Türkiye Büyük
Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 3. Yasama Yılı
28. Birleşim 07/Aralık /2004 Salı
Formun
Üstü
Formun
Altı
Tutanak toplam
58 sayfadır.
DÖNEM : 22 YASAMA
YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 67
28 inci Birleşim
7 Aralık 2004 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - YOKLAMA
IV. - BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI
KONUŞMALAR
1. - Ankara
Milletvekili Remziye Öztoprak'ın, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı
verilişinin 70 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
2. - İzmir
Milletvekili Canan Arıtman'ın Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin
70 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
3. - Kilis
Milletvekili Veli Kaya'nın, Kilis İlinin düşman işgalinden kurtarılışının 83
üncü yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
B) GENSORU, GENEL
GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. - Bursa
Milletvekili Mustafa Özyurt ve 26 milletvekilinin, Ulubat Gölü çevresine
kurulacak organize sanayi bölgesinin doğuracağı muhtemel zararların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/236)
2. - Gaziantep
Milletvekili Abdulkadir Ateş ve 25 milletvekilinin, Ziraat Bankasının çöken
bilgiişlem ağı ile yeni kurulan sistemin neden olduğu sorunların ve iddiaların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/237)
C) TEZKERELER VE
ÖNERGELER
1. - Devlet Bakanı
Beşir Atalay'ın Türkmenistan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/713)
1
2. - İzmir
Milletvekili Hakkı Ülkü'nün, Jeotermal Kaynaklar ve Mineralli Sular Kanunu
Teklifinin (2/76) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/229)
3. - Malatya
Milletvekili Muharrem Kılıç'ın, Muhtar ve İl Genel Meclisi Üyelerinin Sosyal
Güvenlikleri Hakkında Kanun Teklifinin (2/141) doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesi (4/230)
V. - KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. - Siirt
Milletvekili Öner Gülyeşil'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında
Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/406) (S. Sayısı: 576)
2. - Kocaeli
Milletvekili Mehmet Sefa Sirmen'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması
hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden
kurulu Karma Komisyon Raporu (3/410) (S. Sayısı: 577)
3. - Siirt
Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması
hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden
kurulu Karma Komisyon Raporu (3/420) (S. Sayısı: 578)
4. - Kocaeli
Milletvekili Mehmet Sefa Sirmen'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması
hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden
kurulu Karma Komisyon Raporu (3/421) (S. Sayısı: 585)
5. - İstanbul
Milletvekili Kemal Unakıtan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında
Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/452) (S. Sayısı: 586)
6. - Türkiye Büyük
Millet Meclisi Saymanlığının Ekim, Kasım, Aralık 2003 ayları hesabına ait
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/9) (S.
Sayısı: 690)
7. - Türkiye Büyük
Millet Meclisi Saymanlığının Ocak, Şubat, Mart 2004 ayları hesabına ait Türkiye
Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/10) (S. Sayısı:
691)
8. - Türkiye Büyük
Millet Meclisi Saymanlığının Nisan, Mayıs, Haziran 2004 ayları hesabına ait
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/11) (S.
Sayısı: 692)
9. - Türkiye Büyük
Millet Meclisi Saymanlığının Temmuz, Ağustos, Eylül 2004 ayları hesabına ait
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/12) (S.
Sayısı: 693)
10. - Çanakkale
Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî
Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
11. - 9.7.2004
Tarihli ve 5215 Sayılı Belediye Kanunu ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü
Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/871) (S. Sayısı: 669)
VI. - ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU
ÖNERİSİ
1. - Genel Kurulun
çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine
ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VII. - SORULAR VE
CEVAPLAR
A) SÖZLÜ SORULAR VE
CEVAPLARI
1. - Burdur
Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın, Burdur-Bucak-Kızılkaya Beldesindeki Ziraat
Bankası şubesinin kapatılmasına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi
(6/634) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması
2. - Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Halkbankın özelleştirilmesine ilişkin
Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/639) ve yazılı soruya çevrilmesi
nedeniyle konuşması
3. - Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, yabancı şirketlerin Doğu ve Güneydoğu
Anadolu'daki petrol arama faaliyetlerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından sözlü soru önergesi (6/645) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı
Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
4. - Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, petrol aramalarında gerekli derinliğe
inilmediği iddialarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru
önergesi (6/651) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in
cevabı
5. - İzmir
Milletvekili Vezir Akdemir'in, tüplügaz sektöründeki dağıtım payları ile vergi
oranına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/697)
ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
6. - Balıkesir
Milletvekili Sedat Pekel'in, organize sanayi bölgelerindeki elektrik ve yatırım
indirimlerinin kaldırılmasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü
soru önergesi (6/704) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in
cevabı
7. - Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, ilaçta klinik paketlemeye gidilip
gidilmeyeceğine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/646)
2
8. - Sivas
Milletvekili Nurettin Sözen'in, iş akitleri feshedilen Div-Han Demir Madenî
çalışanlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/647)
9. - Antalya
Milletvekili Osman Özcan'ın, ABD'nin Kuzey Irak'ta bölücü terör örgütüne destek
verdiği iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/652) ve İçişleri
Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı
B) YAZILI SORULAR VE
CEVAPLARI
1. - İzmir
Milletvekili Ahmet ERSİN'in, İzmir-Çeşme-Çiftlikköy'de bir oteldeki uygulamaya
ilişkin Başbakandan sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı
(7/3401)
* Ek cevap
2. - Konya
Milletvekili Atilla KART'ın, tarımsal sulamada kullanılan elektrik borçlanmasına
ve elektriğe uygulanan KDV'ye ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal
UNAKITAN'ın cevabı (7/3798)
3. - Bursa
Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Zeki Müren'in yeni nesillere tanıtılmasına
ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/3819)
4. - Samsun
Milletvekili Haluk KOÇ'un, Samsun'da eski öğretmenevi binasının "kent müzesi"
yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan
MUMCU'nun cevabı (7/3820)
5. - Bursa
Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Mudanya Mütarekesinin ulusal düzeyde kutlanmasına
yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/3843)
6. - Adana
Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Yenikapı Mevlevihanesinin kundaklanmasına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in
cevabı (7/3852)
7. - Hatay
Milletvekili Züheyir AMBER'in, Hatay'da bulunan bir kilisenin mevcut
eksiklerinin giderilmesi için yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Kültür ve
Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/3859)
8.- İzmir
Milletvekili Muharrem TOPRAK'ın, İzmir-Kiraz Devlet Hastanesi inşaatına ilişkin
sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/3919)
9.- Yozgat
Milletvekili Emin KOÇ'un, TRT'nin malî durumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/3938)
10. - İstanbul
Milletvekili Lokman AYVA'nın, özürlülerin oy verme işlemlerine uygulanacak
elektronik sistemde görme özürlülerin dikkate alınıp alınmadığına ilişkin sorusu
ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/3944)
11. - İstanbul
Milletvekili Gürsoy EROL'un, İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir Belediyeleri
bünyelerindeki iştirak şirketlerine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir
AKSU'nun cevabı (7/3965)
12. - Antalya
Milletvekili Nail KAMACI'nın, Kumluca Belediyesinin ilçedeki birahanelerde
bayanların çalıştırılmasını yasakladığı iddialarına ilişkin sorusu ve İçişleri
Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/3968)
13. - İzmir
Milletvekili Oğuz OYAN'ın, Altındağ Belediyesine bağlı bazı personelin başka
kurumlarda geçici olarak görevlendirilmesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı
Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/3970)
14. - Antalya
Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya Uluslararası Kesmeçiçek Mezatı için arsa
tahsisinin yapılamamasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun
cevabı (7/3972)
15. - İzmir
Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün, Aliağa Belediyesince İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü
emrinde görevlendirilen memur ve işçilere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı
Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/3973)
16. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bakanlığın gayrimenkullerinin dökümüne ilişkin
sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/3976)
17. - Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, Esnaf ve Kefalet Kooperatiflerince esnafa verilen
kredilere ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı
(7/3983)
18. - Hatay
Milletvekili Züheyir AMBER'in, Şehirhatları İşletmesi Müdürlüğü gemilerinde
kullanılan can yeleklerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın
cevabı (7/3992)
19. - Çanakkale
Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, Çanakkale Valiliğinin basın açıklamalarıyla ilgili
uygulamasına ve Bakanlık genelgesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı
Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/4000)
20. - Zonguldak
Milletvekili Nadir SARAÇ'ın, oto galerilerinin konut bölgeleri dışına taşınıp
taşınmayacağına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı
(7/4017)
21. - Antalya
Milletvekili Nail KAMACI'nın, bazı otobüs firmalarının Ankara'daki özel
terminallerden yolcu almalarının yasaklandığı iddiasına ilişkin sorusu ve
İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/4019)
22. - Ankara
Milletvekili İsmail DEĞERLİ'nin, Ankara Büyükşehir Belediyesince yapılan
elektronik su saatleri ihalesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir
AKSU'nun cevabı (7/4020)
3
23. - Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Elazığ'a bağlı Alacakaya-Arıcak yol projesine
ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/4033)
24. - Elazığ
Milletvekili Abdulbaki TÜRKOĞLU'nun, oto galericilerinin şehir dışına
taşınmasına yönelik yasal düzenleme yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve
İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/4054)
25. - Samsun
Milletvekili Haluk KOÇ'un, Samsun Gazi Belediyesinin, personelin çalışma
saatleri ile ilgili uygulamasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir
AKSU'nun cevabı (7/4056)
26.- Ardahan
Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Posof-Türkgözü sınır kapısındaki personel ihtiyacına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/4096)
27. - Yozgat
Milletvekili Emin KOÇ'un, Anadolu Ajansına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir
ATALAY'ın cevabı (7/4115)
28. - Kırklareli
Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Kırklareli-Babaeski-Kavaklı Beldesi yaya
üstgeçidi projesine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki
ERGEZEN'in cevabı (7/4116)
29. - Ankara
Milletvekili Eşref ERDEM'in, bölünmüş yol projesine,
Bolu Tüneli
ihalesine,
İlişkin soruları ve
Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/4132, 4133)
30. - Yozgat
Milletvekili Emin KOÇ'un, TRT'de yayımlanan Alaturca programının sunucularına
ödenen ücrete ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/4158)
31. - İstanbul
Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, bazı kurumların başkan ve genel
müdürlerinin aylık gelirlerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Güldal AKŞİT'in
cevabı (7/4171)
32. - İzmir
Milletvekili Yılmaz KAYA'nın, TRT İzmir Bölge Müdürlüğündeki bazı atamalara
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/4114)
4
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 12.00'de açılarak dört oturum yaptı.
Burdur Milletvekili
Ramazan Kerim Özkan, Burdur-Isparta tren seferlerinin iptal edilmesi ile
tasarruf tedbirleri uyarınca ilde bazı kamu kuruluşlarının kapatılmasından doğan
sıkıntılara,
Mersin Milletvekili
Hüseyin Özcan, Mersin'de narenciye, sebze ve meyve,
Mersin Milletvekili
Ali Er, Türkiye'de narenciye, sebze ve meyve,
Üreticilerinin
sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere,
İlişkin gündemdışı
birer konuşma yaptılar.
Kültür ve Turizm
Bakanı Erkan Mumcu'nun İngiltere'ye yaptığı resmî ziyarete ekli listede adları
yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin
Başbakanlık tezkeresi kabul edildi.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında
bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin
(2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin
komisyon raporu henüz gelmediğinden, ertelendi.
2 nci sırasında
bulunan, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısının (1/535, 1/292) (S. Sayısı:
698) görüşmeleri tamamlandı; tasarının kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.
7 Aralık 2004 Salı
günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 22.00'de son verildi.
Ali Dinçer
Başkanvekili
Mehmet Daniş Ahmet
Gökhan Sarıçam
Çanakkale Kırklareli
Kâtip Üye Kâtip Üye
Bayram Özçelik
Burdur
Kâtip Üye
5
No.: 36
II. - GELEN KÂĞITLAR
6 Aralık 2004
Pazartesi
Sözlü Soru Önergesi
1. - Muğla
Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın, Muğla-Fethiye'de Hazineden Toplu Konut
İdaresine devredilen alana ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1351)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2004)
Yazılı Soru
Önergeleri
1. - Malatya
Milletvekili Muharrem KILIÇ'ın, Malatya'da don felaketinden zarar gören
çiftçilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4241) (Başkanlığa geliş
tarihi: 22.11.2004)
2. - Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, Spor Toto Teşkilât Müdürlüğünün 2001 yılında
yaptığı bir ihaleye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4242)
(Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2004)
3. - Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, özelleştirme mağduru işsizlere ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4243) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2004)
4. - Yozgat
Milletvekili Emin KOÇ'un, İnsan Hakları Danışma Kuruluna ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/4244) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2004)
5. - Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, sosyal güvenlik kapsamında çalışanlara ve özlük
haklarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4245) (Başkanlığa geliş
tarihi: 24.11.2004)
6. - Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, sanal ortamda oynanan şans oyunlarının
denetimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4246) (Başkanlığa geliş
tarihi: 24.11.2004)
7. - Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Sayıştay üyeliği seçimlerine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/4247) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2004)
8. - Konya
Milletvekili Atilla KART'ın, Alaaddin Çakıcı'nın yurtdışına çıkışıyla ilgili
iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4248) (Başkanlığa geliş
tarihi: 25.11.2004)
9. - Çanakkale
Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, yurtdışına yaptığı resmî seyahatlere ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4249) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2004)
10. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Millî Güvenlik Siyaset Belgesine ve Genelkurmay
Başkanının bu konudaki açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/4250) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2004)
11. - İzmir
Milletvekili Ahmet ERSİN'in, silahlı saldırıya uğrayan spor yazarı ve TV
yorumcularına ve faillerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4251)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2004)
12. - Hatay
Milletvekili Gökhan DURGUN'un, bir davada usul ve yasaya aykırı karar verdiği
iddia edilen hâkime ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4252)
(Başkanlığa geliş tarihi: 23.11.2004)
13. - Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, yeni Türk Ceza Kanunu'nun uygulanmasına ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4253) (Başkanlığa geliş tarihi:
24.11.2004)
14. - Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, orman kadastro tapulama ve tescil çalışmalarına
ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/4254) (Başkanlığa
geliş tarihi: 24.11.2004)
15. - İstanbul
Milletvekili Gürsoy EROL'un, Amasya-Yeşilırmak'taki balık ölümlerine ilişkin
Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/4255) (Başkanlığa geliş
tarihi: 26.11.2004)
16. - Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, Irak'ta hayatını kaybeden Türk vatandaşlarına
ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi
(7/4256) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2004)
17. - İstanbul
Milletvekili Onur ÖYMEN'in, Yunanistan'ın kendine ait olmayan bazı kayalıklara
bayrak diktiği iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından
yazılı soru önergesi (7/4257) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2004)
18. - İstanbul
Milletvekili Onur ÖYMEN'in, Fener Rum Patriği için "Ekümenik" sıfatını kullanan
bazı büyükelçilere ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı
soru önergesi (7/4258) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2004)
19. - Antalya
Milletvekili Osman ÖZCAN'ın, Antalya'nın turizm bölgelerindeki trafo
merkezlerinin yenilenme gerekliliğine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4259) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2004)
20. - Karaman
Milletvekili Mevlüt AKGÜN'ün, Karaman'daki elma üreticilerinin sulamada
kullandığı enerjide indirim sağlanmasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4260) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2004)
21. - Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, köy ve mahalle muhtarlarının özlük haklarına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4261) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.11.2004)
6
22. - İstanbul
Milletvekili Gürsoy EROL'un, Küçükçekmece Gölü ve Haliç'teki kirliliğe ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4262) (Başkanlığa geliş tarihi:
24.11.2004)
23. - İstanbul
Milletvekili Gürsoy EROL'un, belediyelerin borçlarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4263) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2004)
24. - Yozgat
Milletvekili Emin KOÇ'un, makam aracı ve koruma tahsislerine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4264) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2004)
25. - Hatay
Milletvekili Gökhan DURGUN'un, bir davada usule aykırı şekilde iade edilen ilam
harcına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4265) (Başkanlığa
geliş tarihi: 23.11.2004)
26. - İstanbul
Milletvekili Gürsoy EROL'un, yabancıların taşınmaz mal alım bedelini düşük
gösterdikleri iddiasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4266)
(Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2004)
27. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, emekli bir ilahiyatçı öğretim üyesinin bazı
görüşlerinin din öğretimi üzerindeki etkisine ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4267) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.11.2004)
28. - Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Ankara-Sincan'daki Mareşal Fevzi Çakmak Lisesi
inşaatına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4268)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2004)
29. - Yozgat
Milletvekili Emin KOÇ'un, Yozgat'taki öğretmen ve okul müdürü atamalarına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4269) (Başkanlığa geliş
tarihi: 25.11.2004)
30. - Kırklareli
Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, yeni üniversite kurma kriterlerine ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4270) (Başkanlığa geliş tarihi:
25.11.2004)
31. - İzmir
Milletvekili Türkân MİÇOOĞULLARI'nın, il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerine
yapılan atamalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4271)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2004)
32. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türk Gıda Kodeksi-Enerji İçecekleri Tebliğinde
yapılan değişikliğe ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4272) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2004)
33. - Karaman
Milletvekili Mevlüt AKGÜN'ün, Karaman'da doğal afetten zarar gören elma
üreticilerine yapılacak desteğe ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/4273) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2004)
34. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türk Gıda Kodeksi-Enerji İçeceği Tebliğinde yapılan
değişikliğe ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4274) (Başkanlığa
geliş tarihi: 24.11.2004)
35. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, TMSF-İnterbank borç tasfiyesi anlaşmasına ilişkin
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER) yazılı soru önergesi
(7/4275) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2004)
36. - Konya
Milletvekili Atilla KART'ın, Mercedes Benz Türk A.Ş. hakkında ihbarda bulunan
kişiye ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad TÜZMEN) yazılı soru önergesi (7/4276)
(Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2004)
37. - Adana
Milletvekili Kemal SAĞ'ın, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrasının kadro sorununa
ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4277) (Başkanlığa
geliş tarihi: 24.11.2004)
38. - Kırklareli
Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Kırklareli-Lüleburgaz-Ahmetbey Ziraat
Bankası Şubesinin kapatılma nedenine ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN)
yazılı soru önergesi (7/4278) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2004)
Süresi İçinde
Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, 3004 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3803)
2. - Bursa
Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa-Yenişehir Ovası Yeraltı Sulama Projesine
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3817)
3. - Adana
Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, İSKEN Sugözü Termik Santraline ilişkin Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3818)
4. - Konya
Milletvekili Atilla KART'ın, Konya-Cihanbeyli-Kandil Kasabasına lise açılmasına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3822)
5. - Isparta
Milletvekili Mevlüt COŞKUNER'in, ücretsiz ders kitabı dağıtımı ile ilgili bazı
iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3823)
6. - Isparta
Milletvekili Mevlüt COŞKUNER'in, Isparta İlindeki öğretmen açığına ve yapılacak
atamalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3824)
7. - Isparta
Milletvekili Mevlüt COŞKUNER'in, kanser riski yüksek bölgelerdeki sağlık
hizmetlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3838)
8. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, VİP salonları ile ilgili yeni düzenlemelere ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3839)
7
9. - Konya
Milletvekili Atilla KART'ın, Ankara-Konya arası demiryolu projesine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3840 )
10. - İzmir
Milletvekili Ahmet ERSİN'in, İzmir-Alsancak Limanının ulaşım, yedek parça ve
teknik personel sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3841)
11. - Iğdır
Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, belediyelere yapılan ayni ve nakdi yardımlara
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3846)
12. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Avrupa Müzesi Projesine ilişkin Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/3850)
13. - Gaziantep
Milletvekili Abdulkadir ATEŞ'in, İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarına
ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi
(7/3851)
14. - Zonguldak
Milletvekili Harun AKIN'ın, Türkiye Taş Kömürü Kurumunda üretim ve istihdamın
artırılması için yapılacak çalışmalara ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/3870)
15. - İzmir
Milletvekili Muharrem TOPRAK'ın, üniversitelerde görev yapan idari personelin
ekonomik durumlarının iyileştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/3878)
16. - Antalya
Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya-Serik'teki yurt binasının hizmete
açılmamasının nedenine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3879)
17. - Antalya
Milletvekili Nail KAMACI'nın, Belek-Antalya arası yolcu taşıyan bir kooperatifin
güzergahına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3880)
18. - Antalya
Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya'ya ikinci bir liman inşa edilmesi yönünde
çalışma olup olmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3881)
19. - Yalova
Milletvekili Muharrem İNCE'nin, bilgisayarlı eğitimin sorunlarına ve bazı
iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3888)
20. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, ilköğretim ders kitaplarının birine Hz. Muhammed'in
resminin basıldığı iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/3889)
21. - İzmir
Milletvekili Yılmaz KAYA'nın, Lise 1. sınıf coğrafya ders kitabına ilişkin Millî
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3890)
22. - Antalya
Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, yaptığı bir yazılı açıklamaya ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3891)
23. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Ziraat ve Halk Bankalarında personel tarafından
gerçekleştirildiği iddia edilen zimmet olaylarına ilişkin Devlet Bakanından (Ali
BABACAN) yazılı soru önergesi (7/3895)
24. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bir dini cemaatin Avrupa Parlamentosu nezdinde
temsilciliği olup olmadığına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından
yazılı soru önergesi (7/3899)
25. - İzmir
Milletvekili Abdurrezzak ERTEN'in, bazı kurumlarda personele parmak izi kontrol
uygulaması yapıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/3901)
26. - Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, Çukurova grubunun TMSF'ye olan borcuna ilişkin
Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/3911)
27. - Niğde
Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, faiz dışı fazla, borçlanma ve sürdürülebilir
kalkınmaya ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/3912)
28. - Hatay
Milletvekili Züheyir AMBER'in, Hazine Müsteşarlığından TMSF'ye aktarılan paranın
kayıtlarına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi
(7/3913)
29. - Antalya
Milletvekili Osman ÖZCAN'ın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin borçlarına ve bazı
uygulamalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3916)
8
No. : 37
7 Aralık 2004 Salı
Tasarılar
1. - Türkiye
Cumhuriyeti Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi
Başkanlığı ile Romanya Kobiler ve Kooperatifler Ulusal Kurumu Arasındaki
Mutabakat ve İşbirliği Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/934) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji
ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2004)
2. - Denizcilik
Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/935) (Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor; Plan ve Bütçe ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.12.2004)
Teklif
1. - Kütahya
Milletvekili Soner Aksoy ile Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın; Tarım Satış
Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
ile Odalar ve Borsalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
(2/354) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
Raporlar
1. - Arsa Ofisi
Kanunu ve Toplu Konut Kanununda Değişiklik Yapılması ile Arsa Ofisi Genel
Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/917) (S. Sayısı:
700) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
2. - Türkiye
Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Lübnan Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı
Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolünün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve
Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/875) (S. Sayısı: 702) (Dağıtma
tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
3. - Türkiye
Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Küba Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı
Arasında Karantina ve Bitki Koruma Alanında İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve
Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/909) (S. Sayısı: 703) (Dağıtma
tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
4. - Türkiye
Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Küba Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı
Arasında Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri
Komisyonları Raporları (1/921) (S. Sayısı: 704) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004)
(GÜNDEME)
5. - Türkiye
Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Moğolistan Gıda ve Tarım Bakanlığı
Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolünün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve
Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/926) (S. Sayısı: 705) (Dağıtma
tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
6. - Konya
Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/453) (S. Sayısı: 587) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
7. - Burdur
Milletvekili Bayram Özçelik'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/454) (S. Sayısı: 588) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
8. - Bursa
Milletvekili Mehmet Emin Tutan ve Giresun Milletvekili Ali Temür'ün Yasama
Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve
Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporları (3/455) (S.
Sayısı: 589) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
9. - Ağrı
Milletvekili Naci Arslan'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/456) (S. Sayısı: 590) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
10. - Zonguldak
Milletvekili Nadir Saraç'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/457) (S. Sayısı: 591) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
11. - Düzce
Milletvekili Fahri Çakır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/462) (S. Sayısı: 592) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
9
12. - Zonguldak
Milletvekili Nadir Saraç'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/463) (S. Sayısı: 593) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
13. - İstanbul
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/464) (S. Sayısı: 594) (Dağıtma tarihi:
7.12.2004) (GÜNDEME)
14. - Çanakkale
Milletvekili İbrahim Köşdere'nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/465) (S. Sayısı: 595) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
15. - Siirt
Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Milletvekilleri Mehmet Mustafa
Açıkalın ve İdris Naim Şahin, Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın Yasama
Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve
Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporları (3/466) (S.
Sayısı: 596) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
16. - Mardin
Milletvekili Muharrem Doğan'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/467) (S. Sayısı: 597) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
17. - Elazığ
Milletvekili Mehmet Kemal Ağar'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/468) (S. Sayısı: 598) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
18. - Yozgat
Milletvekili Mehmet Erdemir'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/480) (S. Sayısı: 599) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
19. - Mersin
Milletvekili Vahit Çekmez'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/494) (S. Sayısı: 600) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
20. - Denizli
Milletvekili Osman Nuri Filiz'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/495) (S. Sayısı: 601) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
21. - Şanlıurfa
Milletvekili Mahmut Yıldız'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/496) (S. Sayısı: 602) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
22. - Konya
Milletvekili Özkan Öksüz'ün Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/497) (S. Sayısı: 603) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
23. - Kütahya
Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/498) (S. Sayısı: 604) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
24. - Tokat
Milletvekili Feramus Şahin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/500) (S. Sayısı: 605) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
25. - Mardin
Milletvekili Süleyman Bölünmez'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/501) (S. Sayısı: 606) (Dağıtma tarihi: 7.12.2004) (GÜNDEME)
26. - Şanlıurfa
Milletvekili Abdurrahman Müfit Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/502) (S. Sayısı: 607) (Dağıtma tarihi:
7.12.2004) (GÜNDEME)
Meclis Araştırması
Önergeleri
1. - Bursa
Milletvekili Mustafa Özyurt ve 26 Milletvekilinin, Ulubat Gölü çevresine
kurulacak organize sanayi bölgesinin doğuracağı muhtemel zararların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98
inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/236) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2004)
10
2. - Gaziantep
Milletvekili Abdulkadir Ateş ve 25 Milletvekilinin, Ziraat Bankasının çöken
bilgi işlem ağı ile yeni kurulan sistemin neden olduğu sorunların ve iddiaların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98
inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/237) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2004)
11
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
7 Aralık 2004 Salı
BAŞKAN : Başkanvekili
İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER : Harun
TÜFEKCİ (Konya), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 28 inci Birleşimini açıyorum.
III. - Y O K L A M A
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, elektronik cihazla yoklama yapacağım.
Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını,
teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden
önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz,
Türk kadınının seçme ve seçilme hakkının yasalaşmasının 70 inci yılı
münasebetiyle söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Remziye Öztoprak'a aittir.
Buyurun Sayın
Öztoprak. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
IV. - BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI
KONUŞMALAR
1. - Ankara
Milletvekili Remziye Öztoprak'ın, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı
verilişinin 70 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
REMZİYE ÖZTOPRAK
(Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, 5 Aralık 1934 tarihli
yasayla Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesiyle ilgili konuşmak
istiyorum. Bu hakkın 70 inci yılını kutluyoruz ve bu konuda, gündemdışı söz
almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yaşamın her alanında
kadın ile erkek eşit olmalıdır; demokrasi ve insan haklarında da bence ilk kural
budur; oysa, tüm dünya ülkelerinde kadının eşitlik durumunu sağlamak için
yapılan mücadele halen devam etmektedir. Gelişmiş ülkelerde bile ancak İkinci
Dünya Savaşından sonra elde edilen kadının seçme ve seçilme hakkı ile kadın
temsili çok az ülkede yüzde 30'lar seviyesi civarındadır.
Kurtuluş Savaşında
Türk kadınının cephe ve cephe gerisinde gösterdiği üstün hizmet, onun siyaset
bilincine, var olduğundan beri sahip olduğunun delilidir. Cumhuriyetimizin ilk
yıllarında gerçekleşen devrimlerin tamamı Türk kadınına insan hakları ve
demokrasi açısından pek çok kazanım sağlamakla birlikte, kadınımız seçme ve
seçilme hakkını üç aşamada elde etmiştir.
1930 yılında
belediye, 1933 yılında ihtiyar heyeti, 1934 yılında ise milletvekili
seçilebilmesi yasalarla sağlanmıştır. Türk kadınının, Yüce Türk Parlamentosunda
temsili, 1935 seçimlerinde 18 kadınımızın milletvekili olarak seçilmesiyle
başlamıştır. Zamanla bu oran artmadığı gibi düşmeler de göstermiştir. Bugün
Meclisimizdeki 24 kadın milletvekili Türk kadınını temsil etmek için var gücüyle
çalışmasına rağmen, bu oranın çok düşük olduğu bilinen bir gerçektir. Birçok
ülkede kadınların siyasete atılma hakkını Türk kadınından sonra elde etmesine
rağmen, bugün Türk kadını siyasette yok denecek kadar azdır. 2004 yılı 28
Martında yapılan yerel seçimler neticesinde seçilen 3 228 belediye başkanının
sadece 22'si kadındır. Bunun da 1'i ilçe, diğerleri ise belde belediye
başkanlarıdır. İl genel ve belediye meclisi üyeliklerinde de durum farklı
değildir; o da binde 1'ler civarındadır. Oysa, yerel yönetimlerde kadının olması
gerekir. Kadınımızın siyasete yerel yönetimlerle girmesi sağlanmalıdır ki,
yerelden genele tüm birimlerde kadınımızın seçme ve seçilme hakkını
kullandırmada başarılı olalım.
Bir ülke uygarlığının
seviyesi, kadınının siyasal, kamusal ve toplumsal alandaki yeri ve hayat
standardıyla ölçülür. Türk kadını kamusal ve toplumsal alanda çok başarılıdır.
Siyasette ise, eşit muamele ve fırsat eşitliğine sahip olmadığı için, layık
olduğu yerde ve başarılı olacağına inandığımız yerde değildir.
Dolayısıyla,
toplumumuzun yüzde 52'sini teşkil etmesine rağmen, Türk kadını, kendi kendini
yönetme hakkını elde edememiştir. Hakkı olduğu konumda değildir.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen,
konuşmanızı tamamlayın efendim.
12
REMZİYE ÖZTOPRAK
(Devamla) - Bunun için bize düşen görev, kadınımızın eğitim ve refah seviyesini
artırarak siyasal karar organlarında da temsilini sağlamaktır. Kadınımızı
siyasette gereken düzeye getirebilmek için, güçlü kadın hareketlerine, kadın
dayanışmasına, kota sistemine ve pozitif ayırımcılığa ihtiyaç vardır. Erkeklerin
de, aile içinden başlayarak tüm toplum ve siyasî partilerde kadınlara gerekli
desteği vermeleri ve bunun olması gerektiğine yürekten inanmaları gerekir.
İlk kadın
milletvekilimiz Satı Kadının yöresinden ve ilçesinden Türkiye Büyük Millet
Meclisine gelen bir kadın milletvekili olarak, tüm kadınlarımızı temsilen, Yüce
Atatürk'ün Türk Kadınına devrimlerle verdiği tüm hakları sonuna kadar kullanmaya
kararlı olduğumuzu bildirir, Yüce Meclisimizi saygılarımla selamlarım.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Öztoprak.
Gündemdışı ikinci söz
isteği, yine aynı konuda, İzmir Milletvekili Sayın Canan Arıtman'a aittir.
Buyurun Sayın
Arıtman.
2. - İzmir
Milletvekili Canan Arıtman'ın, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin
70 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
CANAN ARITMAN (İzmir)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.
Bundan tam yetmiş yıl
önce -yani, 5 Aralık 1934'te- Türk kadını siyasal haklarını kazandı; hem de
bugün üyesi olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği ülkelerinin pek çoğundan yıllarca
önce ve onlara öncülük ederek.
Türk kadını siyasal
haklarını kazandığında tüm dünyada sadece 17 ülkede kadınların siyasal hakkı
vardı ve Türkiye, kadınına siyasal hakkı tanıyan ilk ve tek İslam ülkesiydi.
Kadınlara siyasal
hakkın tanınması cumhuriyet devrimlerinden biridir. Cumhuriyetimizin kurucusu
Atatürk'ün hepsini on yıl içerisinde gerçekleştirdiği devrimlerin -yani, 1924,
Tevhidi Tedrisat Kanunu; 1925, Kıyafet Kanunu; 1926, Medenî Kanun ve 1934,
kadınlara siyasî hakların tanınmasıyla ilgili kanun- hepsi de aynı zamanda kadın
devrimidir ve Ulu Önder Atatürk, bu nedenle, yüzyılın en büyük kadın hakları
savunucusudur.
Türk kadını,
yüzyıllardır kafeslerin, peçelerin, çarşafların ardında, tüm toplumsal ve
ekonomik, eğitsel ve siyasal haklarından yoksun olarak kul konumunda yaşarken,
bu devrimlerle birey konumuna yükseldi. Ünlü ozanımız Nazım Hikmet'in
dizelerindeki gibi, soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen kadınımız,
cumhuriyet devrimleri sonrası erkeğiyle eşit birey olarak ülkemizin
kalkınmasında rol aldı.
Kalkınmanın,
çağdaşlaşmanın, eksiksiz demokrasinin ilk şartı, kadın - erkek eşitliğidir; ama,
sözde kalmayan, yaşama geçen eşitlik. Tüm dünyada yüzyıllar boyu süren, uğrunda
can verilen kadın hakları mücadelesinde, ilk talep edilen hak, daima siyasal hak
olmuştur; yani, kendi geleceğini tayin edebilme hakkı. Bu, birincil insan
hakkıdır ve demokrasi talebidir.
Dünyada ilk siyasal
hak talepleri, Fransız İhtilalinden sonra, 1791'de Fransa'da olmuştur. Fransız
Kadın Yurttaş Beyannamesini hazırlayan ve okuyan Olympe de Gouge isimli Fransız
kadını "madem erkekler gibi giyotine gönderiliyorum, o zaman, erkekler gibi oy
hakkım olmalı" dedi ve bu sözün bedelini, giyotinde can vererek ödedi. O Fransız
kadını, ancak İkinci Dünya Savaşından sonra, 1945'te siyasal hakkını kazandı.
Değerli arkadaşlarım,
şimdi, Avrupa Birliği nedeniyle televizyonlarda izliyoruz, Avrupa Parlamentosunu
görüyoruz; ne kadar çağdaş bir görüntü değil mi; bizim Meclisimizden ne kadar
uzak bir görüntü değil mi! Evet, siyasal haklarını pek çok Avrupa ülkesinden
onlarca yıl önce, örneğin İsviçre'den kırk yıl önce alan kadınımız, bugün ülke
siyasetinin neresinde?!
Siyaset biliminde,
kadının yeri o ülke parlamentosundaki kadın oranıyla belirlenir. Türk kadını,
ilk kez Parlamentoya girdiğinde, 1935 yılında bu oran yüzde 4,6'ydı ve tüm
cumhuriyet tarihimiz boyunca, bir daha bu orana ulaşamadık. Yetmiş yıl sonra,
yani bugün, Parlamentomuzdaki kadın oranı yüzde 4,4'tür. Yerel parlamentolarda
yüzde 1'ler civarındadır, belediye başkanlıklarında binde 5'tir.
Beyefendiler, geriye
gidiyoruz. Son yerel seçimlerde alınan sonuçlar, kadınlar açısından, bir önceki
seçimlere göre çok daha kötüdür. Avrupa parlamentoları arasında sonuncu
sıradayız. Dünya parlamentoları arasında 112 nci sıradayız, pek çok Afrika
ülkesinin bile gerisindeyiz, yüzde 4'lük oranla, İran gibi şeriatla yönetilen
ülkelerle aynı dilimdeyiz. Oysa, Kuzey Avrupa ülkelerinde bu oran yüzde 35,
İsveç'te ise yüzde 45'tir. Bu gerçekler, ülkemizde nüfusun ve seçmenlerin
yarısını oluşturan kadınlarımızın siyasette temsil edilemediğinin göstergesidir.
Ülkemizde, hâlâ, kadınları, erkekler temsil etmektedir. Yüzde 4,4'lük oranla,
demokrasimiz, kadınsız demokrasi, yani, eksik demokrasidir veya bir bilim
kadınımızın dediği gibi "defolu, ayıplı" demokrasidir ve bu ayıptan kurtulmak
için, görevi olanlar, hiçbir şey yapmamaktadır. Kadının siyasette temsil
edilememesi, onların eğitiminden sağlığına, çalışma yaşamından aile yaşamına ve
şiddete maruz kalmasına kadar bir dizi ağır sorunlara ve eşitsizliğe neden
olmaktadır. Türkiye, bu eksik demokratik temsil sorununu çözmeden, çağdaş,
demokratik ve gelişmiş ülke konumuna yükselemez. Ülkemizin değişim, kalkınma,
çağdaşlaşma ve demokratikleşme yolunda, kadınların katkısına ve bakış açısına
ihtiyacı vardır.
Beyefendiler, kısaca,
biz kadınlar olmadan, çağdaş, demokrat ve...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
13
BAŞKAN - Sayın
Arıtman, mikrofonu açıyorum; buyurun efendim.
CANAN ARITMAN
(Devamla) - Teşekkür ederim.
...kısaca, Avrupalı
hiç olamazsınız.
Kadınların siyasete
katılımının önünde, eğitimsizlik, ekonomik güçsüzlük, fırsat eşitsizliği,
geleneksel cinsiyete dayalı rol, toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi bir dizi
neden vardır. Çözüm, bizden sonra gelip, bizi fersah fersah geçen Batılı çağdaş
demokratik ülkelerin uyguladığı yoldur. Bu ülkeler, kadınlarının siyasete ve
yönetime katılmalarının önünü açacak olumlu ayırımcılık, fırsat önceliği, kota
gibi özel önlemleri anayasa ve yasalarına koymuşlardır. Türkiye, ne yazık ki, bu
gibi önlemleri almakta çok geç kalmıştır. Halbuki, CEDAW ve Pekin+5 gibi,
Birleşmiş Milletlerin hazırladığı ve Türkiye'nin de imzaladığı uluslararası
sözleşmelere göre, kadınların siyasete ve parlamentolara katılımını artırmaya
yönelik özel önlemlerin alınması, kotaların uygulanması, hükümetlerin kaçınılmaz
görevleridir. Cinsiyet kotası uygulaması, her bir cinsiyetin, temsilde kritik
eşik denen en az yüzde 30'luk temsil ve katılımının yasayla zorunlu
kılınmasıdır. Bunun için, Anayasa ile Siyasî Partiler ve Seçim Yasalarımızda
gerekli değişiklikler yapılmalıdır.
Biz, Cumhuriyet Halk
Partisi olarak, tüm bu yasal değişiklikler için bugüne değin her türlü çabayı
gösterdik ve göstermeye de devam edeceğiz. Siz, AKP İktidarı olarak, bu yasal
değişiklikleri yapmadığınız takdirde, hiçbir zaman ve hiçbir yerde, kadından
yana, demokrasiden yana bir şey yaptık iddiasında bulunmayın; asla inandırıcı
olamazsınız. Zina ve kadını kadın doktora muayene ettirmekle uğraştığınız kadar
bu konuda çaba harcasaydınız, inanıyorum ki, bugün, Avrupa Birliği kapısında
endişeyle beklemezdik.
Hepinizi saygıyla
selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Arıtman.
Gündemdışı üçüncü söz
isteği, Kilis İlinin kurtarılış yıldönümü münasebetiyle, Kilis Milletvekili
Sayın Veli Kaya'ya attir.
Buyurun Sayın Kaya.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
3. - Kilis
Milletvekili Veli Kaya'nın, Kilis İlinin düşman işgalinden kurtarılışının 83
üncü yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
VELİ KAYA (Kilis) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kilis İlimizin düşman işgalinden
kurtarılışının 83 üncü yıldönümü münasebetiyle gündemdışı söz almış bulunuyorum;
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, hepinizin bildiği üzere, 1900'lü yıllar, Türkiye'nin güneyden,
kuzeyden ve batısından işgal edildiği yıllar. İşte, bu işgale uğrayan
illerimizden biri de güzel Kilis İlimizdir. Kilis, Suriye sınırında, Türklüğün
kalesi olmaya devam eden şirin bir kentimizdir. 1995 yılında Gaziantep İlinden
ayrılarak müstakil il olmuştur. İl olma sürecinden sonraki gelişmeleri,
isterseniz, biraz sonra anlatayım; ama, burada, biraz duygusal olmam gerekiyor;
biraz, ülkenin içinde bulunduğu önemli koşulları dile getirmemiz gerekiyor.
Maalesef, son
zamanlarda, Türk gençliğinin ülkenin millî bütünlük ve beraberliği konusunda çok
duyarlı olmadığını görmekteyiz. Komşumuz Irak mezalim altında inim inim
inlerken, onların başına gelenleri burada canlı canlı görürken, yetmiş sene,
seksen sene önce düşman işgalinden nasıl kurtulduğumuzu görmezden gelen ve
hatırlamaktan âciz durumda bir gençliği sanki görür gibiyim. Bizim kurtuluşumuzu
ve kurtuluş sevincimizi, inşallah, Irak Halkı da yaşar diye düşünüyorum.
Bu arada parantez
açıyorum; ben de, Türkiye'deki kadınların seçme ve seçilme hakkının 70 inci
yıldönümünü onlarla beraber kutlamak istiyorum.
Değerli
milletvekilleri, Kilis düşman işgalinden kurtarıldı; ama, fakir ve fukaralıktan
bir türlü kurtarılamadı. Kilis, 1995 senesinde bir gecede vilayet yapıldı. 3
tane köyümüz -köy diyorum; belediyelik bile değildi- ilçe yapıldı. Sınırlarını
söyleyeyim; hepiniz çok dikkatle dinleyin lütfen; doğusunda Gaziantep İli,
kuzeyinde Gaziantep İli, batısında tekrar Gaziantep İli, güneyinde Suriye
sınırıyla kendi kendine komşu bir vilayet. Yüzölçümü il olamayacak kadar dar
tutulmuş. Bu nedenle, Kilis, halkı ciddî anlamda bir yoksullukla mücadele eden
küçücük bir ilimiz; ama, kamuoyundaki namımız çok iyi değil; maalesef, bunu,
burada dile getirmek durumundayım. Kilis, sanki kaçakçılıkla iştigal eden bir
kentmiş gibi, herkes Kilis'e ve Kilisliye kaçakçı gözüyle bakıyor. Oysa,
Kilisliler, tarihi boyunca, devletinin menettiği hiçbir şeyle iştigal etmemiş,
devletiyle beraber olmaya, 12 Eylül öncesinde de, sonrasında da, tarihte de
devletin yanında yer almaya devam etmiştir; millî birlik ve bütünlüğümüze zarar
gelmeyecek her türlü davranışı sergilemeye devam etmiştir.
Değerli
milletvekilleri, Kilis il olmuş; on yıl boyunca devletten bir tek hizmet
alamamış. Bir tek hizmet alamamış; sadece il payesi verilmiş. Peki, biz, iktidar
olduktan sonra bir şeyler yapmaya çalıştık; yeterli mi; inanın ki yetersiz.
Sayın Başbakanımızın hükümet programında yer alan duble yol projesini,
Bayındırlık Bakanının da destekleriyle -sağ olsun; burada bunu ifade etmekte
fayda var- Kilis-Gaziantep arası, arkadaşlar, 60 kilometrelik bir yol; birbuçuk
saatte zor gidiliyordu- bugün, o yolun birinci şeridini açtık. İnşallah, 2005'in
ilk yarısında duble yolun ikinci şeridini açarak, Gaziantep'i ve dolayısıyla
Türkiye'yi Ortadoğu'ya bağlayacak önemli bir yolun açılışını hep beraber
göreceğiz.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kaya,
mikrofonu açıyorum; buyurun, tamamlayın efendim.
14
VELİ KAYA (Devamla) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
İnşallah, Sayın
Başbakanımız da bu yolun açılışına gelerek, Kilis halkını rahatlatacak bazı
kararları, orada açıklayacaklardır.
Değerli
milletvekilleri, Kilis, Türkiye üzümünün çok önemli miktarını yetiştiren bir
vilayetimiz. Yıllık, 100 000-150 000 ton üzüm üretimi mevcuttur. Bunun yanında,
sadece Tekelin şu anda özelleşen bir suma fabrikası vardı. O da maalesef,
özelleşti. Kilisli, kuruüzümünü ve yaşüzümünü, maalesef, bu sene fabrikaya
veremez oldu. Bu fabrika da bu sene üzüm almadı; aldıysa da, komik bir fiyatla,
üreticiyle dalga geçer gibi çok cüzi bir rakam vermek suretiyle, maalesef,
Kilislinin üzümünü elinde bıraktı. Önümüzdeki sene ne olur; inşallah, hayırlı
şeyler olur diye düşünüyorum.
Şimdi, Kilis'in
jeopolitik durumu çok önemli. Habur Sınır Kapısında yaşanan sıkıntıları hepiniz
biliyorsunuz. Türkiye, çok önemli olaylarla karşı karşıya gelmektedir.
Değerli
milletvekilleri, Ortadoğu'yu Karadeniz'e bağlayan, Ortadoğu'yu Ege'ye bağlayan
yolun, Kilis-Öncüpınar Sınır Kapısından, Suriye üzerinden, Türkiye ticaretinin
yapılacağını ve çok önemli olacağını ifade ederek, buradan bir koridor
açılmasını, yani, Kahramanmaraş ve Gaziantep'in sınır noktası olan Nurdağı
İlçesinden Kilis-Suriye üzerine bir sınır yolu açıldığında, çok önemli bir
ticaret yolu olacağını burada söylüyorum. Bununla ilgili de Sayın Bayındırlık
Bakanıyla yaptığımız görüşmelerde, karayolu ağı kapsamına alındığı ve 53
kilometrelik kısmı da projelendirilmek üzeredir; çok sevindirici bir olay.
Burada, Kilislilere ve Türkiye'ye bu sevinci vermek istiyoruz; çünkü, bu yol,
sadece Kilis'i değil, Türkiye'yi ilgilendiriyor.
Değerli
milletvekilleri, bir vilayet susuz olur mu! Su, medeniyet demektir; susuz hiçbir
medeniyeti yaşamanız mümkün değil. Kilis'te, maalesef, su da yok. Kişi başına
yazın 50 litreye kadar düşen bir susuzluk var. Biz, Allah nasip ederse, Kilis'in
su sorununu da bu hükümetle birlikte çözmüş bulunuyoruz. Seve Barajını, belediye
başkanlığına aktarmak suretiyle, belediye hizmetine vermek suretiyle ve merkezî
hükümetin de katkılarıyla -Kilis en az yirmi sene su ihtiyacını
karşılayamayacaktır; ama- Kilis'in yüzyıllık su ihtiyacını karşılayacak bir
projemiz var; Afrın Projesi. O da, inşallah, bu hükümet döneminde devreye
girecek. Bir yüzyıl, hem şu anda boşa akıp giden, sadece Suriye sınırlarına akan
Afrın Çayının önünde büyük bir baraj yapmak suretiyle, bu önlemi alabiliriz.
BAŞKAN - Sayın Kaya,
toparlar mısınız.
VELİ KAYA (Devamla) -
Sayın Başkanım, toparlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, sorunlar o kadar çok ki; her memleketin bu kadar önemli sorunu
vardır. Biliyorum, belki, arkadaşlar sabırsızlıkla beni dinliyorlar; 81
vilayetten birisi; doğru; ama, ilk defa Kilis'in sorunlarını taşıyoruz
arkadaşlar. Onun için, müsamahanıza sığınıyorum.
Değerli arkadaşlar,
şimdi, Kilis'te çok enteresan bir yapılaşma var. Kilisli işadamları Kilis'te
oturmazlar; ama, 39 okulun 25'ine yakınını Kilisli işadamları yapmıştır.
Kilisliler 2 fakülte, 1 yüksekokul yapmışlardır ve 1 tıp fakültesinin yapımı
için de taahhütte bulunmuşlardır. Devletin hiç katkısı olmadan... Hatta şunu
söyleyeyim ben: Gaziantep Üniversitesi, Kilis fakültelerine ve yüksekokullarına
üniversite geliştirme ödeneği verememekte, makam aracı alamamakta. Kilisli
işadamları, üniversite elamanlarının, öğretim elemanlarının devletten doğan
farkını bizzat kendileri ödemekte, makam aracını bizzat kendileri almaktadır.
Biz, bu nedenle diyoruz ki, Kilis'te 4 fakülte, 2 yüksekokulla birlikte,
üniversiteli bir şehir olmayı hak ettik.
Arkadaşlar, Sayın
Başkan ikaz etmeden, Atatürk'ün bir veciz sözüyle konuşmamı bitirmek istiyorum.
Atatürk, Kurtuluş
Harbi sırasında, eski bir otomobile binmiş, Halep'ten Kilis'e gecenin saat 3
sularında -düzenli bir ordu yok- elini kolunu sallayarak geleceğini zannediyor;
ama, Kilisliler, kendi aralarında organize olmuşlar, Suriye sınırında ve
Kilis'in çeşitli yerlerinde nöbet tutmaktadırlar; Kilisliler aracı
durduruyorlar, "dur, kimdir o" dediklerinde, Mustafa Kemal Paşa "benim" diyor.
"Siz kimsiniz" diye sorduklarında "ben Mustafa Kemalim" diyor. Kilisliler buna
pek inanmak istemiyorlar; ama, Mustafa Kemal'in emireri olan Mehmet Çavuş,
Paşanın sesini tanıyor ve diyor ki: "Arkadaşlar, bu, Mustafa Kemal Paşa."
Atatürk orada şunu söylüyor: "İlk ayak bastığım bu Türk topraklarındaki
uyanıklığa hayran kaldım. Türk Milleti böyle uyanık kaldıkça payidar olacaktır."
Arkadaşlar, hepinize
saygılar sunuyorum; beni dinleme zahmetinde bulundunuz.
Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Kaya.
Sayın
milletvekilleri, Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu karma
komisyonun, bazı sayın milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarına ilişkin 5
ayrı raporu vardır, sırasıyla okutup bilgilerinize sunacağım.
Bu raporlar ve daha
sonraki sunuşlarımız uzun olduğundan, Kâtip Üyenin oturduğu yerden okumasını
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İlk raporu
okutuyorum:
V. - KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
15
1. - Siirt
Milletvekili Öner Gülyeşil'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında
Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/406) (S. Sayısı: 576) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görevi kötüye
kullanma suçunu işlediği iddia olunan Siirt Milletvekili Öner Gülyeşil hakkında
düzenlenen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair Başbakanlık tezkeresi ve
eki dosya hakkındaki hazırlık komisyonu raporu, Karma Komisyonumuzun 26 Mayıs
2004 tarihli toplantısında görüşülmüştür.
Karma Komisyonumuz
isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak Siirt Milletvekili Öner Gülyeşil
hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel
Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.
Burhan Kuzu
İstanbul
Komisyon Başkanı ve
üyeler
Karşı Oy Yazısı
Anayasamızın 83 üncü
maddesinde yasama dokunulmazlığı başlığı altında mutlak ve geçici anlamda iki
tür dokunulmazlık düzenlenmiştir. Mutlak dokunulmazlık, milletvekillerinin
Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri
düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka
bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan
sorumlu tutulmamalarını sağlamaktadır. Mutlak dokunulmazlık adı verilen ve
kaldırılması söz konusu olmayan bu dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin
düşüncelerini serbestçe ifade etmelerine imkân tanımaktır.
Geçici dokunulmazlık
ise, seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin
Meclisin kararı olmadıkça tutulamamasını, sorguya çekilememesini,
tutuklanamamasını ve yargılanamamasını; hakkında verilmiş olan ceza hükmünün
üyelik sıfatı sona erinceye kadar yerine getirilmemesini sağlamaktadır.
Geçici dokunulmazlık
TBMM kararıyla kaldırılabilmektedir.
Geçici
dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin yasama çalışmalarına katılımının
tutuklanma, sorguya çekilme, yargılanma veya tutulma gibi nedenlerle
engellenmemesi ve siyasî iktidarın keyfîleşebilecek suç isnatları veya ceza
kovuşturmalarına karşı korunmasıdır.
Günümüzde pek çok
ülkede geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltıldığı görülmektedir.
Türkiye ise bu
gelişimin dışında kalmıştır.
Bu durum, geçici
dokunulmazlığın toplum tarafından giderek bir ayrıcalık olarak görülmesine yol
açmıştır.
Son zamanlarda kimi
vatandaşlarımızda yolsuzluk olaylarının bir bölümünün siyasetçiyle bağlantılı
olduğu ve dokunulmazlık nedeniyle bu yolsuzlukların takibinin güçleştiği yolunda
bir kanı oluşmaya başlamıştır. Bu kanı, Parlamentonun saygınlığının olumsuzca
etkilenmesine ve dokunulmazlıkların hukuk devletinin gerçekleşmesinin önündeki
bir engel olarak görülmesine neden olmaktadır.
Milletvekillerinin
dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda yargı organlarından gelen taleplerin
sonuca bağlanmasının uzun zaman alması veya Meclisçe genellikle kovuşturmanın
milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar verilmesi,
toplumun adalet duygusunu da zedelemektedir.
Diğer yandan
dokunulmazlığının kaldırılmaması, hakkında suç isnadı bulunan milletvekilinin
yargılanma hakkından yararlanmasına da imkân bırakmamaktadır.
Bütün bu kanı ve
değerlendirmelerin siyasal yaşantımızdaki olumsuz etkilerinin daha büyük
boyutlara ulaşmasını engellemek için Anayasamızın 83 üncü maddesinin
değiştirilmesi ve geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltılması gerekmektedir.
Bu konuda CHP ve siyasî partilerimizin pek çoğu 2002 seçimleri sırasında topluma
taahhütte bulunmuştur.
Ancak şu ana kadar
böyle bir Anayasa değişikliği gerçekleştirilmemiştir.
Bu durumda,
milletvekili dokunulmazlığının hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesini
güçleştirici bir husus haline dönüşmemesi, TBMM'nin saygınlığını zedeleyecek
eleştirilere neden olmaması ve milletvekillerinin yargılanarak aklanma hakkından
yararlanmalarını engellememesi için bir tek çözüm kalmıştır; o da, hakkında
dokunulmazlığının kaldırılması istemi bulunan milletvekillerinin
dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmesidir.
Bu nedenlerle,
komisyonun, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.
Uğur Aksöz Mehmet
Ziya Yergök Halil Ünlütepe
Adana Adana Afyon
Yüksel Çorbacıoğlu
Oya Araslı Feridun F. Baloğlu
16
Artvin Ankara Antalya
Tuncay Ercenk Atila
Emek Feridun Ayvazoğlu
Antalya Antalya Çorum
Yılmaz Kaya Muharrem
Kılıç Orhan Eraslan
İzmir Malatya Niğde
İ. Sezai Önder
Samsun
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
İkinci raporu
okutuyorum:
2. - Kocaeli
Milletvekili Mehmet Sefa Sirmen'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması
hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/410) (S. Sayısı: 577) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Belediye Bütçe ve
Muhasebe Usulü Tüzüğü ile 4749 sayılı Kanun hükümlerine aykırı hareket etmek
suçunu işlediği iddia olunan Kocaeli Milletvekili M. Sefa Sirmen hakkında
düzenlenen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair Başbakanlık tezkeresi ve
eki dosya hakkındaki hazırlık komisyonu raporu, Karma Komisyonumuzun 26 Mayıs
2004 tarihli toplantısında görüşülmüştür.
Karma Komisyonumuz
isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak Kocaeli Milletvekili M. Sefa
Sirmen hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel
Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.
Burhan Kuzu
İstanbul
Komisyon Başkanı ve
üyeler
Karşı Oy Yazısı
Anayasamızın 83 üncü
maddesinde yasama dokunulmazlığı başlığı altında mutlak ve geçici anlamda iki
tür dokunulmazlık düzenlenmiştir. Mutlak dokunulmazlık, milletvekillerinin
Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri
düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka
bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan
sorumlu tutulmamalarını sağlamaktadır. Mutlak dokunulmazlık adı verilen ve
kaldırılması söz konusu olmayan bu dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin
düşüncelerini serbestçe ifade etmelerine imkân tanımaktır.
Geçici dokunulmazlık
ise, seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin
Meclisin kararı olmadıkça tutulamamasını, sorguya çekilememesini,
tutuklanamamasını ve yargılanamamasını; hakkında verilmiş olan ceza hükmünün
üyelik sıfatı sona erinceye kadar yerine getirilmemesini sağlamaktadır.
Geçici dokunulmazlık
TBMM kararıyla kaldırılabilmektedir.
Geçici
dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin yasama çalışmalarına katılımının
tutuklanma, sorguya çekilme, yargılanma veya tutulma gibi nedenlerle
engellenmemesi ve siyasî iktidarın keyfîleşebilecek suç isnatları veya ceza
kovuşturmalarına karşı korunmasıdır.
Günümüzde pek çok
ülkede geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltıldığı görülmektedir.
Türkiye ise bu
gelişimin dışında kalmıştır.
Bu durum, geçici
dokunulmazlığın toplum tarafından giderek bir ayrıcalık olarak görülmesine yol
açmıştır.
Son zamanlarda kimi
vatandaşlarımızda yolsuzluk olaylarının bir bölümünün siyasetçiyle bağlantılı
olduğu ve dokunulmazlık nedeniyle bu yolsuzlukların takibinin güçleştiği yolunda
bir kanı oluşmaya başlamıştır. Bu kanı, Parlamentonun saygınlığının olumsuzca
etkilenmesine ve dokunulmazlıkların hukuk devletinin gerçekleşmesinin önündeki
bir engel olarak görülmesine neden olmaktadır.
Milletvekillerinin
dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda yargı organlarından gelen taleplerin
sonuca bağlanmasının uzun zaman alması veya Meclisçe genellikle kovuşturmanın
milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar verilmesi,
toplumun adalet duygusunu da zedelemektedir.
Diğer yandan
dokunulmazlığının kaldırılmaması, hakkında suç isnadı bulunan milletvekilinin
yargılanma hakkından yararlanmasına da imkân bırakmamaktadır.
Bütün bu kanı ve
değerlendirmelerin siyasal yaşantımızdaki olumsuz etkilerinin daha büyük
boyutlara ulaşmasını engellemek için Anayasamızın 83 üncü maddesinin
değiştirilmesi ve geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltılması gerekmektedir.
Bu konuda CHP ve siyasî partilerimizin pek çoğu 2002 seçimleri sırasında topluma
taahhütte bulunmuştur.
17
Ancak şu ana kadar
böyle bir Anayasa değişikliği gerçekleştirilmemiştir.
Bu durumda,
milletvekili dokunulmazlığının hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesini
güçleştirici bir husus haline dönüşmemesi, TBMM'nin saygınlığını zedeleyecek
eleştirilere neden olmaması ve milletvekillerinin yargılanarak aklanma hakkından
yararlanmalarını engellememesi için bir tek çözüm kalmıştır; o da, hakkında
dokunulmazlığının kaldırılması istemi bulunan milletvekillerinin
dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmesidir.
Bu nedenlerle,
komisyonun, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.
Uğur Aksöz Mehmet
Ziya Yergök Halil Ünlütepe
Adana Adana Afyon
Yüksel Çorbacıoğlu
Oya Araslı Feridun F. Baloğlu
Artvin Ankara Antalya
Tuncay Ercenk Atila
Emek Feridun Ayvazoğlu
Antalya Antalya Çorum
Yılmaz Kaya Muharrem
Kılıç Orhan Eraslan
İzmir Malatya Niğde
İ. Sezai Önder
Samsun
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
Üçüncü raporu
okutuyorum:
3. - Siirt
Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması
hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/420) (S. Sayısı: 578) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görevi ihmal suçunu
işlediği iddia olunan Siirt Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan hakkında
düzenlenen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair Başbakanlık tezkeresi ve
eki dosya hakkındaki hazırlık komisyonu raporu, Karma Komisyonumuzun 26 Mayıs
2004 tarihli toplantısında görüşülmüştür.
Siirt Milletvekili
Recep Tayyip Erdoğan Komisyonumuza yazılı olarak savunmasını göndermiştir.
Karma Komisyonumuz
isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak Siirt Milletvekili Recep Tayyip
Erdoğan hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel
Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.
Burhan Kuzu
İstanbul
Komisyon Başkanı ve
üyeler
Karşı Oy Yazısı
Anayasamızın 83 üncü
maddesinde, yasama dokunulmazlığı başlığı altında mutlak ve geçici anlamda iki
tür dokunulmazlık düzenlenmiştir. Mutlak dokunulmazlık, milletvekillerinin
Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri
düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka
bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan
sorumlu tutulmamalarını sağlamaktadır. Mutlak dokunulmazlık adı verilen ve
kaldırılması söz konusu olmayan bu dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin
düşüncelerini serbestçe ifade etmelerine imkân tanımaktır.
Geçici dokunulmazlık
ise, seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin,
Meclisin kararı olmadıkça tutulamamasını, sorguya çekilememesini,
tutuklanamamasını ve yargılanamamasını; hakkında verilmiş olan ceza hükmünün
üyelik sıfatı sona erinceye kadar yerine getirilmemesini sağlamaktadır.
Geçici dokunulmazlık
TBMM kararıyla kaldırılabilmektedir.
Geçici
dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin yasama çalışmalarına katılımının
tutuklanma, sorguya çekilme, yargılanma veya tutulma gibi nedenlerle
engellenmemesi ve siyasî iktidarın keyfîleşebilecek suç isnatları veya ceza
kovuşturmalarına karşı korunmasıdır.
Günümüzde pek çok
ülkede geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltıldığı görülmektedir.
Türkiye ise bu
gelişimin dışında kalmıştır.
Bu durum, geçici
dokunulmazlığın toplum tarafından giderek bir ayrıcalık olarak görülmesine yol
açmıştır.
18
Son zamanlarda, kimi
vatandaşlarımızda yolsuzluk olaylarının bir bölümünün siyasetçiyle bağlantılı
olduğu ve dokunulmazlık nedeniyle bu yolsuzlukların takibinin güçleştiği yolunda
bir kanı oluşmaya başlamıştır. Bu kanı, Parlamentonun saygınlığının olumsuzca
etkilenmesine ve dokunulmazlıkların hukuk devletinin gerçekleşmesinin önündeki
bir engel olarak görülmesine neden olmaktadır.
Milletvekillerinin
dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda yargı organlarından gelen taleplerin
sonuca bağlanmasının uzun zaman alması veya Meclisçe genellikle kovuşturmanın
milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar verilmesi,
toplumun adalet duygusunu da zedelemektedir.
Diğer yandan
dokunulmazlığının kaldırılmaması, hakkında suç isnadı bulunan milletvekilinin
yargılanma hakkından yararlanmasına da imkân bırakmamaktadır.
Bütün bu kanı ve
değerlendirmelerin siyasal yaşantımızdaki olumsuz etkilerinin daha büyük
boyutlara ulaşmasını engellemek için, Anayasamızın 83 üncü maddesinin
değiştirilmesi ve geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltılması gerekmektedir.
Bu konuda, CHP ve siyasî partilerimizin pek çoğu 2002 seçimleri sırasında
topluma taahhütte bulunmuştur.
Ancak şu ana kadar
böyle bir Anayasa değişikliği gerçekleştirilmemiştir.
Bu durumda,
milletvekili dokunulmazlığının hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesini
güçleştirici bir husus haline dönüşmemesi, TBMM'nin saygınlığını zedeleyecek
eleştirilere neden olmaması ve milletvekillerinin yargılanarak aklanma hakkından
yararlanmalarını engellememesi için bir tek çözüm kalmıştır; o da, hakkında
dokunulmazlığının kaldırılması istemi bulunan milletvekillerinin
dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmesidir.
Bu nedenlerle,
komisyonun, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.
Uğur Aksöz Mehmet
Ziya Yergök Halil Ünlütepe
Adana Adana Afyon
Yüksel Çorbacıoğlu
Oya Araslı Feridun F. Baloğlu
Artvin Ankara Antalya
Tuncay Ercenk Atila
Emek Feridun Ayvazoğlu
Antalya Antalya Çorum
Yılmaz Kaya Muharrem
Kılıç Orhan Eraslan
İzmir Malatya Niğde
İ. Sezai Önder
Samsun
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
Dördüncü raporu
okutuyorum:
4. - Kocaeli
Milletvekili Mehmet Sefa Sirmen'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması
hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/421) (S. Sayısı: 585) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görevi ihmal suçu
işlediği iddia olunan Kocaeli Milletvekili M. Sefa Sirmen hakkında düzenlenen
yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair Başbakanlık tezkeresi ve eki dosya
hakkındaki hazırlık komisyonu raporu, karma komisyonumuzun 26 Mayıs 2004 tarihli
toplantısında görüşülmüştür.
Karma komisyonumuz
isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak, Kocaeli Milletvekili M. Sefa
Sirmen hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel
Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.
Burhan Kuzu
İstanbul
Komisyon Başkanı ve
üyeler
Karşı Oy Yazısı
Anayasamızın 83 üncü
maddesinde yasama dokunulmazlığı başlığı altında mutlak ve geçici anlamda iki
tür dokunulmazlık düzenlenmiştir. Mutlak dokunulmazlık, milletvekillerinin
Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri
düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka
bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında
19
tekrarlamak ve açığa
vurmaktan sorumlu tutulmamalarını sağlamaktadır. Mutlak dokunulmazlık adı
verilen ve kaldırılması söz konusu olmayan bu dokunulmazlığın amacı,
milletvekillerinin düşüncelerini serbestçe ifade etmelerine imkân tanımaktır.
Geçici dokunulmazlık
ise, seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin
Meclisin kararı olmadıkça tutulamamasını, sorguya çekilememesini,
tutuklanamamasını ve yargılanamamasını; hakkında verilmiş olan ceza hükmünün
üyelik sıfatı sona erinceye kadar yerine getirilmemesini sağlamaktadır.
Geçici dokunulmazlık
TBMM kararıyla kaldırılabilmektedir.
Geçici
dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin yasama çalışmalarına katılımının
tutuklanma, sorguya çekilme, yargılanma veya tutulma gibi nedenlerle
engellenmemesi ve siyasî iktidarın keyfîleşebilecek suç isnatları veya ceza
kovuşturmalarına karşı korunmasıdır.
Günümüzde pek çok
ülkede geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltıldığı görülmektedir.
Türkiye ise bu
gelişimin dışında kalmıştır.
Bu durum, geçici
dokunulmazlığın toplum tarafından giderek bir ayrıcalık olarak görülmesine yol
açmıştır.
Son zamanlarda kimi
vatandaşlarımızda yolsuzluk olaylarının bir bölümünün siyasetçiyle bağlantılı
olduğu ve dokunulmazlık nedeniyle bu yolsuzlukların takibinin güçleştiği yolunda
bir kanı oluşmaya başlamıştır. Bu kanı, Parlamentonun saygınlığının olumsuzca
etkilenmesine ve dokunulmazlıkların hukuk devletinin gerçekleşmesinin önündeki
bir engel olarak görülmesine neden olmaktadır.
Milletvekillerinin
dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda yargı organlarından gelen taleplerin
sonuca bağlanmasının uzun zaman alması veya Meclisçe genellikle kovuşturmanın
milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar verilmesi,
toplumun adalet duygusunu da zedelemektedir.
Diğer yandan
dokunulmazlığının kaldırılmaması, hakkında suç isnadı bulunan milletvekilinin
yargılanma hakkından yararlanmasına da imkân bırakmamaktadır.
Bütün bu kanı ve
değerlendirmelerin siyasal yaşantımızdaki olumsuz etkilerinin daha büyük
boyutlara ulaşmasını engellemek için Anayasamızın 83 üncü maddesinin
değiştirilmesi ve geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltılması gerekmektedir.
Bu konuda CHP ve siyasî partilerimizin pek çoğu 2002 seçimleri sırasında topluma
taahhütte bulunmuştur.
Ancak şu ana kadar
böyle bir Anayasa değişikliği gerçekleştirilmemiştir.
Bu durumda,
milletvekili dokunulmazlığının hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesini
güçleştirici bir husus haline dönüşmemesi, TBMM'nin saygınlığını zedeleyecek
eleştirilere neden olmaması ve milletvekillerinin yargılanarak aklanma hakkından
yararlanmalarını engellememesi için bir tek çözüm kalmıştır; o da, hakkında
dokunulmazlığının kaldırılması istemi bulunan milletvekillerinin
dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmesidir.
Bu nedenlerle,
Komisyonun, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.
Uğur Aksöz Mehmet
Ziya Yergök Halil Ünlütepe
Adana Adana Afyon
Yüksel Çorbacıoğlu
Oya Araslı Feridun F. Baloğlu
Artvin Ankara Antalya
Tuncay Ercenk Atila
Emek Feridun Ayvazoğlu
Antalya Antalya Çorum
Yılmaz Kaya Muharrem
Kılıç Orhan Eraslan
İzmir Malatya Niğde
İ. Sezai Önder
Samsun
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
Şimdi, son raporu
okutuyorum:
5. - İstanbul
Milletvekili Kemal Unakıtan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında
Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyon Raporu (3/452) (S. Sayısı: 586) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclis Başkanlığına
Vergi Usul Kanununa
muhalefet suçunu işlediği iddia olunan İstanbul Milletvekili Kemal Unakıtan
hakkında düzenlenen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair Başbakanlık
tezkeresi ve eki dosya hakkındaki hazırlık komisyonu raporu, Karma
Komisyonumuzun 26 Mayıs 2004 tarihli toplantısında görüşülmüştür.
İstanbul Milletvekili
Kemal Unakıtan Komisyonumuza yazılı olarak dokunulmazlığının kaldırılması
talebini iletmiştir.
20
Karma Komisyonumuz
isnat olunan eylemin niteliğini dikkate alarak İstanbul Milletvekili Kemal
Unakıtan hakkındaki kovuşturmanın Milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel
Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.
Burhan Kuzu
İstanbul
Komisyon Başkanı ve
üyeler
Karşı oy yazısı
Anayasamızın 83 üncü
maddesinde yasama dokunulmazlığı başlığı altında mutlak ve geçici anlamda iki
tür dokunulmazlık düzenlenmiştir. Mutlak dokunulmazlık, milletvekillerinin
Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri
düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka
bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan
sorumlu tutulmamalarını sağlamaktadır. Mutlak dokunulmazlık adı verilen ve
kaldırılması söz konusu olmayan bu dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin
düşüncelerini serbestçe ifade etmelerine imkân tanımaktır.
Geçici dokunulmazlık
ise, seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin
Meclisin kararı olmadıkça tutulamamasını, sorguya çekilememesini,
tutuklanamamasını ve yargılanamamasını; hakkında verilmiş olan ceza hükmünün
üyelik sıfatı sona erinceye kadar yerine getirilmemesini sağlamaktadır.
Geçici dokunulmazlık
TBMM kararıyla kaldırılabilmektedir.
Geçici
dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin yasama çalışmalarına katılımının
tutuklanma, sorguya çekilme, yargılanma veya tutulma gibi nedenlerle
engellenmemesi ve siyasî iktidarın keyfîleşebilecek suç isnatları veya ceza
kovuşturmalarına karşı korunmasıdır.
Günümüzde pek çok
ülkede geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltıldığı görülmektedir.
Türkiye ise bu
gelişimin dışında kalmıştır.
Bu durum, geçici
dokunulmazlığın toplum tarafından giderek bir ayrıcalık olarak görülmesine yol
açmıştır.
Son zamanlarda kimi
vatandaşlarımızda yolsuzluk olaylarının bir bölümünün siyasetçiyle bağlantılı
olduğu ve dokunulmazlık nedeniyle bu yolsuzlukların takibinin güçleştiği yolunda
bir kanı oluşmaya başlamıştır. Bu kanı, Parlamentonun saygınlığının olumsuzca
etkilenmesine ve dokunulmazlıkların hukuk devletinin gerçekleşmesinin önündeki
bir engel olarak görülmesine neden olmaktadır.
Milletvekillerinin
dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda yargı organlarından gelen taleplerin
sonuca bağlanmasının uzun zaman alması veya Meclisçe genellikle kovuşturmanın
milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar verilmesi,
toplumun adalet duygusunu da zedelemektedir.
Diğer yandan
dokunulmazlığının kaldırılmaması, hakkında suç isnadı bulunan milletvekilinin
yargılanma hakkından yararlanmasına da imkân bırakmamaktadır.
Bütün bu kanı ve
değerlendirmelerin siyasal yaşantımızdaki olumsuz etkilerinin daha büyük
boyutlara ulaşmasını engellemek için Anayasamızın 83 üncü maddesinin
değiştirilmesi ve geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltılması gerekmektedir.
Bu konuda CHP ve siyasî partilerimizin pek çoğu 2002 seçimleri sırasında topluma
taahhütte bulunmuştur.
Ancak şu ana kadar
böyle bir Anayasa değişikliği gerçekleştirilmemiştir.
Bu durumda,
milletvekili dokunulmazlığının hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesini
güçleştirici bir husus haline dönüşmemesi, TBMM'nin saygınlığını zedeleyecek
eleştirilere neden olmaması ve milletvekillerinin yargılanarak aklanma hakkından
yararlanmalarını engellememesi için bir tek çözüm kalmıştır; o da, hakkında
dokunulmazlığının kaldırılması istemi bulunan milletvekillerinin
dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmesidir.
Bu nedenlerle,
komisyonun, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.
Uğur Aksöz Mehmet
Ziya Yergök Halil Ünlütepe
Adana Adana Afyon
Yüksel Çorbacıoğlu
Oya Araslı Feridun F. Baloğlu
Artvin Ankara Antalya
Tuncay Ercenk Atila
Emek Feridun Ayvazoğlu
Antalya Antalya Çorum
Yılmaz Kaya Muharrem
Kılıç Orhan Eraslan
İzmir Malatya Niğde
İ. Sezai Önder
21
Samsun
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunun
4 adet raporu vardır; ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım:
Birinci raporu
okutuyorum:
6. - Türkiye Büyük
Millet Meclisi Saymanlığının Ekim, Kasım, Aralık 2003 ayları hesabına ait
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/9) (S.
Sayısı: 690) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
2003 yılı ekim ayı
başında mevcut para : 3 481 257 621 000 TL.
2003 yılı ekim,
kasım, aralık aylarında
Ziraat Bankasının
aldığı para : 59 093 128 912 000 TL.
Toplam : 62 574 386
533 000 TL.
2003 yılı ekim,
kasım, aralık aylarında
Ziraat Bankasının
harcadığı para : 59 378 307 409 000 TL.
2004 yılı ocak ayı
başında bankada
mevcut para : 3 196
079 124 000 TL.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Saymanlığının 2003 yılı ekim, kasım, aralık aylarına ait hesapları
incelendi;
2003 yılı ekim ayında
Ziraat Bankasındaki mevcut para 3 481 257 621 000 TL'dir. Ekim, kasım, aralık
dönemi itibariyle hazineden 59 093 128 912 000.- TL alınarak bankadaki toplam
para 62 574 386 533 000 TL olmuştur. Mevcut paradan bu üç aylık dönemde yapılan
harcamalar 59 378 307 409 000 TL, kalan paramız 3 196 079 124 000 TL olup
saymanlıktaki defterlerle sarf evrakının birbirine uygun olduğu görülmüştür.
Genel Kurulun
bilgisine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa sunulur.
Başkan Başkanvekili
Sözcü
İsmail Özgün İsmail
Ericekli Fahri Keskin
Balıkesir Çankırı
Eskişehir
Kâtip Denetçi Üye
Mustafa Cumur Mehmet
Emin Tutan Saffet Benli
Trabzon Bursa Mersin
Üye Üye Üye
Mustafa Zeydan İsmet
Atalay Vezir Akdemir
Hakkâri İstanbul
İzmir
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
İkinci raporu
okutuyorum:
7. - Türkiye Büyük
Millet Meclisi Saymanlığının Ocak, Şubat, Mart 2004 ayları hesabına ait Türkiye
Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/10) (S. Sayısı:
691) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
2004 yılı ocak ayı
başında mevcut para : 3 196 079 124 000 TL.
2004 yılı ocak,
şubat, mart aylarında
Ziraat Bankasının
aldığı para : 66 754 752 055 000 TL.
Toplam : 69 950 831
179 000 TL.
2004 yılı ocak,
şubat, mart aylarında
Ziraat Bankasının
harcadığı para : 60 909 889 057 000 TL.
2004 yılı nisan ayı
başında bankada
mevcut para : 9 040
942 122 000 TL.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Saymanlığının 2004 yılı ocak, şubat, mart aylarına ait hesapları
incelendi;
2004 yılı ocak ayında
Ziraat Bankasındaki mevcut para 3 196 079 124 000 TL'dir. ocak, şubat, mart
dönemi itibariyle hazineden 66 754 752 055 000 TL alınarak, bankadaki toplam
para 69 950 831 179 000 TL olmuştur. Mevcut paradan bu üç aylık dönemde yapılan
harcamalar 60 909 889 057 000 TL, kalan paramız 9 040 942 122 000 TL olup,
saymanlıktaki defterlerle sarf evrakının birbirine uygun olduğu görülmüştür.
Genel Kurulun
bilgisine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa sunulur.
22
Başkan Başkanvekili
Sözcü
İsmail Özgün İsmail
Ericekli Fahri Keskin
Balıkesir Çankırı
Eskişehir
Kâtip Denetçi Üye
Mustafa Cumur Mehmet
Emin Tutan Saffet Benli
Trabzon Bursa Mersin
Üye Üye Üye
Mustafa Zeydan İsmet
Atalay Vezir Akdemir
Hakkâri İstanbul
İzmir
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
Üçüncü raporu
okutuyorum:
8. - Türkiye Büyük
Millet Meclisi Saymanlığının Nisan, Mayıs, Haziran 2004 ayları hesabına ait
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/11) (S.
Sayısı: 692) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
2004 yılı nisan ayı
başında mevcut para : 9 040 942 122 000 TL.
2004 yılı nisan,
mayıs, haziran aylarında
Ziraat Bankasının
aldığı para : 62 209 830 567 000 TL.
Toplam : 71 250 772
689 000 TL.
2004 yılı nisan,
mayıs, haziran aylarında
Ziraat Bankasının
harcadığı para : 60 952 084 176 000 TL.
2004 yılı temmuz ayı
başında Bankada
mevcut para : 10 298
688 513 000 TL.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Saymanlığının 2004 yılı nisan, mayıs, haziran aylarına ait hesapları
incelendi;
2004 yılı nisan
ayında Ziraat Bankasındaki mevcut para 9 040 942 122 000 TL'dir. nisan, mayıs,
haziran dönemi itibariyle hazineden 62 209 830 567 000 TL alınarak bankadaki
toplam para 71 250 772 689 000 TL olmuştur. Mevcut paradan bu üç aylık dönemde
yapılan harcamalar 60 952 084 176 000 TL, kalan paramız 10 298 688 513 000 TL
olup saymanlıktaki defterlerle sarf evrakının birbirine uygun olduğu
görülmüştür.
Genel Kurulun
bilgisine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa sunulur.
Başkan Başkanvekili
Sözcü
İsmail Özgün İsmail
Ericekli Fahri Keskin
Balıkesir Çankırı
Eskişehir
Kâtip Denetçi Üye
Mustafa Cumur Mehmet
Emin Tutan Saffet Benli
Trabzon Bursa Mersin
Üye Üye Üye
Mustafa Zeydan İsmet
Atalay Vezir Akdemir
Hakkâri İstanbul
İzmir
BAŞKAN- Bilgilerinize
sunulmuştur.
Dördüncü üncü raporu
okutuyorum:
9. - Türkiye Büyük
Millet Meclisi Saymanlığının Temmuz, Ağustos, Eylül 2004 ayları hesabına ait
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/12) (S.
Sayısı: 693)(xx)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
2004 yılı temmuz ayı
başında mevcut para : 10 298 688 513 000 TL.
2004 yılı temmuz,
ağustos, eylül aylarında
Ziraat Bankasının
aldığı para : 62 722 087 717 000 TL.
Toplam : 73 020 776
230 000 TL.
2004 yılı temmuz,
ağustos, eylül aylarında
Ziraat Bankasının
harcadığı para : 61 990 730 150 000 TL.
2004 yılı ekim ayı
başında bankada
23
mevcut para : 11 030
046 080 000 TL.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Saymanlığının 2004 yılı temmuz, ağustos, eylül aylarına ait hesapları
incelendi;
2004 yılı nisan
ayında Ziraat Bankasındaki mevcut para 10 298 688 513 000 TL'dir. temmuz,
ağustos, eylül dönemi itibariyle hazineden 62 722 087 717 000 TL alınarak
bankadaki toplam para 73 020 776 230 000 TL olmuştur. Mevcut paradan bu üç aylık
dönemde yapılan harcamalar 61 990 730 150 000 TL, kalan paramız 11 030 046 080
000 TL olup saymanlıktaki defterlerle sarf evrakının birbirine uygun olduğu
görülmüştür.
Genel Kurulun
bilgisine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa sunulur.
Başkan Başkanvekili
Sözcü
İsmail Özgün İsmail
Ericekli Fahri Keskin
Balıkesir Çankırı
Eskişehir
Kâtip Denetçi Üye
Mustafa Cumur Mehmet
Emin Tutan Saffet Benli
Trabzon Bursa Mersin
Üye Üye Üye
Mustafa Zeydan İsmet
Atalay Vezir Akdemir
Hakkâri İstanbul
İzmir
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
2 adet Meclis
araştırması önergesi vardır; ayrı ayrı okutup, bilgilerinize sunacağım.
Birinci önergeyi
okutuyorum:
IV. - BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
B) GENSORU, GENEL
GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. - Bursa
Milletvekili Mustafa Özyurt ve 26 milletvekilinin, Ulubat Gölü çevresine
kurulacak organize sanayi bölgesinin doğuracağı muhtemel zararların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/236)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Dünyanın en önemli
sulak alanları arasında sayılan ve Türkiye'nin 1994 yılında taraf olduğu Ramsar
Sözleşmesiyle korumayı üstlendiği Uluabat Gölü ve çevresine kurulmak istenilen
organize sanayi bölgesi için Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilmesi birçok
çelişkinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Konunun daha
ayrıntılı araştırılarak çelişkilerin giderilmesi, sanayi bölgelerine yer
seçilirken çok daha titiz davranılması, ayrıca, ülkemiz yatırımlarının atıl
durumlara düşmemesi ve doğal kaynaklarımızın korunabilmesi amacıyla, Anayasanın
98 inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci
maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması hususunda gereğini arz ederiz.
1- Mustafa Özyurt
(Bursa)
2- Yücel Artantaş
(Iğdır)
3- Mevlüt Coşkuner
(Isparta)
4- Nurettin Sözen
(Sıvas)
5- Birgen Keleş
(İstanbul)
6- Hakkı Ülkü (İzmir)
7- Sedat Pekel
(Balıkesir)
8- Mehmet Ziya Yergök
(Adana)
9- Osman Özcan
(Antalya)
10- Hüseyin
Ekmekcioğlu (Antalya)
11- Ali Cumhur Yaka
(Muğla)
12- Muharrem Toprak
(İzmir)
13- Yakup Kepenek
(Ankara)
14- Atilla Kart
(Konya)
15- Nadir Saraç
(Zonguldak)
24
16- Kemal Demirel
(Bursa)
17- Bihlun Tamayligil
(İstanbul)
18- Muharrem Kılıç
(Malatya)
19- Feridun Fikret
Baloğlu (Antalya)
20- Mehmet Küçükaşık
(Bursa)
21- Mehmet Ali Arıkan
(Eskişehir)
22- Nejat Gencan
(Edirne)
23- Halil Ünlütepe
(Afyon)
24- Vahit Çekmez
(Mersin)
25- Canan Arıtman
(İzmir)
26- Ufuk Özkan
(Manisa)
27- Mehmet Boztaş
(Aydın)
Gerekçe:
Bursa, ülkemizin
sanayileşmesine katkı sağlayan, en önemli sanayi kentlerimizden biridir. Ancak,
sanayileşmeyle birlikte, doğal kaynaklarımız ve Türkiyemizin ürün çeşitliliğine
sahip Bursa Ovası büyük oranda zarar görmüş, doğal ve temiz su kaynaklarımız,
şeftalimiz, kestanemiz sanayileşmeyle birlikte tehditler almış, içilebilir su
kaynakları yok edilmiştir.
Oysa, sanayileşmede
olması gereken sürdürülebilir sanayileşmedir. Gelişme ve sanayileşmenin yanında
doğal kaynaklarımızı korumak ve bizden sonraki nesillere, bize bırakılanları
bozmadan devretmek insanlık borcumuzdur.
Dünyanın en önemli
sulak alanları arasında sayılan ve Türkiye'nin 1944 yılında taraf olduğu Ramsar
Sözleşmesiyle korumayı üstlendiği Ulubat Gölü ve çevresine altı yıldan beri
yapılmak istenilen organize sanayi bölgesi için Çevre ve Orman Bakanlığınca
gerekli izin verilmiştir.
Sanayi bölgesi
kurulmasına altı yıl önce karşı çıkan Çevre ve Orman Bakanlığının da ahşap ve
metal sektörüyle sınırlanması koşuluyla OSB'ne izin vermesi dikkat çekicidir.
Oysa, 22 Temmuz 1998 tarihli Çevre ve Orman Bakanlığı yazısında özetle, organize
sanayi bölgesinde yer alacak tesislerin atıksularını arıttıktan sonra Ulubat
Gölüne verilmesi durumunda bile tehlike sınırına yaklaşmış olan göl için olumsuz
etkiler yaratacağı ve gölün bataklaşma sürecine gireceği gerçeği
anlatılmaktadır. Diğer yandan, Çevre Bakanlığının 21 Ağustos 2000 tarihli
yazısında, önlem alınmadığı takdirde kısa süre sonra gölde ötröfikasyonun
atıklar nedeniyle oksijen azalması- kaçınılmaz olacağı vurgulanmıştır.
Bütün bu olumsuz
koşulları bilen Çevre ve Orman Bakanlığına 13 Ocak 2004 tarihinde yeniden görüş
sorulduğunda ve 22 Mart 2004 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığına gönderilen
yanıtta "Bursa 2020 yılı çevre düzeni planı plan değişikliği adı altında söz
konusu alanın organize sanayi bölgesi olarak onandığını bildirdiği
öğrenilmiştir.
Sanayi bölgelerinin
yer seçimlerinde çok dikkatli ve titiz davranılması, daha önce yapılan hataların
tekrarlanmaması, tarihî ve doğal kaynaklarımızın korunmasının hepimizin aslî ve
vazgeçilmez görevi olması düşüncesiyle, çelişkilerle dolu bu uygulamanın bir an
önce durdurulması ve ölü yatırımların başlamaması için bu araştırma önergesinin
verilmesi kaçınılmaz olmuştur.
BAŞKAN- Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önerge gündemde
yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler,
sırası geldiğinde yapılacaktır.
Şimdi, ikinci
araştırma önergesini okutuyorum:
2. - Gaziantep
Milletvekili Abdulkadir Ateş ve 25 milletvekilinin, Ziraat Bankasının çöken
bilgiişlem ağı ile yeni kurulan sistemin neden olduğu sorunların ve iddiaların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/237)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Son günlerde, Ziraat
Bankası Genel Müdürlüğünün bilgiişlem ağının çökmesi nedeniyle meydana geldiği
öne sürülen trilyonlarca liralık zararın yanı sıra, yeni kurulan sistemle ilgili
olarak ortaya çıkan sorunların bankaya, banka müşterilerine, emeklilerimize
nasıl yansıdığının ve yine ortaya atılan diğer bazı çekince ve iddiaların
araştırılması amacıyla Anayasanın 98 ve TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105 inci
maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.
Gerekçe:
Geçtiğimiz günlerde
görsel ve yazılı medyada, Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünün 4603 sayılı Yasayla
yeniden yapılandırılması çerçevesinde bilgisayar ağlarının yenilenmesi amacıyla
Ziraat Bankasının iştiraki Finansal Teknoloji Hizmetleri (Fintek) AŞ ile
Microsoft arasında yapılmış olan yazılım anlaşmasıyla ilgili birçok iddia
gündeme gelmiştir.
25
Fan@rt adı verilen bu
sistemin hayata geçirilmesi aşamasında Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünün
bilgiişlem ağı üç gün süreyle çökmüş ve banka, emekli aylığı ödemeleri, kredi
kartı tahsilatları, mevduat, EFT, havale ve kamu şirketleriyle ilgili bazı
ödemeler ve tahsilatlar gibi birçok işlemini gerçekleştirememiştir. Bu sayede
bankanın trilyonlarca Türk Lirası zarara uğradığı iddia edilmektedir.
Aslında, bankanın
sistemde meydana gelen sorunlarının, güvenlik nedeniyle Türk mühendis ve veri
tabanı uzmanlarına çözdürülmesi gerekirken, Oracle firmasınca Fransa'dan
getirilen bir ekibe yaptırılması önemli mahzurları da birlikte getirmiştir.
Örneğin, devletin üst düzey bazı yöneticileri ile bazı devlet kurumlarının gizli
kalması gereken adres ve para hareketleri yabancıların bilgisine açılmış
olabilecektir. Bu tür, ülkemiz açısından hayatî önem taşıyan bilgilerin
yabancıların eline geçme olasılığının da ciddîye alınarak araştırılması
gerekmektedir.
Milyonlarca Amerikan
Doları tutarında para harcandığı öne sürülen Microsoftun Windows SQL veri tabanı
sisteminin çökmesi sonucu meydana gelen zararın, yüklenici firma tarafından
karşılanmasına yönelik herhangi bir güvence ya da teminatın alınıp alınmadığı
konusunda net açıklamaların yapılmaması da, konunun araştırılması yönündeki
hassasiyeti göstermektedir.
Yine iddialar
arasında; Fintek firmasında çalışan uzman kişilerin partizanca tutumlar
nedeniyle görevlerinden alındığı ve yerlerine, işin uzmanı olmayan kişilerin
atandığı, aslında, bir yıl önce hayata geçirilmesi gereken sistemin bir yıl
gecikmeyle kurulması ve bu sistemin de çökmesi sonucunu doğurduğu da
bulunmaktadır.
Sistem düzeldi
açıklamaları yapılmasına rağmen, sistemin çok yavaş çalışması, bazı işlemlerin
yapılamaması gibi sorunlar nedeniyle, toplumumuzda en fazla sevgi ve saygıyı hak
eden, yeterince değer gösterilmesi gereken emeklilerimiz, bütün olumsuz fiziksel
koşullarına rağmen, günlerce banka kuyruklarında bekletilmekte, horlanmakta,
sıra kavgalarına maruz bırakılmakta ve bazıları da hastanelik olmaktadır.
Teknolojinin insan yaşamını kolaylaştırması gerektiği bir yüzyılda yaşarken,
biz, hâlâ, toplumumuzun en çok yardım elinin uzatılması gereken emeklilerimize
bu önemi vermemekte ve onları mağdur etmekteyiz ve bu mağduriyeti, maalesef,
milyonlarca dolar harcayarak yaratmaktayız.
Her iki firma, yani,
Microsoft ve Oracle tarafından kabul edilmeyen sistem sorununun nereden
kaynaklandığının ortaya çıkarılması, bu sorun sonucunda meydana gelen banka
zararının tespiti ve bu zararın kimler tarafından karşılanacağının bilinmesi,
ayrıca, ihale aşamasında bir kusurunun bulunup bulunmadığı, yine, YTL'ye geçiş
aşamasında sistemden doğabileceği öne sürülen sorunların araştırılması ve en
önemlisi, bankayla işlem yapan emeklilerimiz ve diğer vatandaşlarımızın
mağduriyetinin önüne geçilmesi amacıyla, Meclis araştırması açılmasının yerinde
olacağı düşüncesindeyiz.
1- Abdulkadir Ateş
(Gaziantep)
2- Nurettin Sözen
(Sivas)
3- Hakkı Ülkü (İzmir)
4- Sedat Pekel
(Balıkesir)
5- Mevlüt Coşkuner
(Isparta)
6- Mehmet Ziya Yergök
(Adana)
7- Hüseyin
Ekmekcioğlu (Antalya)
8- Osman Özcan
(Antalya)
9- Muharrem Kılıç
(Malatya)
10- Birgen Keleş
(İstanbul)
11 - Ali Cumhur Yaka
(Muğla)
12 - Muharrem Toprak
(İzmir)
13 - Mustafa Özyurt
(Bursa)
14 - Yakup Kepenek
(Ankara)
15 - Atilla Kart
(Konya)
16 - Nadir Saraç
(Zonguldak)
17 - Bihlun
Tamaylıgil (İstanbul)
18 - Feridun Fikret
Baloğlu (Antalya)
19 - Mehmet Küçükaşık
(Bursa)
20 - Nejat Gencan
(Edirne)
21 - Mehmet Ali
Arıkan (Eskişehir)
22 - Halil Ünlütepe
(Afyon)
23 - Vahit Çekmez
(Mersin)
24 - Canan Arıtman
(İzmir)
26
25 - Ufuk Özkan
(Manisa)
26 - Mehmet Boztaş
(Aydın)
BAŞKAN -
Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde
yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme,
sırası geldiğinde yapılacaktır.
Sayın
milletvekilleri, Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş bir
tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.
C) TEZKERELER VE
ÖNERGELER
1. - Devlet Bakanı
Beşir Atalay'ın Türkmenistan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/713)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Devlet Bakanı Prof.
Dr. Beşir Atalay'ın, Sultan Sancar Türbesinin açılışına katılmak üzere, bir
heyetle birlikte, 16-18 Kasım 2004 tarihleri arasında Türkmenistan'a yaptığı
resmî ziyarete ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi
uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte
gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci
maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
Liste:
İsmail Alptekin
(Ankara)
Kemal Sağ (Adana)
Halil Ünlütepe
(Afyon)
Naci Aslan (Ağrı)
Hamza Albayrak
(Amasya)
Hacı İbrahim Kabarık
(Bartın)
M. Ali Suçin (Batman)
Fahrettin Poyraz
(Bilecik)
Ramazan Kerim Özkan
(Burdur)
Metin Kaşıkoğlu
(Düzce)
Mehmet Işık (Giresun)
Recep Özel (Isparta)
Mehmet Sekmen
(İstanbul)
Ali Öğüten (Karabük)
Mustafa Duru
(Kayseri)
Ramazan Can
(Kırıkkale)
Veli Kaya (Kilis)
Eyüp Ayar (Kocaeli)
İzzet Çetin (Kocaeli)
Orhan Erdem (Konya)
Erdoğan Özegen
(Niğde)
Durdu Mehmet Kastal
(Osmaniye)
Ayhan Sefer Üstün
(Sakarya)
Cahit Can (Sinop)
Feramus Şahin (Tokat)
BAŞKAN - Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Danışma Kurulunun bir
önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.
VI. - ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU
ÖNERİLERİ
1. - Genel Kurulun
çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine
ilişkin Danışma Kurulu önerisi
27
Danışma Kurulu
Önerisi
No: 115 Tarihi:
7.12.2004
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 28 inci
sırasında yer alan 669 sıra sayılı 9.7.2004 tarihli 5215 sayılı Belediye Kanunu
ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha
görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresinin bu kısmın 2 nci sırasına, 7.12.2004
tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 700 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat
geçmeden 3 üncü sırasına, gündemin 29 uncu sırasında yer alan 674 sıra sayılı
kanun tasarısının 4 üncü sırasına, 93 üncü sırasında yer alan 683 sıra sayılı
kanun tasarısının 5 inci sırasına, 103 üncü sırasında yer alan 694 sıra sayılı
kanun tasarısının 6 ncı sırasına, 7.12.2004 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan
702 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden 7 nci sırasına, 703 sıra
sayılı kanun tasarısının 8 inci sırasına, 704 sıra sayılı kanun tasarısının 9
uncu sırasına, 705 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu sırasına, gündemin 104
üncü sırasında yer alan 697 sıra sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına
alınmasının; 7.12.2004 Salı günkü birleşimde sözlü sorulardan sonra, diğer
denetim konularının görüşülmeyerek, kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesinin
ve bu birleşimde 3 üncü sıraya kadar olan tasarı ve tekliflerin görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasının; 8.12.2004 Çarşamba günkü
birleşimde sözlü soruların görüşülmemesinin; Genel Kurulun 13.12.2004 Pazartesi
günü saat 10.00'da toplanmasının ve bu birleşimde de kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesinin Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca
uygun görülmüştür.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet
Meclisi
Başkanı
Eyüp Fatsa Ali Topuz
AK Parti Grubu
Başkanvekili CHP Grubu Başkanvekili
BAŞKAN - Öneriyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İçtüzüğün 37 nci
maddesine göre verilmiş 2 adet doğrudan gündeme alınma önergesi vardır; ayrı
ayrı okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
İlk önergeyi
okutuyorum:
IV. - BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
C) TEZKERELER VE
ÖNERGELER (Devam)
2. - İzmir
Milletvekili Hakkı Ülkü'nün, Jeotermal Kaynaklar ve Mineralli Sular Kanunu
Teklifinin (2/76) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/229)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
4.2.2003 tarihli
Jeotermal Enerji ve Mineralli Sular Kanunu Teklifini Başkanlığınıza arz ettim.
Ancak, ilgili kanun teklifi komisyonlara sevk edildiği tarihten 45 gün,
verilmesinden itibaren ise bir yıl iki ay geçmesine rağmen, esas komisyon olan
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun
gündemine alınmamıştır.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğünün 37 nci maddesine dayanarak, teklifin doğrudan Genel Kurul
gündemine alınması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Hakkı Ülkü
İzmir
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Ülkü.
Süreniz 5 dakika
efendim.
HAKKI ÜLKÜ (İzmir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; söylenildiği gibi, Şubat 2003'te vermiş
olduğum bir önergenin ancak birbuçuk yıl sonra gündeme gelmesi, Meclisin ne
kadar hızlı çalıştığını da göstermektedir. Ben, İçtüzükten kaynaklanan,
böylesine bir nedenden dolayı da geciktiğini söylemeden geçemeyeceğim.
Değerli arkadaşlar,
bu, jeotermal yasası teklifinin çok önemli olduğunu düşünüyorum ve bu inançla,
işin sonuna kadar takipçisi olmayı da taa belediye başkanlığımdan bu yana
sürdüregeldim. Bu nedenle de, Sayın Bakanımıza soru yöneltmiştim, geçenlerde,
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bütçesi komisyonda görüşülürken. Oradan
almış olduğum yanıtta -herhalde, bugün, buraya daha çabuk gelmesini de
beraberinde getirdi- deniliyor ki: "Jeotermal kanunu tasarısı çalışmaları
Bakanlığımca bitirilmiş ve sektörün görüşüne açılmış olup, Başbakanlığa
gönderilecektir. Bu tasarı yasalaşıncaya kadar 5.6.2004 tarihli ve 25483 sayılı
Resmî Gazetede yayımlanan 5177 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi eklenerek,
bu konudaki boşluk giderilmeye çalışılmıştır. Buna göre ilk müracaatlar, özel
idareye yapılmakta; talep, Maden İşleri Genel Müdürlüğü ve MTA Genel Müdürlüğü
tarafından
28
değerlendirilmekte,
uygun görülenlere de il özel idaresince ruhsat verilmektedir." Bu, zaten
işletilmeye çalışılan bir sistem; ancak, bugüne kadar işletiliyor muydu diye
sorarsanız, ne yazık ki işletilemiyor.
Bakanlığımızın vermiş
olduğu bu cevaptan sonra bir durum saptaması yapmak gerekirse, kaynak zenginliği
açısından dünyada 7 ülke arasında yer alan Türkiye termal sularını
kullanamamakta; hem debi ve sıcaklıkları hem de çeşitli fiziksel ve kimyasal
özellikleriyle Avrupa'daki termal sulardan daha üstün nitelikler taşımasına
rağmen, ülkemiz, ne yazık ki, yeteri kadar bundan faydalanmamaktadır. Jeotermal
ısı ve kaplıca uygulamalarında, ülkemiz, dünyada 5 inci sırada bulunmaktadır;
yani, sırasıyla söylemek gerekirse, 1 inci sırada Çin, 2 nci sırada Japonya, 3
üncü sırada ABD, 4 üncü sırada İzlanda ve 5 inci sırada Türkiye gelmektedir.
Jeotermal enerjinin
ucuz olduğunu, kendi enerjimiz olduğunu, musluğunun kendi elimizde olduğunu bir
kez daha hatırlatmak istiyorum. Son zamanlarda BOTAŞ Genel Müdürümüzün de dediği
gibi, petrol fiyatlarına bağlı olarak, Türkiye'nin değişik yerlerine -doğalgaz
ihalesi yapılarak- doğalgaz götürülmek istenmektedir; hiç değilse jeotermal
kaynakların bulunduğu alanlarda, farklı bir gözle bakılarak, en asgarî düzeye
indirilmelidir. Kendi yöremden örnek verirsem, İzmir bu anlamda oldukça
zengindir. İzmir'in jeotermal kaynaklar açısından -hem ilçelerinin hem de il
merkezinin- zengin olduğu düşünülürse ve Türkiye'nin değişik yerlerinde de buna
benzer zenginlikler olduğu gözönüne alınırsa, o zaman, jeotermal kaynaklar için
jeotermal yasasının çıkarılması ve pratik olarak uygulanması lazım. Şimdiki
duruma göre, MTA Genel Müdürlüğünün mü, il özel idaresinin mi, belediyelerin mi,
kimin sahibi olduğu belli olmayan bu durumun düzeltilmesi gerekmektedir.
Ben, olmayan bir
jeotermal yasasının çıkarılması yönünde vermiş olduğum bu önergenin,
tarafınızca, Yüce Meclisimizce, bir an önce gündeme alınarak kabul edilmesinin
ve kargaşaların bu şekilde giderilmesinin, sıcaksuyla ısıtılma yönünde bekleyen
kentlerimizin de sıcaksuyla ısıtılmasına katkıda bulunulmasının sayısız
yararları olduğuna inanıyorum. Muhatabı belli olduğu takdirde, ülkemizin birçok
yerindeki sıcaksu kaynaklarının, doğalgaza oranla altıda 1 oranında daha ucuz
olması nedeniyle rahatlıkla kullanılabileceği ve kullanılması esnasında da hiç
kimsenin buna zam yapmayacağı bilinciyle hareket edileceğini zannediyor ve bu
düşüncelerimle, Sayın Bakanımız ve Yüce Meclisimizden, bu yasanın bir önce
çıkarılmasını talep ediyorum.
Hepinize sevgiler,
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Ülkü.
Komisyon Başkanı
Sayın Soner Aksoy'un söz isteği var.
Buyurun Sayın Başkan.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
Sizin de süreniz 5
dakika.
SANAYİ, TİCARET,
ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY
(Kütahya) - Muhterem Başkan, kıymetli arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partili
milletvekili değerli kardeşimizin vermiş olduğu kanun teklifi, Komisyonumuzda
dikkatle incelenmiştir ve tabiatıyla, ileri sürdüğü konu son derece önemlidir.
Biz, kanun teklifinin
içeriği ve taşıdığı manayı, yakinen, Komisyon olarak incelemiş bulunuyoruz;
ancak, arkadaşımızın teklifi gelmeden önce, biz, Sayın Hasan Anğı'nın
başkanlığında bir altkomisyon kurmak suretiyle, jeotermal enerji konusunda bir
kanun teklifi hazırlama istikametinde, ciddî bir çalışma yaptık ve bu
çalışmamız, birkaç maddeden ibaret değil, ihatalı bir çalışmadır. Bu çalışma
sonuçlanmıştır; ancak, bu sırada, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının da
jeotermal enerji konusunda önemli çalışmalar yaptığını ve Maden Tetkik ve Arama
Enstitüsünde de, bu istikamette, ciddî çalışmaların olduğunu öğrendik ve Maden
Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü ve Enerji Bakanlığı yetkilileri de bize
önümüzdeki günlerde çalışmalarını açıklayacaklarını ifade ettiler. Bunun
üzerine, hem bu kardeşimizin vermiş olduğu teklif hem bizim komisyonumuzca
oluşturulan teklif hem de Bakanlığın hazırlamış olduğu çalışmaları
komisyonumuzda birleştirelim düşüncesi içerisinde teklifi gündeme almadık. Aksi
takdirde, düşündüğümüz, gündeme alınması gereken bir teklifti.
Şimdi, Enerji
Bakanlığının hazırlamış olduğu çalışma uygun bir mecraa girmiş bulunuyor, bizim
çalışmamızla da birleşme durumunda, bu, Bakanlar Kurulundan bir tasarı olarak
Komisyonumuza bugünlerde gelecektir, geldiği zaman sayın arkadaşımızın da
teklifini birleştirerek Komisyonumuzda bunu daha derli toplu olarak görüşüp
huzurunuza getireceğiz. Düşüncemiz budur, gecikmesinin nedeni de budur.
Bilgilerinize arz
eder, saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ederim Sayın Aksoy.
Hükümetin bir
talebi?.. Yok.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...Kabul edilmemiştir.
İkinci önergeyi
okutuyorum:
3. - Malatya
Milletvekili Muharrem Kılıç'ın, Muhtar ve İl Genel Meclisi Üyelerinin Sosyal
Güvenlikleri Hakkında Kanun Teklifinin (2/141) doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesi (4/230)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
29
Plan ve Bütçe
Komisyonunda bulunan 2/141 esas nolu kanun teklifim, komisyona giriş tarihinden
itibaren 45 gün geçtiği halde sonuçlandırılmamıştır.
Bu nedenle, kanun
teklifimin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 37 nci maddesine göre Genel
Kurul gündemine alınmasını saygılarımla arz ederim.
Muharrem Kılıç
Malatya
BAŞKAN -Sayın Kılıç,
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
MUHARREM KILIÇ
(Malatya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Mayıs 2003'te vermiş olduğum,
muhtarlar ve il genel meclisi üyelerinin sosyal güvenlikleriyle ilgili yasa
teklifim nedeniyle söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Önce, bir saptamada
bulunmak istiyorum. Ülkemizde 50 000'in üzerinde köy ve mahalle muhtarı, 3 208
de il genel meclisi üyesi bulunmaktadır.
Muhtarlarımız,
vatandaşın devletle olan ilişkilerinde ilk basamaktır. Vatandaşın doğumundan
başlayarak, evlenmesinde, askerliğinde, yaşamının her alanında, hatta ölümünde,
görev ve sorumlulukları büyüktür. Muhtarlar, hem köyün seçilmiş temsilcileri hem
de devletin görevlileri konumundadır. Köye gelen herkes, önce muhtarla muhatap
olur, kendisine muhtar tarafından rehberlik yapılır, muhtarca konuk edilir;
köyün işlerini takip için sık sık kaymakama, daire müdürlerine, askerlik
şubesine, jandarmaya uğrar; vatandaşların yapılması gereken işlemlerinde de
onlar ile devlet görevlileri arasında koşturur dururlar. Mahalle muhtarlarımız
da, gelişen şehirleşmeyle birlikte, nüfusu bazen onbinleri bulan mahalle
halkının sorunlarıyla uğraşmak zorundadır. Mahallenin su, otobüs durağı,
elektrik, kanalizasyon, sağlıkocağı gibi ihtiyaçlarıyla ilgili, kaymakamlık,
ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi arasında gidip gelirler.
Değerli arkadaşlar,
biraz da, muhtarlarımız gibi seçilmiş olan, yöresel sorunların çözümü için il
düzeyinde katkı ve yardım sağlayan il genel meclisi üyelerimizden söz edelim.
Bunlar, kendi illerinde, âdeta yerel parlamenter konumundadırlar. İlde, yerel
bazda çözümlenecek sorunları saptayarak, çözümü için büyük çaba harcarlar. İl
genel meclisi üyelerimiz, il düzeyinde çözümlenebilecek sorunlar bakımından
muhtarlarımızın da rehberi konumundadırlar. Özellikle köy muhtarlarımız, il
genel meclisi üyelerini alarak, valilikte ve daire müdürlüklerindeki
sorunlarının çözümü için birlikte çalışırlar.
Değerli
milletvekilleri, bu kadar önemli görevleri olan muhtar ve il genel meclisi
üyelerimizin aldıkları ödenek ve sosyal güvenlik konumlarını sizlerin
takdirlerine sunuyorum. Siz değerli milletvekillerimizin, bu açıklamayı dikkatle
dinlemelerini istirham ediyorum.
Muhtarlarımız, ayda
107 000 000 TL ödenek almaktadırlar. Köyün veya mahallenin sorunlarını takip
için gittiklerinde, harcırah almamaktadırlar. Gelen konuklara yaptıkları
masraflarla ilgili olarak herhangi bir temsil ödenekleri de bulunmamaktadır.
Ancak, muhtarlar, seçildikten sonra doğrudan Bağ-Kurla
ilişkilendirildiklerinden, en düşük basamaktan en yüksek basamağa kadar, 146 000
000 TL ile 545 000 000 TL arasında Bağ-Kur primi ödemeleri gerekmektedir; yani,
aldıkları ödenek, zorunlu olarak ödemeleri gereken Bağ-Kur primlerini bile
karşılamaktan uzaktır.
Muhtarlarımızın
aldıkları ödenek ile yaptıkları masraflar ve ödedikleri Bağ-Kur primleri
arasında büyük açık bulunduğundan, pek çok muhtarımız Bağ-Kur primlerini
ödeyemedikleri için icralık olmuştur. Halkın ve devletin temsilcisi konumundaki
muhtarlarımızın durumu içler acısıdır.
Sayın
milletvekilleri, il genel meclisi üyelerimizin durumu muhtarlardan da kötüdür.
Yerel yönetimlerin en üst kademesindeki karar organında yer alan il genel
meclisi üyelerimiz, muhtarlar kadar da ödenek alamamaktadır.
Mahallî İdareler
Genel Müdürlüğünden aldığım bilgiye göre, bunlara, yılda iki kez yapılması
gereken toplantılarda, toplantı başına 16 000 000 TL huzur hakkı ödenmektedir.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Efendim,
lütfen tamamlayın.
MUHARREM KILIÇ
(Devamla) - İl genel meclisi üyelerinin herhangi bir sosyal güvenlik kurumuyla
ilişiği de bulunmamaktadır; yani, il genel meclisi üyelerinin herhangi bir
sosyal güvencesi yok.
Değerli
milletvekilleri, Anayasamızın 18 inci maddesine göre, angarya yasaktır. Yine,
Anayasamızın 55 inci maddesinde "ücret, emeğin karşılığıdır. Devlet,
çalışanların yaptıkları işe uygun, adaletli bir ücret elde etmeleri ve sosyal
yardımlardan
30
yararlanmaları için
gerekli tedbirleri alır" hükmü yer almaktadır. Hükümetten, Anayasamızın bu amir
hükümlerine göre, soruna elatmasını ve çözüm bulmasını talep ediyoruz.
Değerli arkadaşlar,
parti ayırımı yapmadan, Meclis olarak bu soruna elatmalıyız. Muhtarlarımız ve il
genel meclisi üyelerimiz, vatandaş arasında parti ayırımı yapmadan hizmet
veriyorlar. Biz de, bu hizmetin karşılığı olmasa bile, kısmen de olsa bir
karşılık olmak üzere, bunlara, hiç olmazsa, brüt asgarî ücret tutarında bir
ödenek bağlayalım ve primlerinin kaynağından kesilip Bağ-Kura yatırılmasını
sağlayarak görevimizi yapalım.
Siz değerli
milletvekili arkadaşlarımın, bu kanun teklifime duyarlı yaklaşacaklarını
umuyorum. Bu sorunlar yıllardır konuşulmakta; ancak, çözüm üretilmemektedir.
Değerli arkadaşlarım, bu sorunu, hep beraber çözerek, hem muhtarlarımıza hem il
genel meclisi üyelerimize bir hizmet yapmış olalım diye düşünüyorum.
Bu nedenlerle, bu
konuşmalar doğrultusunda, Yüce Heyetin, vermiş olduğum kanun teklifime destek
olmasını bekler, tüm arkadaşlarımı saygıyla, sevgiyle selamlarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz.
Başka söz isteği?..
Yok.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Gündemin "Sözlü
Sorular" kısmına geçiyoruz.
VII. - SORULAR VE
CEVAPLAR
A) SÖZLÜ SORULAR VE
CEVAPLARI
1. - Burdur
Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın, Burdur-Bucak-Kızılkaya Beldesindeki Ziraat
Bankası şubesinin kapatılmasına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi
(6/634) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması
BAŞKAN - Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Bu önerge, üç
birleşim içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son
fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge, gündemden çıkarılmıştır.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Burdur) - Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Özkan.
Süreniz 5 dakika.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; birkaç gün önce, Burdur'da
kaybettiğimiz değerleri sizlerle paylaşmıştım. Bu kaybettiğimiz değer, sizin
döneminizde değil; bu değeri, Bucak İlçemizin Kızılkaya Kasabasında bulunan
Ziraat Bankasını 30.5.2001 tarihinde kapattık, oradaki vatandaşlarımız bundan
mağdur oldu. Her iki parti, seçimlere giren diğer tüm partiler, biz de dahil,
Adalet ve Kalkınma Partisi de dahil, Doğru Yol da dahil, Anavatan da dahil, MHP
de dahil, tümü, bu bankanın seçimlerden sonra -iktidara gelinir veya muhalefete
gelinir- konunun Meclise taşınacağına ve açılması yönünde çalışma yapılacağına
söz verdik; bu konuda da senet imzaladık o beldede.
BAYRAM ÖZÇELİK
(Burdur) - Senet nerede?
RAMAZAN KERİM ÖZKAN
(Devamla) - Kızılkaya'da verdik Sayın Bayram Özçelik kardeşim. Eczacı bir
kardeşimiz o seçim alanında bize bir kâğıt getirdi. Bu konuyu Türkiye Büyük
Millet Meclisinde gündeme taşıyacağız diye ben imza verdim ve o imzanın gereğini
de yapıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Kızılkaya'nın etrafında Korkuteli İlçesi var; onun en az 10 tane köyü var. Yine,
bunun etrafında Ürkütlümüz var, kasaba; Gündoğdumuz var, kasaba; Bucak'a da 24
kilometre, yani, en yakın yer Bucak, oraya da 24 kilometre. Buradaki
insanlarımız geçmişte kuraklığı yaşadı. Buradaki köylerimizin hiçbirini 100x2,
50x4 hayvancılık desteğinden yararlandıramadık; yani, bu bankayı yönetenler bu
bankayı çalıştırmadı. Bu banka onun için kapatıldı. Burada mevduat var,
emeklilerimiz var. Burası Antalya'nın bir turizm beldesi. Yazın turizm beldesi
konumuna gelmeye başladı. Bu beldede şu anda çimento fabrikası kuruluyor,
kurulma aşamasında. Beldeyi de Adalet ve Kalkınma Partili bir belediye
başkanımız idare ediyor şu anda. Bunların istekleri bu; bunu sizlerle
paylaşıyorum.
Sayın Bakanımız
gerekçesinde diyor ki -tabiî, o günleri görmedi Bakanımız, 2001 tarihinde
kapatıldı bu banka- "buna göre, bulunduğu yerleşim birimi belde olan, sürekli
zarar eden, kaynak toplama -kaynak toplayamaz; kredi vermedik- kaynak
kullandırma..." O vatandaşlar inek kredisi istedi, koyun kredisi istedi, elma
yetiştirmek için, elma bahçesi yapmak için krediler istedi; bir türlü verilmedi.
Şu anda oranın halkı üretmek istiyor, onun için bu bankanın açılmasını
istiyoruz.
Buradan yararlanacak
köylerimizi söylüyorum: Antalya İline bağlı, hemen yanında, Çukurca, Karakuyu,
Leylek, Yakaköy, Çaykenarı, Köseler; yine bizim Bucakımızın Uğurlu, Kızılcaağaç,
Yüreğil, Anbahan (Heybeli), Ürkütlü, Yuva... Bu köyler bu bankadan
yararlanıyorlardı; ama, ellerindeki değeri kaybedince, mevduatlarını... Onlar,
başka yerdeki mevduatlarını da buraya getirme sözü veriyorlar şu anda. Bizim
Burdurlumuz tasarrufu sever, tasarrufu vardır. Lütfen, bu Ziraat Bankasını
Bucakımızın
31
şirin beldesi
Kızılkaya'ya kazandıralım. Birkaç kişiyle çalıştırılabilir; 1 idareci, 2 memur,
1 bankamatik istiyoruz. Sayın grup yetkililerimizden, Sayın Başbakan
Yardımcımızdan bunu rica ediyorum.
Bu duygularla, Yüce
Heyete saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ederim Sayın Özkan.
2. - Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Halkbankın özelleştirilmesine ilişkin
Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/639) ve yazılı soruya çevrilmesi
nedeniyle konuşması
BAŞKAN - Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Buna göre, bu önerge,
üç birleşim içinde cevaplandırılmadığı için, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son
fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; dolayısıyla, gündemden
çıkarılmıştır.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkanım, söz istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun
efendim.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkanım, Yüce Meclisin çok değerli milletvekilleri;
bazı değerler var ki, ülkenin kalkınmasında, ülkenin ekonomik kalkınmasında yön
verici değerlerdir; bunlar özelleştirilemez. Finansman... Ülke ekonomisine yön
veren bir kurum; yön verir. Bazı değerler özelleştirilemez.
Halk Bankasının
özelleştirilmesi yönünde çalışmalar olduğunu hep duyuyoruz. Halk Bankası,
esnafın bankası; Türkiye'de, küçük esnafın, küçük sanayicinin bankası. Eğer bir
ülkede finansmanı özelleştirirseniz... Yani, bir Ziraat Bankası, bir Halk
Bankası, Türk ekonomisinin dinamizminde çok önemli rol oynayan bankalardır.
Eğer, bugün, Türk sanayiinde, Türkiye'nin her kesiminde Türk ekonomisi bu hale
geldiyse, Halk Bankasının çok büyük rolü vardır. Şimdi, soruyorum size; esnaf mı
Halk Bankasını bu hale getirdi; niye özelleştiriyorsunuz?! O zaman, bu esnaf ne
olacak; bu küçük sanayici ne olacak? Kendi ülkemizde kendi katmadeğerimizi
yaratan bu insanları kimlerin eline terk edeceğiz? Bu bir devlet politikasıdır.
Bu bir sosyal politikadır. Onun için, Halk Bankası özelleştirilemez. Ne
olursunuz, Halk Bankasını özelleştirme lafını bir daha etmeyelim; çünkü, bu,
ülkenin temel kaynaklarını değerlendiren bir kurumdur.
Soruyorum size; Halk
Bankasının bir tek kuruş esnaf kredisi battı mı, tek bir kuruş?.. Biliyorsunuz,
esnaf kefalet kooperatifi aracılığıyla veriyor. Ödemediğin gün... Herkes ödüyor.
Halk Bankasının esnafa yönelik verdiği bir tek kuruş kredi sorunu olmamıştır.
Eğer birisi ödeyemezse, imece usulüyle ödeniyor.
Soruyorum size;
bugüne kadar Halk Bankasının görev zararı, acaba, esnafa verilen krediden mi
oluşmuştur; asla, gününde tıkır tıkır aldığı bir kredidir. Ülke ekonomisinin
daha iyi bir yere gitmesi için, o zaman, dönelim, Halk Bankası, bir tek, esnafa
ve küçük işletmeciye, küçük sanayiciye kredi versin, bunların finansman sorununu
çözsün. Bu ülkenin temel sorunu finansman sorunudur.
Bu ülkede biz bu
insanlara para verirsek, bu insanlara uzun vadeli finansman sağlarsak, bu
insanlar, özellikle küçük vilayetlerde çok büyük katmadeğer yaratır. Bu insanlar
bugün, bir kuruş kredi alamıyor. Bu insanlar bugün, bir kuruşluk araç-gereç
kredisi alamıyor. Siz, küçük esnafın, küçük sanayicinin, orta ölçekli, uzun
vadeli kredilerini Halk Bankasından karşılayın, Halk Bankası, bir tek, esnafın,
küçük sanayicinin, küçük işletmecinin bankası olsun, bak bakayım, Türkiye'deki,
özellikle bu küçük illerimizde ticarî yaşam nereye gidiyor...
İsmi Halk Bankası;
ama, bunların sıkıntısı... Esnaf kefalet kooperatifleri dışında, özellikle
Anadolu'daki ve Türkiye'nin her tarafındaki orta ölçekli firmalar kredi
bulamıyor; sorun burada. Eğer, bunlar, gerek araç-gereç gerekse orta vadeli
işletme kredisi bulduğu zaman, inanın, bu insanlar, ülke ekonomisinin
kalkınmasında çok büyük katmadeğer yaratır.
Böyle bir sorun
varken, Halk Bankasının özelleştirilmesi gibi bir konuyu ülke gündemine getirmek
son derece yanlıştır. Bu açıdan, esnafı, özellikle ihracata yönelik esnafı,
bunlar özendirilerek, bunlara uzun vadeli kaynak yaratılarak... Baktığınız zaman
diğer ülkelere, sadece bir çiçeğini satmak için beş yıl vadeli kredi veriyorlar;
pamuk üreticisine -bugün Türkiye'de Amerikan pamukları var- Amerikan hükümeti üç
yıl vadeli kredi veriyor. Yani, nedir; satıyor ürününü, gününde parasını tiko
alıyor; bu adam o zaman çok iş yapar. Türkiye'de esnafın en büyük sorunu ise,
eğer mal satamıyorsa bir yere... Tek sorun finansman politikamızın olmaması.
Şu anda devletin
elinde iki banka var; Ziraat Bankası tarıma yönelik, Halk Bankası esnafa
yönelik. Biz bu iki kurumu da çökertirsek, Türkiye'deki esnafı, Türkiye'deki
özellikle -zaten yok ama- tarım kesimini çok zor durumda bırakırız. Bu nedenle,
Halk Bankasını özelleştirme kavramını, lütfen, hükümetimiz gündeminden çıkarsın.
Teşekkür ediyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Aslanoğlu.
32
Sayın
milletvekilleri, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler ve
İçişleri Bakanımız Sayın Abdülkadir Aksu, Başkanlığımıza yazılı olarak
müracaatta bulunmuşlar ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız 3 üncü, 6 ncı, 34
üncü ve 39 uncu sırada yer alan soruları; aynı şekilde, Sayın İçişleri Bakanımız
da, 14 üncü, 15 inci, 17 nci, 36 ncı ve 38 inci sırada yer alan soruları beraber
cevaplandırma talebinde bulunmuşlardır; sırası geldiğinde dikkate alınacaktır.
Sayın
milletvekilleri, birleşime 5 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.42
33
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 17.05
BAŞKAN : Başkanvekili
İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER : Harun
TÜFEKCİ (Konya), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 28 inci Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
Şimdi, sözlü sorular
kısmının 3, 6, 34 ve 39 uncu sıralarındaki soruları okutuyorum:
VII. - SORULAR VE
CEVAPLAR (Devam)
A) SÖZLÜ SORULAR VE
CEVAPLARI (Devam)
3. - Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, yabancı şirketlerin Doğu ve Güneydoğu
Anadolu'daki petrol arama faaliyetlerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından sözlü soru önergesi (6/645) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı
Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
4. - Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, petrol aramalarında gerekli derinliğe
inilmediği iddialarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru
önergesi (6/651) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in
cevabı
5. - İzmir
Milletvekili Vezir Akdemir'in, tüplügaz sektöründeki dağıtım payları ile vergi
oranına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/697)
ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
6. - Balıkesir
Milletvekili Sedat Pekel'in, organize sanayi bölgelerindeki elektrik ve yatırım
indirimlerinin kaldırılmasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü
soru önergesi (6/704) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in
cevabı
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Sayın Enerji Bakanı Hilmi Güler tarafından sözlü olarak cevaplandırılması
hususunu saygılarımla arz ederim.
Atilla Başoğlu
Adana
1. Türkiye'nin
doğusunda ve güneydoğusunda petrol arama ruhsatları olan yabancı şirketler
hangileridir?
2. Söz konusu
şirketlere arama ruhsatları hangi süreler ve nereler için verilmiştir?
3. Bu şirketlerin
ruhsatlarının süreleri terör olayları sebebiyle forsmajör duruma düşmeleri
gerekçesiyle uzatılmış mıdır?
4. Yukarıda anılan
gerekçelerle ruhsatların sürelerinin uzatılması ne zamandan beridir
uygulanmaktadır?
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Sayın Enerji Bakanı Hilmi Güler tarafından sözlü olarak cevaplandırılması
hususunu saygılarımla arz ederim.
Atilla Başoğlu
Adana
1. Türkiye'nin petrol
varlığının 5 000 metreden daha derinlerde olduğu bilinmesine rağmen niçin 3 000
metreden daha derine inilmemekte ısrar edilmektedir?
2. 5 000 metreden
daha derinlere inme kapasitesine sahip sondaj makinelerimiz şu anda nerede
bulunmaktadır? Depolarda bekletilmekte midir; yoksa, 5 000 metre kapasitenin
altında mı kullanılmaktadır?
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Vezir Akdemir
İzmir
Tüplügaz sektöründe
faaliyet gösteren satış bayii üyelerimiz kâr marjlarının 1.7.1998 tarihinde
yürürlüğe giren otomatik fiyatlandırma mekanizmasıyla birlikte sent bazında
hesaplandığını belirtmişlerdir.
1- Bakanlar Kurulu
kararıyla LPG tüplügaz sektöründe anadağıtım şirketi ve satış bayii olarak
faaliyet gösteren firmaların toplam brüt geliri 22 sent/kg olarak
belirlenmiştir. Bu gelirin 12 sentlik bazında satış bayiine, 10 sentlik bölümü
anadağıtım şirketine verildiği, bu uygulamanın satış bayisini mağdur ettiğinden
dolayı, 15 sent/kg bazında satış bayiine, 7 sent/kg bazında bölümü ana dağıtım
şirketine verilemez mi?
34
2- Zorunlu tüketim
malları sınıfında yer alan tüplügaz lüks bir mal gibi Özel Tüketim Vergisi
kapsamında değerlendirilmektedir. Bu nedenle tüplügazlar yüzde 76 gibi yüksek
bir oranla vergilendirilmektedir. Bu sahada faaliyet gösteren işletmelerin
faaliyetlerini sürdürebilmeleri için vergi oranları düşürülemez mi?
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Enerji Bakanı Sayın Hilmi Güler tarafında sözlü olarak yanıtlanmasını arz
ederim. 24.7.2003
Sedat Pekel
Balıkesir
Organize sanayi
bölgelerinin sanayiciye altyapı ve enerji hizmetlerini kusursuz ve profesyonel
bir şekilde sunmaları, sanayici taleplerine yeterli karşılığı vermelerini
sağlayan yüzde 5 enerji uygulaması 1.4.2003 tarihinden itibaren TEDAŞ tarafından
kaldırılmıştır. Bu nedenle;
1- TEDAŞ'tan elektrik
enerjisi alan OSB'lere yüzde 5'lik indirim sağlanması ne gerekçelerle
kaldırılmıştır?
2- Organize sanayi
bölgelerinin tüketim miktarına bakılmaksızın serbest tüketici olarak kabul
edilmesini sağlayacak mısınız?
3- Organize sanayi
bölgelerinde yüzde 100 olan yatırım indirimleri neden kaldırılmıştır?
4- Yatırım indirimi
olanaklarını ya da benzer bir uygulamayı gerçekleştirmek için çalışmalarınız var
mı?
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, 3 üncü, 6 ncı, 34 üncü ve 39 uncu sıralardaki sorulara Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler müştereken cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan.
Size, bu sorulara
cevap verecek kadar süre veriyorum.
ENERJİ VE TABİÎ
KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Adana Milletvekili Sayın Atilla Başoğlu'nun Doğu ve Güneydoğu
Anadolu Bölgelerinde petrol arama ruhsatı sahibi yabancı şirketlere ilişkin
sorularına cevaplarımı arz ediyorum.
Ülkemizde, Güneydoğu
Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde faaliyet gösteren yabancı petrol arama
şirketleri aşağıda verilmektedir:
Aladdin Middle East
Ltd.
Avenue Energy Inc.
Petroleum Exploration
Mediterranean Inc.
Chevron Texaco
International Ltd.
Transmediterranean
Oil Company Ltd.
Amity Oil
International Pty. Ltd.
Southwind Energy,
Llc.
Medison Oil Turkey
Inc.
Bunların dışında,
Dorchester Master Limitet Partnership Şirketi, anılan bölgelerde sahip olduğu
petrol arama ruhsatlarını 2003 yılı haziran ayında terk etmiştir.
Ülkemizde, 6326
sayılı Petrol Kanununa göre, petrol arama ruhsatnameleri dörder yıllık sürelerle
verilmektedir. Ruhsat süreleri, adı geçen kanunun 55/2 nci maddesi gereğince,
ilk olarak, şirketlerin faaliyetlerine iyi niyetle devam ettiklerinin tespiti
şartıyla iki yıl olarak verilmekte; daha sonra, teminat karşılığında ve Bakanlar
Kurulu kararıyla ve uzatılan süre içerisinde en az 1 adet arama kuyusu açması
şartıyla iki yıl daha uzatılmaktadır.
Kanun gereği, bir
arama ruhsatnamesinin süresi, en çok sekiz yıldır. Petrol İşleri Genel
Müdürlüğünce, 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümleri, yerli veya yabancı tüm
şirketlere eşit olarak uygulanmaktadır. 2004 yılı nisan ayı sonu itibariyle,
Medison Oil Turkey Şirketinin Adıyaman ve Şanlıurfa İlleri sınırları dahilinde
kalan 1 adet, Petroleum Exploration Mediterranean Şirketinin Van İli sınırları
dahilinde kalan 8 adet, Chevron Texaco International Limitet Şirketinin Mardin,
Siirt, Hakkâri İlleri sınırları dahilinde kalan 5 adet, Aladdin Middle East
Limitet Şirketinin Mardin ve Şırnak İlleri sınırları dahilinde kalan 1 adet,
Transmediterranean Oil Company Şirketinin Diyarbakır, Mardin, Kilis ve Gaziantep
İlleri sınırları dahilinde kalan 2 adet, Amity Oil International Şirketinin
Diyarbakır, Mardin ve Batman İlleri sınırları dahilinde kalan 1 adet petrol
arama ruhsatnameleri bulunmaktadır.
Ayrıca, söz konusu
şirketlerden Aladdin Middle East Limitet ile Transmediterranean Oil Company
şirketlerinin Mardin, Diyarbakır ve Siirt İlleri sınırları dahilinde kalan
müşterek 4 adet; Aladdin Middle East Limitet ile Ersan Petrol Sanayii Anonim
Şirketlerinin Diyarbakır İli sınırları dahilinde kalan müşterek 6 adet; Alaaddin
Middle East Limitet ile Southwind Energy Şirketlerinin Şanlıurfa ve Mardin
İlleri sınırları dahilinde kalan müşterek 9 adet; Aladdin Middle East Limitet,
Ersan Petrol Sanayii AŞ ve Güney Yıldızı Petrol Üretim, Sondaj, Müteahhitlik ve
Ticaret Anonim Şirketlerinin Adıyaman İli sınırları dahilinde kalan müşterek 1
adet; Transmediterranean Oil Company Limitet, Ersan Petrol Sanayii AŞ ve Güney
Yıldızı Petrol Üretim, Sondaj, Müteahhitlik ve Ticaret Anonim Şirketlerinin
Siirt, Batman, Mardin, Şırnak İlleri sınırları dahilinde kalan müşterek 2 adet;
Aladdin
35
Middle East Limitet,
Ersan Petrol Sanayii AŞ ve Avenue Energy Şirketlerinin Diyarbakır ve Adıyaman
İlleri sınırları dahilinde kalan müşterek 4 adet petrol arama ruhsatnameleri
bulunmaktadır.
6326 sayılı Petrol
Kanununun 122 nci maddesi "tabiî afetler, harp, isyan ve diğer mücbir sebepler
petrol ameliyatına tesirleri nispetinde petrol hakkı sahibinin hak ve
vecibelerini talik eder ve bu hak ve vecibelerinde tâbi olduğu müddetler mücbir
sebebin devamı müddetine müsavi miktarda uzatılır" hükmünü içermektedir.
Ülkemizde, olağanüstü
hal uygulaması ilk olarak 19.7.1987 tarihinde başlamış ve 30.11.2002 tarihinde
de kaldırılmıştır. Bu nedenle, olağanüstü halin uygulandığı illerin sınırları
dahilinde kalan petrol arama ruhsatnamelerinin süreleri, şirketlerin bölgedeki
terör olayları nedeniyle faaliyetlerinin aksadığı ve yükümlülüklerini yerine
getirme hususunda zorluklar yaşadıklarının tespiti üzerine, her defasında birer
yıl sürelerle, yukarıda belirtilen madde gereğince uzatılmıştır. Dolayısıyla,
Sayın Atilla Başoğlu'nun sorduğu soruların cevaplarını bu şekilde özetlemiş
oluyorum.
Adana Milletvekili
Sayın Atilla Başoğlu'nun petrol aramalarına ilişkin sorduğu ikinci grup sorular
için cevabımı arz ediyorum:
Bilindiği üzere,
petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerinin kapsamında yapılan yoğun jeolojik ve
jeofizik çalışmalar sonucunda, yeraltı katmanlarının yapısı ve petrol
bulunabilecek tabakaların derinliği belirlenmektedir; bunun sonucuna göre,
çeşitli derinliklerde sondajlar yapılmaktadır; elde edilen veriler daha
derinlere inilmesini gerektirdiğinde derin kuyular da açılmaktadır.
Bu kapsamda,
Türkiye'nin petrol varlığının 5 000 metreden daha derinlerde olduğuna dair
kanıtlanmış bilimsel bir veri mevcut olmadığı için, şu andaki sondajlarımız 5
000 metrenin altında olmaktadır. Bu tür iddialar sık sık ortaya atılıyor; ancak,
olasılıktan öte, bilimsel bir değeri, maalesef, şu andaki verilerimize göre yok.
Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü, kuruluşundan bugüne kadar 2 243 kuyu açmıştır.
2002 yılının sonuna kadar, 3 000 metrenin üzerinde 328 kuyu, 5 000 metrenin
üzerindeyse 6 kuyu açılmış bulunmaktadır. Yalnız, şu anda, yaptığımız
analizlerde, biz, bu ihtimalin olup olmadığını tekrar gözden geçiriyoruz, her ne
kadar çok zayıf bir ihtimal bile olsa bunu gözden geçiyoruz ve 5 000 metrenin
üzerinde kuyu açmamız gerekiyorsa da, onu da tereddüt etmeden açacağız.
Bu arada, Türkiye
Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğünün faal olan 23 sondaj makinesi
mevcuttur. Bunların içinde, 5 000 metre ve daha üstü kapasiteli 7 adet sondaj
makinemiz bulunmaktadır. Yani, eğer böyle bilimsel bir veri 5 000 metrenin
üzerinde kuyu açmamızı gerektiriyorsa, 7 tane sondaj makinemiz vardır ve bunları
kullanmamız mümkündür. Bu makinelerden F-320/6 sondaj makinesi Batman bölgesine
bağlı, Üçbasamak-3 kuyusunda, halen 3 290 metrede sondaj yapmaktadır. F-320/3
sondaj makinesi, Kuzey Marmara-9 nolu kuyuda 800 metrede sondaj yapmakta.
Bunların dışında, 3DH/F-250 sondaj makinesi de, Mardin-Midyat Mehmetçik-1'de
sondajını tamamlamış, Batman-Beyçayır Kuyusuna nakledilmektedir. Diğer
makinelerden F-320/4 Trakya'da, F-320/5 Batmanda, F-320/2 ve F-320/7 Adıyaman
park sahasında bulunmaktadır.
Yalnız, bu arada yeri
gelmişken söyleyeyim. Petrol arama faaliyetlerine yoğun bir şekilde devam
etmekteyiz. Geçen seferki sondajların 2 katı kadar sondaj yapmış bulunmaktayız.
Bu yıl da buna, büyük ölçüde, daha da yüksek oranlarda devam edeceğiz.
Bu arada denizlerde
sondaj yapmaktayız. Bildiğiniz gibi, Akçakoca Ayazlı-1'de ticarî değerde
doğalgaz bulduk. Akçakoca açıklarında denizde, nisan-mayıs aylarında da beş ayrı
yerde daha doğalgaz sondajı yapacağız.
Onun dışında, 2005
Haziran ayında da, Doğu Karadeniz'de petrol sondajı yapacağız. Bunu BP'yle ortak
olarak yapıyoruz ve şu anda Artvin-Hopa açıklarında sondaj çalışmaları yapmayı
planlıyoruz. Önce, muhtemelen 2 000 metre derinlikte denizin dibini bulacağız,
ondan sonra da muhtemelen 3 000-3 500 metre daha karayı delerek rezervlere
ulaşmaya çalışacağız. Şu anda var veya yok demiyoruz; mutlaka sondaj yapmamız
şart ve gözümüzle görmemiz lazım, onun için ihtiyatlı davranıyoruz.
Şimdi, İzmir
Milletvekili Sayın Vezir Akdemir tarafından tarafıma yöneltilen LPG sektöründe
faaliyet gösteren satış bayilerinin kâr marjlarına ilişkin sorulara cevabımı
sunuyorum:
Ülkemizde petrol
ürünlerinin fiyatları 14.3.1998 tarih ve 23286 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanarak, 1 Temmuz 1998'de yürürlüğe giren 98/10745 sayılı Kararname ile bu
kararnamenin işleyişine yönelik olarak çıkarılan Petrol İşleri Genel
Müdürlüğünün 98/3 sayılı Bakanlığın Tebliği çerçevesinde, dış piyasa fiyatları
ve dolar kurunda ortaya çıkan değişikliklere bağlı olarak rafineriler ve
akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından serbest piyasa koşullarına göre -bunun
altını çizerek söylüyorum- belirlenmek üzere otomatik bir mekanizmaya
bağlanmıştır.
Aynı kararnamenin 11
inci maddesinde belirtildiği gibi, LPG dağıtım şirketleri ile bayilerin toplam
dağıtım payları -ki, bunların içine, fire, masraf ve kâr dahildir- dolar bazında
sabitlenmiştir. Dolar bazında sabitlenen söz konusu bu değerler, fiyat değişim
tarihlerinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek fiyatlara
yansıtılmaktadır. Tabiî ki, toplam olarak belirlenen dağıtım paylarının
paylaşımı rekabet şartları içerisinde bayi ile dağıtım şirketleri arasında
tespit edilmektedir, buna müdahalemiz yoktur; kendileri bu işi yapıyorlar.
Dolayısıyla, petrol ürünleri fiyatları içerisinde yer alan Özel Tüketim
Vergisinin; yani, ÖTV'nin tespiti ve tahsili Maliye Bakanlığının yetki alanı
içerisinde bulunmaktadır; ancak, Özel Tüketim Vergisi kapsamında değerlendirilen
LPG'den -ki, bundan tüplügaz diye bahsediyoruz" alınan ÖTV miktarı, diğer
akaryakıt ürünlerinden; yani, benzin, motorin ve gazyağından alınan ÖTV
miktarından daha düşüktür.
36
Bir de, ayrıca,
Hükümet olarak, tüpgazda olan fiyat ayarlamalarında olayın sosyal boyutunu da
düşünerek, bunu mümkün olduğu kadar halkımıza yansıtmamaya çalışıyoruz. Bu da,
bizim, olayın sosyal boyutunu ele alarak düzenlediğimiz bir politikamızdır.
Balıkesir
Milletvekili Sayın Sedat Pekel'in organize sanayi bölgelerinde yüzde 5'lik
enerji indirimi uygulamalarına ilişkin tarafıma yönelttiği 1 ve 2 nci sorularına
cevaplarım şu şekildedir:
Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu tarafından yayımlanan Tarifeler Yönetmeliğinin 22 nci maddesine
göre, tarifeleri düzenlemeye tabi tüzelkişilerin tarife önerileri hazırlanırken,
temel abone gruplarının yanı sıra, alt gruplar ya da bölgesel özellikler ve yük
eğrilerine göre yeni abone grupları önerilebileceği hususu yer almaktadır;
ancak, aynı abone grubuna dahil edilen tüketicilerin, benzer maliyet yapısına ve
benzer tüketim veya talep yapısına sahip olması zorunludur. Bu çerçevede, benzer
maliyet yapısına ve benzer tüketim veya talep eğilimine sahip olmayan ve çeşitli
abone gruplarını bünyesinde barındıran organize sanayi bölgelerinin, farklı bir
abone grubu olarak tanımlanmasına imkân bulunmamaktadır. Bu, kanunun bir
gereğidir; bunun bizim Hükümetimizle bir alakası yok.
Ayrıca, 3 Mart 2001
tarihli Elektrik Piyasası Kanununda, hiçbir abone grubuna ya da tüketiciye
tarife üzerinden indirim yapılmaması esas alınmıştır. Belirli bir bölgedeki
tüketicilerin ya da belirli abone gruplarının desteklenmesi hususu ise ancak
"belirli bölgelerde ve/veya belirli amaçlara yönelik olarak tüketicilerin
desteklenmesi amacıyla sübvansiyon yapılması gerektiğinde, bu sübvansiyon,
fiyatlara müdahale edilmeksizin, miktarı ile esas ve usulleri Bakanlığın teklifi
ve Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenmek üzere söz konusu tüketicilere geri
ödeme şeklinde yapılır" hükmünün yer aldığı Kanunun 13 üncü maddesinin (c) bendi
çerçevesinde yapılabilmektedir.
Serbest tüketici
limiti ile perakende satış lisansı alma usul ve esasları, Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu tarafından belirlenerek ilgili mevzuatta yayımlanmıştır. Konuya
ilişkin olarak, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun, TEDAŞ Genel Müdürlüğüne
muhatap, 24 Şubat 2003 tarih ve 747 sayılı yazısında, "OSB'lere -yani, organize
sanayi bölgelerine- elektrik enerjisinin satışı hususu ise kanundaki serbest
tüketici tanımı dikkate alınarak, Elektrik Piyasası Serbest Tüketici
Yönetmeliğinin 5 inci maddesiyle düzenleme altına alınmıştır. Buna göre, iletim
sistemine doğrudan bağlı tüketiciler ile yıllık elektrik enerjisi tüketimleri
itibariyle kurul tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla
tüketimde bulunan gerçek ve tüzelkişiler serbest tüketici olarak
tanımlanmaktadır. 3 Mart 2003 tarihinden başlamak üzere, Elektrik Piyasası
Serbest Tüketici Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin ikinci fıkrası (c) bendi
çerçevesinde, bir araya gelerek tek bir tüzelkişilik oluşturan birden fazla
tüketicinin, bir önceki takvim yılına ait toplam elektrik enerjisi
tüketimlerinin serbest tüketici limitini geçmesi, tedarikçi ile söz konusu
tüzelkişiliği ikili anlaşma yapması ve tüzelkişilik çatısı altında,
tüketicilerin elektrik enerjisi tüketimlerinin tek bir ortak sayaçtan ölçülmesi
kaydıyla, serbest tüketici niteliği kazanılması da mümkündür.
Bu itibarla, OSB
tüzelkişiliğinin bu hükmün kapsamına girmesi halinde, serbest tüketici olarak
elektrik enerjisi satın alması olanak dahilindedir. Ancak, serbest tüketici
niteliği kapsamında satın alınan bu enerjinin tüketicilere satılması, bir piyasa
faaliyeti olan perakende satış faaliyetinin kapsamına girdiğinden, lisans sahibi
olmayan tüzelkişiler tarafından yapılabilmesi mümkün değildir" denilmektedir.
Ayrıca, Elektrik
Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliğinin 7 nci maddesinde "gerçek veya
tüzelkişilerin, otoprodüktör grubu lisansı, bir tüzelkişinin ortağı olması veya
bir organize sanayi bölgesinde yer alması, serbest tüketici niteliği
kazanmalarından doğan tedarikçilerini seçme haklarını ortadan kaldırmaz"
denilmektedir.
4628 sayılı Elektrik
Piyasası Kanununda serbest tüketicinin "Kurul tarafından belirlenen elektrik
enerjisi miktarından daha fazla tüketimde bulunması veya iletim sistemine
doğrudan bağlı olması nedeniyle tedarikçisini seçme serbestisine sahip gerçek
veya tüzelkişi" şeklinde tanımlanmış olması nedeniyle, sadece, iletim sistemine
doğrudan bağlı olan tüketiciler, tüketim miktarına bakılmaksızın serbest
tüketici olup, dağıtım sistemine bağlı olan OSB'lerin, tüketim miktarlarına
bakılmaksızın serbest tüketici olarak kabul edilmesi mümkün olamamaktadır.
Üçüncü ve dördüncü
soru Bakanlığım ilgi alanına girmemekte olup, konu Maliye Bakanlığı ve
Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının sorumluluk alanında bulunmaktadır.
Bu arada, yeri
gelmişken söyleyeyim; biz, elektriğe herhangi bir zam yapmış filan değiliz ve
iktidara geldiğimiz günden bugüne kadar -ki, yirmidört aydan fazla oldu-
elektriğe zam yapmadığımız gibi, indirimler yaptık. Bunu yaparken de, bütçeye
yük olmadan, tamamıyla, işi, bir enerji yönetimi şeklinde ele aldık; yerli
kaynaklara, suya ve kömüre ağırlık vererek, bir de -mobil santrallar başta olmak
üzere- pahalı olan üretimi durdurarak yaptık ve neticede de, iki yıldır
-yirmidört ayı da geçti- elektriğe zam yapmadığımız gibi, indirimler yaptık;
bunu da, zaten, faturalarınızdan görebilirsiniz.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
Efendim, 3, 6, 34 ve
39 uncu sıradaki sorular Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler
tarafından cevaplandırılmıştır.
Soru sahiplerinin,
yerinden, kısa bir açıklama ya da açıklanmasını istedikleri hususlar konusunda
bir talep hakları var.
Buyurun Sayın
Akdemir; kısa ve öz rica ediyorum.
VEZİR AKDEMİR (İzmir)
- Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.
Öncelikle, sorumu
cevaplandırdığı için Sayın Bakana da teşekkür etmek istiyorum; ancak, cevabımı
tam net alamadım. Benim buradaki sorum fiyatların düşük oluşuyla ilgilidir;
Sayın Bakan o konuda bir açıklık getirmedi.
37
2000/1858 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararıyla, LPG (tüplügaz) sektöründe anadağıtım şirketi ve satış
bayii olarak faaliyet gösteren firmaların toplam brüt geliri 22 sent/kg olarak
belirlenmiştir. Belirlenen 22 sentlik brüt gelirin 12 sentlik dilimini bayie
veriliyor, geriye kalan 10 sentlik dilimini ise anadağıtım şirketleri
almaktadır.
Burada söz konusu
olan, bayiin almış olduğu 12 sentlik dilimin düşük oluşudur. Sayın Bakana, bu 12
sentlik dilimin artışı söz konusu mudur değil midir, onu sormak istemiştim.
Bir de, tüpler,
özellikle, evde, mutfaklarda kullanılan tüpler sık sık zam almaktadır. Örnek
olarak, 1998 yılından bugüne kadar ev tüpü fiyatları 1 282 kat artarken, dolar
Türk Lirası karşısında yaklaşık yüzde 461 değer kazanmıştır. Buradan görülüyor
ki, mutfakta kullanılan tüp, dolara göre kat kat artmaktadır. Bununla ilgili bir
açıklama alamadık. Tüp fiyatlarının yükselmemesi talebinde bulunmaktayım.
Çok teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Akdemir.
Başka söz talebi?..
Yok.
Bu sorular Sayın
Bakan tarafından cevaplandırılmıştır.
7. - Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, ilaçta klinik paketlemeye gidilip
gidilmeyeceğine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/646)
BAŞKAN - Cevap
verecek Sayın Bakan?... Yok
Ertelenmiştir.
8. - Sivas
Milletvekili Nurettin Sözen'in, iş akitleri feshedilen Div-Han Demir Madeni
çalışanlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/647)
BAŞKAN - Cevap
verecek Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
9. - Antalya
Milletvekili Osman Özcan'ın, ABD'nin Kuzey Irak'ta bölücü terör örgütüne destek
verdiği iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/652) ve İçişleri
Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı
BAŞKAN - Cevap
verecek Sayın Bakan?.. Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını
arz ederim. 10.8.2003
Osman Özcan
Antalya
1 - MGK toplantısına
sunulan istihbarat raporuna göre, ABD yetkilileri ile PKK/KADEK arasında, Kuzey
Irak'ta 3 ayrı temas gerçekleşmiştir; Cemal Bayık, Osman Öcalan ve Ali Haydar
Kaytan ile. Böylece, Özel Timin gözaltına alınması Cemal Bayık'ı yakalanmaktan
kurtarmıştır. Bu operasyon PKK/KADEK-ABD işbirliği değil midir?
2- PKK/KADEK
televizyonunun Kuzey Irak'ta tekrar faaliyete geçirilmesi için ABD
yetkililerinin malzeme ve teçhizat yardımı yaptığı doğru mudur?
3- Amerika Birleşik
Devletlerinin PKK/KADEK terör örgütü ile AKP'nin bilgisi dahilinde görüştüğünü,
ABD Büyükelçisi itiraf etmiştir. Bu ve buna benzer durumları TBMM'nin gizli bir
oturumunda görüşmeyi düşünüyor musunuz?
4- Irak'a işgal
kuvvetlerinin yerleşmesinin arkasından ülkemizde PKK/KADEK terör örgütünün
faaliyetlerinin artması bir rastlantı mıdır? Bilinen odur ki, ABD ülkemize karşı
dostluğa sığmayan tavırlar içindedir. ABD'ye karşı hangi önlemleri almayı
düşünüyorsunuz?
BAŞKAN- Soruyu
İçişleri Bakanımız Sayın Aksu cevaplandıracak.
Buyurun Sayın Bakan.
İÇİŞLERİ BAKANI
ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul)- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
Antalya Milletvekili Sayın Osman Özcan tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına sunulan ve Sayın Başbakanımızca, kendileri adına tarafımdan
cevaplandırılması tensip edilen, Amerika Birleşik Devletlerinin Kuzey Irak'ta
bölücü terör örgütüne destek verdiği iddiasına ilişkin sözlü soru önergesini
cevaplandırmak için söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizin siz
saygıdeğer üyelerini selamlıyorum.
Soru önergesinde
ifade edildiği biçimde, Amerika Birleşik Devletlerinin çeşitli şekilde Kuzey
Irak'ta bölücü terör örgütüne yardım yaptığına ilişkin elimizde teyit edilmiş
bir bilgi bulunmamaktadır. Bilindiği üzere, 11 Eylül saldırıları, başta Amerika
Birleşik Devletleri olmak üzere uluslararası toplumu terör olaylarına karşı daha
duyarlı hale getirmiştir. ABD'nin Irak'a vaki müdahalesinin arka planındaki
sebeplerden birinin de uluslararası terörle mücadele olduğu, anılan ülkenin
yetkili makamlarınca
38
açıklanmış
bulunmaktadır. Öte yandan, ABD'nin, -her üç adıyla da; yani, PKK, KADEK ve
KONGRA-GEL- bu terör örgütünü, terör örgütleri listesine alarak, dünya kamuoyuna
deklare ettiğini de biliyoruz.-
Meseleyi, bu bağlamda
değerlendirdiğimizde, ABD'nin, PKK terör örgütüne yardım anlamına gelecek her
türlü yaklaşımdan uzak durmasının, kendilerinin genel politikalarıyla uyumlu
olacağını söylememiz mümkün olacaktır.
Kaldı ki, Türkiye ve
Amerika Birleşik Devletleri, NATO dahil pek çok uluslararası oluşumda birlikte
hareket eden iki stratejik ortaktır. Hal böyle olunca, ABD'nin, Türkiye'nin
ulusal çıkarlarına aykırı hareket etmesi beklenmemelidir.
Nitekim, son olarak,
Amerika Birleşik Devletleri Ankara Büyükelçiliğinin 31 Temmuz 2003 tarihli basın
açıklamasında, PKK/ KADEK'in Amerika Birleşik Devletleri yasalarına göre bir
terör örgütü olduğu hatırlatılarak, Amerika Birleşik Devletlerinin, PKK/KADEK
tehdidinin Türkiye'yle koordineli olarak ortadan kaldırılması konusunda kesin
kararlı olduğu da belirtilmiştir.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ederiz Sayın Bakan.
OSMAN ÖZCAN (Antalya)
- Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN - Zatıâliniz,
yerinizden, kısa olarak, buyurun.
OSMAN ÖZCAN (Antalya)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye ne zaman zor bir duruma
düşerse, terör örgütlerinin faaliyetlerinin güneydoğuda azdığını hepimiz
biliyoruz.
Evet, Birleşmiş
Milletler kararı var; bir yer işgal edildiği zaman, o memleketin asayişinden,
işgal eden devlet sorumludur. Irak, Amerika Birleşik Devletleri tarafından işgal
edilmiştir. Dolayısıyla, Kuzey Irak'tan ülkemize sızan teröristlerin suçlusu
Amerika Birleşik Devletleridir.İki gün önce gazeteler yazdı; Amerika Birleşik
Devletlerinin, Kuzey Irak'ta 100 defa PKK liderleriyle konuştuğunu, gazeteler
baş sütunlarında verdi.
Değerli arkadaşlarım,
Amerika Birleşik Devletleri, yeniden, Türkiye Cumhuriyetine müracaat ediyor,
PKK'ya af çıkarılmasını istiyor. Amerika Birleşik Devletleri, Türkmenleri
bombalıyor, Kandil Dağına bir tek bomba atmıyor! Amerika Birleşik Devletlerinin
dostluğa sığmayan hareketleri var. Amerika Birleşik Devletleri, Heybeliada'da
ruhban okulunun açılmasını istiyor; fakat, bu okulun ekümenlik şeklinde, yani,
Türkiye'nin karışamayacağı şekilde bir okul olarak açılmasını istiyor. Bunların
hepsi sıradan işler değil. Bugünlere getirilmiş bulunuyor.
Ben, Amerika Birleşik
Devletleriyle dostluğumuz olmasın, aramız bozulsun gibi bir şey istemiyorum;
dostluğa sığan hareketler yapmasını istiyorum. Hareketleri, tavırları,
davranışları, tutumları... Bizim, Irak'a asker göndermememizin intikamını
alırcasına davranışlar sergiliyor. Ben, bunu kınıyorum ve ilgililerin de, artık,
teslimiyet politikaları değil, dişimizi göstermesini, Amerika Birleşik
Devletlerine yaptığının hatırlatılması doğrultusunda hareket etmelerini
istiyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Özcan.
Sayın
milletvekilleri, "Sözlü Sorular" için ayrılan süre tamamlanmıştır.
Birleşime 5 dakika
ara veriyorum.
Kapanma Saati:17.40
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 17.50
BAŞKAN: Başkanvekili
İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Harun
TÜFEKCİ (Konya), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 28 inci Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
Alınan karar
gereğince diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına devam ediyoruz.
V. - KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
(Devam)
10. - Çanakkale
Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî
Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - Çanakkale
Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî
Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri
alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu henüz gelmediğinden, teklifin
müzakeresini erteliyoruz.
9.7.2004 tarihli ve
5215 sayılı Belediye Kanunu ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri
gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile
Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.
11. - 9.7.2004
Tarihli ve 5215 Sayılı Belediye Kanunu ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü
Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/871) (S. Sayısı: 669) (x) (xx)
39
BAŞKAN - Sayın
Komisyon ve Hükümet?.. Yerinde.
Komisyon raporu 669
sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Sayın
milletvekilleri, 9.7.2004 tarihli ve 5215 sayılı Belediye Kanunu, Anayasanın 89
uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince, Cumhurbaşkanınca uygun bulunmayarak, bir
daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterilen gerekçeyle birlikte Başkanlığımıza
geri gönderilmiştir.
Anayasanın 89 uncu
maddesinin ikinci fıkrasında "Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda
Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir"
denilmektedir.
İçtüzüğün 81 inci
maddesinin son fıkrasında ise, "Cumhurbaşkanınca yayımlanması kısmen uygun
bulunmayan ve bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri
gönderilen kanunların sadece uygun bulunmayan maddelerinin görüşülmesine kanunun
görüşülmesine başlamadan önce Genel Kurulca görüşmesiz karar verilebilir. Bu
durumda, sadece uygun bulunmayan maddelerle ilgili görüşme açılır... Kanunun
tümünün oylaması her halde yapılır" hükümleri yer almaktadır. Bu hükümlere göre,
geri gönderilen kanunun tümünün veya sadece Cumhurbaşkanınca uygun bulunmayan
maddelerinin görüşülmesi Genel Kurulun kararına bağlıdır.
Bu nedenle, kanunun,
sadece Cumhurbaşkanınca uygun bulunmayan, 3, 14 ve geçici 4 üncü maddelerinin
görüşülmesini Genel Kurulun onayına sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Şimdi, 3 üncü maddeyi
okutuyorum:
BELEDİYE KANUNU
Tanımlar
MADDE 3. - Bu Kanunun
uygulanmasında;
a) Belediye: Belde
sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan
ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî
özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini,
b) Belediyenin
organları: Belediye meclisini, belediye encümenini ve belediye başkanını,
c) Belde: Belediyesi
bulunan yerleşim yerini,
d) Mahalle: Belediye
sınırları içerisinde yer alan, ortak ihtiyaç ve öncelikleri benzer özellikler
gösteren ve sakinleri arasında komşuluk ilişkisi bulunan insanların yaşadığı
idarî birimi,
İfade eder.
BAŞKAN - Maddeyle
ilgili söz isteği var.
AK Parti Grubu adına,
Sakarya Milletvekili Sayın Recep Yıldırım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika
Sayın Yıldırım.
Buyurun.
AK PARTİ GRUBU ADINA
RECEP YILDIRIM (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 669 sıra
sayılı Belediye Kanununun 3 üncü maddesi üzerinde, AK Parti Grubu adına söz
almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulunca, 9.7.2004 tarihinde kabul edilen 5215 sayılı Belediye
Kanununun 3, 14 ve geçici 4 üncü maddelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde
bir kez daha görüşülmesi için, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından, Anayasanın
değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca geri gönderilmiştir.
Belediye Kanununun 3
üncü maddesinin (a) bendinde, belediyenin, eski metindeki "Beldenin ve" kısmı
Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından kaldırılarak "Belde sakinlerinin mahallî
müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı
seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu
tüzel kişisi" biçiminde tanımlanmaktadır.
Ülkemizde,
belediyeler, mahallî idare özerkliğinin gerektirdiği bağımsız karar alma,
açıklık ve katılımı sağlama mekanizmalarına sahip olmadıklarından, demokratik
nitelikleri zayıf olan kurumlardır.
Anayasamızın 127 nci
maddesinde, mahallî müşterek ihtiyaçların mahallî idarelerce karşılanacağı hükme
bağlanmasına rağmen, yasal düzenlemelerde bugüne kadar bu ilkeye yeterince
uyulduğunu söylemek mümkün değildir.
Belediyelerimiz,
yerel kamu hizmetleri alanında genel olarak yetkili değillerdir ve gelirleri de
bu görevleri karşılayamamaktadır. Belediyenin tanımında geçen "idarî ve malî
özerklik" kavramı sınırsız bir özerkliği kapsamamaktadır. Belediyelerin, bu
maddeyle, Anayasa ve diğer kanunlarda öngörülen esas ve sınırlar çerçevesinde,
mahallî müşterek ihtiyaçların karşılanması konusunda karar organının alacağı
kararla harekete geçebilen, harcama yapabilen, borçlanabilen, her türlü hukukî
ehliyete sahip bir kamu tüzelkişisi olduğundan hiçbir kuşku yoktur.
İdarî ve malî
özerkliği, Anayasanın ilgili maddesinde düzenlenen "idarenin bütünlüğü" ilkesini
ortadan kaldıracak veya zayıflatacak şekilde yorumlamak mümkün değildir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Belediye Kanununda getirilen yeni düzenlemelerden en önemlisi,
belediyelerin... Kısaca, belediyelerin görevleriyle ilgili yapılan
değişikliklerden bazı maddeleri burada arz etmek istiyorum. Konu olan 3 üncü
maddede
40
"beldenin ve" ibaresi
ortadan kaldırılarak, diğer kısımlar aynı şekilde korunmuştur. Benden sonra söz
alacak Konya Milletvekilimiz Halil Ürün Beyefendi, geniş açıklamalarda
bulunacaktır; ama, ben, burada, belediye kanunlarının getirmiş olduğu
başlıkları, yenilikleri kısaca arz etmek istiyorum.
Büyükşehir
Belediyeleri Kanunu, Belediye Kanunu, İl Özel İdareleri Kanunu ve kamunun
yeniden yapılanmasına dair kanun, hepsi birlikte, bu Meclisten çıkarılmıştı.
Biliyorsunuz, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından
onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanunlar, bir zincirin halkaları gibidir,
birbirini tamamlar. Ancak, Büyükşehir Belediyeleri Kanunundan sonra, yaklaşık
beş ay gibi bir sürede belediyelerimizin umutla bekledikleri Belediye Kanunu da,
inşallah, bugün yasalaşır ve Cumhurbaşkanımızın tasdikiyle yürürlüğe girer.
Gezdiğimiz yerlerde,
güneydoğu, doğu ve batı bölgelerinde, belediyelerimiz, farklı yaklaşımlarla, bu
kanunun gelirler düzeyinin de çıkarılmasıyla, yani, "Belediye Gelirleri Kanunu"
ve "Köy Kanunu"nun çıkarılmasıyla yerinden yönetimin hayata geçirilmesini
şiddetle, içtenlikle beklemektedirler. Tabiî, çıkarılan kanunlarla belli
yetkiler artırılıyor, belli bölgeler büyükşehir belediyelerinin kapsamı
içerisine alınıyor, bunların yerine getirilmesi için en büyük imkân olan yasalar
tamamen tatbik edilmiş oluyor; ama, parasız hiçbir şeyin olması mümkün değildir.
Bunun için, geçen hafta, Adıyaman ve Diyarbakır İllerinde yerel yönetimler
toplantısına katıldım; oradaki belediyelerimizin istek ve arzuları daha başka.
Orada, bütün, kendi makam araçlarını kendi ihtiyaçlarının dışındaki bütün
işlerde, kendi yöresinin dışındaki insanların da ihtiyaçlarının karşılanması
için... Şiddetle, maddî imkân ve olanakların sağlanması istenmektedir. Bunları
gözardı etmemiz mümkün değildir.
Değerli arkadaşlar,
Belediye Kanunuyla, belediyenin kuruluşu ve sınırlarıyla ilgili yenilikler
getirilmiştir. Daha önceden, nüfusu 2 000 olan yerleşim birimlerinde belediye
kurulabiliyordu; yeni yasayla, nüfusu 5 000 olan yerleşim birimlerinin ancak
belediye olabileceği hükme bağlanmıştır. Belediye sınırlarının tespiti
basitleştirilmiştir. Daha sonra, belediyelerin birleşme ve ayrılma usulleri
basitleştirilmiştir. Mahalle kurulması kolaylaştırılmıştır.
Bunun dışında,
belediyelerin görev, yetki ve sorumlulukları artırılmıştır. Bunlarla ilgili en
önemli sorun, burada, benim... Diğer detaylara fazla girmek istemiyorum; ancak,
14 üncü maddede de genişçe mütalaa edilecek hüküm var. Bu hüküm içerisinde,
belediyenin görev ve sorumlulukları sayılmış ve belediyeler, öncelikle, imar, su
ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel altyapı ve çevre sorunlarının yanında -yeni
getirdiğimiz yeniliklerden en önemlisi- okulöncesi eğitim kurumları açabilir,
devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını
yapabilir veya yaptırabilir şeklinde ifade edilmiştir; diğer detaylarına fazla
girmiyorum. Burada, her belediye, kendi bölgesindeki kamu kurum ve kuruluşlarına
destek olmak, yardımcı olmak mecburiyetindedir. Bu, daha önceden, yasalarla
sınırlandırılmadığı, belirtilmediği için, her belediye başkanımız bunlarda
sıkıntıya girmiştir, teftişlerde, mutlaka, kendilerine zimmet çıkmıştır. Mesela,
ben, kendi bölgemde, üç dönem belediye başkanlığı yaptığım dönemde karşılaştığım
bir olayı anlatayım: Bir ilköğretim okulunun arsasının alınmasıyla ilgili, 1989
yılında, belediye encümeni kararıyla arsa alımına 5 000 000 lira verilmiş; daha
sonra, yapılan teftişte zimmet çıkmış ve bu paranın ilgili belediye başkanından
tahsil edilmesi cihetine gidilmiş; ancak, belediye başkanı ölmesine rağmen, bu
vârislerinden alınacağı için, biz, arkadaşlarla kendi aramızda para toplayarak,
ölen belediye başkanı arkadaşımızın bu borcundan, zimmetinden kurtulmasına
vesile olmuşuzdur; yani, bunlar çok basit mesele; dolayısıyla, bir belediye
başkanı, o yöredeki insanların doğumundan ölümüne kadar, hatta ölümünden sonra
da bütün işlerini yapmakla mükellef olduğundan, bu gibi düzenlemelerin inşallah
daha güzel şekilde, noksanlarıyla birlikte, bundan sonra yapacağımız
değişikliklerde kaldırılarak, belediyelerimizce halkımıza daha iyi hizmet
verilebilmesini temenni ediyor, bu kanunun bugün yasalaşarak, diğer kanunlarla
birlikte belediyelerimize ve halkımıza hayırlı olmasını diliyor, hepinizi,
hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.
Sağ olun, var olun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Yıldırım.
İkinci söz isteği,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı adına Ankara Milletvekili Sayın
Yakup Kepenek'in.
Sayın Kepenek,
sürenizi birleştiriyorum; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA YAKUP
KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli bakanlar, değerli milletvekilleri ve
belediyeci olsun olmasın bizi izleyenler; görüşmekte olduğumuz Belediye
Yasasının 3 üncü maddesine ilişkin olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın yapılmasını
istediği değişiklik, belde halkı ile belde ayırımının ortadan kaldırılmasına
yönelik ve Anayasanın 126 ncı ve 127 nci maddeleri bağlamında yeni bir yasal
düzenleme isteğinden kaynaklanmaktadır.
Komisyon, yaptığı
düzenlemeyle, bu isteği bir ölçüde yerine getirmiştir denilebilir. Burada
belediye tanımlanırken "beldenin ve" sözcüklerini çıkarmış, böylelikle "belde
halkı" yanında "belde hizmetleri" ayırımına uyulmaya çalışılmıştır. Bununla
birlikte, bu düzenlemenin, konunun salt yasal düzenleme olarak ne ölçüde yeterli
olacağı ayrıca tartışılabilir, tartışma konusudur.
Değerli arkadaşlar,
burada asıl sorun, belediyenin tanımı konusudur. Yasanın görüşülmesi sırasında
iktidarımızın, hükümetimizin belediye tanımı ile -bu yasayla yapılan belediye
tanımı ile- yerellik, yerel yönetim, yerel güçler anlayışının çelişkili
olduğunu, uyumsuz olduğunu, belde halkı ya da belediye halkının sorunlarına
sahip çıkmasının yollarını açmadığını vurgulamıştım. Bu durumu yeniden
dikkatinize sunmak istiyorum.
41
Değerli arkadaşlar,
ülkemiz, çok fazla içgöç olayıyla karşı karşıyadır. Ankaralının ben Ankaralıyım
demesi, İstanbullunun ben İstanbulluyum demesi, yalnız ve ancak, bu ve benzeri
yerleşim birimlerinde, oraya gelen insanların, kendi yerel kültürlerini
korumakla birlikte, aynı zamanda kendilerini, yerleşim yerlerinin, bulundukları
beldenin, bulundukları yerin birer sahibi olarak görmeleriyle olanaklıdır,
mümkündür. Ankaralı, önce mahallesinden başlayarak, Ankara'nın, mahallesinin
sorunlarına sahip çıkmalı, onları özümsemeli, onlarla, mahallenin sorunlarıyla
iç içe olmalıdır. Ancak böylelikle, beldenin ortak nitelikteki her türlü görev
ve hizmeti birlikte görülebilir. Bu yolladır ki, birey, kişi, kendi beldesinin
sorunlarını özümser, onlarla iç içe gelir, onlarla birlikte yaşar, yöresinin
sorunlarını, beldesinin sorunlarını, mahallesinin sorunlarını kendi sorunu
yapar, onları içselleştirir ve sonuna kadar onların savunucusu olur, onları
sahiplenir, onları benimser. Yerel yönetim anlayışının ya da yönetimin
yerelleşmesinin temelindeki ana neden budur.
Oysa, bu Belediye
Yasasıyla getirilen anlayış -biraz sonra örnekleriyle söyleyeceğim gibi- hiç de,
bu temel ilkeye, bireyin önce kendi mahallesinden başlayarak, kendi sorunlarına
sahip çıkması, onları özümsemesi ilkesine uymamaktadır. Yerel yönetim, demokrat
olmanın, yönetime katılmanın birinci yeridir, başlangıç yeridir. Bu yolladır ki
birey, önce yöresine sahip çıkar, sonra ülkesine sahip çıkar, evrenselleşir,
küresel sorunlara sahip çıkar, çevre sorunlarına sahip çıkar. Bunu sağlamanın
yolu, yerel düzeyde, mahalle düzeyinde katılımla olur. Üzülerek belirteyim ki,
Belediye Yasamız, bu olanağı yöre halkına vermemektedir. Bu madde çerçevesinde
söyleyeceklerim bunlar.
Değerli arkadaşlar,
Anayasamızın ünlü bir düzenlemesi var. Anayasamızda deniliyor ki: "Kıyılardan
yararlanma, ancak kamu yararı varsa olur" Şimdi, ben buradan soruyorum veya
tartışılmasını çok istiyorum: Türkiye'nin 8 333 kilometre uzunluğundaki kıyıları
ne ölçüde kamu yararı için kullanılmaktadır, kamu yararına hizmet vermektedir?
Bu 8 333 kilometrelik kıyı şeridinin -hangi oranda, ne ölçüde- Anayasada yazılan
kamu yararı yönünde kullanıldığı burada söylenebilir mi; bunu söyleme olanağı
yok.
Değerli arkadaşlar,
burada, yerellikle, yerel yönetim anlayışı ile bizim yasamız arasındaki
çelişkiyi sergileyen ve yakın günlerde yaşadığımız somut bir olaydan söz etmek
istiyorum. Bu olay, Karadeniz ikili yoluyla ilgilidir. Şimdi, İngilizcesini
bırakalım, duble yol falan demeyelim de, şunun adına Türkçesiyle "ikili yol"
diyelim, onu öneriyorum. Karadeniz kıyı şeridinde halk denizle iç içe yaşar.
Deniz, o yörede, yalnız geçim kaynağı değildir, bir yaşam biçimidir. Yine,
bilirsiniz, o yörede belediyeler 5-10 kilometre arayla dizilmişlerdir.
Bu ikili yolun proje
aşamasında, ihale aşamasında, yapım aşamalarında çok sayıda yanlışlık, eksiklik,
kayıplar ve benzerlerinin olduğu bilinmektedir. Bu konu, ayrıca Yüce Meclisin
gündeminde tutulmalı ve ayrıca değerlendirilmelidir. Ben, o noktaya
girmeyeceğim; ancak, bu yolun yapımında sıra kentlere, kasabalara geldiğinde,
çok ilginç, çok önemli bir tartışma sürüp gitmektedir. Tartışma şudur: İkili yol
kentin içinden mi geçsin yoksa Karadeniz'e göre biraz daha güneyden, dağlık
araziden mi geçsin; tartışma budur.
Çok üzülerek
belirteyim ki, Doğru Karadeniz kıyı şeridinin pek çok ilçesinde yol, kıyı
şeridinin üzerinden geçirilmekte, çoğu yerde deniz doldurularak bu iş yapılmakta
ve burada iki büyük yıkım söz konusu olmaktadır. Bunlardan birincisi, halk ile
onun yaşamının bir parçası olan deniz arasına koca bir duvar örülmektedir; yöre
halkı buna "Berlin Duvarı" diyor. Bir başka önemli kayıp var; böylelikle, çevre
koruması dediğimiz yönde herhangi bir şey yapılamıyor; daha doğrusu, çevre
yıkılıyor, balık nesilleri tüketiliyor. Karadeniz'i bilen bilir, bu yolların
ileride ne ölçüde dayanıklı olacağı da ayrıca mühendislerin tartışacağı bir
konudur; ancak, bu çerçevede iki örnek vermek istiyorum. Bunlardan bir tanesi
Ardeşen İlçesiyle ilgilidir, öbürü Arhavi İlçesiyle ilgilidir. Ardeşen
İlçesinde, yolun güneyden geçmesi yönünde, eski Çevre Bakanımız, eski belediye
başkanımız Sayın Sütlüoğlu'nun, şimdiki belediye başkanımızın -AK Partilidir-
halkın ve sivil toplum kuruluşlarının bütün istemlerine, taleplerine karşılık,
Sayın Başbakanımız, bu yaz Rize'ye gelerek, kentin güneyinden geçecek yolun çok
masraflı olacağı gerekçesiyle, yolun Ardeşen'in kıyısından geçmesi yönünde emir
vermişlerdir, emir buyurulmuştur.
Değerli arkadaşlar,
yerelliği savunacaksınız, yerellik için yasal düzenleme yapacaksınız, her şeyi
yapacaksınız; ama, sıra uygulamaya geldiği vakit, ne belediye başkanını ne halkı
ne de oradaki insanları dinleyeceksiniz. Bu, büyük bir çelişkidir.
Burada bir şey daha
var. Kamu yararı dedik, kamu çıkarı dedik. Ekonomide, iktisatta, kamu yararını
ölçmek kolay olmasa da, bunun değişik yolları, yöntemleri vardır. Önce, şunu
söyleyeyim: Kamu yararı, yalnız bugünkü dolar fiyatıyla ölçülmez. Ardeşen'in
güneyinden geçecek bir yolun maliyeti, diyelim 100 000 000 dolar daha fazla
olacak, bunu ödemem mantığıyla o yol öbür tarafta yapılamaz. Neden yapılamaz;
çünkü, bu, yarınki nesilleri, o ilçenin geleceğini tehlikeye atmak olur, hesaba
katmamak olur. Kamu yararı, güncel hesaplarla bir yana itilecek bir konu
değildir. Dolayısıyla, önce bu noktanın altını çizeyim. Arhavi'ye geleceğim,
yalnız başka bir şeyin daha altını çizeyim.
Değerli arkadaşlar,
Karadeniz otoyolunun, taa başından başlayarak günümüze kadar -başta da söyledim-
ne ölçüde ekonomik ve teknik olarak sağlıklı yapılmakta olduğunun ayrıca
incelenmesi, eğer bir maliyet, yarar, fayda çözümlemesi yapılacaksa, bunun
bütünüyle yapılması gerekir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar,
Arhavi'de başka bir facia yaşanıyor. Arhavi'de, belediye başkanlığı, yargıdan,
yolun güneyden geçmesi yönünde karar çıkarıyor ve bu kararı uygulamaya koyuyor,
yolu mühürlüyor. Ama, ne oluyor biliyor musunuz; yürütmeyi
42
durdurma ve benzeri
kararlarla, oradaki yerel yöneticiler baskı altına alınarak, belediye meclisi
üyeleri, savcılar, kaymakamlar ve benzerleri baskı altına alınarak -çevre için
söylüyorum- ve başka bir şey yapılarak, sözümona, yolun gözergâhı "ripaj"
dedikleri bir yöntemle kaydırılarak, değiştirilerek, yol inşaatı devam ediyor.
Şimdi, orada, bir yargıyı dinlememe var, bir baskı olayı var ve yolun kentin
güneyinden geçmesi amacıyla hazırlanan teknik raporlar, ekonomik raporlar bir
yana itilmekte, dikkate alınmamaktadır.
Değerli arkadaşlar,
bu uygulama, hükümetimizin, yereli güçlendirme, yerele değer verme, halkın
çıkarlarını gözetme, yerelden başlayarak yönetimi yeniden düzenleme... Hani,
kamu yönetiminin yeniden yapılandırılmasının ana gerekçesi yerel yönetimi
güçlendirmek değil mi. Şimdi, Ardeşen ve Arhavi'de -başka ilçeleri de
sayabilirim- yapılan uygulama, yereli güçlendirme anlamına gelmiyor. Tam
tersine, yerel istekleri, yerel talepleri baskı altında tutmak, sindirmek,
susturmak, yetkisiz bırakmak anlamına geliyor. Bu yanlıştır. Bu yanlış, yasal
düzenlemelere de yansıyor ve sonuçta, hiç birimizin benimsemeyeceği sonuçlar
çıkıyor.
Doğru dürüst bir
inceleme şunu da gösterir değerli arkadaşlarım: Bu yol inşaatı -bu noktayı
ileride bir başka vesileyle açıklayacağım- kamunun yararını değil, özel
çıkarları korumak için "S" gibi olmaktadır, eğri büğrü olmaktadır. Şunu demek
istiyorum: Ucuza gelecek gerekçesiyle, Karadeniz kıyılarının katledilmesi
önlenmelidir. Yine, şunu tekrar edeyim: Belediyelerimizin -son günlerde
Kadıköy'de ve başka yerlerde yaşanıyor- kendi kıyılarına sahip çıkmasında, başta
hükümetimiz olmak üzere, hepimizin yardımcı olması gerekiyor; yöre halkının
kendi sorunlarına sahip çıkması durumunda, onlara destek vermek gerekiyor.
Bu anlayışla, yasanın
yeni biçimiyle hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Kepenek.
Madde üzerindeki
konuşmalar tamamlanmıştır.
Hükümetin bir söz
isteği yok.
3 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Sayın
milletvekilleri, 14 üncü maddeyi okutmadan önce, bir hususu Yüce Heyetinizin
bilgilerine arz etmek istiyorum: Görüşmekte olduğumuz yasanın geçici 4 üncü
maddesi ve geneli üzerindeki oylamalarda üçte 2 çoğunluk aranmaktadır. Bu
nedenle, sayın milletvekillerimizin Genel Kurulda hazır bulunmaları uygun olur
diye düşünüyorum ve bilgilerinize sunuyorum.
14 üncü maddeyi
okutuyorum:
Belediyenin görev ve
sorumlulukları
MADDE 14. - Belediye,
mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;
a) İmar, su ve
kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri;
çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım,
kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park
ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor;
sosyal hizmet ve yardım, evlendirme, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve
ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. Büyükşehir
belediyeleri ile nüfusu 50 000'i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için
koruma evleri açar.
b) Okul öncesi eğitim
kurumları açabilir; Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile
bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme
ihtiyaçlarını karşılayabilir; sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve
işletebilir; kültür ve tabiat varlıkları ile tarihî dokunun ve kent tarihi
bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin korunmasını sağlayabilir, bu
amaçla bakım ve onarımını yapabilir, korunması mümkün olmayanları aslına uygun
olarak yeniden inşa edebilir.
Belediye, kanunlarla
başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahallî müşterek nitelikteki diğer
görev ve hizmetleri de yapar veya yaptırır.
Hizmetlerin yerine
getirilmesinde öncelik sırası, belediyenin malî durumu ve hizmetin ivediliği
dikkate alınarak belirlenir.
Belediye hizmetleri,
vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur. Hizmet sunumunda
özürlü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır.
Belediyenin görev,
sorumluluk ve yetki alanı, belediye sınırlarını kapsar.
Belediye meclisinin
kararı ile mücavir alanlara da belediye hizmetleri götürülebilir.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, madde üzerindeki görüşmelere geçmeden önce, biraz önce, geçici
madde 4 ve genelinin oylanmasında, zühulen "üçte 2 çoğunluk aranır" diye bir
ifade kullandım; bunu düzeltiyorum; beşte 3 çoğunluk aranır ve bunun karşılığı
330. Bu düzeltmeyi de yapmış oluyorum.
Şimdi, madde
üzerinde, AK Parti Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Halil Ürün; buyurun
efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Ürün, sizin
şahsınız adına da söz isteğiniz var; sürenizi birleştiriyorum.
Süreniz 15 dakikadır.
43
AK PARTİ GRUBU ADINA
HALİL ÜRÜN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5215 sayılı Belediye
Kanununun Sayın Cumhurbaşkanımızca Meclise tekrar görüşülmek üzere iade edilmesi
hususunda, üç ayrı madde üzerinde değişiklik veya itiraz hususları dile
gelmiştir. Yazılı olarak gelen bu hususlar incelendikten sonra, bunlar üzerinde
tashihler yapılmıştır. 14 üncü madde üzerinde de, tashihler yapılmış ve
huzurunuza gelmiştir. 14 üncü madde üzerine, şahsım ve AK Parti Grubu adına söz
almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Hükümetimiz, yerel
yönetimler reformunu en önemli ve öncelikli görev bilerek, Belediye, İl Özel
İdaresi, Büyükşehir Belediyeleri ve Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarılarını
hazırlamış ve Meclise sunmuştur. Bu dört kanun Meclisimizce kabul edilmiş,
ancak, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından
onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Kalan üç kanundan şimdi Belediyeler Kanununu
görüşüyoruz, müzakere ediyoruz ve bugün, muhtemelen, inanıyorum ki, Meclisimizde
kabul edilecek ve inşallah, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da onaylanarak,
bütün belediyelerin, hem muhalefetin hem iktidarın mensubu olan
belediyelerimizin tamamının çok arzuyla bekledikleri bu kanun çıkarılmış ve
yürürlüğe böylece girmiş olacaktır.
Değerli Başkanım,
değerli milletvekillerim; burada 14 üncü maddede itiraz edilen, Sayın
Cumhurbaşkanımızın itiraz ettiği, birinci fıkradır. Birinci fıkradaki itirazı
aynen okuyorum: "Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında, belediyenin
görev ve sorumlulukları genel ve soyut olarak belirtilmiştir. Bu fıkraya göre
belediyelere, kanunlarla 'münhasıran' -münhasıran tabiri biraz vurgulu olarak
ifade ediliyor- başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahallî müşterek
nitelikteki hizmetleri yapmak ya da yaptırmak, gerekli kararları almak,
uygulamak ve denetlemek görevi verilmiştir. Böylece belediyeler, kamu
hizmetlerinin görülmesi -yine vurgu yapılarak- yönünden 'genel görevli'
kılınmıştır."
Şimdi, burada,
yapılan değişiklikle "münhasıran" sözcüğüyle, merkezî yönetimin Anayasada
tarifini bulan görev ve yetki alanının daha da daraltıldığı, buna karşılık
belediyelerin görev ve yetki alanının genişletildiği ifade edilmiştir,
deniliyor.
Bu itiraz da haklı
bulunmuş ve Grubumuz, komisyonlardan da geçtiği şekliyle "münhasıran"
kelimesinin yer aldığı ilk fıkrayı kanun metninden çıkarmıştır.
BAŞKAN - Sayın Ürün,
bir dakikanızı rica edeyim.
Sayın
milletvekilleri, şu anda kürsüde olan sayın hatibi, ben, dinlemekte
zorlanıyorum. Özellikle Bakanlar Kurulu bölümünde çok fazla gürültü oluyor.
Arkadaşlarımızdan rica ediyorum, hatibi sükûnetle dinleyelim.
Buyurun Sayın Ürün.
HALİL ÜRÜN (Devamla)
- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Belediye Kanununu çıkarmamızdaki
gerekçeleri de kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ülkemizde Fransız
örneğinden etkilenen ilk belediye idaresi, Osmanlı taşra yönetiminin
merkeziyetçi yapısına uygun olarak, İstanbul'da 1854 yılında kurulmuştur. Geçen
süre içerisinde belediyelerle ilgili çok sayıda düzenleme çalışmaları yapılmışsa
da, en kapsamlısı, cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1930 yılında çıkarılan 1580
sayılı Belediye Kanunu olmuştur. Dönemine göre çok ciddî ve içi dolu olan bu
kanun, zaman içerisinde, günün değişen şartlarına göre, mahallî ihtiyaçlara,
mahallinde seri, verimli, etkili, katılımcı, kaliteli, ekonomik çözümler
üretecek şekilde değiştirilecek yerde, maalesef, âdeta budanmış, katı
merkeziyetçi, popülist, rekabet şartlarından uzak, statükocu bir yapıya
dönüştürülmüştür. Kimi zaman, ilk hali aranır olmuştur bu kanunun.
Dolayısıyla, mahallî
müşterek ihtiyaçlara mahallinde çözüm getirecek yönde değil de, çözümleri
merkeze taşıması yönünde değişikliğe uğraması, 5215 sayılı, mevcut, şu anda
görüşmekte olduğumuz, 3 maddesini görüşmekte olduğumuz Belediye Kanununu; yani,
bu kanunun değişikliğiyle birlikte gelecek olan imkânlardan ülkemizin bütün
belediyelerini ve ülke insanımızı mahrum bırakmıştır bu temel kanun, 1580 sayılı
Kanundaki değişiklikler.
Değerli
milletvekilleri, yerel hizmetlerin, merkezî yönetimin âdeta taşra uzantıları
olan yöneticilerce yapılması yerine, doğrudan, seçilmiş mahallî idarelerce ve
belediyelerce yerine getirilmesi halkımızın da talebidir. Şu anda Türkiye'de
mevcut 3 215 tane belediyenin toplam 1 780 küsuru -devamlı katılımlar var;
sayısal bazda eğer ifade edecek olursak yüzde 56, yüzde 57'ye tekabül ediyor-
temsil ettiğim gruba, AK Parti Grubuna, bizim partimize mensup; ama, bunun
dışında diğerleri muhalefete ait belediyelerdir. Dolayısıyla, biz bu kanunu
çıkarmakla, merkezde yer aldığımız halde bize ait yetkileri, AK Parti Hükümetine
ait olan yetkileri, taşradaki ve Anadolu'daki hem muhalefet hem iktidar
belediyelerince paylaşmak istiyoruz. Dolayısıyla, burada, çok haklı bir durumda,
hem muhalefet belediyeleri bundan istifade edecek hem iktidar belediyeleri bu
paylaşımdan istifade edecek ve bir yarış doğacak, daha verimli, daha üretken,
daha kaliteli, daha hızlı, seri hizmet verme imkânları orta yere çıkmış
olacaktır ve elbette, bundan, muhalefet de payını almış olacaktır; merkezî
yönetimin birtakım yetkilerini, muhalefet de, belediyeleri aracılığıyla, yerel
yönetimleri aracılığıyla paylaşmış olacaktır. Bundan dolayı da, ben, muhalefet
milletvekillerimizin de bu kanuna olumlu baktıklarını, bakacaklarını
düşünüyorum. Nitekim, biraz önceki maddede de bu olumlu bakışlarını gördük;
kendilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar,
bizim, genel anlamda yapısal değişiklik ihtiyacını, demokratikleşme, yerelleşme
ve sivilleşme ekseninde gerçekleştirme mecburiyetimiz var. Biz, bu kanun
çıktıktan sonra, bu kanunda, artık, hiçbir değişiklik olmaz demiyoruz; mutlaka,
44
günün değişen
şartlarına göre, ihtiyaçlara binaen, dünyanın değişen şartlarına binaen bazı
değişiklikler yine olacaktır. Biz, bu değişiklikleri de elbette buraya
getireceğiz; Yüce Meclisimizde sizlerle paylaşıp, değişikliklere ait
düzenlemeleri çıkaracağız.
Huzurlarınızda grup
adına yaptığım daha önceki konuşmamda yer almayan, bu kanunla getirilecek olan
yenilikler nelerdir, bunları da sizlerle paylaşmak istiyorum. Evvela, belediye
kuruluş ve sınırlarıyla ilgili bu kanunun muhtevasındaki değişiklikler nelerdir;
bunları, kısaca ifade etmek istiyorum.
Belediye
hizmetlerinin daha etkili ve verimli olması için, belediye kurulmasında
uygulanan nüfus şartı 2 000'den, 5 000'e çıkarılmıştır; dolayısıyla, siyasal
amaçlı olarak, ben kendi yöremdeki falanca köyü belediye yapacağım, falanca
yerleşim birimini belediye yapacağım şeklindeki, uluorta, birtakım popülist
yaklaşımlar artık son bulmuştur AK Partinin iktidarlığıyla.
Belediye sınırlarının
tespiti basitleştirilmiştir. Yeni düzenlemeyle, belediye sınırları, belediye
meclisinin kararı ve valinin onayıyla kesinleşmektedir. Beldelerde birleşme ve
ayrılma esas ve usulleri basitleştirilmiştir. Mahalle kurulması
kolaylaştırılmış, mahalle ve muhtarlığın ihtiyaçlarının belediyelerce
karşılanması öngörülmüştür. Keza, belde ismi değiştirilmesi kolaylaştırılmıştır.
Belde adının, belediye meclisi üye tamsayısının 3/4 çoğunluğunun kararı, valinin
görüşü ve İçişleri Bakanlığının onayıyla değiştirilmesi imkânı getirilmiştir.
Eskiden istenilen Danıştay görüşü ve Bakanlar Kurulu kararı kaldırılmış, daha da
basit hale getirilmiştir.
Nüfusu 2 000'den
aşağı düşen belediyelerin tüzelkişiliğinin, Danıştayın görüşü alınarak İçişleri
Bakanlığının teklifi üzerine müşterek kararnameyle sona erdirilmesi imkânı
getirilmiştir.
Şimdi, bir de,
belediyelerin görev, yetki ve sorumlulukları üzerine yapılan değişiklikleri
sizlere ifade etmek istiyorum. Belediyelerin görev ve yetkileri tek tek sayılmak
yerine, alanları sayılarak, mahallî müşterek nitelikteki her türlü görev ve
hizmetin belediyelerce yapılması esası benimsenmiştir.
Belediye meclisi
toplantılarına üniversiteler, sendikalar ve mahalle muhtarları oy hakkı olmadan
katılabileceklerdir. Belediye meclisinin her ay toplanabilmesi imkânı
getirildiğinden, eskiden yapılan olağan ve olağanüstü toplantı sistemine son
verilmiştir. Keza, meclis kararlarının mülkî makamlarca tasdiki usulü
kaldırılmıştır.
Bütün bunlar,
yerinden yönetim ilkelerinin, bizim iktidarımız döneminde nasıl benimsendiğinin
ve değişen dünya şartlarının hayata nasıl hâkim hale getirildiğinin en açık
delilleridir.
Meclis kararlarında,
yine, ihtisas komisyonları toplantısında, sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin
alınması sağlanmıştır.
Nüfusu 10 000'in
üstündeki belediyelerde, bir önceki yıl hesabının teftişi için denetim komisyonu
kurulması esası getirilmiştir.
Nüfusu 50 000'in
üzerinde olan belediyelerin, kadın sığınmaevleri açmaları zorunlu hale
getirilmiştir. Yani, bugün, Türkiye'nin en büyük yaralarından birisi de budur.
Biz, esas itibariyle, nüfusu çok büyük olan yerleşim birimlerinde, merkezlerinde
bu derdin daha çok olduğunu dikkate alarak, nüfusu 50 000'in üzerinde olan
yerlerde, bu kanunla böyle bir zorunluluk getirmiş olduk.
Belediye encümeniyle
ilgili yenilikler: Belediye encümen üyelerinin ödenekleri katsayı esasına
bağlanmıştır; katsayı arttıkça ödenekler de artırılmış olacaktır.
Belediye başkanıyla
ilgili yenilikler: Belediye başkanının düşürülmesi halinde, bir sonraki seçimde
aday olmaması ve profesyonel spor klüplerinde başkanlık ve yöneticilik yapmaması
kuralı getirilmiştir. Belediye başkanı iki görevi yürütemez. Kendisi, yine,
desteğini bir şekilde devam ettirsin meşru zeminde; ama, başkanlık sıfatını
burada kullanması doğru değil.
Belediye başkanının
görev yetkileri yeniden düzenlenmiştir. Başkanvekili seçimi, yetkileri ve
ödenekleri yeniden düzenlenmiştir. Belediyelerin stratejik plan ve çalışma
programı yapması esası getirilmiş, konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarının
katılımları sağlanmıştır. Yine, belediye başkanlığının boşalması halinde,
başkanvekilliği seçiminin, en çok dört belediye meclisi toplantısında
sonuçlandırılması esası getirilmiştir.
Belediye teşkilatı ve
personeliyle ilgili yeniliklere gelince; belediyelerde standart kadro esası ve
norm kadro usulü getirilmiştir. Mahallî hizmetlerin etkin ve esnek bir şekilde
yürütülmesine imkân tanınmıştır. Belediye zabıtası ve itfaiye teşkilatıyla
ilgili yeni düzenlemeler getirilmiştir. Meclislerde acil durum planlamasının
yapılması esası getirilmiştir. Deprem, su baskını vesaire gibi tabiî afetlerde
hazırlıklı olunması öngörülmektedir.
Belediyelerde yeni
denetim usulü getirilmiştir. Denetim raporlarının kamuoyuna açıklanması
öngörülmüş olup, içdenetim ve dışdenetim esası getirilerek, içdenetim kurumca,
dışdenetim ise Sayıştayca yapılmaktadır.
Belediye gelirleriyle
ilgili birtakım yenilikler yine getirilmiştir. Bununla ilgili olarak, zaten,
belediye gelirleri yasası tasarısı hazırlanıp daha kapsamlı biçimde
getirilecektir.
Burada, bazı başka
hususlar daha var; ancak, ben, süreyi dikkate alarak sözlerimi toparlamak
istiyorum.
Değerli
milletvekilleri, bu kanun, gerçekten, bendenizin de başında bulunduğum, partimin
yerel yönetimler biriminin tertip ettiği çeşitli toplantılarda dile getiriliyor;
belediyelerimizin bir beklentisidir. Belediyelerimiz, zaten, yetkisi olmadığı
halde, ancak, kanunlarla yasaklayıcı bir hüküm olmadığı halde, sağlıkla ilgili,
eğitimle ilgili, sosyal hayatımızın çeşitli dallarıyla ilgili, altyapıyla
45
ilgili birçok konuda
bütçeyi kullanmaktadırlar; ama, bu yetki kendilerine verildiği takdirde, hem
yetkiyle beraber verilecek olan kaynaklarla mahallinde bu hizmetlerin...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
HALİL ÜRÜN (Devamla)
- Sayın Başkanım toparlıyorum.
BAŞKAN - Lütfen
sözlerinizi tamamlayın.
HALİL ÜRÜN (Devamla)
- Bu yetkilerin verilmesiyle birlikte, belediyelerimiz, binlerce kişinin
Ankara'ya akın etmesine mâni olacaklardır, Ankara'da hak aramalarına mâni
olacaklardır. Bu haklar mahallinde verilecektir, yerinde verilecektir ve
dolayısıyla, işlerin daha süratli, daha katılımcı, daha şeffaf, daha seri bir
şekilde ve kaliteli olarak yapılması imkânı gelmiş olacaktır. Değerli
Anamuhalefet Partisi milletvekillerimizin de, bu hususta, değerlendirme yaparken
böyle düşündüklerine inanıyorum.
Bu Kanunun geçmesi
halinde, belediyelerimizin, ciddî yetkilere sahip olarak, ülkemize daha güzel
hizmet vereceğine olan inancımı ifade ediyor, hepinize saygılar, sevgiler,
muhabbetler sunuyor, kanun hayırlı, uğurlu olsun diyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Ürün.
Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Bülent Baratalı; buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA
BÜLENT BARATALI (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte
olan Belediye Kanununun 14 üncü maddesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın
Cumhurbaşkanımız, Anayasanın 89 ve 104 üncü maddeleri gereğince, kendisine
verilen taliki veto yetkisini kullanarak, Belediye Kanununun 3 üncü, 14 üncü ve
geçici 4 üncü maddelerinin Anayasanın 126 ve 127 nci maddelerine aykırı olduğunu
belirtmiş ve yasayı, bir kez daha görüşülmek üzere, Millet Meclisine iade
etmiştir. Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan görüşmeler sonucu, Sayın
Cumhurbaşkanının 3 üncü maddedeki itirazları, endişeleri giderilmiştir.
Hakikaten, belde, idarî teşkilatımız içinde merkezî idarenin bir alt organıdır;
köy, belde, ilçe, il diye giden, merkezî idareye ait olan bir organdır. Bu
nedenle, beldenin ihtiyaçlarını ancak merkezî idare karşılar, yani, genel ortak
organ olan merkezî idare yapabilir. Bunun madde metninden çıkarılması doğru
olmuştur. Ancak, 14 üncü maddedeki, başka bir idareye bırakılmayan malî müşterek
ihtiyaçların tekrar malî müşterek organ olan belediyelere bırakılmasında
Anayasaya aykırılık bizce devam etmektedir. Bu görüşümüzü, Plan ve Bütçe
Komisyonunda tekrar karşı oy olarak belirttik; ancak, bu olamadı ve kanunla
tekrar önümüze getirilmiş bulunuyor.
Değerli
milletvekilleri, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunuyla başlayan, İl Özel
İdaresi Kanunu ile Büyükşehir Belediyeleri Kanunu ve Belediyeler Kanunuyla devam
eden bu alanın düzenlemesinde, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sorumlu muhalefet
anlayışı içinde bu kanunlara katkıda bulunmaya çalıştık, Anayasaya aykırılıkları
belirttik; ancak, iktidar, Meclis üstünlüğünü kullanarak bizim yapmaya
çalıştığımız bütün katkıları reddetti ve bizim muhalefet şerhlerimiz
doğrultusunda da Sayın Cumhurbaşkanı, bütün bu kanunları, Büyükşehir
Belediyeleri Kanunu hariç olmak üzere, geriye gönderdi. Biz, Cumhuriyet Halk
Partisi olarak, sorumlu muhalefet anlayışı içinde, görüşlerimizi Plan ve Bütçe
Komisyonunda belirttik ve burada da ben ifade etmeye çalışıyorum.
14 üncü maddenin bu
haliyle geçirilmesi nedeniyle, tabiî, Cumhurbaşkanı kanunu yayımlayacaktır; ama,
bu kanun Anayasa Mahkemesinden geri dönecektir ve kanunun yürürlüğü oldukça geç
bir zamana ertelenecektir. Bu nedenle, bu fıkranın -biraz sonra önergemiz var,
konuşacağız- madde metninden çıkarılması gerekmektedir. Bunu ifade etmeye
çalışıyorum; çünkü, belediyeler, Anayasanın 127 nci maddesine göre, mahallî
müşterek ihtiyaçlar için, belde halkının seçimle oluşturduğu organlardır, ancak
mahallî ve müşterek ihtiyaçları karşılarlar. Oysa, merkezî idareler
-biliyorsunuz, Anayasamız, yönetimi (düalist) ikili olarak düzenlemiştir- genel
ortak ihtiyaçları karşılamak için kurulmuşlardır. Madde bu haliyle geçerse,
genel ve ortak ihtiyaçları karşılayan bir idarenin yerini, mahallî ve müşterek
ihtiyaçları karşılamak için kurulan belediyeler karşılayacaktır; bu da,
Anayasaya aykırıdır. Bu konuda, biz, bu maddeye olumlu oy veremeyeceğimizi
peşinen ifade etmek istiyorum.
Az önce Sayın Ürün'ü
dinledim. Yeni Belediyeler Kanununu çok methederek,1580 sayılı Kanunun dönemini
doldurduğunu ifade etti; ben, o görüşte değilim. 1580 sayılı Kanun,
cumhuriyetimizin en demokratik, en katılımcı ve en şeffaf yasalarından
birisidir, bugüne kadar idare etmiştir.
BAŞKAN - Sayın
Baratalı, bir dakikanızı rica edeyim.
Sayın
milletvekilleri, kürsüde konuşan sayın hatibi dinleyemiyorum; bazı
arkadaşlarımız ayakta sohbet ediyorlar. Kendilerinden rica ediyorum, lütfen,
otursunlar; herkes yerine otursun. Arka sıralardaki arkadaşlardan da rica
ediyorum, herkes yerine otursun. Sayın idare amirlerimiz önce ayakta!..
Buyurun Sayın
Baratalı.
BÜLENT BARATALI
(Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
46
Bu kanunun
katılımcılığından bahsetti Sayın Ürün. Muhtarların ve sivil toplum örgütlerinin
belediye faaliyetlerine katılmalarının olası olduğunu söyledi; ama, muhtarlar ve
sivil toplum örgütleri, değerli milletvekilleri, belediye meclisi toplantılarına
katılamazlar, fikir ileri süremezler, ancak çağırıldıkları halde ihtisas
komisyonlarına katılabilirler. Bunun neresinde katılımcılık var, anlamak pek
mümkün değildir!
Coğrafya ve konu
olarak sınırlandırılmış olan bir yerel organın, bir genel organ olarak
konuşlandırılması, buna, bu tür görevler verilmesinin -başta söylediğim
gibi-Anayasaya aykırı olduğunu ifade etmek istiyorum.
İkili şekilde
düzenlenen Türkiye'nin idarî yapısı için, Anayasanın 126 ncı ve 127 nci
maddelerinde iki organ tarif edilmiştir. Bunlardan bir tanesi merkezî idaredir,
diğeri ise yerel yönetimlerdir, yerinden yönetimlerdir. Şimdi, bunların bir
kısmını Kamu Yönetimi Kanunu ve İl Özel İdaresi Kanunuyla yerinden yönetimlere
devrediyoruz.
Değerli arkadaşlar,
bir konuya dikkati çekmeye çalışıyorum. Sayın Ürün de belediyeci, ben de
yirmiiki sene belediye başkanlığı yaptım. Bugüne kadar hiçbir belediye
başkanının yetkili olmadığını "ben yetkili değilim" dediğini görmedim. Bakınız,
burada bir yanlışlık yapılıyor. Evet, merkezî idarenin bazı görevleri, yani,
genel ve ortak bir idarenin görevleri -doğrudur- yerinden yönetimlere, yerel
yönetimlere devrediliyor; ama, hangisine devrediliyor; il özel idarelerine
devrediliyor. İl özel idareleri ile belediyeler çok ayrı şey Sayın Ürün; yani,
burada, Belediye Kanunu konuşuluyor. Onun için, bu kanunla, çok kısıtlı,
imkânsızlıklar içerisinde çalışan belediyelerimize hiçbir şey getirilemiyor. Bu
kanunla belediye personelinin hakları düzenlenmiyor, bu kanunla belediye
gelirleri düzenlenmiyor; belediyeler, eski hamam eski tas, üstelik, bazı
görevleri de kendilerine tekrar yüklüyoruz. O nedenle "yeni bir devrim yaptık,
yenileştirdik, değiştirdik" demeyi, burada, doğru bulmuyorum. En devrimci
kanunun 1580 sayılı Kanun olduğunu tekrar ifade ediyorum.
Şimdi, bu kanunla
bazı belediyeleri de kapatıyoruz; nüfusu 2 000'den az olan yerlerin
belediyelerini kapatacağız değerli milletvekilleri, 353 tane belediye
kapatılacak. Peki, buralar ne olacak, bunların kazanılmış hakları ne olacak, bu
insanlar tekrar eski yönetime mi dönecekler? Bakın, köy ile belediyeler arasında
büyük farklar var; belediyeler bir demokrasi okulu...
SALİH GÜN (Kocaeli) -
Kapatamazlar, kapatamazlar.
BÜLENT BARATALI
(Devamla) - Eğer, bu kanun geçerse, Danıştayın da görüşünü alarak kapatacaklar
Sayın Başkan. O nedenle, bu konu için "yenilikçi", "devrimci", "değişimci",
"yeni bir düzenleme" demek çok doğru değil.
Bu kanun, aynı
zamanda hak getirmeyen, müktesep hakları da ortadan kaldıran bir kanun olarak
tarihe geçecektir; çünkü -buradan tekrar söylüyorum- bu kanunun geçmesiyle
beraber, bir yıl içerisinde eğer nüfuslarını -nasıl yükseltirler bilemiyorum-
yükseltemezlerse, 3 215 belediyeden 353'ü ortadan kaldırılacaktır. Bu, Anayasaya
aykırıdır. Bunlar seçimle kurulmuşlardır, bunları kanunla kaldıramazsınız.
Kaldırırsanız değerli arkadaşlar, tekrar, bu tasarruflar -yani, Bakanlar
Kurulunun yaptığı bu tasarruflar- yine, yürütmeyi denetleyen Danıştaydan geri
döner ve eski haline gelir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bir kez daha söylemeye çalışıyorum; bu yasanın 14 üncü
maddesiyle, mahallî ve müşterek ihtiyaçları gidermek için, merkezî idarenin
görevleri belediyelere verilmiştir. Bu da, Sayın Cumhurbaşkanımızın iade
gerekçesinde görüldüğü gibi, Anayasamızın 126 ve 127 nci maddelerine aykırıdır.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Baratalı, sözlerinizi tamamlayın.
Buyurun.
BÜLENT BARATALI
(Devamla) - Sözlerimi selamlama cümlesiyle bitirmek istiyorum.
Bu vesileyle, sorumlu
muhalefet anlayışımız gereği, yalnız 14 üncü maddede pürüz kalan ve başka
kanunlarla verilmeyen yetkileri kullandırmaya çalışan Belediyeler Kanununu bu
nedenle ertelemeyelim. Biraz sonra bir önerge vereceğiz; lütfen, önergemizi
destekleyin. Bu fıkrayı madde metninden çıkararak, Sayın Ürün'ün ifadesiyle,
belediyelerimizin, başkanlarımızın büyük bir coşkuyla, iştiyakla, heyecanla
beklediği kanun yürürlüğe girsin.
Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu ve şahsım adına Sayın Başkanı ve sayın milletvekillerini
saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Baratalı.
Sayın
milletvekilleri, 28 inci Birleşimin açılışında, çoğunluk sağlanamadığından,
elektronik cihazla yoklama yaptık. Bu yoklama sırasında hazır bulunmayan
arkadaşlarımız daha sonra Genel Kurulumuzu teşrif ettilerse, yok görünmemeleri
bakımından birer pusula gönderirlerse, herhalde, iyi olur. Bunu da hatırlatmış
oluyorum.
Şimdi, aynı madde
üzerinde şahsı adına söz isteği var; Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan.
Sayın Kandoğan,
süreniz 5 dakika.
ÜMMET KANDOĞAN
(Denizli)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Belediye Kanununun 14 üncü
maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu Kanun, 9.7.2004
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmüş ve kanunlaşmıştı. O
görüşmelerde de, bu kanunun ilgili maddeleri üzerinde çeşitli defalar söz aldım
ve görüşlerimi ifade ettim; ancak, üzerinden dört ay geçtikten sonra, Mecliste,
yeniden aynı kanunun görüşülüyor olması bizleri son derece üzüyor.
47
Meclisteki o
konuşmalarımızda, bu kanunun çeşitli maddelerinin Anayasaya aykırı olduğunu, hem
ben söyledim hem de Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri çok açık ve net bir
şekilde söylediler. Özellikle, bu 14 üncü maddeyle ilgili olarak, Anayasanın 126
ncı ve 127 nci maddelerine aykırı olduğu ifade edildi. Ancak, o gün, hem ben hem
CHP'li milletvekilleri bunları söylerken, AK Partili milletvekili
arkadaşlarımızın, bu kanunun bu maddelerinin Anayasaya aykırı olduğunu
söylediğimizde "nereden biliyorsunuz" şeklinde ifadeleri olmuştu. Ancak, gördük
ki, dört ay sonra, maalesef, Mecliste aynı kanunu ve bizim itiraz ettiğimiz
maddeleri yeniden görüşmek için buraya toplandık. Kamu yönetiminin ve kamu
hizmetlerinin temel ilkeleri ve yeniden yapılandırılmasıyla ilgili kanunda da
aynı gerekçeleri ileri sürdük "geliniz, bu Kanunun Anayasaya aykırı maddelerini
yeniden gözden geçirelim, buradan kanunlaşmadan evvel bunları düzeltelim"
şeklinde itirazlarımız oldu; ancak, bunlar da dinlenmemiştir.
Ne yazık ki -bunun
altını çizerek söylüyorum- cumhuriyet tarihi boyunca, Türkiye Büyük Millet
Meclisi tarafından kabul edilen 50 maddelik bir kanunun 22 maddesi,
Cumhurbaşkanı tarafından, tekrar görüşülmek üzere Meclise iade edilmiştir. 22
dönem, Parlamentoda, bir kanunun yarıya yakın maddesinin geri gönderilmesi
meselesi, bir kez bile görülmemiştir ve maalesef, Cumhurbaşkanımız tarafından,
bu, bu Meclise geri gönderilmiştir.
Şimdi, 14 üncü
maddeyle ilgili olarak, AK Partili milletvekili arkadaşlarımız, çıktılar, burada
konuştular "Cumhurbaşkanının geri gönderme gerekçelerini de gözönüne alarak,
biz, bu kanunda düzenleme yaptık" dediler; ancak, şunun altını çizmek istiyorum:
Bu kanunun geri gönderilme gerekçesinin Plan ve Bütçe Komisyonunca ve burada
konuşan AK Partili milletvekillerimizce ciddî bir şekilde değerlendirilmediği
inancındayım. Bu inanca nereden ulaştığımı sizlere anlatmak istiyorum.
Bakınız,
Cumhurbaşkanımız geri gönderme gerekçesinde şöyle diyor: "Yapılan düzenlemeden
kamu kurum ve kuruluşlarının görevli kılınması durumunda da belediyenin aynı
alandaki görevinin sona ermediği..." Burası çok açık; yani "münhasıran"
kelimesini madde metninden çıkarınca, Cumhurbaşkanının itiraz ettiği gerekçe
ortadan kalkmıyor. Bunu nereden anlıyoruz; hemen devamında, Sayın Cumhurbaşkanı
şöyle ifade ediyor: "Mühnasıran sözcüğüyle merkezî yönetimin görev ve yetki
alanının daha da daraltıldığı..." Yani, madde metniyle bir daraltılmadan
bahsediliyor, "münhasıran" sözcüğüyle bu daraltılma daha belirgin hale geliyor
diyor Sayın Cumhurbaşkanı. Öyleyse, biz, bu metinden "münhasıran" sözcüğünü
çıkarmakla, Sayın Cumhurbaşkanının itiraz ettiği gerekçeleri ortadan
kaldıramıyoruz. Bunu çok açık ve net bir şekilde söylüyorum. Aynı kanun bu
şekilde Meclisten geçecek olursa, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından tekrar Meclise
geri gönderilmesi kesinlikle söz konusudur. Bunu nereden çıkarıyorum; yine,
Cumhurbaşkanımız şöyle diyor: "Bu nedenle, incelenen yasanın 14 üncü maddesi,
Anayasanın 126 ve 127 nci maddelerindeki ilkelerle bağdaşmamaktadır."
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Kandoğan, lütfen konuşmanızı tamamlayınız.
ÜMMET KANDOĞAN
(Devamla) - Bu son cümle, bu kanunun, bu maddesinin tümünün Anayasaya aykırı
olduğunu ifade ediyor.
Sayın Halil Ürün Bey,
buradan "münhasıran ile ilgili bölümü kaldırdık" dediler; ancak, o bölüm, baştan
alınmış, madde metninin orta bölümüne yerleştirilmiş. Okuyorum: "Belediye,
kanunlarla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahallî müşterek
nitelikteki diğer görev ve hizmetleri de yapar ve yaptırır." Sadece "münhasıran"
kelimesi çıkmış, onun dışındaki bölüm, madde metninin içerisine aynen
yerleştirilmiş. Demek ki, bu bölüm madde metninden çıkarılmamış.
Değerli
milletvekilleri, ben, bu Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden
Yapılandırılması Hakkında Kanunda, İl Özel İdaresi Kanununda ve belediyelerle
ilgili kanunda bu hususların Anayasaya aykırı olduğunu ve bunların Sayın
Cumhurbaşkanından geri döneceğini ve böylelikle, milletimiz için hayatî önemi
haiz olan bu kanunların hayata geçirilmesinin zaman alacağını ifade etmiştim.
Zaman beni haklı çıkardı. Eğer, o gün, bu şekildeki değerlendirmeler gözönüne
alınmış olsaydı, belediyelerle ilgili kanun dört aydan beri yürürlükte olacaktı.
Kamu Yönetiminin
Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun dört aydan beri
yürürlükte olacaktı; ancak, bakınız, Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden
Yapılandırılması Hakkında Kanun, hâlâ Meclisin gündemine getirilemedi, il özel
idareleriyle ilgili kanun hâlâ Meclisin gündemine getirilemedi. Ben, yıllarca,
bu kanunların çıkması özleminde, inancında olan birisiydim. Bunu, geldim burada
bu kürsüde ifade ettim, tekrar ifade ediyorum: Belediye Kanunu, İl Özel İdaresi
Kanunu, Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında
ilgili Kanun mutlaka kanunlaşmalı, Meclisten geçmeli; ancak, tekrar ediyorum;
Anayasaya aykırılığı çok açıkça belirgin olan hükümler bu madde metinleri
içerisinde yer aldığı sürece bu kanunlar tekrar Sayın Cumhurbaşkanından geri
dönecektir.
Daha önceki
konuşmamda son cümlemi şöyle bağlamıştım: "Bu kanunlar belki bir daha Meclis
gündemine gelmeyecek, belki kanunlaşmayacak; vuslat bir başka bahara mı
kalacak." Tekrar ifade ediyorum: Eğer, bu şekilde, bu kanun da aynen
gönderilirse, ben iddia ediyorum ki, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından tekrar geri
gönderilecek ve bizler bu Belediye Kanununun ilgili maddeleri üzerinde tekrar
burada görüşmeler yapacağız. İl Özel İdaresi Kanununda da aynısı olacak, Kamu
Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanunda da aynı
şekilde yeniden görüşmelerimiz olacak ve böylelikle, milletimiz için çok önemli
olan bu kanunların hayata geçirilmesi zaman alacak, belki bu Parlamentoya nasip
olmayacak şeklindeki ifadelerimi bir kez daha ifade ediyor, sizleri sevgi ve
saygıyla selamlıyorum.
48
BAŞKAN- Teşekkür
ediyoruz Sayın Kandoğan.
Madde üzerindeki
konuşmalar tamamlanmıştır sayın milletvekilleri.
Madde üzerinde
verilmiş 2 önerge vardır.
Önergeleri önce geliş
sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık derecelerine göre işleme alacağım.
İlk önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 669
sıra sayılı Belediye Kanununun 14 üncü maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
"4562 sayılı Organize
Sanayi Bölgeleri Kanunu ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ve organize sanayi
bölgelerine tanınan yetki ve sorumluluklar bu kanun kapsamı dışındadır."
Arz ederiz.
Eyüp Fatsa Faruk
Çelik Sadullah Ergin
Ordu Bursa Hatay
Mevlüt Akgün Halil
Ürün Mustafa Elitaş
Karaman Konya Kayseri
Soner Aksoy Mücahit
Daloğlu Abdullah Veli Seyda
Kütahya Erzurum
Şırnak
Mehmet Ali Arıkan
Hasan Anğı Burhan Kılıç
Eskişehir Konya
Antalya
Nuri Çilingir
Manisa
BAŞKAN - İkinci
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
5215 sayılı Belediye Kanununun (669 sıra sayılı) Meclise gelen metindeki 14 üncü
maddenin 2 nci fıkrasının metinden çıkarılmasını teklif ederiz.
Bülent Baratalı
Yılmaz Kaya Ahmet Ersin
İzmir İzmir İzmir
Osman Özcan Mustafa
Özyurt
Antalya Bursa
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, bu okuttuğum önerge, en aykırı önerge olduğundan, işleme
alıyorum.
Komisyona soruyorum;
katılıyor musunuz?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN -
Katılmıyorsunuz.
Hükümet katılıyor mu?
İÇİŞLERİ BAKANI
ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümetin ve
Komisyonun katılmadığı önergenin sahipleri söz mü istiyorlar, yoksa, gerekçeyi
mi okutayım?
BÜLENT BARATALI
(İzmir) - Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın
Baratalı, buyurun.
Süreniz 5 dakika.
BÜLENT BARATALI
(İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kez daha saygılarımı
sunuyorum.
İlk konuşmamda
bahsettiğim gibi, bir kez daha, Türkiye'nin idarî yapısını anlatmak istiyorum.
Anayasanın 126 ncı ve 127 nci maddelerinde, Türkiye'nin idarî yapısı düalist
sisteme uygun olarak düzenlenmiştir; bir merkezî idare vardır, bir de mahallî
idareler vardır. Merkezî idare, bütün coğrafyada ve hiçbir konuya bağlı
kalmaksızın, genel, ortak ihtiyaçların giderilmesi için kurulmuştur. Bunun
görevlerinin kazuistik olarak sayılmasına gerek yoktur; çünkü, bütün coğrafyada
ve konuya bağlı olmaksızın görev yapan bir idaredir.
Yerinden yönetimler,
mahallî idareler ise, konu ve coğrafya olarak bağlı, kuruldukları yerde
organları seçimle teşekkül eden ve mahallî müşterek ihtiyaçları gidermekle
görevli olan idarelerdir. Yerel yönetimlerin bu tür görevlerle
görevlendirilmesi, yani, madde
49
metninden
çıkarılmasını istediğimiz şekilde görevlendirilmesi, Anayasanın Türkiye'nin
idarî yapısını düzenleyen 126 ncı ve 127 nci maddelerine aykırıdır. Sayın
Cumhurbaşkanı da, bunu, Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddelerinin kendisine
verdiği yetkilere dayanarak, bir kez daha görüşülmek üzere, tâlikî veto
yetkisiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermiştir.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen yasanın 3 maddesinden 3 üncüsünde
bizce de Anayasaya uygunluk sağlanmıştır. Geçici 4 üncü madde de, zaten, tekrar
getirilmemiştir. Şimdi, üzerinde konuştuğumuz 14 üncü maddedir. 14 üncü maddede
Sayın Cumhurbaşkanının üzerinde durduğu Anayasaya aykırılık endişeleri ve
gerekçeleri bizce ortadan kaldırılmamıştır. Biz, buna, az önce, sorumlu
muhalefet anlayışımız içinde, yasanın bir an önce yürürlüğe girmesine yönelik
olarak söylediğim gibi, Plan ve Bütçe Komisyonunda katkıda bulunmaya çalıştık ve
bu maddenin nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunda görüşlerimizi belirttik.
Ancak, Plan ve Bütçe Komisyonunda, ısrarla, Sayın Cumhurbaşkanının Anayasaya
aykırı bulduğu bu madde tekrar konuldu. Bu maddeyi bir kez daha sizlerin
bilgisine ve takdirine sunmak için okumak istiyorum: "Belediye, kanunlarla başka
bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahallî müşterek nitelikteki diğer görev
ve hizmetleri de yapar veya yaptırır."
Değerli
milletvekilleri, bu madde, içinden "münhasıran" kelimesinin çıkarılmasıyla bile,
Anayasaya uygun hale gelmemiştir. Muhtemeldir ki, eğer, bu okuduğum şekilde
geçerse, Cumhurbaşkanı bunu Anayasaya göre yayımlayacaktır; ama, Cumhuriyet Halk
Partisi, söylediğim ve karşı oy yazısındaki gerekçelerle, Anayasaya aykırılığı
konusunda tekrar Anayasa Mahkemesine gidecektir ve yine muhtemeldir ki, Anayasa
Mahkemesinden bu kanun iptal edilerek geri gelecektir. Sayın milletvekillerine
bunu bir kez daha anlatmak için önerge verdik ve bir kez daha söylüyorum; gelin,
maddeden bu bölümü çıkaralım ve Sayın Ürün'ün ifadesindeki gibi,
belediyecilerimizin heyecanla, büyük bir coşkuyla bekledikleri, büyük bir
coşkuyla bekledikleri, bütün beldelerin sorunlarını bir kerede, bir tılsımla
ortadan kaldıracak olan bu kanun yürürlüğe girsin diyorum.
Bu fıkranın maddeden
çıkarılmasını öneriyorum ve tekrar, sayın milletvekillerine saygı ve sevgilerimi
sunuyorum.
Teşekkür ederim Sayın
Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz.
Sayın
milletvekilleri, Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı, biraz önce gerekçesini
dinlediğimiz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Önerge kabul edilmemiştir.
İkinci önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 669
sıra sayılı Belediye Kanununun 14 üncü maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
"4562 sayılı Organize
Sanayi Bölgeleri Kanunu ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ve organize sanayi
bölgelerine tanınan yetki ve sorumluluklar bu kanun kapsamı dışındadır."
Arz ederiz.
Eyüp Fatsa (Ordu) ve
arkadaşları
BAŞKAN - Sayın
Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?..
İÇİŞLERİ BAKANI
ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.
EYÜP FATSA (Ordu) -
Gerekçeyi okutalım.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Türkiye Büyük Millet
Meclisinde 10.7.2004 tarihinde kabul edilen ve 23.7.2004 tarih ve 25531 sayılı
Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Büyükşehir Belediyesi Kanununun
"Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görev ve sorumlulukları"
başlıklı 7 nci maddesinin sonuna, büyükşehir belediyeleri ile 4562 sayılı Kanuna
göre kurulan organize sanayi bölgeleri arasında yetki kargaşası meydana
gelmemesi amacıyla yukarıda teklif edilen hüküm eklenmiş ve yasalaşmıştır.
Aynı amaçla buna
benzer bir hüküm, TBMM'de 9.7.2004 tarihinde kabul edilen 5215 sayılı Belediye
Kanununun "Belediyenin görev ve sorumlulukları" başlıklı 14 üncü maddesine de
eklenmiştir. Ancak, Cumhurbaşkanlığınca yeniden görüşülmek üzere iade edilen adı
geçen kanunun Plan ve Bütçe Komisyonunda tekrar görüşülmesi sırasında, söz
konusu hükmün metinden çıkarıldığı görülmüştür.
Organize sanayi
bölgelerinin 4562 sayılı Kanunla verilen yetkilerini kullanabilmesi ve çoğu
zaman sınır komşusu veya iç içe olan belediyeler ile OSB'ler arasında yetki
kargaşasına sebep olunmaması için, Büyükşehir Belediyesi Kanununda olan
yukarıdaki hükme Belediye Kanununda da yer verilmesi amaçlanmıştır.
50
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz, Komisyonunun ve Hükümetin katıldığı
önergeyi oylarınıza sunuyorum...
Komisyon katılmadı
mı?
SALİH KAPUSUZ
(Ankara) - Katıldı Sayın Başkan.
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)
- Bu önergeyle eklenecek fıkrayı Komisyon çıkardı.
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Sayın Başkan "katılıyorum" dedim ben.
BAŞKAN - Efendim,
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Şimdi, 14 üncü
maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Sayın
milletvekilleri, kanunun geçici 4 üncü maddesi de, Sayın Cumhurbaşkanınca bir
daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir; ancak, Komisyon, bu maddeyi metinden
çıkarmıştır. Bu maddenin yeniden metne eklenmesine dair bir önerge vardır.
Malumunuz olduğu
üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun, komisyon metninde
bulunmayan; ancak, tasarı veya teklifle çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin
değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler
üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı, İçtüzüğümüzün 87 nci
maddesinin dördüncü fıkrasında hükme bağlanmıştır.
Bu nedenle, önergeyi
okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, yani, 21 üyeyle
katılırsa, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun
salt çoğunlukla katılmaması halindeyse, önergeyi işlemden kaldıracağım.
SALİH KAPUSUZ
(Ankara) - Sayın Başkan, yerimden bir şey söyleyebilir miyim.
Her ne kadar
Başkanlık yeni bir madde gibi görse de, özü itibariyle, Komisyon tarafından
çıkarılan bir maddenin Genel Kurul tarafından tekrar konulmasıdır; ama, siz,
böyle uygun gördünüz. Bunu, kayıtlara geçmesi açısından, itiraz olarak ifade
ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ederim.
Başkanlık bu konuyu
öyle değerlendirmiştir.
Şimdi, önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 669
sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısına geçici 4 üncü madde olarak aşağıdaki
maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Sadullah Ergin Eyüp
Fatsa Halil Ürün
Hatay Ordu Konya
Soner Aksoy Hasan Ali
Çelik Alaettin Güven
Kütahya Sakarya
Kütahya
"Bu Kanunun yayımı
tarihine kadar memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka
bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde
çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun eködemede bulunan kamu
görevlileri hakkında idarî, adlî veya malî yönden herhangi bir yargılama ve
takibat yapılamaz, başlatılmış olanlar işlemden kaldırılır. Daha önce bu fiille
ilgili olarak kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükümleri de bütün sonuçlarıyla
birlikte ortadan kaldırılır."
BAŞKAN - Sayın
Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu? Komisyonun salt çoğunlukla
katılıp katılmadığını tespit etmek için, sayacağım.
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Salt çoğunluğumuz vardır; katılıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Evet, aranan
çoğunluk vardır.
Komisyon önergeye
salt çoğunlukla katılmış olduğundan, önerge üzerinde yeni bir madde olarak
görüşme açıyorum.
Söz isteyen var mı?
Yok.
Şimdi, bu önergeyi
yeniden okutup, işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 669
sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısına geçici 4 üncü madde olarak aşağıdaki
maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Sadullah Ergin
(Hatay) ve arkadaşları
"Bu Kanunun yayımı
tarihine kadar memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka
bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde
çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun eködemede bulunan
51
kamu görevlileri
hakkında idarî, adlî veya malî yönden herhangi bir yargılama ve takibat
yapılamaz, başlatılmış olanlar işlemden kaldırılır. Daha önce bu fiille ilgili
olarak kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükümleri de bütün sonuçlarıyla birlikte
ortadan kaldırılır."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Katılıyoruz.
BAŞKAN -
Katılıyorsunuz.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
- Sayın Başkan, oylamayla ilgili yerimden bir şey söyleyebilir miyim?
BAŞKAN - Sayın Topuz,
eğer bu maddeyle ilgili açıkoylama konusunu ifade edecekseniz, açıkoylama
yapacağım.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
- Hayır efendim.
BAŞKAN - Buyurun,
yerinizden ifade edin.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
- Sayın Başkan, önce şunu belirtmeliyim ki, İçtüzüğün 87 nci maddesi uyarınca
yaptığınız uygulama doğrudur; yani, ek bir maddenin buraya getirilebilmesi için,
komisyon metninde olmayan bir konunun getirilmesi gerekiyor; ki, siz bunu
uyguladınız, doğrudur, Sayın Salih Kapusuz arkadaşımızın ifade ettiği gerekçe
İçtüzüğe uygun bir gerekçe değildir; bunu belirtiyorum.
İkincisi, bu oylama,
af niteliğinde bir konuyla ilgili olduğu için, nitelikli çoğunluğu gerektiren
bir oylamadır. Hiç kuşku yok, burada, nitelikli çoğunluk aranacaktır; ancak,
yapacağınız oylama sırasında, cihazların çalışmaması nedeniyle, pusulayla
oylarını bildiren sayın milletvekillerinin salonda bulunup bulunmadığını tespit
etmeniz için, baştan, bir uyarı yapmak gereğini duydum; çünkü, geçmişte, bu
konuyla ilgili, hepimizi üzen bazı olayların olduğunu hep beraber biliyoruz.
Dikkat göstereceğinizi biliyorum; fakat, hatırlatma gereğini de duydum.
Söz verdiğiniz için
teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ederim Sayın Topuz.
Şimdi, İçtüzüğümüzün
92 nci maddesindeki -bu oylamayla ilgili- hükmü okuyorum: "Tasarı veya teklif
hakkında verilen genel veya özel af ilanını içeren değişiklik önergesinin kabulü
halinde, kabul için gerekli beşte 3 çoğunluğun tespiti için bu önergenin
oylanması açık oylama suretiyle tekrarlanır." Yani, önce, işarî oylamayla, bu
önergeyi oylarınıza sunacağım; ondan sonra, burada bahsedilen nitelikli
çoğunluğu arayan ikinci oylamayı yapacağım.
Önergeyi veren
arkadaşlarımız söz istiyor mu; yoksa, gerekçeyi mi okutalım?
EYÜP FATSA (Ordu) -
Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Konu hakkında
uygulamada idare ve Sayıştay dahil yargı makamlarının duraksamalı ve farklı
uygulamaları bulunmaktadır. Uygulamadaki farklılıkları gidermek ve 9.7.2004
tarih ve 5215 sayılı Belediye Kanununun, teklif edilen geçici 4 üncü maddenin
benzeri geçici 4 üncü maddesinin Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından geri
gönderme gerekçesinde, haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunanlar açısından
ifade edilen "hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine uygunluk" sağlamak üzere bu
maddenin düzenlenmesi gerekli olmuştur.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunacağım. Biraz önce gerekçesini
dinlediniz.
Önergeyi kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Sayın
milletvekilleri, şu anda işaret oyuyla kabul ettiğimiz önerge af ilanı
içerdiğinden, İçtüzüğün 92 nci maddesinin son fıkrasına göre -biraz önce okudum-
kabulü için beşte 3 çoğunluk; yani 330 oy şartını arayacağım.
Şimdi, beşte 3
çoğunluğun tespiti için elektronik cihazla açıkoylama yapacağım.
Oylama için 5 dakika
süre vereceğim. Bu süre içerisinde cihaza giremeyen üyelerin oy pusulalarını
ilgililer vasıtasıyla Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Vekâleten oy
kullanacak Sayın Bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandıklarını
açıkça belirtmek suretiyle oylarını kullanabilirler.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
- Sayın Başkan, kabul veya ret konusunda bir açıklama yapmadınız.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, biraz önce Sayın Topuz'un da ifade ettiği gibi, pusula gönderen
milletvekillerimiz salondan ayrılmasınlar, ayrı ayrı kontrol edeceğim.
ALİ TOPUZ (İstanbul)
- Kabul oylarının nitelikli çoğunluk olarak aranacağını ifade ediyorsunuz değil
mi? Efendim, zapta geçmesi için ifade ediyorum.
BAŞKAN - Efendim,
kabul oyu elbette 330 olacak; yasanın aradığı şart budur.
52
Buyurun.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, şimdi, pusula göndermek suretiyle oylarını kullananların
isimlerini okuyacağım; lütfen, Genel Kurulda hazır olduklarını bildirsinler.
Sayın Hüsnü Ordu?..
Burada.
Sayın Mustafa
Zeydan?.. Burada.
Sayın Gürsoy Erol?..
Sayın Şükrü Ayalan?..
Burada.
Sayın Mehmet Zekai
Özcan?.. Burada.
Sayın Sabahattin
Yıldız?..
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - Sayın Başkan, yok; komisyonda da yoktu.
BAŞKAN - Sayın Orhan
Erdem?.. Burada.
Sayın Orhan Yıldız?..
Burada.
Sayın Kerim Özkul?..
Burada.
Sayın Mehmet Ali
Bulut?.. Burada.
Sayın Faruk Koca?..
Burada.
Sayın Mustafa Ataş?..
Burada.
Sayın Mücahit
Daloğlu?.. Burada.
Sayın Maliki Ejder
Arvas?.. Burada.
Sayın Eyüp Ayar?..
Burada.
Sayın Tevfik Akbak?..
Burada.
Sayın Mustafa
Elitaş?.. Burada.
Sayın Sadık Yakut?..
Burada.
Sayın Vahit
Kirişçi?..
Sayın Sabahattin
Yıldız?..
Sayın
milletvekilleri, 669 sıra sayılı kanun tasarısına geçici 4 üncü madde
eklenmesine ilişkin önergenin açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı
: 387
Kabul : 330
Ret : 57 (x)
(AK Parti
sıralarından alkışlar)
Böylece, madde,
yasanın aradığı çoğunlukla kabul edilmiştir.
Bu madde kabul
edildi; ancak, geneli oylanacak.
Sayın
milletvekilleri... Değerli arkadaşlar, beni dinlerseniz, çok daha kısa sürede bu
yasanın oylamasını yaparız ve evlerimize gideriz... Arkadaşlar, lütfen beni
dinleyin.
Şimdi, yasanın
genelinin oylanmasından önce, İçtüzüğümüzün 86 ncı maddesine göre, oyunun
rengini belli etmek için, aleyhte söz isteği var.
İzmir Milletvekili
Sayın Ahmet Ersin, size, oyunuzun rengini belli etmek üzere söz veriyorum;
buyurun.
AHMET ERSİN (İzmir) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bir yasa çalışması
yaparken, son anda getirilen bir önergeyle, yeni bir madde ihdas ederek, Sayın
Başbakan dahil, birçok belediye başkanını soruşturmalardan kurtardınız.
İnşallah, bu yasa, daha öncekilerde olduğu gibi, yine Anayasa Mahkemesinden
döner.
Sayın
milletvekilleri, iki yıldan beri bu çatı altındayız, bu kutsal çatı altında
görev yapmaya çalışıyoruz ve iki yıldan beri yasa çıkarıyoruz; ancak,
çıkardığımız yasalar...
Sayın Başkan,
söylediğimi ben duyamıyorum ki, arkadaşlar nereden anlasınlar!..
Biz, Sayın Başkan
sükûneti sağlasın diyoruz; ama, aslında Sayın Başkan sükûneti bozuyor...
BAŞKAN - Sayın Ersin,
siz Genel Kurula hitap edin.
Buyurun.
53
AHMET ERSİN (Devamla)
- Sayın milletvekilleri, bu kutsal çatı altında birçok yasa çıkardık. Bu
yasaların Anayasaya aykırı olacağını, olduğunu, birçok kez dile getirdik. Hemen
hemen her getirilen tasarıda özellikle hükümet tasarısında, Anayasaya aykırılık
iddiasında bulunduk ve sonuçta, bizim dediğimiz gibi, Anayasa Mahkemesi bu
yasaları iade etti.
Aslına bakarsanız,
hükümet, sadece yasa hazırlamaktaki acemiliğini ortaya koymakla kalmıyor, kendi
çıkardığı yasalara, yönetmeliklere kendisi uymuyor.
Bir örnek vereyim
size, güncel bir örnek: Şimdi, 11 Aralıkta, biliyorsunuz, federasyon başkanları
seçimi var, 39 federasyon başkanının seçimi var. Şimdi, bununla ilgili bir
yönetmelik çıkardı Sayın Bakan. Bu yönetmeliği, gerçi, burada, Genel Kurulda
inkâr etti "biz böyle bir düzenleme yapmadık" dedi. "Düzenleme yapmadık" dediği
konu da şu: Eski yönetmelikte, federasyon başkanlarının yükseköğrenimli olması
ve yabancı dil bilmesi önde gelen koşullardanken, bu yeni yönetmelikle bu
koşullar kaldırıldı, öğrenim düzeyi liseye indirildi. Bunu sorduğumda, Sayın
Bakan "biz böyle bir düzenleme yapmadık" dedi. Tabiî, Sayın Bakanın ya çıkardığı
yönetmelikten haberi yok ya da bizi yanıltmak için böyle bir söylemde bulundu.
Şimdi, bu yönetmeliğe
de uygun davranmıyorlar sayın milletvekilleri. Yani, örnek olarak söylüyorum
bunları; hükümetin, kendi çıkardığı yasalarla, yönetmeliklerle çeliştiğini
anlatmak bakımından söylüyorum.
Şimdi, zaten, bu
başkanlık seçimlerinden önce, 60 ilin il müdürü değiştirildi, onların yerine,
belediyelerden atamalar yapıldı. Bunları bir yana bırakalım; örneğin,
yönetmeliğin 6 ncı maddesinin (b) bendinin (h) fıkrasına aykırı bir biçimde,
düzmece kulüpler ihdas edildi, kurduruldu, tescil edildi, onların delegelerini
kendi hanelerine yazdırmak için. Esasen, Sayın Bakanlığın, Genel Müdürün, her
branşta bir adayı var; yani, işin özelliği bu; her branşta adayı var; 39 branşta
39 adayı var.
Şimdi, bu yönetmelik
gereğince yapılması gereken bu seçimlere, maalesef, siyasî baskılar neticesinde,
federasyon başkanlıkları seçimine siyasî baskılar uygulanarak avantaj sağlanmaya
çalışılıyor. Bunu nereden biliyorum; bunu şuradan biliyorum: Gençlik ve Spor
Genel Müdürlüğü bünyesinde 2 genel müdür yardımcısı, 2 daire başkanından oluşan
bir komite oluşmuş. Bu komite, il müdürleri ve şube müdürlerine baskı yapıyor.
Bizim dediğimiz adaya şu kadar oy çıkarırsanız mesele yok; ama, çıkaramazsınız
sizi görevden alırız diye baskı yapıyorlar; yani, spora siyaset bulaştırmanın
bundan daha açık bir şeyi olamaz.
Şimdi, biz,
futboldaki olumsuzlukları, kirlilikleri arındırmaya çalışıyoruz; ama, sporun
içine çeteyi bunlar sokuyorlar. Tam bir çeteleşme var. Bu 39 federasyon
başkanının seçimiyle ilgili, sayın milletvekilleri, Bakanın ve hükümetin
gözetimi altında bir çete oluştu. Bu çete, bütün il müdürlerine, şube
müdürlerine telefonlar ederek, baskılar kurarak, kendi adaylarının,
destekledikleri adayların seçilmesi konusunda çalışma yapıyor. Bunu Meclisimizin
ve Sayın Bakanın, eğer haberi yoksa -ki, mutlaka vardır; onun haberi olmadan bir
şey yapılamaz- bilgisine sunuyorum.
Değerli
milletvekilleri, bugün kabul ettiğiniz bu yasaya, üzülerek söyleyeyim, aleyhte
oy vereceğim ve benim vereceğim aleyhte oy -sanıyorum- inşallah, Türkiye için
hayırlı olur ve sizin de verdiğiniz kabul oylarının -umuyorum- Anayasa
Mahkemesinden dönme ihtimali yüksek.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Ersin.
Sayın
milletvekilleri, yine, İçtüzüğün 86 ncı maddesi gereğince, oyunun rengini belli
etmek üzere söz isteği var.
Lehte görüşlerini
belli etmek üzere, Konya Milletvekili Sayın Halil Ürün söz istemiştir.
Buyurun Sayın Ürün.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
HALİL ÜRÜN (Konya) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan Belediye Kanunu, az önce
ifade ettiğimiz gibi, gerçekten, toplam 3 215 belediyenin tamamının bir
beklentisidir, bir talebidir. Bunların arasında bağımsız belediyelerimiz var,
Cumhuriyet Halk Partisine mensup belediyelerimiz var, Milliyetçi Hareket
Partisine ait belediyelerimiz var, Anavatan Partisine ait belediyelerimiz var.
Elbette, bu belediyelerimizin çoğunluğunu AK Parti teşkil ediyor. AK Partili
belediyeler, nüfus bazında, yüzde 75-80 civarına tekabül ediyor. Bunlar, bu
talepleri, bu hizmetleri yerinde karşılamak üzere, halkın ortak beklentisi,
halkın ortak arzusudur. Bu arzu, hepimizin arzusu olmalıdır. Eğer, biz, halkı
temsil ediyorsak, iktidarıyla muhalefetiyle, halkın beklentilerine bizim Meclis
olarak da cevap vermemiz lazım. Bu kanun değil sadece; elbette, İl Özel
İdareleri Kanunu, Kamu Yönetimi Temel Kanunu ve yürürlüğe sokulan Büyükşehir
Belediyeleri Kanunu ve daha devamında, belki kısa bir süre içerisinde hazırlanıp
gelecek olan Gelirler Kanunu Tasarısı, Köy Kanunu Tasarısı ve çeşitli diğer
kanunlar.
Ülkeyi merkezden
yönetmenin ülkeye nasıl ciddî faturalar getirdiğini geçmiş dönemlerden hepimiz
biliyoruz. Geçmiş dönemleri görerek, geçmiş dönemlerin sıkıntılarını görerek,
geçmiş dönemin bize yüklediği birtakım faturaları görerek milletin nasıl cevap
verdiğini, gerek 3 Kasım seçimleri gerekse 28 Mart seçimleri ortaya koydu. Bizim
arzumuz, milletle ters düşmemektir, milletin gönlünde var olan duyguyu burada
seslendirmek; bunu mevzuata dökmek, o doğrultuda düzenlemeler yapmaktır. Asıl
demokrasi de budur. Demokrasinin gereği, elbette sadece çoğunluğun bir idaresi,
bir hükmü, her şeye hâkim olması demek olmadığı gibi, kayıtsız ve şartsız
azınlığın çoğunluğa hükmetmesi de değildir. Demokrasi bir uzlaşma rejimiyse,
demokrasi, meseleleri uzlaşma planında, platformunda ele alıp, görüşüp karara
bağlamaksa, biz, tabiî ki Meclis olarak, bu kararı burada almak için bir
aradayız.
54
Muhalefet sözcüsü
arkadaşlarımızın ifade ettikleri pek çok husus oldu; âdeta, belediyelerimizi
sanki zora koşacakmışız gibi ifadeler geldi. Tam tersine, belediyelerimiz, bu
kanunun çıkışıyla birlikte rahatlayacaklardır, belediyelerimiz daha rahat karar
alabilme imkânlarına kavuşmuş olacaklardır ve yerel birtakım şartları, yerel
birtakım imkânları hayata geçirmek konusunda bu düzenlemeler onlara yarar
getirecek, onlara fayda sağlayacaktır.
Dolayısıyla, bu
kanunun mutlaka bu Meclisten geçirilmesi gerekiyor ve bu kanun, elbette, geçmiş
dönemlerde birçok çaba ve gayretler sarf edildiği halde, Meclislere geldiği
halde kadük olan düzenlemelerin bir esasını, bir cüzünü teşkil ediyor. Geçmiş
dönemde bu olmadı. İlk defa, bu şans, bu Meclise, bu Parlamentoya düştü; yani,
sizlere, bizlere düştü. Dolayısıyla, ister istemez hepimiz bu kanunun çıkması
doğrultusunda oylarımızı kullanacağız. Elbette, AK Parti Grubu olarak biz de bu
kanunun çıkması doğrultusunda oyumuzu kullanacağız. Bizim aldığımız karar da bu
doğrultudadır. Bunu yaparak, biz, halkın arzularının, çok kısa sürede,
Ankara'ya, merkezî yönetime bağlı olmadan, bağımlı olmadan karşılanması imkânını
getirmiş oluyoruz. Bu imkâna bütün halkımız katılıyor.
Ben, gerçekten,
burada, biraz önce muhalefet sözcüsü bazı arkadaşlarıma da söyledim; dedim ki:
Siz, bu kanuna karşı çıkıyorsunuz. Evet, yer yer, zaman zaman, mantığınıza,
kafanıza uymayan hususlarda elbette karşı çıkacaksınız muhalefet olarak; bizim,
buna saygımız var...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ürün,
tamamlarsanız...
HALİL ÜRÜN (Devamla)
- ...ama, siz, kendi belediyelerinizin de bu kanundan istifa edebileceğini
görerek, burada onları temsil ettiğinize göre, kendi seçmeninizi temsil
ettiğinize göre -seçmeninizin de beklentisidir bu- mutlaka bu kanuna olumlu
yönde bakmanız ve olumlu doğrultuda oylarınızı kullanmanız gerekir diye
tavsiyemi yaptım âcizane; ama, tabiî ki, saygı duyulur; takdirleri neyse onu o
şekilde kullanacaklardır; fakat, kendi belediyelerine nasıl cevap verecekler,
onlarla yüzleştikleri zaman ne söyleyecekler; doğrusu, merak ediyorum.
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)
- Ne alakası var!..
HALİL ÜRÜN (Devamla)
- Biz, kendi belediyelerimize, bu kanunun çıkışıyla alakalı, bu kanundaki var
olan çeşitli yetkilerin onlara devriyle alakalı ciddî manada sözler verdik ve
bunu yerine getiriyoruz. Kendi programımızda da bu var. Kendi çalışmalarımızı da
buna göre hazırladık. Esas aldığımız husus, yerinden yönetim ilkelerinin hayata
geçirilmesidir. Bunun, ülkemizin gerçek anlamda çıkarlarıyla doğrudan doğruya
ilgisi vardır.
SALİH GÜN (Kocaeli) -
Vatandaş için işkence bu!
HALİL ÜRÜN (Devamla)
- Parti çıkarlarını gözetmeksizin bu Meclisten kanun çıkarmamız lazım. Bizim, AK
Parti olarak, yapmakta olduğumuz da budur. Biz, ülke çıkarlarını parti
çıkarlarının üzerinde görüyoruz. Dolayısıyla, bu anlamda kanun çıkarmaya
çalışıyoruz.
Burada görüşmekte
olduğumuz ve biraz sonra oylaması yapılacak olan madde de bununla ilgilidir. Bu
madde de ülkemizin çıkarlarına ve halkımızın çıkarlarına uygun olan bir
maddedir. Dolayısıyla, biz, bu doğrultuda oyumuzu olumlu kullanacağız. Ben, bu
hususta, sizlere, bu bilgileri vermiş oldum.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Ürün.
86 ncı maddeye göre,
lehte ve aleyhte konuşmalar yapıldı.
Şu anda hükümet adına
bir söz isteği var.
Başbakan Yardımcımız
Sayın Mehmet Ali Şahin, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)
- Sayın Başkan, hükümet adına konuşulacaksa, hükümet adına İçişleri Bakanı
oturuyor!..
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Değerli Başkanım, saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım; biraz önce kişisel görüşlerini ifade etmek ve oyunun
rengini belli etmek için söz isteyen İzmir Milletvekili arkadaşımız Sayın Ahmet
Ersin Bey, bu haftanın sonunda yapılacak olan federasyon seçimlerinden
bahsederek, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünde, Genel Müdürün başkanlığında ve
Genel Müdür Yardımcılarından oluşan bir çete kurulduğunu iddia etti. Bu, çok
ciddî bir iddiadır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin herhangi bir kurumunda görev
yapan kişileri çetelikle suçlamak, sanıyorum, biraz düşünülerek ifade edilmesi
gereken bir sözdür diye değerlendiriyorum. Kuşkusuz ki, Sayın Ersin, bu sözün ne
anlama geldiğini ve ne gibi sonuçlara yol açacağını, konuşurken düşünmüştür.
Şunu ifade edeyim ki,
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğündeki arkadaşlar, yasalar çerçevesi içerisinde
görevlerini en iyi şekilde yapmanın gayreti ve çabası içerisindedirler.
Federasyon
seçimlerine siyasetin karıştırıldığı iddiası, tamamen gerçekdışıdır. Defalarca
açıkladım, spordan sorumlu bir bakan arkadaşınız olarak, hiçbir seçimle ilgili,
benim bir adayı desteklemem, adayları desteklemem, bu konuda bir tavır
belirlemem söz konusu olamaz. Hep şunu söyledim: Ben, Bakan olarak tarafsız bir
konumdayım; her aday arkadaşımız bana eşit yakınlıkta ve eşit
55
uzaklıktadır.
Adaylardan benimle görüşme talebinde bulunanlar oldu, randevu isteyenler oldu;
hiçbiriyle görüşmedim; çünkü, görüşüldüğü takdirde farklı yorumlara yol
açacağını biliyordum; ama, şunu basın aracılığıyla tüm spor kamuoyuna duyurdum
ve dedim ki: Tüm adaylar bizim adaylarımızdır. Oy kullanacak olan delegeler kimi
tercih ederse, kimi seçerse, ben Bakan olarak o arkadaşımla çalışırım. Şu anda
da huzurunuzda bunu teyit ediyorum. Bunun dışında başka bir sözümüz, beyanımız
ve icraatımız asla olamaz. Biz, spora siyaseti karıştırmama noktasında çok
titiziz; ama, Sayın Ersin'den de bu titizliği göstermesini isteriz.
Federasyon
seçimlerine birkaç gün kala sürekli olarak "federasyon seçimlerine siyaset
karışıyor" diye iddia etmek ve beyanda bulunmak, asıl, seçimlere siyaset
karıştırmaktır. Ben hiçbir federasyon başkan adayıyla görüşmedim. Sayın Ersin,
herhalde bunlardan bir kısmıyla görüşüyor, bir kısmını destekliyor. (AK Parti
sıralarından alkışlar) Böylece, federasyon seçimlerine siyaseti bizzat kendisi
sokuyor; farkında değil.
Bu açıklamayı Yüce
Heyetin huzurunda Genel Kurulumuzda ifade etmeyi bir görev bildim. Çete
suçlaması çok ciddî bir iddiadır. Bunun muhatapları, kuşkusuz ki, yasal
çerçevede gereken neyse yapacaklardır; ama, bu sözü söyleyen de sonuçlarına
katlanacaktır.
Saygılar sunuyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Sayın
milletvekilleri...
AHMET ERSİN (İzmir) -
Sayın Başkan, benim...
BAŞKAN - Sayın Ersin,
bir dakikanızı rica edeyim. Bakınız, siz, oyunuzun rengini belirtmek üzere
aldığınız sözde bir konuya değindiniz...
AHMET ERSİN (İzmir) -
Söylediklerimi çarpıtarak söylüyor Sayın Bakan.
BAŞKAN - Bir dakika
efendim, müsaade eder misiniz...
Elbette ki, milletin
kürsüsünde, bazı ölçüler içerisinde, konunun dışında da bazı konular
açıklanabilir; ancak, Sayın Bakan, ciddî manada bir iddia olduğunu ifade ederek,
bunu bir sataşma olarak kabul edip talepte bulundu ve çok kısa açıklamada
bulundu.
Böylece, oylamaya
geçeceğim, bu meseleyi şimdilik kapatıyorum.
Teşekkür ederim.
AHMET ERSİN (İzmir) -
Sayın Başkan, buradan söyleyeyim o zaman; Sayın Bakanın anladığı anlamda bir şey
söylemedim ben.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, bildiğiniz gibi, geçici 4 üncü madde, İçtüzüğümüzün 92 nci
maddesine göre, nitelikli çoğunluk arandığından ve af niteliğinde olduğundan, bu
çoğunluk aranarak oylanmış, çoğunluk bulunmuş ve madde kabul edilmiştir.
Yine, İçtüzüğümüzün
92 nci maddesine göre, yasa içerisinde nitelikli çoğunluğu gerektiren maddelerin
bulunması halinde, o yasanın tümünün oylanmasında da, yine, nitelikli çoğunluk
aranmaktadır.
Şimdi, kanunun tümünü
oylarınıza sunacağım ve elektronik cihazla açıkoylama yapacağım; ancak, bu
oylamada da yine nitelikli çoğunluk, yani, 330 kabul oyunu arayacağım.
Şimdi, cihaza
giremeyen arkadaşlarımız, oy pusulalarını oylarının rengini belirterek
Başkanlığa ulaştırabilirler. Yine, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var
ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve
soyadı ile imzasını taşıyan oy pusulasını Başkanlığa ulaştırmalarını rica
ediyorum. Bu konuyu da böylece arz etmiş oldum.
Sayın
milletvekilleri, eğer oy pusulasıyla oy kullanıyorsanız ve oylamanın sonunda
sizi aradığımız zaman bulunmazsanız, oyunuz geçerli olmaz. Onun için, oylamanın
sonuna kadar beklemeniz gerekiyor. Sayın milletvekilleri, tekrar ifade ediyorum,
pusulayla oy kullanan arkadaşlar gitmesinler.
Şimdi, yasanın tümünü
oylarınıza sunuyorum.
Oylama için 5
dakikalık süre veriyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, pusulayla oy kullanan milletvekillerinin Genel Kurulda olup
olmadıklarını arayacağım.
Sayın Ali Yüksel
Kavuştu?.. Burada.
Sayın Faruk Özak?..
Burada.
Sayın Sadık Yakut?..
Burada.
Sayın Hüsnü Ordu?..
Burada.
Sayın Gürsoy Erol?..
Burada.
Sayın Cemal Kaya?..
Burada.
Sayın Faruk Koca?..
Burada.
56
Sayın Mustafa
Zeydan?.. Burada.
Sayın Agâh Kafkas?..
Burada.
Sayın İrfan Rıza
Yazıcıoğlu?.. Burada.
Sayın Mustafa Ataş?..
Burada.
Sayın Şükrü Ayalan?..
Burada.
Sayın Ejder Arvas?..
Burada.
Sayın Orhan Erdem?..
Burada.
Sayın Sabahattin
Cevheri?.. (AK Parti sıralarından "Plan ve Bütçe Komisyonunda" sesleri) Plan ve
Bütçe Komisyonunda.
BÜLENT BARATALI
(İzmir) - Sayın Başkan, Plan ve Bütçe Komisyonu çalışmalarına saat 20.30'da
başlayacak.
BAŞKAN - Sayın Mikail Arsla