, biz, daha işin başında böyle çarpık çarpık şeyler
yapmaya başlarsak, yarın, bu olayı hangi noktaya taşıyacağız arkadaşlarım?!
Yani, biz istemiyor muyuz rekabet doğsun; biz istemiyor muyuz Türkiye'de bu işi
yapabilecek her harita kadastro bürosu bu ihaleye girsin, çata çat pazarlıkta
veya teklifte en düşük rakamı vererek bu işi yapsın?!.
Ayrıca, başka şeyler
var. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğümüz, İller Bankasının yaptığı halihazır
ihalelerdeki işleri, iş bitirme olarak kabul etmiyor; baştan yüzde 10'unu kabul
ediyordu, şimdi onu da kabul etmiyor; yani, bu kadar çok değişiklik söz konusu.
İller Bankasının yaptığı ihalelerde yapılan işler harita işi değil mi?! Eskiden
yüzde 10 alıyordun, şimdi niye almıyorsun?
Bakın arkadaşlar,
bunlar, daha işin başında bocalama içinde olduğumuzun da göstergeleri.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Krediyi veren, şartnameyi kendi koyuyor.
ORHAN SÜR (Devamla) -
Hayır; krediyi veren, şartını kendisi koymuyor değerli arkadaşlarım.
Sayın Bakanım, kredi,
ARIP kredisi; biliyoruz, bu, Dünya Bankasının köylülere dağıttığı parayla ilgili
kredi. Onlar şunu demiyor; üç yıllık ortalama 300 000 dolar geliri olacak.
Türkiye'deki mühendislik bürolarının kaç yüzbin dolar geliri olduğunu, krediyi
veren Dünya Bankası mı saptıyor?! Yani, lütfen...
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Cevap vereceğim.
ORHAN SÜR (Devamla) -
Tabiî verirsiniz Sayın Bakanım, elbette verirsiniz.
O zaman, Dünya
Bankasının saptadığı krediler, kriterler doğruysa, niye, siz, bu kriterleri
Türkiye genelinde yaygınlaştırmıyorsunuz? Yanlışsa, karşısında durun o Dünya
Bankası kriterlerinin, verdikleri şeylerin. Dünya Bankası, bu ülkenin her şeyini
esir haline mi getirdi yani? Yapacağımız işin, vereceğimiz ihalenin hangi
noktada hangi işin olacağına onlar mı karar
39
verecek? İller
Bankasının yaptığı ihalelerdeki yüzde 10 iş bitirme belgesinin sayılıp
sayılmadığına Dünya Bankası personeli mi karar veriyor? Böyleyse, gerçekten
üzülüyorum değerli arkadaşlarım.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - İller Bankası bize bağlı... İller Bankası aynı
bakanlığa bağlı.
BAŞKAN - Sayın Bakan,
lütfen!..
ORHAN SÜR (Devamla) -
İller Bankası aynı bakanlığa bağlıysa, aynı bakanlık, aynı tür ihalede, aynı
işte, aynı şartnameyi kullanır.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Demek ki zorunluluk var.
BAŞKAN - Sayın Bakan,
lütfen ama!..
ORHAN SÜR (Devamla) -
Neyin zorunluluğu var Sayın Bakanım; onu anlatın diyorum işte ben de size...
BAŞKAN - Sayın Sür,
Genel Kurula hitap eder misiniz.
ORHAN SÜR (Devamla) -
Tabiî Sayın Başkanım.
Değerli arkadaşlarım,
yani, Dünya Bankası, benim işimin ihale dosyasını satarken 250 000 000 liraya
satacaksınız, herhalde böyle diyor. Yani, bunu diyor artık bize, bu noktaya
kadar gelmişiz. O zaman, bu ülkeyi siz idare etmiyorsunuz Sayın Bakanım, Dünya
Bankası idare ediyor demektir; o bakanlığı Dünya Bankası idare ediyor demektir,
siz değil. O noktaya gelmiş durumdaysak, gerçekten çok üzücü, gerçekten neyi
tartışayım, neyi söyleyeyim.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Krediyi şartlı veriyor, öyle gelişigüzel değil.
ORHAN SÜR (Devamla) -
Kadastro örgütümüzün eksiklikleri, yanlışlıkları veya olaya bakış açısındaki,
bize göre en azından, hataları elbette dile getireceğiz.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Neyse, ben, sizi davet edeceğim.
ORHAN SÜR (Devamla) -
Yani, bir TAKBİS Projeniz var. Bu yasayı bu şekilde getireceğinize, keşke, pilot
bölge olarak TAKBİS'i uyguladığınız Çankaya'da TAKBİS'te karşılaştığınız
sıkıntıları çözecek bir yasa tasarısı getirseydiniz. Sanki, TAKBİS'te hiçbir
şeyle karşılaşmadınız. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, TAKBİS Projesinde şu ana
kadar hangi sıkıntılarla karşılaştığı konusunda hiçbir açıklama yapmadı. Hiç mi
sıkıntınız yok; onları niye düzeltmiyorsunuz burada?!
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Düzeltiyoruz.
ORHAN SÜR (Devamla) -
Nerede düzeltiyorsunuz?!
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Hem de devlete büyük paralar kazandırdık.
ORHAN SÜR (Devamla) -
Vallahi, hiçbir şey kazandırmıyorsunuz Sayın Bakanım. Son yaptığınız MEER
ihalesinde de 2 trilyonun üzerindeki parayı, sadece kâğıt üzerinde koordinat,
digitaizer'la okuyacağınız, vereceğiniz koordinatlarla renkli renkli parselleri
boyarsınız, asarsınız duvara, o parsellere bakarsınız, 2 trilyon lira parayı da
ödersiniz; ama, hiçbir hukuksal geçerliliği olmayan harita paftaları
oluşturursunuz, o paftalar da hiçbir yerde geçerli olmaz ve bu 2-3 trilyon para
da bu şekilde çöpe gider. Bunu, ben bir harita mühendisi olarak söylüyorum.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Sür,
toparlar mısınız.
ORHAN SÜR (Devamla) -
Toparlıyorum Sayın Başkanım.
Değerli arkadaşlarım,
bu ülkenin kıt kaynaklarını, lütfen, çarçur etmeyelim. Bu ülkenin kaynaklarını
en iyi şekilde kullanalım ki, bu ülke aydınlık yarınlara ulaşabilsin. Bu, bizim
elimizde. Biraz daha titiz davranalım ve bu işin başındaki kurumlarda çalışan
bürokrat arkadaşlarımız da, bazı şeylerde, artık, ellerini taşın altına
soksunlar.
Bu ülkede geleceğin
kadastrosunu kurmak hepimizin boynunun borcu, Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğünde çalışanların da, bu Mecliste görev yapan bizlerin de, Harita ve
Kadastro Mühendisleri Odasında görev yapanların da; elbirliğiyle, uzlaşıp, bu
ülkeyi aydınlık yarınlara beraber taşıyalım.
Saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Sür.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Sayın Başkan, bir iki cümleyle cevap verebilir
miyim?
BAŞKAN - Sayın Bakan,
Hükümet adına söz istediniz, vereceğiz; ancak, madde üzerindeki görüşmeler henüz
tamamlanmadı, devam ediyor.
Birleşime, saat
19.00'a kadar ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.28
40
41
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 19.00
BAŞKAN: Başkanvekili
Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Bayram
ÖZÇELİK (Burdur), Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli)
BAŞKAN- Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 61 inci Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
728 sıra sayılı kanun
tasarısı üzerindeki görüşmelere devam ediyoruz.
VI.- KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
(Devam)
4.- Kadastro
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/858) (S. Sayısı: 728) (Devam)
BAŞKAN- Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Sayın Bakan, Hükümet
adına söz istiyor musunuz?
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis)- Sayın Başkan, sayın vekiller Genel Kurulda olsaydı
cevap vermek isterdim...
BAŞKAN- Madde
üzerinde şahsı adına söz isteyen, Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım.
Buyurun Sayın
Yıldırım.
MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kadastro Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde şahsım
adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Ülkemizde 1912
yılından bu yana kadastro çalışmaları yapılmasına rağmen, bu konuyla ilgili
resmî düzenleme 1925'te 658 sayılı Kadastro Yasasıyla yapılmıştır. Bugüne kadar
yapılan kadastro çalışmalarında ülkenin hedeflenen kadastro oranı yüzde 85'e
çıkarılabilmiştir. Halen kadastrosu tamamlanmamış ilçeler bulunmakla birlikte,
11 711 köye bu hizmet hiç götürülememiştir. Kastamonu'nun da 20 ilçesi, 136
mahallesi, 1 082 köyünden sadece 325 köyün kadastrosu yapılmış, 725 köyün
kadastrosu gerçekleştirilememiştir. Yüzde 65'i ormanla kaplı Kastamonu'nun
sadece yüzde 52'sinin kadastrosu yapılabilmiş ve kadastrosu yapılan miktar da,
arazinin yüzde 30'u civarındadır. Bugünkü çalışmalarla devam edersek, bugünkü
elemanlarla bu işi devam ettirmeyi düşünürsek, Kastamonu'nun kadastrosunun
seksen yılda tamamlanacağı görülmektedir.
Mera, orman, mülkiyet
gibi birbirinden bağımsız birçok kadastro çalışması yapılmış, bu durum, yapılan
kadastroların uymamasına, örtüşmemesine yol açmıştır. Bu durumda olan orman
sınırları haritalarının yüzde 72,6'sı tapu siciline tescil edilememiştir.
Personel yetersizliği de bu konuda çok önemli bir etkendir.
Sekizinci Beş Yıllık
Kalkınma Planında, kadastrosu yapılacak kentsel alanın 40 000 kilometre, kırsal
alanın da 440 000 kilometre dolayında olmak üzere, toplam 480 000 kilometrekare
olduğu kabul edilmektedir.
Türkiye'de kadastro
hizmetlerinin götürülebilmesinin planlandığı alanlarla ilgili olarak kesin bir
saptama yapılamamış olmakla birlikte, kırsal alanların kentsel alanlara
dönüşmesi, orman vasfını yitirmiş alanların orman dışına çıkarılması, ekonomik
yarar sağlanma olasılığı bulunan kadastro harici alanların kadastrolanması, yeni
il ve ilçelerin kurulması, yeni yerleşim alanları ve kamusal alan gereksinmeleri
gibi nedenlerle, kadastrolanacak alanların miktar olarak hem arttığı hem de
kırsal-kentsel alanlar bazında değiştiği gözlenmiştir.
Bu nedenlerle,
öncelikle, ülkemizde kadastroya konu oluşturacak alanların yeniden tanımlanarak,
yüzölçümü değerindeki belirsizliğin giderilmesi gerektiği görülmektedir.
Tapu ve Kadastro
Genel Müdürlüğü, 22 bölge müdürlüğü, 1 003 tapu sicil memurluğu, 325 kadastro
müdürlüğü ve bu birimlerde çalışan yaklaşık 13 000 personeli olan, tüm yurt
düzeyinde yayılmış kadastro sektörünün en önemli kuruluşlarından olan, ulusal
bir kamu kuruluşudur.
Tapu sicil ve
kadastro müdürlüklerinin en önemli eksikliği eleman yetersizliğidir. Nitelikli
eleman istihdamı şarttır. Kadastro mühendisleri iş aramaktadır, kadastro
teknisyenleri iş aramaktadır, teknikokul mezunları iş diye beklemektedir; ama,
yeni eleman alımları çok sınırlı tutulmaktadır. Mevcut hizmetlerin yerine
getirilmesi için, yanında, bilgi sistemi, üç boyutlu ve çokamaçlı sayısal
kadastro gibi, artan hizmet talebini karşılayabilmek için 10 000'den fazla
eleman açığı olduğunu bilmekteyiz. Bu nedenle, özel sektörden kalıcı bir biçimde
yararlanılması da, üretimin dünya standartlarına uygun olarak ele alınması da
gerekmektedir.
Orman kadastrolarının
da, meraların da, şimdiye kadar tescil dışı bırakılmış gecekondulaşmaya ya da
arazi yağmasına sebep olan alanların ve kent ve coğrafî bilgi sistemlerinin de
yapı içerisinde düşünülmesi şarttır.
Ayrıca, kadastro
hizmetleri bir defa yapılıp biten bir hizmet değildir. Toprağa yönelik
yatırımlar ve kentleşme devam ettiği sürece kadastro hizmetleri de devam
etmektedir. Üstelik, artık, geleneksel yöntemlerin yerini coğrafî bilgi
sistemleri, kent bilgi sistemleri almıştır. Büyükşehir belediyelerinin görevleri
arasında yer verilmiştir. Dolayısıyla, kadastrodan beklentiler giderek
değişmektedir. Bu açıdan bakıldığında, kadastroların tamamlanması yanında, çok
önemli bir ihtiyaç olarak mevcut kadastronun yenilenmesi, güncelleştirilmesi ve
kent bilgi sistemlerinin altyapılarını...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Yıldırım
42
MEHMET YILDIRIM
(Devamla) - ...oluşturacak sayısal kadastro niteliği kazandırılarak kullanıma
sunulması ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.
Değerli arkadaşlar,
değerli milletvekilleri; Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü yılda yaklaşık 2 500 000
tapu işlemi ve 1 000 000'a yakın kadastro parseli tespitini
gerçekleştirmektedir. Buna karşılık, sadece tapu harçlarından yılda 600 trilyon
civarında, millî bütçeye gelir sağlamaktadır. 2005 yılında bu miktarın daha çok
yüksek olacağı tahmin edilmektedir.
Buradan şu sonucu
çıkarmak mümkündür: Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne yapılan yatırımlar, sadece
harç gelirleri dikkate alındığında bile, 5-6 misli olarak geriye dönmektedir. Bu
direkt katkısının yanında, adil ve hızlı toplanan Emlak Vergilerinin katkıları
düşünülürse, çok büyük ve o derecede önemli, öncelikli yatırımlar olduğu
görülmektedir; ama, çalışanlara hiçbir şey yok. Yani, bir toplanan harçtan, elde
edilen gelirlerden tapu kadastro çalışanlarına, mühendislerimize, arazide
çalışan teknisyenlerimize, sağlık personelinde olduğu gibi, dönersermaye
sisteminden prim verilmesinin şart olduğunu düşünüyorum.
Yüce Meclise saygılar
sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Yıldırım.
Hükümet adına
Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Zeki Ergezen söz istemişlerdir.
Buyurun Sayın Bakan.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Sayın Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım;
önce kanunumuz üzerinde konuşma yapan İktidar Partisi kanadından Ali İbiş,
Cumhuriyet Halk Partisi kanadından Mehmet Yıldırım kardeşimize, Orhan Sür ve
Erdal Beye de ben önce teşekkür etmek istiyorum, kanunumuzu destekledikleri
için. Tenkitlerini, eleştirilerini elbette ki dikkate alacağız. "Biz yaptık,
işte bu şan şeref bize aittir, onun için 2006'nın sonunda bu işi bitireceğiz"
anlayışıyla, yaklaşımıyla bu kanunu çıkarmadığımızın altını çizmek istiyorum.
Böyle bir şan şöhrete ihtiyacımız yok. Ancak, kadastroda sorunlar var,
sıkıntılar var. Doğrudan destekten bile vatandaşların mahrum olduğunu görüyoruz.
Haksızlıklar var. Bunları bir an evvel gidermek, vatandaşın sıkıntısını telafi
etmek, insanların, daha fazla, mahkeme kapılarında bürokrasiyle boğuşmasını
engellemek için böyle bir hedef koyduk. Bu hedefi gerçekleştirmek için bu kanunu
çıkarıyoruz. İktidar ve muhalefet olarak bu çıkarılacak kanuna destek
veriyorsunuz. Teşekkür ederiz.
Yalnız, biraz önce
Orhan arkadaşımız belki yeterli, gerekli diyaloğu bizimle kuramadığı veya bizden
kaynaklandığı için Meclise eksik bilgi verdi. Ben, bu eksikliği gidermek için
söz almış bulunuyorum. Bunu çok önemli görüyorum ve özellikle milletvekillerinin
tümünün ve televizyonları başında dinleyenlerin, Türk kamuoyunun dikkatini
çekmek istiyorum.
Biz, iktidar
olduğumuzda, TAKBİS Projesiyle ilgili dosyayı masaya yatırdık. Bizim zamanımızda
ihale edilmemiş bizden önce ihale edilmiş. Bizzat bire bir kendim ilgilendiğim
bir proje olduğu için söylüyorum. Bütün büyük projelerle ilgileniyorum, geçmişte
yapılan bütün ihalelerle ilgileniyorum, kendi dönemimdeki bütün ihaleleri de
şeffaf yapmaya çalışıyoruz. Demiyorum hata yapmayız; biz kuluz, hata yaparız,
hatalarımızı söyleyenlere teşekkür eder, hatalarımızı düzeltiriz; ancak, Türk
kamuoyunun da doğruları bilmesine, Meclisin kafasının karışmaması gerektiğine de
inanıyorum, onun için de TAKBİS'le ilgili söyleyeceğim rakamın alkışlanması
gereken bir rakam olduğunu da ifade etmek istiyorum.
Bakınız, biz,
iktidara geldiğimizde, çağırdık karşı tarafı bir ekprotokolle eskalasyon bedeli
olarak ödenmesi gereken yaklaşık 8 trilyonu biz size ödemiyoruz dedik, bu
fazladır dedik, biz bunu size veremeyiz dedik, Türk Milletinin bu parasını zayi
edemeyiz dedik. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Daha geleceğim,
sonunda alkışlarsanız daha iyi olur.
Mahkemeye düşmeden;
ama, karşılıklı mutabakat sağlanarak, gönül rızasıyla... Ben, Bakanlık olarak,
karayollarında da 2,4 katrilyon tasarruf sağlamışım, bunun tamamı gönül
rızasıyla olmuştur. Hiç kimseyle mahkemelik olmadım, burada da mahkemelik
olmadım. Çünkü, bir taraftan da işlerin önünü açmam lazım, işlerin yürümesi
lazım, siyasetçiye benim iş yapmam lazım. Seçim bölgesinde, benim milletvekilim
gittiği zaman, rahat hareket etmesi lazım. Zaman zaman size de ufak tefek işler
yapıyoruz, yani sizi de görmüyor değil, görüyoruz; ama, ben siyasetin zor
olduğunu bilen birisiyim, milletvekilliğinin çok zor olduğunu biliyorum; ama,
Türk Milletinin parasal yönden çektiği sıkıntıyı da biliyorum, ona buna
borçlanmanın ne kadar ağır bir yük olduğunu da görüyorum; şu anda iktidarız;
görüyoruz. 8 trilyona ilave olarak bunu ödemedik; ayrıca, lisans ücreti olarak
yapılan indirimleri de hesapladık; arkadaş, biz bunu da size vermiyoruz dedik.
Toplam ne kadar biliyor musunuz bu projede; 21 000 000 dolar; evet, 21 milyon
dolar. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Bu insanlar mahkemeye
gidebilirdi "ya, arkadaş, sen yeni iktidar oldun, senden öncekiler bu işi ihale
etmiş; ne kesiyorsun" diyebilirdi. Ben ne diyebilirdim; doğru, onlar mahkemeye
gidecekti. Türk bürokrasisindeki hukuk anlayışını da dikkate aldığınızda nasıl
bir savunma yapılacağını da bilin. Kaç mahkemenin kaçını kazanabiliriz?! Hepimiz
bu memlekette yaşıyoruz. Hepimizin yaşı 50'nin üzerinde; birçoğumuzun. Kaç
mahkemenin kaçını kazanıyoruz; çoğunu kaybediyoruz. Onun için, mahkemelere
gitmek değil, benim maksadım, Türk Milletinin parasını kaybettirmemek.
Dolayısıyla, böyle bir başarımız var. Ben, bu bürokratları da alkışlıyorum ve
destekliyorum; yine, tebrik ediyorum TAKBİS'le ilgili.
ERDAL KARADEMİR
(İzmir) - Sayın Bakan, ihalelerde, demek ki usulsüzlük yapılmış; bu gerçek!
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Neyse... Tabiî ki... Yani, Sevgili
Milletvekilim, kardeşim, elbette ki, hepimiz Türkçe konuşuyoruz. Ben biliyorum
ne demek istediğinizi de; onların da gereği yapılıyor. Yani,
43
yapılmıyor değil.
Böyle, üstünü ben kapatmıyorum; ama, bir usul var; tabiî ki, bunların hepsi
yürüyor, bunların müfettişi var, teftişi var... Türkiye hukuk devletidir.
Türkiye'de kanunlar var. Gidilmesi gereken yerlere ben gidiyorum; merak etmeyin
siz.
İkincisi, Sayın Orhan
Kardeşim, dediniz ki: "İki türlü ihale yapıyorsunuz." Doğrudur, söylediğiniz
doğru. Dün, bizim iktidar kanadımızdaki milletvekili, Konya Milletvekili Aktaş
geldiler, Konya'daki Harita Mühendisleri Odasından arkadaşlar geldiler; dediler
ki: "Arkadaş, bir genel müdürlükte iki tane ayrı ihale olur mu? Biz harita
mühendisiyiz, niye bu ihalelere giremiyoruz?.." Aynen sizin konuştuklarınızı
konuştular yani. Biz, dün gece saat 12'ye kadar çalıştık. Bizzat, ben de işle
bire bir ilgilendim. Çalışmamızın sonucu, tekrar o müteahhitleri çağıracağız
Konya'dan. Biraz önce Milletvekilim Aktaş'a da söyledim; onu da çağıracağız.
Yani, yaptıklarımızın doğru ve yanlış olduğunu orada tartışacağız. Zatıâlinizi
de, ben arkadaşlarıma söyledim; dosyaları getireceğiz, sizi bilgilendireceğiz.
Varsa bir eksiğimiz, elbette ki, başımız gözümüz üstüne; çünkü, bu milletin
çocuklarına adil davranmak güzel bir olaydır, eşit davranmak güzel bir olaydır;
çünkü, eşitsizlikler çok zor bir olaydır; bunu da biliyoruz. Ama, şimdi, bir
gerçek var Türkiye'de. Şimdi, siz, diyorsunuz ki: "Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü
tarafından ihale edilen işlerde neden farklı kriterler uygulanmaktadır?" İller
Bankasını örnek verdin. Yüzde 70, 80... Dün gece baktım, yüzde 80'le giden ihale
var. Buna da çok üzülüyorum; ama, baktım, yüzde 80'le yapılmasına rağmen iş
bitmiş. Nasıl bitmiş, onu da bilmiyorum tabiî; inceleyeceğim; yani, o da ayrı
bir dert. Bu müteahhit cebinden ne kadar koydu buraya, onu merak ediyorum ben.
Yani, bu İhale Yasasının da sıkıntılarından bahsetmek istiyorum. Yüzde 80 olur
mu hakikaten?! Ama, gidiyor... Türkiye, bu kanunlar böyle...
Şimdi, ben, tabiî,
size, bürokratlarımın yazdığı ifadeyle cevap vermeyi uygun görüyorum, konuyu
biliyorum.
İhale edilen işlerden
bazıları, Dünya Bankası kriterlerine göre ihale edilmekte; yani, bizim İhale
Kanununa tabi değil maalesef. Demin, burada söylediniz, ben de muhalefetteyken
aynı şeyleri söyledim; sizinle o cümleleri paylaşıyorum; ama, güçlü olmazsanız,
borçlu olursanız, borç alıyorsunuz, borcu veren de kriterlerini, maalesef,
kendisi koyuyor.
Şimdi, bazıları ise,
dönersermaye kaynaklarıyla... Ki, dönersermaye kaynaklarıyla yapılan
ihalelerimiz de Kamu İhale Yasasına tabidir.
Dünya Bankası
kredisiyle yapılan işlerin kriterleri Dünya Bankası tarafından belirlenmekte ve
şartları da, maalesef, çok ağır. Rekabet sağlanmıyor gerçekten.
Arkadaşlarımızı biz
gönderdik Türkiye'deki muhataplarına. Ne koymuşlardı biliyor musunuz; ciro
miktarı olarak istenen rakam, yaklaşık bedelin 3 katını koymuşlar. Biz, bunları
kendilerine anlattık, izah ettik, olmaz dedik. Ben müsteşar muavinimi,
Bakanlığın müşavirini, genel müdürü bunlara gönderdim; bu, 3 katı olmaz! Bunları
anlat anlat; en sonunda kendilerini de ikna ettik, bu ciroyu yüzde 40'a çektik.
İtiraz edilen mesele yüzde 40; daha aşağıya çekemedik.
Dün gece saat 12'ye
kadar, bizzat, kendim de ilgilendim. Acaba daha da aşağıya çekebilir miyiz diye
tekrar gideceğiz rica etmeye; çünkü, kriterleri bunlar koyuyorlar ve İhale
Kanununa tabi değil maalesef; ama, bizim diğer dönersermayeden yaptığımız işler
İhale Kanununa tabi olduğu için, rekabeti en üst düzeyde sağlayacak şekilde de
ciroyu aşağıya çekmişiz.
Durum bundan
ibarettir. Sayın milletvekillerimi, ben, doğru bilgilendirmek mecburiyetindeyim;
durum budur. Hiç kimsenin endişesi olmasın; ihaleler şeffaftır; varsa
hatalarımız söyleyin, düzeltmek bizim boynumuzun borcudur. Biz yıpranırsak siz
de yıpranırsınız, siz yıpranırsanız biz de yıpranırız; çünkü, parlamenter
sistemin yıpranmaması gerekir. Onun için, bu parlamenter sistemin yıpranmaması
için fedakârca çalışıyoruz; ama, yine söylüyorum, insanız, hata yaparız;
hatalarımızı söylerseniz düzeltmek için elimizden geleni yaparız.
Ben, zatıâlinizi,
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne, müsait olduğunuz bir zamanda, davet ediyorum;
dosyayı beraber inceleyelim, varsa eksiklikler bize yardımcı olun, düzeltelim;
başımız gözümüz üstüne.
Saygılar sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakanım; kısa bir söz istemiştiniz, iyi ki uzun istemediniz.
Madde üzerinde 2 adet
önerge vardır; önergeleri, önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık
derecesine göre işleme alacağım.
İlk önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
728 sıra sayılı kanun
tasarısının 2 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Kenan Altun Eyüp
Fatsa Cemal Uysal
Ardahan Ordu Ordu
İbrahim Hakkı Birlik
Ekrem Erdem
Şırnak İstanbul
Madde 2.- 3402 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra
eklenmiş ve maddenin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
44
"Kadastronun fennî
işlerinin ihale yoluyla yaptırılması halinde, kadastro ekibinde iki kadastro
teknisyeni, iki teknisyenin temin edilememesi durumunda yerine bir kadastro
teknisyeni görevlendirilebilir. Ekipteki kadastro teknisyeni yerine kontrol
memuru da görevlendirilebilir."
"Kadastro
komisyonlarında veya kadastro hizmetlerinde görevli personele, arazide fiilen
çalıştıkları sürelere münhasır olmak üzere, 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununda yer alan en yüksek devlet memurunun gösterge rakamının (ekgösterge
dahil), bütçe kanunlarında devlet memurları maaşı için belirlenen katsayı ile
çarpımı sonucu bulunacak miktarın yarısını aşmamak üzere, her yıl Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve bağlı olduğu bakanlığın onayı ile
hizmetin ağırlığı ve sorumluluğuna göre tespit edilebilecek miktarda aylık
ödenek ayrıca ödenir."
BAŞKAN - Şimdi,
maddeye aykırı olan önergeyi okutup, işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 728
sıra sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 2
nci maddesine, 3402 sayılı Yasanın 3 üncü maddesinin son fıkrasının kaldırılarak
aşağıdaki değişikliğin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Erdal Karademir Orhan
Sür Kemal Demirel
İzmir Balıkesir Bursa
Sedat Pekel Ali Topuz
Ahmet Küçük
Balıkesir İstanbul
Çanakkale
Değişiklik Maddesi:
Kadastro
çalışmalarının güçlüğü ile bu çalışmalara dayalı olarak oluşturulan ve devletin
sorumluluğunda yürütülen tapu sicil hizmetlerinin önemi dikkate alınarak, Tapu
ve Kadastro Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra birimlerinde görevli personele en
yüksek devlet memuru aylığının (ekgösterge dahil) yüzde 200'ünü geçmemek üzere,
yaptıkları hizmetin özelliğine ve güçlüğüne göre Genel Müdürlüğün bağlı
bulunduğu Bakanın onayıyla belirlenecek miktarlarda aylık ek ücret verilir. Bu
ödemeler, Gelir Vergisine tabi tutulamaz.
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın
Karademir, konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutayım?
ERDAL KARADEMİR
(İzmir) - Gerekçeyi okutun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Tapu ve Kadastro
Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra birimlerinde çalışanlarının ürettikleri
hizmet karşılığı aldıkları ücret; bir yandan kadastro çalışma alanlarının
mahrumiyet bölgeleri olması ve çalışma alanlarının güçlük içermesi, diğer yandan
yükümlendikleri kamu hizmetinin önemi ve sorumluluğu nedeniyle yeterli değildir.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutup, işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
728 sıra sayılı kanun
tasarısının 2 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Eyüp Fatsa (Ordu) ve
arkadaşları
Madde 2.- 3402 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra
eklenmiş ve maddenin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Kadastronun fennî
işlerinin ihale yoluyla yaptırılması halinde, kadastro ekibinde iki kadastro
teknisyeni, iki teknisyenin temin edilememesi durumunda yerine bir kadastro
teknisyeni görevlendirilebilir. Ekipteki kadastro teknisyeni yerine kontrol
memuru da görevlendirilebilir."
"Kadastro
komisyonlarında veya kadastro hizmetlerinde görevli personele, arazide fiilen
çalıştıkları sürelere münhasır olmak üzere, 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununda yer alan en yüksek devlet memurunun gösterge rakamının (ekgösterge
dahil), bütçe kanunlarında devlet memurları maaşı için belirlenen katsayı ile
çarpımı sonucu bulunacak miktarın yarısını aşmamak üzere, her yıl Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve bağlı olduğu bakanlığın onayı ile
hizmetin ağırlığı ve sorumluluğuna göre tespit edilebilecek miktarda aylık
ödenek ayrıca ödenir."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
45
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Takdire
bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
3402 sayılı Kadastro
Kanununun 3 üncü maddesinin son fıkrasında, arazide fiilen çalışan kadastro
personeline, arazide çalıştıkları sürelere münhasır olmak üzere, ödenmesi
öngörülen ek ödeme tutarının belirlenmesinde esas alınan 1 inci derecenin son
kademesi ekgösterge rakamlarının kadro unvanlarına göre farklı olması, uygulama
güçlüğü ve sorunlara yol açmaktadır.
Maddede yer alan "1
inci derecenin son kademesi" yerine "en yüksek devlet memurunun" ifadesi
getirilerek ek ödemeye esas ekgösterge rakamının hesaplanmasındaki belirsizliğin
ve buna dayalı olarak ortaya çıkan sorunların giderilmesi amaçlanmaktadır.
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 3. - 3402
sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Çalışma alanında
orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosuna
başlanılmamış olması halinde, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve
bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini
ve tespiti kadastro ekibi tarafından yapılır. Ancak, bu çalışmalarda kadastro
ekibine, Orman Genel Müdürlüğü taşra teşkilâtınca görevlendirilecek en az bir
orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi ile tarım müdürlüklerince
görevlendirilecek bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendisinin
bildirimden itibaren yedi gün içerisinde iştirak ettirilmesi zorunludur. Bu
çalışmalara muhtar ve bilirkişilerin katılmaması halinde çalışmalar re'sen devam
ettirilir.
Ormanla ilgili
yapılan itirazların incelenmesinde kadastro komisyonuna da itiraza konu
tespitlerde görev almayan Orman Genel Müdürlüğü taşra teşkilatınca
görevlendirilecek bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi ile tarım
müdürlüklerince görevlendirilecek bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat
mühendisi iştirak ettirilmesi zorunludur.
Çalışma alanındaki
ormanların bu ekipçe sınırlandırma ve tespitleri yapılarak otuz günlük kısmî
ilâna alınır. Bu alanlarda orman kadastrosu yapılmış sayılır.
Orman kadastrosu
kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur."
BAŞKAN - Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekili Orhan Sür
söz istemiştir.
Buyurun Sayın Sür.
CHP GRUBU ADINA ORHAN
SÜR (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
3402 sayılı Yasanın
bazı maddelerini değiştiren ve yasaya yeni ekler yapan tasarı üzerindeki
görüşmelere devam ediyoruz.
Elbette, hepimiz, bu
Mecliste görev alan bütün milletvekillerinin, bu ülkenin çıkarlarını en iyi
şekilde koruma mücadelesi verdiğine yürekten inanıyoruz; ama, bazen, galiba,
farklı şeyler de düşünebiliyoruz veya hedefe ulaşmak için farklı yöntemler
öneriyoruz.
Ben, öncelikle şu
düzeltmeyi yapmak istiyorum: Sayın Bakanım, biraz önce burada, sanırım Ankara'da
uygulanan TAKBİS projesiyle ilgili, pilot bölgeyle ilgili bazı açıklamalarda
bulundu. Ben, aslında, pilot bölgeyi gündeme getirmemiştim Sayın Bakanım; yani,
o bölgede yaşanan olaylar, o bölgedeki yüklenici ile kuruluşun arasındaki
ihtilaflar konusunda hiçbir şey gündeme getirmedim. Elbette, o tip ihtilaflar
söz konusuysa müdahale edilecektir ve gerçekten anlattığınız gibi, kamuya o
değerler kazandırıldıysa biz size teşekkür ederiz. Benim gündeme getirmek
istediğim olay o değildi Sayın Bakanım ve değerli arkadaşlarım; benim gündeme
getirmek istediğim olay şu: TAKBİS diye bir proje var ve TAKBİS, gerçekten çok
önemli bir proje.
Şimdi, güzel bir şey
yaratmaya çalışıyoruz, Sayın Bakanımız da burada açıkladı, bu ülkenin daha güzel
olabilmesi için ve kadastronun sorunlarını çözebilmek için bazı değişikler
yapılması gerektiğine inandık. Biz, sadece kadastroyu bitiren olmuş olmakla
övünmek için bu değişiklikleri yapmıyoruz; aksaklıklar var, bu aksaklıkları
gidermek için bu değişiklikleri yapıyoruz şeklinde bir öneride bulundu, bir
ifadede bulundu.
Elbette böyle olması
güzel; ama, bizim söylediğimiz de şu: Diyoruz ki, sadece bu değişiklikleri
yapmakla özlenilen kadastroya ulaşmamız mümkün değil. Yani, bir şairin bir sözü
var: "Delik geniş, yama dar." Gerçekten delik çok geniş; bu yamayla, bu kadastro
yasası, çağdaş bir kadastronun oluşmasını bize sağlama olanağına sahip değil.
İşte, o nedenle, biz,
gönül isterdi ki, bu kürsüye, bu Meclisin huzuruna, daha geniş kapsamlı,
kadastroyu her boyutuyla inceleyen, kadastronun her noktasındaki eksiklikleri,
yanlışlıkları veya tamamlanması gereken birimleri kapsayan daha geniş bir tasarı
gelseydi dedik.
Şimdi, o aşamada,
ben, TAKBİS'i örnek verdim. Dedim ki, Kadastro Genel Müdürlüğümüz bir TAKBİS
uygulaması yapıyor ve bu TAKBİS uygulamasında da Ankara-Çankaya pilot bölge
seçildi. O pilot bölgedeki çalışmalar da sonuçlandı. O sonuçlanan
46
çalışmalar
aşamasında, hangi güçlüklerle karşılaşıldı, TAKBİS'in uygulanmasında hangi
zorluklar ortaya çıktı; o zorlukların aşılabilmesi için hiç mi yasa maddesi
değişmesi gerekmiyor gibi, bazı şeyler söyledim. Gerçekten de TAKBİS'in
uygulanabilmesi için, bence, değişmesi gereken bazı sözcükler var.
Gayet iyi
hatırlıyorum; Sayın Erdal Karademir, bütçe görüşmeleri sırasında, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına yaptığı konuşmada bir ifade kullanmıştı, bir şeyler
sormuştu. "Çankaya İlçesi sınırları içinde olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin
TAKBİS'teki koordinatlarını verir misiniz ve o koordinatların yasal geçerliliği
var mıdır" diye bir soru sormuştu.
TAKBİS bitti,
Çankaya'da sonuçlandı. Çankaya'da sonuçlandığına göre, Çankaya sınırları içinde
bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisinin köşe noktalarının koordinatları da,
elbette, şu anda, TAKBİS Projesi doğrultusunda elimizde var.
İşte, şimdi, biz
soruyoruz; diyoruz ki, bu uygulamanın sonucunda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
köşe koordinatlarını Kadastro Genel Müdürlüğünden istediğimizde, bize verdiğiniz
köşe koordinatlarının yasallığı var mıdır, yasal geçerliliği var mıdır? Biz,
bunu soruyoruz; yani, bu noktaya ulaşabildik mi? Bu konuda bilgi edinmek
istiyoruz. Bizim söylediğimiz bu. Eğer bu noktaya ulaşamadıysak, TAKBİS, amacına
uygun bir noktaya doğru gitmiyor demektir. İşte, gelin, o zaman, TAKBİS'i bu
amaca ulaştırabilmek için neler yapılması gerekiyorsa beraber yapalım, biz de
katkı koyalım. Amaç, üzüm yemek, bağcı dövmek falan değil.
Bakın değerli
arkadaşlarım, Kadastro Genel Müdürlüğümüzün internetteki sitesine girerseniz,
orada bir yazı var -aynen oradaki sözcükleri okuyorum- ne diyor bakın: "Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğümüzce oluşturulan tapu ve kadastro bilgileri, araziye
ilişkin tüm yatırım ve mühendislik hizmetlerinin temel altlığını
oluşturmaktadır; ancak, bu bilgiler, araziye ilişkin diğer bilgilerle entegre
edilemediğinden ve mekânsal bilgi sistemleri oluşturulamadığından, birçok alanda
tapu kadastro bilgilerinden faydalanılamamakta ve ülke genelinde çeşitli
kurumlar tarafından yapılan üretim çalışmalarında, veri tekrarları nedeniyle,
milyonlarca doları bulan kaynak israfına neden olmaktadır."
İşte, şimdi, burada
oluşturduğumuz, son şeklini vermeye çalıştığımız, çıkaracağımız bu kadastro
yasasından sonra, bu sıkıntılar ortadan kalkacak mı -çok açık ve net söylüyorum
değerli arkadaşlarım- bu sıkıntılar ortadan kalkmayacak.
İçimizde, daha önceki
dönemlerde belediye başkanlığı görevi yapmış arkadaşlarımız var. Kent bilgi
sistemi diye bir olay var. Birçok belediyemiz, kent bilgi sistemi kurmaya
çalışıyor; ama, sonuçlanamıyor. Neden sonuçlanamıyor biliyor musunuz; tapu
kadastrodaki bilgiler alınamıyor, o ikisi entegre edilemiyor birbirine ve bir
ayağı eksik kalıyor kent bilgi sisteminin.
Şunu gayet iyi
biliyoruz: Bilgi çok önemli bir olay. Günümüzde, bilgi, ekonomik ve stratejik
bir kaynak; ancak, bu bilgi, görünebilir ve paylaşılabilirse ekonomik değeri
var. Tapu ve Kadastro teşkilatımızın ürettiği bilginin, depoladığı bilginin
paylaşılabilir olduğunu iddia edebilir miyiz?! Tapu ve Kadastronun değerlerine,
ben, bir harita kadastro mühendisi olarak çok zor ulaşıyorum; ulaşamıyorum.
Yani, belediyeler milyonlarca dolar veriyor, kent bilgi sistemleri kurmaya
çalışıyor; ama, tapu kadastronun elindeki bilgileri alıp, onunla entegre
edemediği için, onun bir ayağı eksik kalıyor. İşte, o zaman, bizim ne yapmamız
gerekiyor; bugün burada çıkarmaya çalıştığımız kadastro yasasına, bu gibi
engelleri ortadan kaldıracak maddeler eklememiz gerekiyor. Yani, bunu
söylüyoruz; başka, farklı bir şey söylemiyoruz. Gelin, daha güzel bir kadastro
yasası yapalım; gelin, bu ülkenin kaynaklarının daha rantabl kullanılabilmesi,
daha verimli kullanılabilmesi için bir şeyler üretelim diyoruz. Değerli
arkadaşlarım, bunlar bir gerçek.
Şimdi, bakın,
TAKBİS'i uyguluyor... Yani, TAKBİS'ten bahsetmek istiyorum; çünkü, burası çok
önemli bir konu, hiç şeyi yok; ama, TAKBİS'in, aynı, yine, internetten
okuduğumuzda, diyor ki: "TAKBİS'i oluşturan unsurlar:
1- Eğitimli personel,
2- Güçlü yazılım,
3- Güncel ve doğru
veri,
4- Güçlü donanım,
5- Hassas
uygulamalar."
Şimdi, daha 1'den
başlayalım; eğitimli personel... Şimdi, söyleyebilir mi bizim Kadastro Genel
Müdürlüğümüz, personelimiz eğitimlidir diye. Burada, bütçe konuşmalarında,
yaptığım şeyde, açık açık, devletin çeşitli kurumlarının, Tapu ve Kadastroda
çalışan personelin nitelikleri konusunda hangi raporları tuttuklarını sizlere
okudum.
Şimdi, bakın, değerli
arkadaşlarım, geçtiğimiz hafta sonu, Balıkesir'de, kendi seçim bölgemde bazı
ziyaretlerde bulundum. Bunlardan bir tanesinde, Balıkesir'de, İkinci Tapu Sicil
Müdürlüğüne gittim. Personel sıkıntısı var. Dedim ki: "Ne oldu personel
durumunuz?" "Efendim, iki tane yeni atama var" dediler. "Nereden geliyorlar"
dedim -bakın, çok ilginç gelecek size; eleştiri diye lütfen almayın- iki yeni
tayin var; Tapu Sicil Müdürlüğünde çalıştırılmak üzere iki tane tayin yapılmış.
Nereden biliyor musunuz; bir tanesi, Balıkesir-Merkez Nergis Köyünün imamı;
ikincisi de Kütahya'dan, bir imam kadrosundan, bir arkadaşımız; yani, tapu sicil
müdürlüğü ile imamlığın ne alakası var arkadaşlar?! Yani, buraya dolduracaksınız
imamları... İsim isim veriyorum; yani, yanlışsa yanlış denilsin, çıkılsın
buraya. Tapu sicil müdürlüğünde çalışan iki tane imam arkadaşımız, hiçbir
hizmetiçi eğitimden geçirilmeden, hiçbir hizmetiçi eğitimden geçirilmeden tapu
sicil müdürlüğüne atanan iki arkadaşımız yarın göreve başlayacaklar, belki
başladılar. Yani, ondan sonra, TAKBİS yapacağız diyoruz, eğitimli personelden
bahsediyoruz, daha 1 inci madde olan eğitimli personelin oluşması için hiçbir
çaba göstermiyoruz.
HAMZA ALBAYRAK
(Amasya) - Yüksekokul bitirmiştir onlar.
47
ORHAN SÜR (Devamla) -
Efendim, yüksekokul bitiriyorsa kendi branşında yükselsin. Tapu sicille ne
alakası var?! Hizmetiçi eğitim görmüş mü? Tapu kütüğünü daha ömrü hayatında
görmemiştir bu arkadaşımız. Bunun sorumluluğu var. Tapu sicil öyle basit bir yer
mi, basit bir yer mi tapu sicil?! Devletin sorumluluğu var tapu sicilde.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Sür,
toparlayabilir misiniz...
Buyurun.
ORHAN SÜR (Devamla) -
Hiçbir hizmetiçi eğitimden geçmeden, arkadaşımızı getireceksiniz, tapu sicil
müdürlüğünde bir masaya oturtacaksınız; ondan sonra takrir alacak, satış
yapacak, devir yapacak, ipotek koyacak, ipotek kaldıracak! Yanlışlık olursa kim
karşılayacak? Yapmayın arkadaşlar! Önce "eğitimli personel" diyoruz, TAKBİS'in
daha (A) maddesinde bu işi kendimiz yok ediyoruz.
Bunlar, gerçekten,
arkadaşlar, üzücü olaylar; ama, yaşıyoruz, bu ülkede yaşanıyor bunlar;
yaşanmamalı. Binlerce tapu ve kadastro lisesi mezunu veya yüksekokul mezunu
gençlerimiz boşta geziyor. Bu gençler boşta gezerken, bu işin uzmanı gençler, bu
işin eğitimini yapmış, bu ülkenin kıt kaynaklarıyla, bu amaçla eğitilmiş
insanlar boşta gezerken, bu işi hiç bilmeyen kişileri buralara doldurmanın
anlamını, kusura bakmayın, anlayamıyorum.
Teşekkür ediyorum,
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Sür.
Madde üzerinde 1
önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 728
sıra sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 3
üncü maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasındaki "Orman Genel Müdürlüğü
taşra teşkilatınca görevlendirilecek" ibaresinden sonra gelmek üzere "orman
kadastrosunda deneyimi olan" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Erdal Karademir Orhan
Sür Bülent Baratalı
İzmir Balıkesir İzmir
Mehmet Mesut Özakcan
Türkân Miçooğulları
Aydın İzmir
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Sür; önergeniz hakkında konuşacaksınız galiba.
ORHAN SÜR (Balıkesir)
- Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; vermiş olduğumuz önerge üzerinde
düşüncelerimizi ifade etmek amacıyla kürsüye gelmiş bulunuyorum.
Değerli arkadaşlarım,
yasanın bu maddesinde, orman kadastrosu yapılmamış yerlerde eğer kadastro
çalışması başladıysa kadastro ekiplerinin aynı zamanda orman kadastrosu işini de
yapması gibi bir görevlendirme yapıyoruz. Elbette, bu görevlendirmeyi
yaptığımızda, orman kadastrosunun yapılması aşamasında uzman kişiler gerekiyor.
Nedir; işte, orman mühendisi olması gerekiyor, ziraat mühendisi olması
gerekiyor. Zaten, kadastro personeli içinde yeterli ölçü deneyimi ve bilgi
birikimi olan personel var; bunları bir araya getirerek buradaki orman
kadastrosu olayını da büyük bir hızla çözüp bu bölgedeki sorunu, girilen
bölgedeki sorunu bitirmeye çalışıyoruz; ama, bizde şöyle bir tereddüt oluştu.
Şimdi, aslında,
kadastro, ormanın işi değil; yani, orman mühendisinin işi kadastro işi yapmak
değil; ama, maalesef, yanlış bir uygulamayla, yıllardan bu yana orman mühendisi
arkadaşlarımız orman kadastrosunu yapıyorlar. Bu, zaten, özde, bence yanlış.
Kadastro, ne kadastrosu olursa olsun, tek elde toplanmalıdır; yani, Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğü, örneğin... Bütün kadastroyu, orman kadastrosunu da
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yapmalıdır, normal, bildiğimiz kuruluş
kadastrosu dediğimiz kadastroyu da Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yapmalıdır;
ama, bugüne kadar bu böyle gelmedi. Bugüne kadar orman kadastrosunu orman
mühendisi arkadaşlarımızın oluşturduğu orman kadastrosu ekipleri vasıtasıyla
yaptık. Şimdi, burada, bu görevi Kadastro örgütümüze devrediyoruz bu aşamada;
ama, burada bir sıkıntı doğabilir. Şimdi, orada diyoruz ki, bu ekibin içine
yerelden bir orman mühendisi veya orman yüksek mühendisi, ziraat mühendisi veya
ziraat yüksek mühendisi çağıracağız. Şimdi, orman kadastrosu, çok özel, ihtisas
isteyen bir olay. Hiç ömrü hayatında orman kadastrosunda çalışmamış bir orman
mühendisi arkadaşımızın, ben, bu ekipte yararlı olacağına inanmıyorum. Eğer,
gerçekten amacımız bu işleri çabuk bitirmek, buradaki sorunu çabuk çözmekse,
bizim bu önerimiz buna yöneliktir; yani, diyoruz ki, daha önceki dönemlerde,
geçmişte orman kadastrosunda çalışmış, orman kadastrosu deneyimi olan bir
arkadaşımız gelsin. Kadastro müdürlüğündeki teknik personelle anlaşması, olayı
çözümlemesi, olayı sonuçlandırması çok daha hızlı olur. Amaç bu değil mi.
Amacımız, 11 000 civarındaki köyümüzün... Ki, bunların çok büyük bir bölümü
orman köyüdür ve bunların çok büyük bir bölümünde de orman kadastrosu
yapılmamıştır. Amacımız bu değil mi bizim. İşte, biz, bu amacı daha da
hızlandıralım diyoruz. İstiyoruz ki, bu ekibe gelecek olan orman mühendisi
arkadaşımız veya orman yüksek mühendisi arkadaşımız, daha önce orman
kadastrosunda çalışmış ve orman kadastrosunun nasıl
48
yapıldığını bilen, bu
konumda deneyimli olan bir arkadaşımız olsun; bütün talebimiz bu. Yoksa,
elbette, orman mühendisi arkadaşlarımıza saygımız var; ama, biraz hızlandıralım,
sorunları biraz daha çabuk çözelim ve deneyimden faydalanalım istiyoruz,
deneyimden faydalanalım istiyoruz. Bu amaçla bu önergeyi verdik; desteğinizi
bekliyoruz. Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Sür.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 4. - 3402
sayılı Kanunun 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 8. - Kadastro
çalışmaları esnasında, kadastro müdürü veya görevlendireceği kontrol elemanları
tarafından kadastro tutanağı ve bunları tamamlayan belgeler üzerinde ve
gerektiğinde arazide inceleme yapılır. İnceleme sonucu tespit edilecek teknik,
idarî ve hukukî noksan ve yanlışlıklar, kadastro ekibine tamamlattırılır veya
düzelttirilir. Yapılan işlem ilgililerin haklarını etkilemekte veya kontrol
elemanları ile kadastro teknisyenleri arasında görüş ayrılığı bulunmakta ise,
kadastro tutanağı ekleriyle birlikte kadastro komisyonuna gönderilir.
Kadastro
müdürlüğünce, kadastro ekibinin çalışma alanındaki işinin bittiği tarihe kadar
yaptırılacak inceleme ve denetimler sonucunda tespit edilecek noksan ve
yanlışlıklar hakkında da birinci fıkraya göre işlem yapılır."
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 5. - 3402
sayılı Kanunun 15 inci maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Kadastrodan önce
hissedarlar veya mirasçılar arasında ayırma veya birleştirme suretiyle taksime
konu edilmiş ve sınırları doğal veya yapay işaret ya da tesislerle belirlenmiş
taşınmaz malların, imar planı bulunmayan yerlerde zeminde fiilen oluşmuş
sınırlarına göre tespiti yapılır. İmar planı bulunan yerlerde ise, ayırma
tarihindeki imar mevzuatı dikkate alınır."
BAŞKAN - Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Sayın
Orhan Sür; buyurun.
CHP GRUBU ADINA ORHAN
SÜR (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte
olan madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum;
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
tasarının bu maddesinde, imar planı olmayan yerlerde eğer fiilî bir zeminde
oluşum varsa, kadastro çalışmaları aşamasında, bu fiilî oluşumun ölçülerek, o
şekilde tescilini gerektiren bir yenilik getiriliyor.
Şimdi, aslında, ilk
bakışta, Türkiye'deki yürürlükte olan mevzuatlar gereği, örneğin, 5 dönümden
küçük ifraz yapılamaz gibi maddeler göze alındığında, sanki, tarım arazilerinin
daha çok parçalanmasına yönelik, daha parçalı hale gelmesine yönelik bir çalışma
izlenimi veren bir madde değişikliği. Bildiğim kadarıyla da, Avrupa Birliği Uyum
Komisyonunda falan da bunlar tekrar gündeme gelecek; çünkü, Avrupa Birliği de,
böyle, küçük, parçalanmış araziler şeklinde kesinlikle kabul etmiyor; ama,
sanırım bir olgu var özellikle kırsal kesimin dağ köylerinde, çok küçük
parseller var, parçalar var miras yoluyla parçalanmış, 5 dönümün altında, eğer
kadastro aşamasında tescil edilmezse ifrazı mümkün olmayan yerler var. İşte,
sanırım, arkadaşlarımız, bu ifrazın gerçekleştirilmesi yönünde bir değişiklik
getirmişler ve bu şekilde bir değişikliği önermişler; ama, sonunda da bir cümle
var "imar olan yerlerde imar mevzuatı uygulanır" diyor.
Şimdi, bu cümle,
çeşitli yorumlara, bence, açık bir cümle değerli arkadaşlarım; yani, şöyle bir
anlam çıkabiliyor: İmar varsa eğer kadastro görmeyen bu yerde, imar mevzuatına
göre ifrazı kadastro yapabilir; yani, yolunu terk eder, yeşilalan varsa terk
eder, bu ifrazı da kadastro gerçekleştirebilir gibi bir anlam çıkıyor.
Şimdi, amaç maddesine
baktığımızda veya sunuşa baktığımızda, yasanın bizlere sunuluşundaki bölümleri
okuduğumuzda, bunun böyle olmadığını, bu amaçla düzenlenmediğini görüyoruz; ama,
sonuçta yayımlanırken, bu şekilde yayımlanacak ve (X) ilçesindeki kadastro
müdürü yasayı eline alacak, diyecek ki; tamam, burada imar planı var, imar planı
mevzuatına göre ben bu ifrazı gerçekleştiriyorum. Nedir imar planı mevzuatı;
yol, yeşilalanı terk ederim, geri kalanı da ifraz ederim. Kim fark edecek?!
İşte, bu yetki, aslında, bu ifraz yetkisi, imar planı olan yerlerdeki ifraz
yetkisi, belediyelerde ve valiliklerde.
Bunu aşabilmek için
böyle bir öneri getirdik; desteğinizi diliyoruz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Sür.
Madde üzerinde 1 adet
önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 728
sıra sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5
inci maddesinin, son cümlesinin kaldırılmasını arz ve teklif ederiz.
Erdal Karademir Orhan
Sür Kemal Demirel
49
İzmir Balıkesir Bursa
Sedat Pekel Ahmet
Küçük Ali Topuz
Balıkesir Çanakkale
İstanbul
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA ve TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Takdire
bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Sayın
Karademir konuşacak mısınız?
ERDAL KARADEMİR
(İzmir) - Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum.
Gerekçe :
Tasarı, imar planı
bulunan yerlerde, kadastro müdürlüğünün ifraz, tevhit, terk ve parselasyon
planları gibi işlemleri yapma yetkisi veriyor anlamının çıkarılabileceği şekilde
düzenlenmiştir. Bu tür yanlış uygulamaların önüne geçilebilmesi için bu cümlenin
kaldırılması gerekmektedir. İmar alanı içinde kalan yerlerde; ifraz, terk ve
taksime, İmar Yasası çerçevesinde belediyeler ve valilikler yetkilidir.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda 5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi
okutuyorum:
MADDE 6. - 3402
sayılı Kanunun 22 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 22. - Evvelce
tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış
olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci defa
kadastroya tâbi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır
ve Türk Medenî Kanununun 1026 ncı maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava
açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce
re'sen iptal edilir.
Ancak;
a) Tapulama, kadastro
veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve
hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini
kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki
sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar
düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla
tapulama ve kadastro görmüş yerlerde,
b) Daha önce sadece
tapu tahriri yapılan veya 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının
Yenilenmesi Hakkında Kanuna göre yenileme yapılacak yerler ile 2981 sayılı İmar
ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı
İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine tâbi
yerlerde,
Birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.
İkinci fıkranın (a)
bendinin uygulanacağı alanlar Tapu ve Kadastro Genel Müdürünün onayı ile
belirlenir ve çalışmalara başlanmadan en az onbeş gün önce çalışma alanında,
bölge merkezinde ve bölgenin bağlı olduğu il merkezinde alışılmış vasıtalarla
duyurulur, ayrıca varsa yerel gazete ile ilan edilir. Yapılacak çalışmalarda 2,
4, 14, 17, 19 ve 21 inci maddeler ile 13 üncü maddenin (B) ve 20 nci maddenin
(B), (C) ve (D) bentleri hükümleri uygulanmaz.
Tapulama veya
kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan tapuda kayıtlı taşınmaz mallar ile
kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerin bu Kanun hükümleri gereğince kadastrosu
yapılır.
Tapuya tescil edilmiş
ormanlardan, haritaları teknik mevzuata uygun olanlar aynen, diğerleri ise
teknik mevzuata uygun hale getirildikten sonra tapu kütüğüne aktarılır."
BAŞKAN - Madde
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Orhan Sür;
buyurun.
CHP GRUBU ADINA ORHAN
SÜR (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; madde
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Bu maddeyle ilgili
bir değişiklik önergesi sunduk. Sayın Bakanımız ile Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü yetkililerimizle de görüştük. Sanırım AKP Grubu da bu konuda
Cumhuriyet Halk Partisi gibi, bizler gibi düşünüyor. Beraberce bu maddede bir
değişiklik yapacağız; çünkü, bu, gerçekten ulusal bir sorunu da çözmüş olacak.
Bu konudaki destekleriniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
Saygılar sunuyorum.
(Alkışlar)
50
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Sür.
Madde üzerinde 1 adet
önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 728
sıra sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 6
ncı maddesinin altıncı fıkrasının aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif
ederiz.
"Tapulama ve kadastro
çalışmalarında tespitdışı bırakılan kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerin
tescili yapılır."
Erdal Karademir Orhan
Sür Kemal Demirel
İzmir Balıkesir Bursa
Sedat Pekel Ali Topuz
Ahmet Küçük
Balıkesir İstanbul
Çanakkale
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Takdire
bırakıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Sayın Sür,
konuşacak mısınız?
ORHAN SÜR (Balıkesir)
- Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Çalışma alanı,
kadastro yapılacak sınır ve ilgili mahkemelerin görev bölgesini tayin etmek
bakımından önemlidir. Hal böyle iken, çalışma alanı içerisinde tespitdışı
bırakmak veya devletin hüküm ve tasarrufu altında olmak üzere Maliye hazinesi
adına tespit etmek de bir kadastro işlemidir.
Çalışma alanı, gerek
ilgililerine ve gerekse komşu köy ve mahallelere tebliğ edilerek bir süreç
dahilinde kesinleştirilmektedir.
Askı ilanı süresince
kadastro mahkemelerine dava açılabilmektedir. Askı ilanı içerisinde dava
açılmayan taşınmaz mallar için de on yıllık hak düşürücü süre içerisinde hukuk
mahkemelerinde tescil ve iptal davaları yoluyla hak arama olanakları vardır.
Hal böyle iken,
yıllarca önce kadastro tamamlanmış, on yıllık süreleri geçmiş yerlerde eski tapu
kayıtlarına dayalı taleplerle yeniden kadastro yapılmasının sonuçları tartışmalı
olacaktır. Tasfiye kanunu niteliğinde olan Kadastro Kanunu, hiçbir zaman bu
niteliği taşıyamayacak, hiç bitmeyecek ve kadastro çalışmaları tartışmalı ve
güvensiz, iğreti bir anlam üstlenecektir. Devletin en güvenilir ve tartışmasız
olması gereken kurumu ve kanunları işlev ve nitelik erozyonuna uğrayacaktır.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, önergede altıncı fıkra olarak belirtilen konuyu dördüncü fıkra
olarak düzelterek önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 7. - 3402
sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Kadastro
mahkemelerinde görülen davalarda, 3533 sayılı Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle
İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye
veya Hususi İdarelere Aid Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim
Yolile Halli Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz."
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
1 adet önerge vardır;
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 728
sıra sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 7
nci maddesinin son fıkrasına aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif
ederiz.
"Dönersermaye
gelirlerinin yüzde 30'u Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü personeline aylık ek
görev ücreti olarak ödenir. Bu konudaki usul ve esaslar, Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü Dönersermaye İşletmesi Yönetmeliği ile belirlenir."
Erdal Karademir Orhan
Sür Kemal Demirel
İzmir Balıkesir Bursa
Ahmet Küçük Ali Topuz
Sedat Pekel
Çanakkale İstanbul
Balıkesir
51
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR,
ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın
Karademir?..
ERDAL KARADEMİR
(İzmir) - Konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Karademir.
ERDAL KARADEMİR
(İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu önergemiz, yine, Tapu ve
Kadastro bünyesinde çalışan personelin gelirlerini artırmaya yönelik bir
önergedir.
Bu maddenin üçüncü
fıkrasında da... 3 üncü madde görüşülürken de... Böylesi ücret artışını, o,
çalışan insanların, gerçek teknik ve sorumluluk isteyen görevde olan bu
arkadaşlarımızın ücret dengesizliği, aldıkları ücretin gerçekten tatmin etmediği
bilinciyle, o, dağlarda kadastronun çok önemli görevlerini üstlenen, devlet
güvencesi dediğimiz kadastroyu eğer bazı insanların üzerine bırakıyorsak,
onların ücretlerini de hep beraber savunmak zorundayız. Eğer, biz, bunları
savunamazsak, onların hak ettikleri ücretleri veremezsek... Ne yazık ki,
kamuoyunda çok tartışılan, özellikle tapu ve kadastro denilince rüşvetin akla
geldiği bir kurumu bu yapıdan da kurtarmamız gerekir. Eğer, o sektörlerde, bu
yapılarda rüşvetten söz ettirmek istemiyorsak, bunların hak ettiği ücretleri
vermemiz gerekiyor.
3 üncü maddeyle
ilgili verdiğimiz önergeyi Komisyonda tartışmıştık; gerek AKP'li arkadaşlarımız
gerek bizler, Mecliste bu önergeyi destekleyeceğiz, bu insanların ücret artışına
hep beraber onay vereceğiz demiştik; ne yazık ki, o önerge görüşülürken verilen
sözler yerine getirilmedi. Biz, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bünyesinde
çalışan herkese dönersermayenin yüzde 30'u kadar bir paranın dağıtılmasından
yanaydık, bunu bir takviye olsun diye yaptık, bunu hiçbirimiz reddetmedi.
Dışarıda konuşurken, kadastro teşkilatından gelen her talebe "evet" diyen
bizlerin, buraya gelip reddetmesi, gerçekten onursuzluktur diye düşünüyorum.
Saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Karademir.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 8. - 3402
sayılı Kanunun 37 nci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Döner sermaye
faaliyetlerinin gerektirdiği her türlü gider ve harcamalar, araç, gereç, satın
alma, bakım, onarım, sigorta ve kiralama, araştırma, tanıtım ve eğitim giderleri
ve diğer ihtiyaçları ile gerektiğinde her türlü tapu ve kadastro faaliyet
giderleri döner sermaye gelirlerinden karşılanır."
BAŞKAN - Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, Balıkesir
Milletvekili Orhan Sür...
ORHAN SÜR (Balıkesir)
- Vazgeçtim Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
9 uncu maddeyi
okutuyorum:
MADDE 9. - 3402
sayılı Kanunun 41 inci maddesinin madde başlığı "Hataların düzeltilmesi:" olarak
ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Kadastro sırasında
veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan
taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar,
ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re'sen düzeltilir. Düzeltme,
taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden
başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk
mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında
veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik
işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun
dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re'sen
düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir."
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi
okutuyorum:
MADDE 10. - 3402
sayılı Kanunun 47 nci maddesine aşağıdaki bentler eklenmiştir.
"M) 22 nci maddenin
ikinci fıkrasının (a) bendinin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar;
N) 41 inci maddenin
uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar;
52
O) Sayısallaştırma
işlemine ilişkin usûl ve esaslar."
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
11 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 11. - 3402
sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
"Sayısallaştırma
EK MADDE 1. -
Kadastro veya tapulama haritaları, arazi kontrolü yapılmak suretiyle sayısal
hale getirilir. Yapılan çalışmaların sonucu, 11 inci maddeye göre ilân edilir ve
ilân süresi içerisinde dava açılmayan taşınmaz malların kayıtlarında gerekli
düzeltme yapılır."
BAŞKAN - Madde
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, İzmir Milletvekili
Erdal Karademir.
Buyurun Sayın
Karademir.
CHP GRUBU ADINA ERDAL
KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının ek madde 1'i
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının Parlamentoya
gelmesiyle, 3402 sayılı Kadastro Kanununda, günümüzün gereklerine uygun
düzenlemelerin yapılması, çağdaş adımların atılması, böylece, hem
harita-kadastro sektörünün hem de bu sektörün ürünlerini kullanan tüm
sektörlerin darboğazlardan kurtarılarak önlerinin açılması beklentisi doğmuş, bu
beklentiyi fırsata dönüştürme imkânımız da bulunmuştu. Ancak, bu kanun tasarısı
görüşülürken, bu tasarının genel eksiklerinin gözden geçirilmesi, onun için bir
altkomisyon kurulması önerimize komisyon oybirliğiyle karar verdi. İhtiyaç bir
gerçek ki, Kadastro Yasasının sadece belli maddelerinin değil, kadastronun
sorunlarının önünü açabilmek için, daha geniş tartışılarak, ilgililerden,
üniversitelerden, meslek odalarından katkı sağlamak adına bir altkomisyon
kuruldu. Bu altkomisyona da, üniversitelerden hocalarımız, meslek odalarından
ilgili arkadaşlarımız katıldı.
Bu altkomisyonda
tartışılan konuların başında, ülkemizin kadastro ve harita çalışmalarının ülke
nirengi sistemine dayalı olarak yapılmasının gereği, yapılmış ve yapılacak
çalışmalarda koordinat birliğinin sağlanmasının önemi, tüm çalışmaların mekânsal
bilgi sistemleri hedeflerine yönlendirilmesi, Kadastronun seksen yılda ürettiği
verilerin mekânsal bilgi sistemlerine uyarlanması, eskimiş ve araziye uygulanma
kabiliyetini yitirmiş, günümüzün gerektirdiği doğrulukta olmayan kadastro
ürünlerinin yenilenmesi noktalarında hareket edilerek öneriler geliştirilmiştir.
Ne yazık ki, ülkemizdeki bürokrasinin tutuculuğu bir kez daha burada ortaya
çıkmış, yapılan çağdaş tüm önerilerin neredeyse tümüne karşı çıkılmıştır.
Komisyon üyelerimizin hemen hemen hepsinin katıldığı, ikna oldukları bu öneriler
karşısında, ne yazık ki, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün üst düzey
bürokrasisi engel olarak karşımıza çıkmıştır.
Değerli arkadaşlarım,
bilindiği gibi, harita-kadastro hizmet ve faaliyetlerinin eski çağlardan
günümüze ulaşan gelişme sürecinde, değişik içerik ve düzeydeki beklentilere
göre, savunma, vergi, yargı, şehirleşme, imar, kamulaştırma, arsa ve arazi
kullanımının düzenlenmesi, mühendislik projelerinin hazırlanması ve
gerçekleştirilmesi, sosyal, kültürel, turistik, teknik ve ekonomik planlama
gibi, toprakla ilgili her türlü tasarım ve uygulama ile taşınmaz mülkiyetinin
devlet güvencesinde korunması hizmet ve faaliyetlerinde duyulan gereksinimleri
karşılama görevini üstlenmiştir.
Yine,
tapu-kadastroda, teknolojinin gelişimiyle, e-devlet olgusunda görüldüğü ve
benimsendiği üzere, günümüzde değişik bilgilere ulaşmak ve bu bilgileri
yöneterek hizmete sunmak kolaylaşmış, toplanan bilgilerle oluşturulan değişik
içerikli bilgi sistemleri, kamu yönetiminde, ekonomide, anlamlı ve eşgüdümlü bir
çalışma için çok önemsenen bir konuma gelmiştir.
Bu gelişmelere
paralel olarak, çağdaş gereksinimler ve beklentiler, toprağa ilişkin bilgilerin
toplumsal ve teknik isteklere ve gereksinmelere çok yönlü karşılık verecek
özellikte oluşturulmalarını, güvenilir olmalarını, güncel tutulmalarını gerekli
kılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
kadastro bilgilerinin güvenilir olması ve güncel tutulması, taşınmaz mülkiyetine
sağlıklı devlet güvencesi vermekle eşdeğerdir. Bu özellikleri korumayan taşınmaz
bilgilerine "kadastro" demek haklı değildir, kadastro tanımının özüne aykırıdır;
çünkü, kadastro bilgilerinin güvenilirliği sağlanmamış ya da zaman içerisinde
kaybolmuşsa, taşınmaz mülkiyetinde devlet güvencesi teknik yönden zaafa uğramış
demektir.
İl tesis kadastrosu
sonrası değişimler sağlıklı biçimde ülkemizde izlenmediğinden, veriler güncel
tutulmadığından, zemin-kadastro ilişkisi -biraz önceki konuşmalarımda ifade
ettim- bozulmuştur ve hiç kimsenin inkâr etmediği, Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü yetkililerinin de kabul ettiği, seksen yıldan beri ürettiğimiz tapu
verilerinin, tapu paftalarının yüzde 60'ı yenilenmek zorundadır; bunu, Genel
Müdürlük yetkilileri biliyor; dolayısıyla, kadastroyu bu sıkıntılarından
kurtarmak için, bu maddede çok önemli görevler üstlenmektedir. Türkiye
kadastrosunu dar kapsamdan kurtarmak ve haritalarını yetersizliklerinden
arındırmak zorundayız.
Bu amaçlara yönelik
olarak, mekâna dayalı her türlü yatırımın altyapısı durumunda olan karar verici
mekanizmalar için gerekli kadastro verilerinin, sayısal formda güvenilir ve
hukuken geçerli durumda olması, tapu kayıtlarının ve kadastro haritalarının
yaşatılması, bu bilgilerin bir veritabanına aktarılması gereğini tekrar tekrar
vurgulamak istiyorum. Tapu ve kadastro bilgilerinin mülkiyet ve değer
boyutlarını içeren mekân boyutu bilgi sistemlerinin zorunlu temelini oluşturarak
tapu-kadastro bilgi sistemi olarak yeniden yapılandırılması gereklidir.
53
Sistemdeki verilerin
güncel olmasını sağlayacak yaşatma, güncel tutma, gereğinde yenileme
faaliyetlerinin kurumlaştırılması sağlanmalıdır demiştik. Bu amaçla, 3402 Sayılı
Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının gündemini fırsat
bilerek, gereken adımların atılma şansı doğmuştu. Ancak, değişimden yana olmayan
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bürokrasisinin direnişleri, hâlâ da devam
etmektedir.
Sonuçta, bu tasarıda
hükümetin getirdiği öneri, kadastro ve tapulama haritalarının, bilgi
sistemlerinin öngördüğü standartlar sağlanmadan sayısallaştırılmalarına neden
olacaktır. Bu içeriğin kabul edilmesi ve buna dayalı uygulamaların yapılması,
günün gerçeklerinden ve beklentilerinden uzak, sağlanacak fayda ile harcanan
emek ve paranın karşılığının alınamayacağı bir hizmetin üretimi sonucunu
doğuracaktır. Elde ettiğimiz veriler kullanılamaz duruma düşecektir.
Sağlıklı ve sayısal
kadastro verileri olmadan kent bilgi sistemleri kurulamayacaktır. Nitekim, uzun
yıllar önce başlayan, başta İstanbul, Bursa, Aydın, Samsun ve benzeri
kentlerdeki kent bilgi sistemi kurma çalışmaları bir türlü sonuçlanamamaktadır.
Bunun ana nedeni, kadastro bilgilerinin bilgi sistemi kurmaya elverişli
standartlarda olmamasıdır. İstanbul Belediyesi, tüm kadastro paftalarını büyük
harcamalar yaparak sayısallaştırmış olmasına rağmen, Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü yetkililerince kabul edilir nitelikte bulunmamıştır.
Değerli arkadaşlarım,
ülke kaynaklarının sağlıklı biçimde bilgi sistemleriyle yönetilmesi için
yapılacak sayısallaştırmaların çok daha iyi formüle edilmesi gerekmektedir.
Altkomisyonda sadece bu madde üzerinde beş saatten fazla bir zaman diliminde
tartıştık. Bu tartışmalarımıza katılan, başta Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü
bürokratları olmak üzere tüm katılımcılarla belli bir noktaya vardık, anlaştık.
Bu tartışmalara, başta İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi,
Harita-Kadastro Mühendisleri Odasından profesörler katıldı ve geldiğimiz noktada
ortak bir noktaya ulaşmış, altkomisyon bu maddede değişikliğini oybirliğiyle
kabul etmişti; ama, bu altkomisyonda kabul edilen metin, Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü bürokratlarının da onay verdiği metin, asıl komisyonda tartışılırken,
yine aynı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bürokratları, ikna oldukları bu madde
üzerinde, ne yazık ki, tekrar değişiklik önergesiyle bu maddede geri adım
attırmışlardır. Bu, ciddî bir olumsuzluktur.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Karademir, toparlayabilir misiniz.
Buyurun.
ERDAL KARADEMİR
(Devamla) - Eğer, sadece kadastro paftalarını sayısal değer vererek
sayısallaştırdığımız, araziye uymayan, hiçbir mekânsal bilgi sisteminde,
projelerde, kamulaştırma projelerinde, otoyol projelerinde, alt yatırım
projelerinde kullanmayacağımız veriler, sadece bilgisayar ekranlarında görünen
renkli bir görüntü olmaktan öteye geçmeyecektir.
Sayın Bakanı buradan
uyarmak istiyorum: Bu sayısallaştırmaya verilecek paralar boşa gidecektir. Çok
somut önerilerde bulunduk. Eğer bugün kadastro paftaları yan yana gelemiyorsa,
ülke bütünlüğünü ifade etmiyorsa, iki parseli yan yana getiremiyorsak bir
sıkıntı var demektir. Bu sayısallaştırmalar bu sorunları çözemiyor. Biz dedik
ki, kullanılabilen verileri kullanalım, geçerli olan belli tecviz içinde
kullanılabilecek verileri de kullanalım; ama, eğer elde ettiğimiz veriler bizim
projelerimizde, altyapılarımızda, kent bilgi sistemlerinde kullanılamayacaksa,
bu bölgeleri tekrar yenileme yapalım dedik. Bundan kaçınmak, gerçekten,
kadastroya ve ülkeye verilecek en büyük zarardır diye düşünüyorum.
Yine, bunun bir
örneğini -ki, sizin Bakanlığınızın bütçe konuşmalarında- Tapu-Kadastro Bilgi
Sistemi dediğimiz TAKBİS Projesinin Çankaya'da sonuçlandığını biraz önce
arkadaşlarımız da söylediler, bütçe görüşmelerimizde de ifade ettik ve dedik ki,
bu sayısallaştırmalarla elde edilen sonuç nedir ve hatırlıyorum, şu anda elimde,
bütçe görüşmelerinde Sayın Bakana sorduğum soruların yanıtlarını iki aylık bir
süre geçmiş olmasına rağmen, biraz önce kadastro ihalesinin, Tapu-Kadastro Bilgi
Sistemi ihalesinin, yani TAKBİS'in yanlışlıklarını söylediler; ama, biz bir şeyi
daha söylemek istiyoruz. Buradan elde edilecek sonuçlar kullanılamaz durumda
mıdır değil midir diye sorduk. Hatırlıyorum, aynen soruları tekrarlamak
istiyorum.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
ERDAL KARADEMİR
(Devamla) - Sayın Başkan, biraz daha süre verirseniz, hemen bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Karademir.
ERDAL KARADEMİR
(Devamla) - Bütçe konuşmalarında sorduğum ve iki aydan beri yanıt alamadığım
soruları burada tekrarlamak istiyorum. TAKBİS Projesi kapsamında üretilen pafta
verileri ne tür projelerin altlığı olarak kullanılacaktır; pilot bölgede
üretilen sayısal verilerin hukuksal geçerliliği var mıdır dedim; tam iki ay oldu
bu soruyu soralı arkadaşlar. Eğer, bir bakan, sorduğumuz soruların, iki ay
geçmiş olmasına rağmen, cevabını veremiyorsa veya bürokratları onları
vermiyorsa, sorgulamak zorundadır. Bu bir tanesiydi.
Yine şunu
söylemiştim: Eğer, Çankaya Belediyesi, üretilen bu verilerle bir kent bilgi
sistemi kurmak isterse kullanılabilir mi diye sormuştum. Bunun da cevabını
alamadım; henüz bekliyoruz.
Bugün -yine, biraz
önce arkadaşım tekrarladı- Türkiye Büyük Millet Meclisinin sınırlarının sayısal
değerleri varsa, hukuksal geçerliliği varsa, Sayın Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü yetkilileri onaylı bir aplikasyon krokisi verebilirler mi dedik; henüz
ondan da bir sonuç alamadık. Yani, kadastro Ankara'nın göbeğinde sonuç
alamıyorsa, Türkiye'nin diğer bölgelerinde ne kadar olumsuz altyapılarla
çalıştığının bir göstergesi değil mi?! Kadastro, bu anlamda güncel mi?! Bugün,
mahkeme kapılarında 200 000'e
54
yakın dosya
duruyorsa, insanlar, bunu, sadece geçim kaynağı halinde... Yani, kurt dumanlı
havayı sever; eğer, siz, paftalarınızda netlik bulamazsanız, yoruma açık
yaparsanız, rüşvet nerede olur sorusunu burada yakalamak da mümkün olabilir.
Onun için, kadastro teşkilatını bu olumsuzlardan kurtarmak adına, bizim bu
maddede verdiğimiz önergenin sizlerin oylarıyla geçmesini istiyorum. Eğer, bu
ülkeyi seviyorsanız, kadastronun daha çağdaş olmasına inanıyorsanız, bu
sayısallaştırmalardan dolayı verilecek paranın gerçekten işe yaramasını
istiyorsanız, açıkyüreklilikle, bu verdiğimiz değişiklik önergemize katkı
koyarsınız diye düşünüyorum; saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Karademir.
11 inci madde
üzerinde, AK Parti Grubu adına söz isteyen, Erzurum Milletvekili Mustafa
Ilıcalı.
Buyurun Sayın
Ilıcalı. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kadastro
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 11 inci maddesi
üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla
selamlıyorum.
Bu tasarı, biraz önce
Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Sözcüsü Erdal Beyin de belirttiği gibi, kurulan
altkomisyonda, üniversite öğretim üyelerinin, sivil toplum kuruluşlarının,
bürokratların katılımıyla detaylı bir şekilde görüşülmüş, büyük bir çoğunluğu
oybirliğiyle, büyük bir emek sonucunda -özellikle, bu komisyonda tek harita
mühendisi olarak katkıda bulunan Erdal Beye teşekkür etmek istiyorum; büyük
destekleriyle beraber- güzel bir tasarı çıkmış ve Genel Kurula gelmiştir.
Ama, burada en fazla
tartışılan konu, şu anda üzerinde görüştüğümüz 11 inci maddenin
sayısallaştırılmasıdır.
Bu konuda da, değerli
bürokratlarımızın vermiş olduğu bazı bilgiler doğrultusunda -tabiî, bu yasayı
uygulayacak olan bürokratlarımız- onların verdiği bilgiler doğrultusunda,
altkomisyonun hazırladığı şekliyle değil de, hükümetimiz tarafından gelen
şekliyle kabul edilmiş olup, bu konuyla ilgili de, neden bu şekilde olduğuna
dair, çok kısa sürede, geç saatte sizin sabrınızı da fazla zorlamadan bunları
paylaşmak istiyorum.
Yalnız, bunları
paylaşmadan önce de; çok sayıda üniversite öğretim üyesinden destek alınmıştır;
İstanbul Teknik Üniversitesi Jeodezi Bölümünden, Yıldız Teknik Üniversitesi
Harita Bölümünden. Hatta, bu çok sayıda hocamızla üniversitede görüşmenin yanı
sıra, iki değerli hocamız da bizzat komisyona gelerek, iki gün boyunca katkıda
bulunmuşlardır; kendilerine teşekkür ediyoruz.
Şimdi, burada, esas,
bu sayısallaştırma maddesiyle amaçlanan nedir, buna bir bakmak; bir de, itiraz
edilen konulara bir açıklık getirmek yararlı olur diye düşünüyorum.
Şimdi, burada,
yapılması istenen, ülkemizde, gelecekte kurulması zorunlu bulunan devlet bilgi
sisteminin altlığını oluşturacak coğrafî bilgi sisteminin kurulmasına altyapı
sağlayacak taşınmazlara ilişkin teknik ve mülkiyet bilgileri bilgisayar ortamına
aktarılarak, hizmetin etkin, verimli ve süratli bir şekilde yerine getirilmesi
ve kayıtlara kısa sürede ulaşılması mümkün kılınacak, elektronik ortamda arşiv
kurulması mümkün olacaktır.
Sayısallaştırma
sonucunda elde edilen veriler, arazi kullanımının denetimi ve düzenlenmesi, imar
planlarının yapımı ve uygulanması, kentleşme ve yerleşim sorunlarının çözümü,
çevre düzenlemeleri, turizm ve kıyıların planlanması, tarıma yönelik sulama,
kurutma ve ıslah çalışmaları, toprak ve tarım reformu, baraj, demiryolu,
karayolu, hava meydanlarının tasarım, proje uygulamaları, kentsel alanlarda PTT,
kanalizasyon, elektrik, su gibi teknik altyapı tesislerinin planlanması, bakım
ve onarımı, enerji ve iletişim hatları geçiş yerlerinin seçimi, deniz ve
göllerin harita yapımı, yeraltı maden galerilerinin belirlenmesi, toplukonut ve
gecekondu alanlarının düzenlenmesi, toprağa bağlı kaynakların doğru tahmini gibi
kalkınma amaçlı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin özel kanunlarında belirtilen
savunma amaçlı faaliyetler ile bilgi sistemi oluşturma gibi faaliyetlerde temel
altlık olarak kullanılabilecek. Buna göre, konu, yalnız kadastro açısından
değil, ülke kalkınması, savunması, yatırım ve mühendislik hizmetlerinin
gerçekleştirilmesi açısından oldukça önemlidir.
Şimdi, tabiî, burada
itiraz edilen konulara gelince; bu eleştirilere karşılık şunlar söylenebilir:
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün kamu reformu temel kanunu kapsamında
hazırlamakta olduğu teşkilat kanununun amaç maddesine bakıldığında, taşınmazlara
ilişkin her türlü akit, tescil işlemleri ile değişiklikleri yapmak, kadastro
işlemleriyle yenileme çalışmalarını yaparak Türk Medenî Kanununun öngördüğü tapu
sicilini oluşturmak ve muhafaza etmek, çokamaçlı kadastro çalışmalarını
planlamak ve yürütmek, tapu ve kadastro bilgi sistemini oluşturmak, büyük
ölçekli harita ve harita bilgilerinin üretim standartlarını tespit etmek ve
arşivlenmesini sağlamak amacıyla, kurumun kuruluş, görev, yetki,
teşkilatlanmasına ilişkin esas ve usulleri düzenleme şeklinde düzenleme
getirilmektedir.
Görüşülmekte olan
3402 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla,
bu kanunun amacında da belirtildiği gibi, ülke koordinat sistemine göre
memleketin kadastral, topografik kadastral haritasına dayalı taşınmaz mallarının
sınırlarının arazi ve harita üzerinde belirtilmesi amaçlanmaktadır.
Yine, zaman
kaybetmemek için, getirilen eleştirileri saymadan, cevabî şeklinde bazı
bilgileri paylaşarak konuşmamı tamamlamak istiyorum. Hazırlanmakta olan teşkilat
yasa tasarısıyla Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün görev, yetki ve faaliyet
alanları belirleneceğinden, söz konusu tespitlerin, bir tasfiye kanunu olan
Kadastro Kanununda yer verilmek suretiyle düzeltilmesi daha sonraki dönemlerde
yapılacak düzenlemelere dayanak oluşturmayacağından, bu hususların Kadastro
Kanununda düzenlenmesinin sağlıksız bir yaklaşım olacağı düşünülmektedir. Her ne
kadar... Yine, muhalefet şerhindeki bazı olumsuzlukları
55
burada sıralamak
istemiyorum. Tasarının amaç maddesinde, ülke koordinat sistemine göre çalışma
yapılacağının ve mekânsal bilgi sisteminin altyapısının oluşturulmasının
hedeflendiği açıkça görülmektedir.
Burada, yine -biraz
önce geçtiği için bunu vurgulamak istiyorum- kadastro altlıklarının yüzde 60
oranında yenilenmesi gerektiği belirtilmiş ise de, yenileme çalışmaları, 2859
sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde
yürütülmekte olup, görüşülmekte olan Kadastro Kanununda buna yönelik bir
değişiklik yapılması mümkün bulunmamaktadır.