Türkiye Büyük
Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 2. Yasama Yılı
5. Birleşim 09/Ekim /2003 Perşembe
Formun
Üstü
Formun
Altı
Tutanak toplam
39 sayfadır.
DÖNEM : 22 CİLT : 27
YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
5 inci Birleşim
9 Ekim 2003 Perşembe
İ Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- YOKLAMA
IV.- BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI
KONUŞMALAR
1. - Çorum
Milletvekili Murat Yıldırım'ın, Çorum'un demiryolu ve havaalanı problemlerine ve
alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı
konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın
cevabı
2. - Kırşehir
Milletvekili Hüseyin Bayındır'ın, Türkiye'nin genel ekonomik durumu ve bu
durumun halkın günlük yaşantısına yansımalarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener'in cevabı
3. - Konya
Milletvekili Ahmet Işık'ın, Konya İlindeki birkısım
projelerin hayata geçirilmesinin önemine yönelik gündemdışı konuşması
V. - SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARA ÜYE
SEÇİMİ
1. - (10/70) esas
numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine seçim
VI. - KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. - Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
2. - Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)
3. - Bilgi Edinme
Hakkı Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Adalet Komisyonları Raporları
(1/632) (S. Sayısı: 248)
VII. - SORULAR VE
CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE
CEVAPLARI
1
1. - İzmir
Milletvekili Hakkı Ülkü'nün, Diyanet İşleri Başkanlığından diğer kamu
kurumlarına yapılan naklen atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet
Aydın'ın cevabı (7/906)
2. - Sıvas Milletvekili Nurettin Sözen'in, bazı yasama
faaliyetlerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent
Arınç'ın cevabı (7/1030)
3. - Ankara
Milletvekili Yakup Kepenek'in, ABD Başkanı ile yaptığı görüşme hakkında basında
çıkan haberlere ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül'ün cevabı (7/1038)
2
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 15.00'te açılarak iki oturum yaptı.
Mardin Milletvekili
Mehmet Beşir Hamidi,
Güneydoğu Anadolu Projesine,
Denizli Milletvekili
Mustafa Gazalcı, Dünya Öğretmenler Gününe,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Aydın Milletvekili
Özlem Çerçioğlu'nun, KOBİ'lerin önemi, sorunları ve alınması gereken tedbirlere
ilişkin gündemdışı konuşmasına, Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali Coşkun, cevap verdi.
Ürdün Senato Başkanı
Zaid Al-Rifai'nin resmî
davetine icabetle, Ürdün'e,
Uluslararası
Demokrasi Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Lord Russel Johnston'ın resmî davetine
icabetle, 4 üncü Rodos Doğu Akdeniz Bölgesi Genç Parlamenterler Konferansına
katılmak üzere, Rodos'a,
Gidecek Parlamento
heyetlerine ilişkin Başkanlık tezkereleri, Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Antalya Milletvekili
Nail Kamacı'nın (6/302),
Denizli Milletvekili
Mehmet Uğur Neşşar'ın (6/309), (6/341) ve (6/416),
Muğla Milletvekili
Ali Arslan'ın (6/379),
Kars Milletvekili
Selami Yiğit'in (6/521),
Esas numaralı sözlü
sorularını geri aldıklarına ilişkin önergeleri okundu; sözlü soruların geri
verildiği bildirildi.
Gündemin "Sözlü
Sorular" kısmının:
1 inci sırasında
bulunan (6/260),
3 üncü " " (6/263),
5 inci " " (6/270),
6 ncı " " (6/274),
7 nci " " (6/275),
8 inci " " (6/277),
9 uncu " " (6/278),
10 uncu " " (6/281),
11 inci " " (6/282),
12 nci " " (6/284),
13 üncü " " (6/285),
14 üncü " " (6/286),
15 inci " " (6/287),
16 ncı " " (6/288),
17 nci " " (6/291),
18 inci " " (6/296),
19 uncu " " (6/297),
20 nci " " (6/298),
21 inci " " (6/299),
22 nci " " (6/300),
23 üncü " " (6/301),
25 inci " " (6/303),
26 ncı " " (6/304),
27 nci " " (6/305),
28 inci " " (6/306),
29 uncu " " (6/308),
31 inci " " (6/310),
32 nci " " (6/314),
33 üncü " " (6/315),
34 üncü " " (6/316),
3
35 inci " " (6/317),
36 ncı " " (6/318),
37 nci " " (6/319),
38 inci " " (6/320),
39 uncu " " (6/321),
40 ıncı " " (6/322),
41 inci " " (6/325),
42 nci " " (6/326),
43 üncü " " (6/327),
44 üncü " " (6/328),
45 inci " " (6/329),
46 ncı " " (6/330),
47 nci " " (6/332),
48 inci " " (6/333),
49 uncu " " (6/334),
50 nci " " (6/335),
51 inci " " (6/336),
52 nci " " (6/337),
53 üncü " " (6/338),
54 üncü " " (6/339),
56 ncı " " (6/342),
57 nci " " (6/343),
58 inci " " (6/345),
59 uncu " " (6/346),
60 ıncı " " (6/347),
61 inci " " (6/348),
62 nci " " (6/349),
63 üncü " " (6/353),
64 üncü " " (6/354),
65 inci " " (6/355),
66 ncı " " (6/356),
67 nci " " (6/357),
68 inci " " (6/358),
69 uncu " " (6/359),
70 inci " " (6/360),
71 inci " " (6/361),
72 nci " " (6/362),
Esas numaralı
sorular, ilgili bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi.
2 nci sırasında bulunan (6/261),
4 üncü " " (6/269),
Esas numaralı sözlü
sorulara, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun cevap verdi; (6/261) esas numaralı
soru sahibi de karşı görüşünü açıkladı.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında
bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin
Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında (1/521) (S. Sayısı: 146),
2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin (1/523) (S. Sayısı: 152),
Kanun Tasarılarının
görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz
gelmediğinden, ertelendi.
4
4 üncü sırasında
bulunan, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının(1/632) (S. Sayısı: 248) 5 inci
maddesine kadar kabul edildi.
CHP İstanbul
Milletvekili Ali Topuz, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz'un AK Parti Grubu adına yaptığı konuşma sırasında
partisine sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.
9 Ekim 2003 Perşembe
günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.03' te son verildi.
Sadık Yakut
Başkanvekili
Ahmet Küçük Suat
Kılıç
Çanakkale Samsun
Kâtip Üye Kâtip Üye
5
No. : 7
II. - GELEN KÂĞITLAR
9 Ekim 2003 Perşembe
Rapor
1. - İmar Kanunu ile
İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785
Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma
ve Turizm Komisyonları Raporları (1/624) (S. Sayısı : 267) (Dağıtma tarihi :
9.10.2003) (GÜNDEME)
Yazılı Soru
Önergeleri
1 .- İstanbul
Milletvekili Emin Şirin'in, 4811 ve 4876 sayılı kanunların uygulanmasına ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1259) (Başkanlığa geliş tarihi :
8.10.2003)
2. - İstanbul
Milletvekili Emin Şirin'in, 4959 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1260) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.2003)
3. - İstanbul
Milletvekili Emin Şirin'in, BDDK tarafından el konulan bankaların mal
varlıklarına ve yöneticilerine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından
(Abdüllatif Şener) yazılı soru önergesi (7/1261)
(Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.2003)
Geri Alınan Yazılı
Soru Önergesi
1. - Manisa
Milletvekili Hasan Ören'in, Bağ-Kur sigortalılarının borçlarının yeniden
yapılandırılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesini 9.10.2003 tarihinde geri almıştır. (7/1255)
6
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
9 Ekim 2003 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER : Suat
KILIÇ (Samsun), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 5 inci Birleşimini açıyorum.
III. - Y O K L A M A
BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağım.
Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını,
teknik personel aracılığıyla 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Sayın
milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, 7 Ekim 2003
tarihli 3 üncü Birleşimde yapılan kapalı oturuma ait tutanak özetinin, İçtüzüğün
71 inci maddesine göre okunabilmesi için kapalı oturuma geçmemiz gerekmektedir. Bu nedenle, sayın milletvekilleri
ile Genel Kurul salonunda bulunabilecek yeminli stenograflar ve yeminli
görevliler dışındakilerin salonu boşaltmalarını rica ediyorum.
Tutanak özeti
okunduktan sonra açıkoturuma geçilecek ve görüşmelere
devam edilecektir.
Sayın İdare
Amirlerinin bu konuda yardımcı olmalarını ve salon boşaltıldıktan sonra
Başkanlığa haber vermelerini rica ediyorum.
Kapalı oturuma geçmek üzere birinci oturumu kapatıyorum.
Kapanma Saati : 15.06
İKİNCİ OTURUM
(Kapalıdır)
7
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati : 15.22
BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER : Suat
KILIÇ (Samsun), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 5 inci Birleşiminin kapalı oturumundan sonraki Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk
söz, Çorum'un demiryolu ve havaalanı problemiyle ilgili söz isteyen, Çorum
Milletvekili Murat Yıldırım'a aittir.
Buyurun Sayın
Yıldırım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
IV. - BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI
KONUŞMALAR
1. - Çorum
Milletvekili Murat Yıldırım'ın, Çorum'un demiryolu ve havaalanı problemlerine ve
alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı
konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın
cevabı
MURAT YILDIRIM
(Çorum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çorum'un havaalanı ve demiryolu
problemleri hakkında sizlere bilgi sunmak üzere, gündemdışı söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla
selamlarım.
Çorum, 5 000 yıllık
tarihî geçmişiyle, Karadeniz ile İç Anadolu Bölgesinin kesiştiği alanda,
ülkemizin KOBİ cenneti illerinden birisidir. 1990'lı yıllarda verilen teşvikleri
iyi değerlendiren, yapılan yatırımlarla Çorum mucizesini gerçekleştiren
ilimizde, bugün yüzlerce sektöre yayılan tesisler bulunmaktadır. Birinci
Organize Sanayide boş arazi kalmayıp, İkinci Organize Sanayide de çalışmalar
sürmektedir.
Türkiye'de birçok yol
yapılırken, İç Anadoluyu Karadenize bağlayan en önemli geçiş olan Ankara-Çorum-Samsun yolu uzun yıllardır
bitirilememiştir. Çin'den kalkıp 9 saatte İstanbul'a gelen bir müteşebbisin,
İstanbul'dan Çorum'a 10 saatte ulaşmak zorunda kaldığı kara mizahlar
anlatılırken, insanımızın çektiği sıkıntı da en güzel şekilde ifade edilmiştir.
Çorum'un müteşebbis
ve yürekli insanları, uzun yıllardır her platformda karayolu, demiryolu ve
havaalanı taleplerini defalarca dile getirmişlerdir. Biz, çalışıyoruz,
üretiyoruz, malımızı uzak pazarlara satmak istiyoruz, pazarını da buluyoruz;
ama, ucuz ulaşım imkânlarından olan demiryolunun, havaalanının bulunmayışı,
dünya piyasalarında rekabet şansımızı azaltmaktadır.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; Çorumlu, sadece leblebi üretmemiştir; toprak sanayii sektöründe yaptığı yatırımlarla, Türkiye tuğla ve
kiremit üretiminin yüzde 20'sini elinde bulundurmaktadır. Yine, yumurta
sektöründe aynı şey söz konusudur. Buğday ve çeltik üretiminde, ülkenin önemli
merkezlerindendir. Makine, tekstil, yumurta ve isimlerini burada saymamın zaman
alacağı yüzlerce sektörde üretim gerçekleştirilmektedir.
Çorum'da üretimi
yapılan bu ürünlerle, mevsimine bağlı olarak ilimize gelen kömür nakliyeleri
için günlük ortalama 750 civarında kamyona ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durum gözönüne alındığında, maliyeti düşük ulaşımın ne denli önem
taşıdığı daha iyi anlaşılabilir. Ucuz ulaşım için kaliteli karayolu bağlantısı,
demiryolu ve havaalanı şarttır. Samsun-Çorum-Ankara karayoluyla ilgili
çalışmalar son dönemde hızlandırılmıştır.
Yine,
Çorum-Alaca-Yozgat arasında bir duble yol çalışması hükümetimiz zamanında
başlamış ve hızla devam etmektedir; bu vesileyle hükümetimize teşekkür ediyorum.
Çalışmalar bittiğinde, burası, Karadenizi Akdenize bağlayacaktır. Bu projeler tamamlandığında, Çorumlu
müteşebbisin karayoluyla ilgili bir sıkıntısı kalmayacaktır.
Çorumlu, Çorum-Samsun
yoluyla, ürettiği malı Samsun Limanına; Çorum-Yozgat yoluyla da Mersin Limanına
gönderebilecektir; fakat, üretilen malın dünya piyasalarıyla rekabet şansı
sadece karayollarının yapımıyla tam manasıyla sağlanamamaktadır; mutlaka
demiryolu bağlantısı gerekmektedir. Malı alan yabancı yatırımcıların, iş yapan
tüccarın, malı satmak için bir ayağı yurt dışında olan Çorumlu müteşebbisin her
anı çok değerlidir, siz de takdir edersiniz. Bunun için acilen havaalanına da
ihtiyaç duyulmaktadır. Çorum'da 1996 yılında bir havaalanı inşaatına başlanılmış
ve 2005 yılında bitirilmesi hedeflenmiştir; fakat, küçük çaplı çalışmaların
ardından faaliyetler durdurulmuştur. Çorum insanı, ülkenin içinde bulunduğu
sıkıntının çok iyi farkındadır. Bunun için de, bu havaalanı yapılsın, faaliyete
geçsin şeklinde kısa vadede bir talebi yoktur; ama, kısa vadede küçük
yatırımlarla yapılacak bir başka çalışma vardır; bu ise, Çorum, Amasya, Tokat,
Merzifon, Mecitözü, Osmancık ve Gümüşhacıköy'e hitap edebilecek olan Merzifon
Askerî Havaalanının sivil hava trafiğine açılmasıdır. Merzifon'a yapılacak bir
yolcu terminaliyle, havaalanının sivil hava trafiğine açılması sağlanacaktır;
burası, bölge illerine hitap edecektir.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; yine, toplam uzunluğu 238 kilometre olan Çankırı-Çorum-Amasya
demiryoluyla ilgili çalışmalar 1990'lı yıllara kadar gitmektedir. Sadece proje
etüt çalışması için sekiz yıl harcanmış ve 1998 yılında tamamlanmıştır. Gelinen
noktadaysa, bir çivi dahi çakılmamıştır...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Yıldırım, konuşmanızı tamamlayın.
8
MURAT YILDIRIM
(Devamla) - Proje hazır olmasına rağmen, Çankırı-Çorum-Amasya güzergâhı, hem
uzunluğu hem de tünel, köprü, viyadük gibi maliyet artırıcı unsurlar nedeniyle
çözümsüzleşmiştir. Bu noktada, Çorumlu müteşebbisin bir teklifi vardır; yine
bölge illerine hitap edecek ve maliyetleri de daha düşük yeni bir hat
belirlenmesi gerekiyor. Ülke kaynaklarının verimli kullanımı, maliyetlerin
aşağıya çekilmesi ve güzergâhın kısaltılması açısından Delice-Çerikli-Çorum-Amasya demiryolu hattının bir an önce hayata
geçirilmesi gerekiyor.
Gerek Merzifon askerî
havaalanının sivil trafiğe açılması gerekse Çerikli-Çorum-Amasya demiryolu hattının yapılması, Çorum'a,
bölgemize ve ülkemize ekonomik açıdan büyük yarar sağlayacaktır. Bu konuda
çalışmanın bir an önce başlatılarak, 2004 bütçesi yatırım programına alınması
önem taşımaktadır.
Hükümetimizin gerekli
çalışmaları yapacağı bilinciyle, Sayın Başkanı, sayın milletvekillerini ve
Çorumlu hemşerilerimi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Yıldırım.
Gündemdışı
konuşmaya, Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım
cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
ULAŞTIRMA BAKANI
BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çorum
Milletvekilimiz Sayın Murat Yıldırım'ın, Çorum'un havaalanı ve demiryolu
problemiyle ilgili gündemdışı konuşması nedeniyle söz
almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın
Milletvekilimizin konuşmasında dile getirdiği Çorum havaalanı, 1991 yılında
gündeme gelmiş, 2 100 metre boy, 30 metre genişlik, aprondan oluşan altyapı uçuş üniteleri, o dönemde 400 milyar
keşif bedelle ihale edilmiş ve özel idare bütçesinden yapılmaya başlanmış.
Başlangıçta fizibilite ve ÇED raporları olmadığı için, 1992 bütçesinden
başlayarak 2000 yılı sonuna kadar valilikçe parça parça ödenek ayrılarak stol tipi
yapılmaya çalışılan havaalanının, ne yazık ki, beklenen inşaat ilerleme
yüzdesine erişilememiş ve daha sonra, 287 milyar lira civarında bir para da DLH
Genel Müdürlüğünden valiliğe aktarılmıştır. Buna rağmen, bugüne kadar,
havaalanının ancak yüzde 20'si yapılabilmiştir; tamamlanması için 4 trilyona
daha ihtiyaç vardır. Her şeyden önce, havaalanı için ayrılan alan içerisinde
aynı zamanda yüksekokul için kampus alanı da düşünüldüğünden, böyle bir
olumsuzluk da mevcuttur. Bilahara, 25 Mart 1999
tarihinde, DPT tarafından bu proje yatırım programından çıkarılmıştır.
Bu vesileyle, şunu
söylemekte yarar var: Ne yazık ki, bu ve buna benzer birçok havaalanı ülkenin
her tarafında mevcut olup, bugün, çeşitli nedenlerle kullanılamamaktadır.
Kimisinin yer seçimi yanlış, kimisinin standartları uluslararası uçuşlara uygun
değil ve bir kısmında da birbirine çok yakın olması dolayısıyla trafik
bulunmamaktadır.
Demiryoluyla ilgili
talep ise, fizibilite etütleri çerçevesinde, halen Bakanlığımızın gündeminde
bulunan Çerikli-Çorum-Amasya bağlantısı kapsamında
değerlendirilmektedir. Çankırı-Çorum-Amasya hattında 1997 yılında fizibilite
çalışmaları tamamlanmıştır. Çankırı-Çorum-Amasya hattı üç kentin bağlantısını
kurarken, Karadenize bağlantıyı, ayrıca Ankara - Konya
hattıyla birlikte Karadeniz ile Akdeniz arasındaki kuzey - güney koridorunun
oluşturulmasını sağlayacak en önemli hatlardan biridir. Proje, bu kapsamda
değerlendirilmektedir ve bu projenin 2003 yılı fiyatlarıyla 659 000 000 dolar keşif bedeli belirlenmiştir.
Merzifon askerî
havaalanının sivil uçuşlara açılması şu şartlarda mümkün gözükmemektedir. Çünkü,
Merzifon, Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın çok önemli üslerinden bir tanesidir
ve çok yoğun kullanılan bir hava meydanıdır.
Ben, bu vesileyle
Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ederim Sayın Yıldırım.
Gündemdışı ikinci
söz, Türkiye'nin genel ekonomik durumu hakkında söz isteyen, Kırşehir
Milletvekili Sayın Hüseyin Bayındır'a aittir.
Buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
2. - Kırşehir
Milletvekili Hüseyin Bayındır'ın, Türkiye'nin genel ekonomik durumu ve bu
durumun halkın günlük yaşantısına yansımalarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener'in cevabı
HÜSEYİN BAYINDIR
(Kırşehir) - Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım, televizyonları
başında bizi izleyen sevgili vatandaşlarımız; şahsım adına söz almış
bulunuyorum, bu vesileyle de her birinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
3 Kasım seçimlerinden sonra ne değişti diye, Meclisimizin de tatile girmesinden
dolayı, ben de memleketime gittim. Bir yıla yakın süre geçmesine rağmen, Türkiyemin,
Kırşehirimin, vatandaşlarımızın, memurumuzun,
işçimizin, öğrencimizin, çiftçimizin içinde bulundukları manzaranın hep aynı
olduğunu gördüm; sorunlar, problemler, dertler hep aynı. Birbirinin içerisine
girmiş, birbirini doğuran, çözülmesi gereken birçok sorun var ülkemizde ve
vatandaşlarımız, halkımız, memurumuz, işçimiz, çiftçimiz, işsizimiz, öğrencimiz,
tüm bu olumsuz ekonomik koşullara neden olmadıkları halde, her fatura üstlerine
kesiliyor nedense! Cefayı çeken kişi hep vatandaş oluyor. Vatandaşım açlık
sınırının altında yaşıyor, vatandaşım işsiz, vatandaşım yoksul, çoğu,
borçlarından dolayı icra kapılarında, evine icra gelmeyen vatandaş sayısı
azalmış; ama, tüm bunlara rağmen dirayetle ayakta kalmaya çalışıyorlar, tüm
bunlara rağmen ısrarla ayakta kalmaya çalışıyorlar, tüm bunlara rağmen inatla
9
ayakta durmaya
çalışıyorlar; ama, şunu da bilin: Vatandaşımızın da artık dayanacak gücü
kalmadı, sabırları tükendi, artık onları oyalamanızdan sıkıldılar, bunu da
bilin, böyle haber gönderdiler.
Sayın Başkan, Yüce
Meclisimizin değerli üyeleri; AKP Hükümeti gayet başarılı; ekonomide her şey
yolunda, dolar düşüyor, faizler düşüyor, borsa hareketli ve bunun gibi birsürü şey!.. (AK Parti sıralarından alkışlar) Peki,
vatandaşın her şeyi böyle güllük gülistanlık da, neden hâlâ geçim sıkıntısı
çekiyor, neden hâlâ açlık sınırının altında yaşıyor?! Basında sayfa sayfa, ekonomide pembe portreler çiziyorsunuz; ya gerçekler?! İşsizlik almış başını gidiyor, gencecik
insanlar umutsuz ve mutsuz, tablo vahim, çare arayan insanlar çaresizlikten
kıvranıyor, esnaf borçlu, esnaf akşam evine ekmeğini zor götürüyor, çiftçimin
artık dayanacak gücü kalmadı. Benim Kırşehirimde,
Anadolu bozkırının ortasındaki Mucurumda, Boztepemde,
Kamanımda, tarlasının başında, traktörlerinin
arkasında, sabaha kadar yağmurda, soğukta bekleyen çiftçilerimizin çektiği
ıstırabı iyi bilirim. Biz, esasen, anlayışımız gereği yoksulluğu iyi biliriz.
Allahaşkına, sizler seçim bölgelerinizde
çiftçilerimizle hiç sohbet etmiyor musunuz, hiç gitmiyor musunuz onlara? Yiyecek
ekmeğe muhtaç olmuş çiftçinin halini bilmiyorsanız, tohumu, gübreyi, mazotu
bulabilmek için bin bir türlü cefa çeken çiftçiyle bir ilginiz yoksa, Ziraat
Bankasından çekilen kredilerle ilgili yaşanılan çileleri bilmiyorsanız, hükümet
koltuklarında ne işiniz var sizin ?! Bu vaatlerle mi geldiniz Meclise?! Çiftçiye
değer vermiyorsunuz, çiftçiye önem vermiyorsunuz, çiftçiye destek vermiyorsunuz;
ne yiyeceksiniz ileride?! Ne yiyecek üç beş yıl sonra bu millet?! Üretim olmadan
hiçbir şey olmaz arkadaşlar; önce üretim, önce iş! (CHP sıralarından alkışlar,
AK Parti sıralarından alkışlar [!])
Türkiye, dünya
üzerinde kendi kendini besleyebilen sayılı ülkelerden birisi iken, bugün, ne
yazık ki, tarım ürünleri ithalatı, ihracatının üzerine çıkmış bir ülke durumuna
geldi. Ülkeyi bu hale getirenler utansın! Bu gidişe dur demeyenler de utansın!
Halkımı, bir lokma ekmeğe muhtaç edenler de utansın! (AK Parti sıralarından
gürültüler)
Değerli arkadaşlar,
Anadolu'da insanların tenceresinde aş yerine dert kaynıyor. Siz çıkmışsınız
sırça saraylarda, şahane yemekli toplantılarda, enflasyon düştü, dolar düştü,
euro düştü masalı anlatıyorsunuz. Vatandaşın ne doları
var ne de eurosu; onlar, açlık sınırının altında
yaşıyor, bunu bilin. Yapacağınız ne varsa koyun meydana! (CHP sıralarından
alkışlar)
Kömürün tonu kaç
lira, bilir misiniz?! Bir ev kaç ton kömürle kışı geçirir, bilir misiniz?! (AK
Parti sıralarından "biliriz" sesleri) İşçisi, memuru, işsizi nasıl alsın bu
fiyatlarla odunu, kömürü?! Nasıl ısıtsın soğuk kış gününde evini, yuvasını?!
Ha, bir de, meşhur
yardımlarınız var sizin; yok, acil eylem planınız...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
HÜSEYİN BAYINDIR
(Devamla) - Sosyal yönleriyle insanları destekleyeceksiniz...
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Bayındır; konuşmanızı tamamlar mısınız.
HÜSEYİN BAYINDIR
(Devamla) - Bakın, benim size bir önerim var: Öyle, acil eylem planıyla,
insanlara ne şekilde dağıtıldığı belli olan, televizyonlardan gördüğümüz, o,
insan onuruna yakışmayacak biçimde dağıtım yapmaktan vazgeçin. Eğer, insanların
insanca yaşamasını istiyorsanız, işsize iş verin. Memura, kendi ihtiyaçlarını
kendisinin görmesi için insanca yaşayacağı ücret verin. İşçi için aynı şeyi
öneriyorum. Tarımda, pancar tarlalarında çalışan, mercimek yolan eli nasırlı
insanların ürünlerine para verin. IMF'nin emriyle
değil, ülkenin çıkarları doğrultusunda hareket etmesini bilin. İşte, o zaman,
kendi benliğinize dönmüş olacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar)
Bakın arkadaşlar,
bunlara hiç itiraz edemezsiniz. Ülke, gerçekten darda; sizin bize anlatmaya
çalıştığınız gibi değil. Anadolu'da fiilî hayat bir başka yürüyor. Çaresizlik
almış başını gitmiş. Umutsuzluk umut olmuş ülkede. Görün bunları. Görmezseniz,
bir gün onlar gösterirler.
Bakın, aklıma ne
geldi biliyor musunuz; aklıma, çok değerli Şairimiz Orhan Veli Kanık geldi. Ne
güzel söylemiş sizin iktidar günlerinizi, nasıl tarif etmiş ekonominizi.
Memleketimdeki insan manzaraları için ne diyor biliyor musunuz:
"Cep delik cepken
delik
Yen delik kaftan
delik
Don delik mintan
delik
Kevgir misin be
kardeşlik?" (CHP sıralarından alkışlar)
AHMET YENİ (Samsun) -
Tarihte kaldı onlar.
HÜSEYİN BAYINDIR
(Devamla) - Ülkeyi bundan kurtaracaksınız.
ÜNAL KACIR (İstanbul)
- Hangi tarihte yazılmış?..
AHMET YENİ (Samsun) -
CHP dönemi, CHP!
HÜSEYİN BAYINDIR
(Devamla) - Bütün yoksul insanlar adına, işaret buyurduğum şekilde, insanlara
umut olma noktasında sizleri uyarıyoruz. Yaparsanız, yaparsınız; yapamazsanız,
çeker gidersiniz!
Hepinize teşekkür
ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından
alkışlar[!])
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bayındır.
Gündemdışı
konuşmaya, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdüllatif Şener cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Şener.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
10
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.
Kırşehir Milletvekili
Sayın Hüseyin Bayındır'ın gündemdışı konuşmasını
birlikte dinledik.
Elbette, yasama
organı olarak, ülke sorunlarının gündeme getirilmesi, bu kürsüden ifade
edilmesi, milletvekilleriyle paylaşılması ülkemiz açısından bir kazançtır. Bu
boyutu itibariyle, tebrik ettiğimi söyleyebilirim; ancak, tüm milletvekilleri
olarak şuna dikkat etmemiz gerektiği kanaatindeyim: Aslında, 3 Kasım
seçimleriyle birlikte yeni bir dönem başlamıştır. Bu yeni dönemin, eski döneme
göre farklı bazı özellikleri vardır; ama, bu temel özelliklerinden biri de,
siyaset üslubuyla ilgilidir, siyasetin konuşarak toplumda oluşturduğu kültürle
ilgilidir.
Bildiğiniz gibi,
Türkiye'de, en fazla siyasetçiler konuşur; genel başkanlar konuşur, bakanlar
konuşur, milletvekilleri konuşur, belediye başkanları konuşur, tüm partilerin
il, ilçe başkanları konuşur ve topyekûn, ülke
sathında, siyaset sürekli konuşur ve konuştukça da, dinleyenler arasında belli
bir kültürü, belli bir anlayışı, belli bir bakış açısını oluşturur. Dolayısıyla,
siyaset, her konuştuğunda, ülkede belli bir kültür oluşturduğunun bilincinde
olmalıdır, en azından 3 kasım seçimleri sonrasında ortaya çıkan tablo budur.
Bana kalırsa, böyle bir ortamda, siyaset, konuşurken, topluma güzel duygular
aşılayan, toplumda gerginlikler oluşturmayan, vatandaşlarımızın birbirlerine
karşı sevgilerinin, saygılarının olduğu bir atmosferi kültürel olarak
oluşturursa, ülkemizin geleceği açısından da, özellikle, Mecliste bulunan siyasî
partiler açısından da çok önemli bir işlevi yerine getirmiş olur.
Elbette sorunlar
vardır; ama, yine bu dönemde, bu sorunlar da dile getirilirken, sadece polemik
yapma maksadıyla değil, somut çözümlerin ötesinde sadece söz planında ortaya
konulması dışında, reel zeminde dikkate alınması ve bu
reel zeminde gerçekçi bir boyutta değerlendirilip,
çözümünün nasıl olabileceğiyle ilgili kabul edilebilir ve pratiği olan üslupları
benimsemek lazım.
Bu noktadan hareketle
olayı değerlendirdiğimizde, şunu görürüz: Gerçekten sorunlar vardır. "Ülkede,
bütün sorunlar bir yılda bitmiştir, vatandaşlarımız refah içerisindedirler,
sıkıntıları yoktur, bu ülkede işsizler yoktur" dediğimiz zaman, bunu söyleyen de
doğru söylememiş olur. Sorunlar var; ama, işe gerçekçi bir düzlemde baktığımız
takdirde, bu sorunların, biraz önce kürsüden sayılan ve ifade edilen sorunların
bir yılda ortaya çıktığını söylemek mümkün değil; yani, geçmişe doğru
gidebilirsiniz, en azından yarım asırlık bir birikimin, elli yıldır biriken
sorunların bugüne devretmiş halidir. Geçmiş yıllara baktığımızda da -eğer bu
sorunların tamamından da siyasal iktidarlar sorumluysa- şunu söyleyebiliriz: Bu
sorunların ortaya çıkmasının sorumluluğu, geçmişteki bütün siyasî iktidarları da
kapsayacak şekilde, tüm siyaset kurumuna aittir deriz ve bunun içerisinde
Cumhuriyet Halk Partisini de görürüz; çünkü, geçmişte iktidar dönemleri
olmuştur.
AHMET ERSİN (İzmir) -
Ne zaman olmuş Sayın Bakan?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Hiç iktidara gelmediniz mi?
AHMET ERSİN (İzmir) -
Gelmedik.
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Demek ki, milletimiz sizi
devamlı muhalefette tutacak. (AK Parti sıralarından alkışlar)
HALİL TİRYAKİ
(Kırıkkale) - Ama, Sayın Bakanım, siz, bir senede düzlüğe çıkaracağız diye
geldiniz.
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Hayır, seçim öncesinde
söylediklerimiz ortadadır.
HALİL TİRYAKİ
(Kırıkkale) - Yahut da, o ayrı bu ayrı; dün dündür, bugün bugündür...
AHMET ERSİN (İzmir) -
Siz de bir dönem bakanlık yaptınız Sayın Bakanım.
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Şunu söylemek isterim: Ak
Parti, 3 Kasım seçimleri sonrasında iktidara gelmiştir; 58 inci ve 59 uncu
cumhuriyet hükümetleri, Ak Partinin kurduğu, Ak Parti İktidarının hükümetleri
olmuştur; bu dönem içerisinde de, yaptıkları, icraatları, bu ülkede biriken
sorunların tasfiyesine yöneliktir. Özellikle, 1999, 2000 yıllarında yaşanan
büyük krizlerle birlikte, ekonominin nasıl dibe vurduğu, işyerlerinin nasıl
kapandığı, işsizliğin nasıl büyük bir patlama gösterdiği, kamu finansman
dengesinin nasıl altüst olduğu herkesin bildiği bir gerçektir. İşte, AK Parti
İktidarı, bu biriken ve devraldığımız sorunları "enkaz devraldık" edebiyatı
yapmaksızın, sükûnetle, planlı ve belli bir program dahilinde çözmeye
yönelmiştir.
Bu noktada
değerlendirdiğimiz takdirde, AK Parti İktidarının başarılı bir iktidar olduğunu
çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunu, ben samimî olarak inanıyorum ki, tüm CHP
milletvekili arkadaşlarım da kendi kendilerine söylüyorlar; helal olsun bu AK
Partiye diyorlar içlerinden, başarılı bir şekilde bunu götürüyor diyorlar. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
AHMET ERSİN (İzmir) -
Öyle bir şey yok.
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Neden?.. Bakın, bütün
makroekonomik dengelerin altüst olduğu bir ortamda, AK Parti, bu bozulan
dengeleri kurmaktadır. Aşağı yukarı son otuz yılın en düşük enflasyon oranına
ulaşmış olmayı hafife almamak lazım. Enflasyon, bu ülkenin en temel sorunudur;
enflasyon, bu ülkede, dargelirlileri en fazla vuran,
en fazla mağdur eden temel bir olgudur. Dolayısıyla, enflasyon düştü demekle
olmaz şeklinde, enflasyonu bir tarafa bıraktığınız zaman, bunun anlamı,
enflasyon iyidir demektir. Yani, Sayın Milletvekilimin gelip de, kürsüden,
"enflasyon iyidir" diye nutuk attığını düşünmüyorum; onun da içinden, enflasyon
kötüdür dediğini biliyorum ve helal olsun AK
11
Partiye, bu
enflasyonu görülmedik bir süratle aşağıya doğru indiriyor; dört aydır, Türkiye
eksi enflasyonları yaşıyor diye, kendi kendine, arkadaşlarıyla sohbetlerinde
herhalde itiraf ediyordur. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Bazı noktalara dikkat
etmek lazım. Bu ülkede, dargelirlilerin
mağduriyetlerini, sıkıntılarını, ben, milletvekillerinden daha fazla hisseden
hiç kimsenin olduğunu düşünmüyorum. İster iktidar milletvekili olsun ister
muhalefet milletvekili olsun, mağdur vatandaşlarımızla en fazla muhatap olan,
onların acılarını, taleplerini en fazla dinleyen, bu ülkede, milletvekilleridir
ve bu sosyal olayı, vakıayı da en yakından ve derinden hissedenler
milletvekilleridir. İktidar da aynı duygu içerisindedir ve bu sorunların akılcı,
mantıklı ve kalıcı bir şekilde çözülmesi için de AK Parti İktidarı, programını
ortaya koymuştur.
Bir istikrar
ortamının yakalanması, piyasaların güven duyması, bu güvene ve istikrar ortamına
istinaden bu ülkede yatırımların artması ve yatırımlara bağlı olarak da istihdam
kapasitesinin yükselmesi, başta işsizlik olmak üzere, sosyal sorunların
çözümünün temel anahtarıdır; AK Partinin yaptığı iş de budur. Nitekim, geçen
sene yüksek bir büyüme hızı yakalanmıştır. Bu sene hedeflenen yüzde 5'lik büyüme
hızı yakalanmış vaziyettedir; hatta, biraz aşılacağı anlaşılmaktadır.
Enflasyonla ilgili yıl sonu hedefi tutmaktadır ve 2003 bütçesiyle ilgili olarak,
burada, Mecliste bütçe müzakereleri yapılırken hangi hedefleri koyduysak, AK
Partinin yıl sonu hedefleri şunlardır diye ne söylediysek aynısı
gerçekleşmektedir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Plan ve Bütçe
Komisyonu üyesi arkadaşlarım var, muhalefet partilerinden. Ben de oniki yıldır Türkiye Büyük Millet Meclisindeyim. Oniki kez bu Mecliste ve komisyonlarda yıllık bütçelerin
müzakere edildiğini biliyorum ve her müzakerede muhalefetin söylediği temel bir
söz vardır; "bu bütçe rakamları gerçekleşmez ve bu makro hedefler de tutmaz"
denirdi; zaman zaman buna iktidarlar da iştirak
ederlerdi ve geçen onbir yıl boyunca, sürekli olarak,
makro hedefler tutmamıştır ve bütçe rakamları da gerçekleşmemiştir. İşte, ilk
defa, 2003 yılı bütçesi, yani, AK Parti İktidarının yaptığı bütçe, Meclise
sunduğu bütçe, Plan ve Bütçe Komisyonunda günlerce tartışılan, Genel Kurulda
günlerce tartışılan 2003 yılı bütçesi, geçmişten farklı olarak, bütün rakamları
tutan bir bütçe olmuştur! (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, bunun anlamı
şudur: AK Parti, ne söylemişse onu yapıyor. Enflasyon oranı, büyüme hedefi,
hepsi... Bütçe rakamları da öyle... Bakın, 2003 yılında 145 katrilyon liralık
harcama yapacağız dedik. Hatırlıyor musunuz, harcama rakamları, hiçbir yıl,
hükümetin öngördüğü gibi, getirdiği bütçe gibi yıl sonunda çıksın; hiçbiriniz
hatırlamazsınız, ben de hatırlamıyorum; çünkü, hep ikiye katlanırdı bütçeler;
ama, ilk defa 2003 yılı bütçesinin giderleri, yıl sonu gerçekleşme tahmini
itibariyle, 141 katrilyon liradır; yani, öngörülen harcama hedefinin, değil
üstüne çıkmak, biraz altına düşmüştür; altına düşmesinin sebebi de, faiz
giderlerinde o miktarda daha düşük gerçekleşme meydana gelmiştir. Faiz
giderlerinin daha az olduğuna da kimse üzülmüyor, öyle zannediyorum. "Faiz
giderleri için bütçeye 65 katrilyon koymuştunuz, niye 60 katrilyona düştü" diye
kimsenin şikâyetçi olduğunu da düşünmüyorum ve diyorsunuzdur ki, eminim, bu AK
Parti ne yaptığını biliyor. Gerçekten, bu AK Parti ne yaptığını biliyor. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
Bu onur, bu gurur,
bütçeyi birlikte paylaşan, birlikte tartışan, her şeyin iyi olmasını isteyen,
sadece iktidarın değil, muhalefetin de paylaşacağı bir duygudur. Onun için, ülke
sorunlarını birlikte halledeceğiz, birlikte tartışacağız; iyiyi, doğruyu, güzeli
birlikte araştıracağız ve her türlü eleştiriyi ve katkıyı da, iktidar açısından,
bir kazanım olarak değerlendiriyorum ve Sayın Milletvekilimin bu konuşmasını da
bir kazanım olarak, aynı şekilde, müspet bir haneye atıyorum, kaydediyorum. Bu
sorunların hepsi zamanla çözülecek sorunlardır. Güç birliğiyle, siyaset kurumuna
itibar kazandırma yarışı içerisinde, her şeyin doğrusunu ve güzelini
bulacağımıza inanıyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. Sağ olun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Gündemdışı üçüncü
söz, Konya İlindeki birkısım projelerin hayata geçmesine yönelik çalışmalarla ilgili söz isteyen, Konya
Milletvekili Ahmet Işık'a aittir.
Buyurun Sayın Işık.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
3. - Konya
Milletvekili Ahmet Işık'ın, Konya İlindeki birkısım
projelerin hayata geçirilmesinin önemine yönelik gündemdışı konuşması
AHMET IŞIK (Konya) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya İlindeki birkısım projelerin hayata geçirilmesine yönelik gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Ayrıca, yeni yasama
yılında, Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşlarını rahmetle anarken, büyük
lider ve büyük insan Atatürk'ü bu kürsüden zikretmenin onurunu yaşıyor,
mutluluğunu hissediyorum.
Değerli
milletvekilleri, büyük insan Mevlânâ Celâleddin
Rûmî'nin diyar edindiği, değişik kültürlerin ve dinlerin cazibe merkezi haline
gelen Konya İlimiz, ülkemizin nüfus olarak 4 üncü, yüzölçümü olarak ise 1 inci
büyük şehri olup, Anadolu Selçuklu Devletinin başşehirliğini yapmış, Osmanlı
Devleti zamanında çok yönlü etkinliğini sürdürmüştür. Günümüz Türkiyesinde ise, coğrafî konumuyla, yüzölçümüyle,
nüfusuyla, sanayiiyle, tarımıyla, ticaretiyle,
kültürüyle, inanç turizmiyle, başta futbol olmak üzere sportif aktivitesiyle ve
yüzlerce maruf hale gelmiş değerleriyle önemini ve anlamını günbegün artırarak
devam ettirmektedir.
Değerli
milletvekilleri, 2002 yılı itibariyle Konya İlimiz kamu yatırımlarından 19 uncu
sırada pay almış olup, işbu durum dahi başlıbaşına
şehrimizin mağduriyetini çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; her yörenin iktisadî kalkınmasına ve hayat standardının
yükseltilmesine birkısım etkenler tesir etmekte ve bu
süreci hızlandırmaktadır. Mevlânâ diyarı Konyamız için
bu noktada hayatî önem arz eden projelerden birisi olan -kısa adı KOP- Konya
Ovaları Projesidir. Konya Ovaları Projesi tam anlamıyla sonuçlandığında,
ilimizin sulanmakta
12
olan arazisine
ilaveten yüzde 64 oranında, yaklaşık 1 705 000 hektar civarında arazi daha
sulanabilecek ve toprak hayat bulacaktır.
KOP, 12 adet projeden
oluşmaktadır. Bunlar;
- Konya-Çumra
Projesi,
- Beyşehir-Damlapınar Projesi,
- Göksu Havzası
Enerji Projeleri,
- Konya İçmesuyu Projesi,
- Küçük su projeleri
grubu,
- Ereğli Projesi,
- Sarayönü-Beşgözler Projesi,
- Akşehir-Eber Projesi,
- Ilgın Projesi,
- Karaman Projesi,
- Yunak-Akgöl Projesi,
- Ayrancı Projesidir.
Konyamızın kızıl
elması ve rüyası olan KOP hayata geçtiğinde, çorak
arazi suyla buluşacak, alternatif ürünler yetiştirilebilecek, hayvancılıkta
büyük atılım gerçekleşebilecek, milyarlarca dolar katmadeğer ülke ekonomisine girdi sağlayacaktır.
Değerli milletvekillerimiz, Konya insanımızın, sanayicimizin ve
ticaret erbabının başka bir beklentisi de serbest bölge projesidir. Konya için
uygun olan ise, serbest üretim bölge modelidir. Serbest bölgeler, ülkemize
yabancı sermayeyle birlikte yeni teknolojilerin de girmesine vesile olmakta,
oluşturulan imkânlar yatırımcıya ve üreticiye vergi, teşvik ve başkaca birkısım avantajlar sağlamakta, üretimde maliyeti düşürmekte
ve uluslararası rekabete katkı sağlamaktadır. Serbest bölge sisteminin en önemli
cazibesi, muafiyet ve istisnaların varlığıdır. Bunların kaldırılması durumunda
ise, bu bölgelerin cazibesi ortadan kaldırılmış olacaktır. Yapılması gereken,
serbest bölge rejiminin yeniden yapılandırılması ve cazibe merkezleri haline
getirilmesidir.
Bu bağlamda, Konya
İlimizin coğrafî konumu, organize sanayi bölgelerinin oluşu, düzenli ulaşım ağı,
tarım makineleri başta olmak üzere gelişmiş sanayii,
otomotiv yan sanayii, ayakkabıcılık sektörü, ticarî,
tarihî ve kültürel özelliği, insan ve işgücü potansiyeli gibi yüzlerce özelliği
nedeniyle, zaman geçirilmeden serbest bölge kurulması zaruretini ortaya
koymaktadır.
Değerli
milletvekilleri, ayrıca, şehrimize teknopark kurulması, bölge havaalanının
yapılması, teknik bir üniversite kurulması, Konya endüstri bölgesinin kurulması,
Konya-Ankara hızlı tren projesinin gerçekleştirilmesi, Beyhekim Sağlık Kompleksi Projesinin hayata geçirilmesi,
Mevlânâ Kültür Merkezinin açılışının 2003 Aralık ayı etkinliklerine
yetiştirilmesi, bölgesel menkul kıymetler borsası kurulması, Toplu Konut
İdaresince başlatılan kira öder gibi evsahibi olma
yönteminden nüfus, yüzölçüm ve diğer kriterler dikkate
alınarak Konyamızın azamî oranda yararlandırılması...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Işık; konuşmanızı toparlar mısınız...
AHMET IŞIK (Devamla)
- ...TRT'nin arşivinde bulunan eğitim, öğretim, kültürel, sanatsal, sosyal ve
buna benzer içerikli kaset programlarından Konyamızın
yerel yayın yapan televizyonlarının ücretsiz faydalandırılması ve bunun ülke
geneline teşmil edilmesi; ayrıca, uluslararası birkısım özel ya da resmî futbol
müsabakalarının -Mevlânâ felsefesinin ve hoşgörüsünün dünyaca tanındığı ve
birçok yönüyle marka haline gelen- Konya İlimizde gerçekleştirilmesinin önemini
de vurgulamak istiyorum.
Değerli
milletvekilleri, ilimiz, tarihî değerleri ve eserleriyle, inanç turizmiyle,
yerli ve yabancı birçok turistin ilgisini artan oranda çekmektedir. İlimiz, bu
özellikleriyle, kongre turizmine de müsait bir şehirdir. Konyamızın örnek bir kültür ve cazibe merkezi haline
getirilmesi, gerek şehrimiz gerekse de ülkemiz açısından büyük önem
taşımaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yukarıdaki tespit ve beklentilerimiz doğrultusunda, Konyamızın kalkınması temennisiyle, hepinizi, tekrar,
saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Işık.
Gündemin "Seçim"
kısmına geçiyoruz.
Sayın
milletvekilleri, yasama dokunulmazlığı konusunda kurulan Meclis araştırması
komisyonu üyelikleri için siyasî parti gruplarınca aday gösterme işlemi
tamamlanmıştır.
Şimdi, komisyon
üyelikleri için siyasî parti gruplarınca gösterilen adaylarının listesini,
İçtüzüğün 21 inci maddesine göre, okutup, oylarınıza sunacağım.
V. - SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARA ÜYE
SEÇİMİ
13
1. - (10/70) esas
numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine seçim
Yasama Dokunulmazlığı
Konusunda Kurulan Meclis Araştırması
Komisyonu Üyelikleri
Aday Listesi
(10/70)
(12)
Adı Soyadı Seçim
Çevresi
AKP (8)
Fehmi Hüsrev Kutlu (Adıyaman)
Orhan Yıldız (Artvin)
Muzaffer Külcü
(Çorum)
Mehmet Salih Erdoğan
(Denizli)
Cavit Torun
(Diyarbakır)
Metin Kaşıkoğlu (Düzce)
Mehmet Yılmazcan (Kahramanmaraş)
Süleyman Sarıbaş (Malatya)
CHP (4)
Mehmet Ziya Yergök (Adana)
Yakup Kepenek
(Ankara)
Atilla Kart (Konya)
Muharrem Kılıç
(Malatya)
BAŞKAN - Okunan
listeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Sayın
milletvekilleri, yasama dokunulmazlığı konusunda kurulan Meclis araştırması
komisyonuna seçilen üyelerin bugün saat 16.30'da Ana Bina, Üst Zemin PTT
karşısındaki Meclis Araştırması ve Soruşturması Komisyonları Toplantı Salonunda
toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip
seçimini yapmalarını rica ediyorum.
Komisyonun, toplantı
gün ve saati ayrıca ilan tahtalarına asılmıştır.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
VI. - KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. - Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
2. - Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)
BAŞKAN - Adlî Yargı
İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve
Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarılarının geri alınan maddeleriyle
ilgili komisyon raporları henüz gelmediğinden, tasarıların görüşmelerini
erteliyoruz.
Bilgi Edinme Hakkı
Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Adalet Komisyonları raporlarının
müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
3. - Bilgi Edinme
Hakkı Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Adalet Komisyonları Raporları
(1/632) (S. Sayısı: 248) (1)
BAŞKAN - Komisyon?..
Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Sayın
milletvekilleri, kâtip üyenin oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının 4 üncü
maddesi kabul edilmişti; şimdi, 5 inci maddesini okutuyorum:
Bilgi verme
yükümlülüğü
MADDE 5.- Kurum ve
kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya
belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin,
süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri
almakla yükümlüdürler.
Bu Kanun yürürlüğe
girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri
uygulanmaz.
BAŞKAN - Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, Adana Milletvekili
Ziya Yergök; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10
dakikadır.
CHP GRUBU ADINA
MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri;
görüşmekte olduğumuz Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının "bilgi verme
yükümlülüğü" başlığını taşıyan 5 inci maddesiyle ilgili
14
Cumhuriyet Halk
Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum;
Yüce Meclisi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.
Bilgi Edinme Hakkı
Kanunu Tasarısıyla ilgili, benden önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
konuşan değerli sözcülerimiz de, olumlu ve yapıcı görüşler ortaya koydular.
Gerçekten de, ülkemizde hukuku üstün ve egemen kılmak istiyorsak, demokrasiyi
bütün kurum ve kurallarıyla yerleştirmeyi düşünüyorsak, özgür insan, örgütlü
toplum, demokratik devlet amacına varmayı düşünüyorsak, bilgi edinme hakkını
düzenleyen bir yasal düzenleme, bütün bu amaçlara uygun düşen doğru ve yerinde
bir adım olacaktır.
Diğer taraftan, böyle
bir düzenleme, içinde yer almayı hedeflediğimiz, bir demokrasi ve hukuk toplumu
olan Avrupa Birliğine uyum açısından da, demokratikleşme açısından da büyük önem
taşımaktadır.
Söz konusu tasarının
bir sivil toplum platformundaki tartışmalarına ve çalışmalarına, Sayın Adalet
Bakanıyla birlikte, taslak aşamasından itibaren katılmış, katkıda bulunmuş,
altkomisyonda ve Adalet Komisyonunda görev yapmış bir
arkadaşınız olarak, bu tasarının, geçirdiği aşamalarda yapılan değerli
katkılarla, çok daha olumlu bir duruma geldiğini söyleyebilirim. İnanıyorum ki,
Genel Kurul görüşmelerinde, siz değerli üyelerin yapacağı katkılarla, daha
olumlu bir noktaya da gelecektir.
Bu tasarının
yasalaşmasının bir önemi de şudur: Bir yönetimin saydam olduğuna, şeffaf
olduğuna ve bir yönetimin kamu yararına işlediğine yurttaşları inandırmanın en
geçerli yolu, yönetsel bilgi ve belgeleri ilgililere açıklamaktan geçer.
Tasarının dünkü görüşmelerinde konuşan değerli sözcülerin de değindiği gibi,
Anayasamızda, bilgi edinme hakkını açıkça düzenleyen bir hüküm olmamakla
birlikte, bunu kısıtlayan bir hüküm de bulunmamaktadır. Günümüzde, çağdaş ve
demokratik anayasalarda, bilgi edinme hakkı, ayrı bir madde halinde
düzenlenmektedir. Nitekim, Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan ve
geçtiğimiz yasama yılının başında tüm
milletvekillerine gönderilmiş bulunan anayasa önerisinin 38 inci maddesinde de
"her yurttaş, devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin işlem ve eylemlerinden
bilgi edinme hakkına sahiptir" şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Dünkü görüşmelerde
söz alan Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna mensup milletvekilleri, Bilgi Edinme
Hakkı Kanunu Tasarısıyla ilgili olumlu görüşler ifade ederken, iktidarın yanlış
uygulamalarından örnekler vererek, bu yasanın uygulanmasına yönelik, daha
doğrusu, uygulanmamasına yönelik kaygılarını ifade ettiler. Gerçekten de, Yüce
Meclisimiz, görüşmekte olduğumuz tasarıda olduğu gibi, çoğu kez, toplum
yararına, iyi yasalar çıkarmaktadır; ancak, uygulama konusunda aynı duyarlılık
her zaman gösterilmiyor. Çıkarılan yasaları, amacına, özüne ve sözüne uygun
şekilde yaşama geçirme konusunda, aynı titizlik içerisinde ne yazık ki
olunmuyor. Nitekim, Yüce Mecliste, iktidar grubuyla, muhalefet grubuyla
birlikte, arka arkaya, Avrupa Birliği uyum yasalarını çıkardık. Avrupa Birliği
çevrelerinden de iç ve dış kamuoyundan da övgüler aldık; ancak, bütün bu
çevreler, bu övgülerin ardından, hemen bir şeyi ilave ettiler "çıkardığınız
yasalar iyi, olumlu; ancak, bir de uygulamaya bakacağız, uygulamayı göreceğiz"
dediler.
Geçmişte, sayısız
örnekle gördük ki, sadece yasaların değişmesi yetmiyor, kafaların da değişmesi
gerekiyor. Yasalardaki olumlu değişikliklere paralel bir zihniyet değişiminin de
yaşanması gerekiyor. Burada, siyasî otoriteye, iktidara, yürütme organına çok
önemli görev düşüyor. Bilgi Edinme Hakkı Kanununun ve önceden yürürlüğe konulan
uyum yasalarının da yaşama geçmesi için, bürokraside,
kamu kurum ve kuruluşlarında bir dirençle karşılaşmadan bu yasaların amacına
göre uygulanması, iktidarın çok içtenlikli olmasına, istekli olmasına ve ciddî
bir kararlılık ortaya koymasına bağlıdır. Aksi halde, daha önce çıkarılmış pek
çok iyi yasada olduğu gibi, bu yasa da kâğıt üzerinde kalmaya mahkûm olur ve
yazık olur.
Belirttiğimiz
nedenlerle, arkadaşlarımızın bu yöne ilişkin tespitlerinden, eleştirilerinden ve
ileriye dönük kaygılarından iktidar grubunun rahatsızlık duymasını anlamak
mümkün değildir. Hatasız insan olmaz, hatasız iktidar da olmaz. İnsanlar da,
yönetimler de, hatalarını kabul edip onları gidermeye çalıştıkça yücelir ve
yükselirler. İktidar, muhalefetin bu yapıcı eleştirilerinden ve uyarılarından
yararlanmaya çalışmalıdır. Kaldı ki, bu uygulama yanlışları, çıkarılan yasaların
uygulanmasına karşı direnç gösterilmesi, hatta, zaman zaman, yer yer uygulanmaması,
sadece bu iktidar dönemine has bir sorun da değildir. Daha önceki dönemlerde de,
bunun pek çok örneği bulunmaktadır.
Avukat kökenli milletvekillerimiz daha iyi anımsayacaklardır. 2001 yılının
2 Mayısında, 4667 sayılı Yasayla, Avukatlık Yasasının 2 nci maddesinde değişiklik yapılarak, yargının bir unsuru
olan ve savunma mesleğini yürüten avukatların bilgi ve belgeye ulaşmasıyla
ilgili bir düzenleme yapıldı. Bu düzenlemeye göre "yargı organları, emniyet
makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla kamu iktisadî teşebbüsleri, özel
ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar, avukatlara
görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. "Kanunlarındaki
özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar, avukatın gerek duyduğu bilgi
ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür" denilmekteydi.
Avukatın bilgi ve
belgeye ulaşması iki bakımdan önem taşımaktadır. Bugün, yargıdaki en büyük
yakınma konusu, iş yükünün ağırlığı ve artan iş yükü nedeniyle davaların uzaması
ve bu nedenle adaletin gecikmesidir. Eğer, bir avukat, bilgi ve belgeye dava
açılmadan ulaşacak olursa, belki de o bilgi ve belgenin ışığında o davayı açmaya
hiç gerek görmeyecek, mahkemeler de gereksiz yere meşgul edilmeyecektir.
Avukatın devam eden bir davada belge ve bilgiye hemen ulaşması durumunda da
davanın uzamasının ve sürüncemede kalmasının önüne geçilecektir. Hal böyle olmasına ve yasanın açık hükmüne
rağmen, neredeyse tüm kurum ve kuruluşlar, madde metnindeki "kanunlarındaki özel
hükümler saklı kalmak kaydıyla" ibaresinin arkasına sığınarak ve kendi özel
kanunlarını, tüzüklerini, yönetmeliklerini, genelgelerini engel göstererek bilgi
ve belge vermekten kaçınmışlardır. Baroların, Barolar Birliğinin girişimlerine
rağmen büyük güçlüklerle karşılaşılmış, konu, idarî yargıya intikal etmiş,
Başbakanlık, Danıştay
15
1. Dairesinden istişarî düşünce talebinde bulunmuştur. Görüşmekte olduğumuz
kanun tasarısının 5 inci maddesinde de, bilgi edinme kapsamı dışında olan bilgi
ve belgeler yalnızca bu kanunla değil, diğer kanunlara da atıf yapılarak
genişletilmekteydi; ancak, Adalet Komisyonunun başta Sayın Başkanı olmak üzere,
değerli üyeleri de savunma mesleğinden gelen ve yukarıda değindiğimiz pratikte
yaşanan güçlükleri bilen kişiler olduğu için, Adalet Komisyonundaki görüşmelerde
madde metninde yer alan "...diğer kanunlara göre açıklanması yasak olanlar"
ibaresi metinden çıkarılmış ve maddeye, bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren, diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümlerinin uygulanmayacağına
ilişkin bir fıkra ilave edilmiştir. Uygulamada karşılaşılacak güçlükler
düşünülerek, Adalet Komisyonunda maddeyle ilgili yapılan bu değişiklikler son
derece isabetli olmuştur; çünkü, bilgi edinme hakkı bu kanunla düzenlendiğine
göre, bu hakkın kapsamı dışındaki bilgi ve belgelerin neler olduğu da yine bu
kanunda yer almalı, diğer kanunlara atıf yapılarak genişletilme yoluna
gidilmemelidir.
Bu duygu ve
düşüncelerle, görüşmekte olduğumuz maddeye ve tasarının tümüne olumlu oy
vereceğimizi belirtir, bu önemli yasanın ülkemize ve ulusumuza hayırlı ve
yararlı olması dileğiyle saygılarımı sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Yergök.
Madde üzerinde, AK
Parti Grubu adına,Kütahya Milletvekili Soner Aksoy söz istemiştir.
Buyurun Sayın Aksoy.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10
dakikadır.
AK PARTİ GRUBU ADINA
SONER AKSOY (Kütahya) - Muhterem Başkan, çok kıymetli milletvekili kardeşlerim;
248 sıra sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısı hakkında Grubum adına söz
almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, hepinize en derin saygılarımı sunarım.
Ömrünü bilgi aramak,
bilgi edinmek ve bilgisiz kalmanın korkusu içerisinde geçirmiş bir insan olarak,
böyle önemli bir tasarı Meclisimize getirildiğinde konuşmamazlık edemezdim. Bu bakımdan, Grubuma talepte
bulunduğumda bana bu imkânı verdiler, Grubuma ayrıca teşekkür ediyorum.
Muhterem
arkadaşlarım, bu tasarıyla, Adalet ve Kalkınma Partisi, yine, halkına vermiş
olduğu çok önemli bir sözü yerine getirirken, yine, halktan yana çok önemli bir
adım atmakta ve bir görevi yerine getirmekte ve halkın yararına çok önemli bir
yasa tasarısını huzurunuza getirmiş bulunmaktadır; çünkü, biliyorsunuz, bilgi,
sadece sermaye değil, aynı zamanda güçtür. Çağımız bilgi çağıdır. Toplumumuzun
ve milletimizin bilgi çağından yararlanması, bilgili olması, o bilginin
kazandırdığı imkânlardan yararlanarak, iki gününü bir etmeyecek bir çalışmanın
içerisine girmenin tek yolu, bilgi edinme yollarının açılmasıdır. Bireyler ne
kadar bilgili olursa, bilgi edinme yolları ve kanalları ne kadar açık olursa, o
toplum, bilgi edinemeyen toplumlara nazaran, mutlaka daha öne geçecektir.
Belki de, bugüne
kadar çekmiş olduğumuz sıkıntıların temelinde, belki değil, mutlaka bu
yatmaktadır; çünkü, sadece belirli kesimlerin veya imtiyazlı grupların bilgi
sahibi olmaları "benim bilmem, benim düşünmem yeterlidir, halkın fazla
bilmesine, düşünmesine gerek yoktur" gibi mantık ve düşünceler, elbette o
toplumu geri bırakacaktır.
Bilgi, toplumun ve
gelişmenin en önemli kaynağıdır. Bilgi, insanların, içinde yaşadıkları topluma
katkılarını, topluma yapacakları hizmeti kolaylaştıran ve katmerleştiren bir
hadisedir. Adalet ve Kalkınma Partisi, Birinci Yasama Yılında yapmış olduğu
çeşitli yasa tasarılarının ve icraatlarının paralelinde bir yasa tasarısı
getirmiştir. Eğer bu yasa tasarısı getirilmemiş olsaydı, bir eksiklik meydana
gelecekti; çünkü, siz, temel hakları geliştirmeye, özgürlükleri artırmaya,
devleti hukuk devleti olmaya, insanları ve bireyleri temel haklar yönünden
yükseltmeye çalışan anayasa değişiklikleri, Ceza Kanununda değişiklikler veya
muhtelif yasalarda düzenlemeler yaparken bilgi edinmeyi ihmal edemezdiniz. İşte,
şimdi, bir gedik daha kapatılmakta, puzzle'da boş olan
bir yer yerine oturtulmakta, bir taş yerine oturtulmakta ve böylece manzara
tamamlanmaktadır. Taşın yerine oturtulmasında Cumhuriyet Halk Partisinin de
desteklerinin olması fevkalade önemlidir; çünkü, gerçekten, ülkemizde, birlik ve
beraberliğin, özellikle bilgi edinme noktasında müşterek bir çalışmanın olması
son derece önemlidir. Bunu herkesin kabullenmiş olması, iktidar ve muhalefet
olarak önemsemiş olmamız, geleceğimiz için, çocuklarımız için son derece
önemlidir.
Bilgi, yapmış
olduğumuz icraatları da güçlendirecektir. Mesela, bilgili olan toplumların
özgürlük talepleri daha fazla olacaktır, bilgili olan toplumların demokrasi
talepleri de fazla olacaktır. Toplum içerisinde demokrasinin talep edilmesi
bilgiyle olur, özgürlüğün talep edilmesi de bilgiyle olur. Bilgiyi talep
edenler, bilgili oldukları için, bilgi sahibi oldukları için, temel insan
haklarına da, özgürlüklere de, demokrasiye de mutlaka önem vereceklerdir.
Muhterem kardeşlerim,
bilgi edinmek, aynı zamanda, cehalete karşı açılmış bir savaştır. Adalet ve
Kalkınma Partisi, bugün, cehalete de savaş açan ve toplumun bütün bireylerini
bilgi edinme istikametinde yönlendiren bir tasarıyı huzurunuza getirmiş
bulunuyor. Tasarıyı bu haliyle de dikkate aldığımızda, gerçekten, halka yapılan
çok önemli bir hizmetin şu anda tartışılmakta olduğunu düşünebiliriz.
Bilgi edinme hakkı ve
bilgi edinmekle alakalı hususlar, bilgi edindikçe artacak ve erdem, fazilet,
özgürlük, temel insan hakları ve demokrasi de gelişecektir. Buradaki çıtaları
yükselten hususlar, yine bilgi birikimleriyle olacaktır.
Muhterem
arkadaşlarım, bilgi edinmek kadar, bilgili olmak kadar bilgi üretmek de
önemlidir. Bizim toplumumuzda bilgi üretme yönünden de önemli handikaplar
vardır. Bugüne kadar geçirdiğimiz safhalarda bilgi üretme yönünden de
sıkıntılarımız olmuştur. Bilgiyi üretme bakımından bilgi kaynaklarının hem kolay
ulaşılabilir hem de o kaynakların özgürce haklarını kullanmak suretiyle bilgiyi
üreten kurumlar haline gelmesi gerekir ki, elbette, bunların başında
üniversiteler gelir.
16
Üniversiteler,
toplumda istenilen seviyede bilgi üretebilmekte midirler? Gelişmiş ülkelere
baktığımızda, gerçekten bilgi kaynağı üniversitelerdir. Gelişmiş ülkelerin en
önemli özellikleri, üniversitelerini kendi soğuk taş duvarlarından dışarıya
çıkarmış olmaları, sanayiyle, toplumla, sosyal hayatla beraber ve toplumun
öncelikli ihtiyaçlarını dikkate alan ve sonra dünyayla entegre olan çeşitli
hizmetler istikametinde çalıştıran bir mekanizmayı oluşturmuş ve bunun için
gerekli demokratik ve özgür hakları üniversitelere tanımış olmalarıdır. Bunun
neticesinde, üniversiteler, toplum için, gelecek için, sanayi için çok iyi
ilişkiler kurmuşlar; sanayi-üniversite-toplum işbirliği meydana gelmiş,
özellikle, sanayi-üniversite, pazar zinciri teşekkül etmiş, pazardan alınan
inputlar üniversiteye ve sanayie intikal etmiş ve böylece ihracat, böylece sanayi,
böylece bilim ve teknoloji gelişmiştir. Bütün buralardaki bilgiler, halk
arasında serbestçe ve en kolay şekilde ulaşılabilecek bir sistem içerisine
oturtulmuş.
İşte, Türkiye, böyle
bir Türkiye olabilmenin önemli bir adımını da bugün atmaktadır. Bu bakımdan, bu
yasa tasarısını bu haliyle de takdir etmek ve hakikaten önemsemek gerekir.
Biliyorsunuz, bilgi
üretmenin bir yolu da, bilgili olmak ve toplum içerisinde bilgiyi geliştirmenin
bir yolu da, bilimde rekabet imkânlarını mutlaka toplum içerisinde
koyabilmektir. Bu da, aynı şekilde, üniversitelerin, bilim kurumlarının rekabet
edebilecek ortamlarını hazırlamakla mümkündür. Bunu da sağlayabilmemiz için,
özel üniversitelerin, mutlaka toplumda yerini almasını da, burada bir antrparantez içerisinde belirtmeyi bir görev addediyorum.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Buyurun Sayın
Aksoy.
SONER AKSOY
(Devamla)- Sözlerimi bu mana içerisinde tamamlarken, hepinize en derin saygılar
sunarım; sağ olunuz efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür
ederim Sayın Aksoy.
Madde üzerinde şahsı
adına, Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır;
buyurun (AK Parti sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Bursa)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygı, sevgi ve barış
dileklerimle selamlıyorum.
Özellikle, bilgi
edinme özgürlüğü, bilgi edinme hakkı, idarî usul, idarenin, yaptığı işlemlerde
önceden belirlenen usullere tabi olması, kamunun karar alma toplantılarının
halka açık olması, öteden beri Türkiye'nin gündeminde olan bir husustur. Bu,
sadece bilgi edinme hakkıyla sınırlı değil, demin söylediğim idarî usul yasası,
kamunun karar alma toplantılarına katılma yasası hep birlikte düşünülmesi
gereken bir husustur. Bu konuda 1990'lı yıllardan itibaren Türkiye'de çalışmalar
başlamıştır. Bu çalışmayı Türkiye'nin gündemine getiren Prof. Dr. Sayın İlhan
Özay'a ve arkadaşlarına teşekkür etmek istiyorum ve
yine, geçmiş dönemde, 1998 yılının başında, zamanın hükümetinin de büyük
katkılarıyla, Ankara'da, İdarî Usul Kanun Tasarısıyla ilgili uluslararası bir
sempozyum yapılmıştır. Sempozyumla bu konu Türkiye'nin gündemine daha etkin
biçimde girmiştir. Herhalde, hükümetimiz, bundan sonra bir "idarî usul" ve
ayrıca toplantıların açıklığı, yani "günışığında yönetim" konusunu da bir kanun
tasarısı olarak gündeme getirecektir.
Türkiye'de önemli
olan, bu kanunların çıkarılmasının yanı sıra, uygulanmasıdır. Uygulamada yine
vatandaşın bilgi edinme hakkını düzenleyen Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair
Kanunun uygulanmasına bakalım. Bu Kanun, Türkiye'de uygulanmayan kanunlar
arasındadır. Zamanında yaptığımız bir çalışmada 200 000 dilekçe ve bu
dilekçelerin çok az kısmına verilen cevap... 200 000 dilekçede demokrasi. Bu,
Türkiye'nin seviyesi ve vatandaşın Cumhurbaşkanına en fazla müracaatta
bulunduğunu görüyoruz; 100 026 demokrasi, 100 026 dilekçe.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Dilekçe Komisyonuna verilen, onyedi yılda, 14
769 dilekçe. Niye bu kadar az? Bir günde Meclise gelen kişi sayısı kadar dilekçe
verilmiş. Demek ki, vatandaş, kendisine açık olan belediye başkanlarına,
valiliklere gitmek yerine, işi, siyaseten takip etmek,
milletvekilleri eliyle takip etmek, il başkanları, ilçe başkanları eliyle takip
etmek gibi bir alışkanlık edinmiş. Bize gelen taleplerin büyük bir kısmının da,
iltiması ve kayırmacılığı içerdiğini hepimiz biliyoruz. Biz, vatandaşın, ilgili
kuruma müracaatını sağlamalıyız, bunlara yönlendirmeliyiz; tarafsızlık,
objektiflik bunu gerektirir. Biz, bir hukuk devletiyiz; biz, parti devleti
değiliz. Öteden beri olanlar bunlardır.
Milletvekillerinin
sorularına verilen cevaplara bakıyoruz. Burada da, araştırma yaptığımız birbuçuk yıllık dönemde 6 581 soru sorulmuş; ancak, yüzde
35'ine cevap verilebilmiş. Yazılı sorulara ortalama cevap süresi 40 gün, sözlü
sorulara 171 gün. Bu, uygulamadaki zafiyetimizi ortaya koyuyor. Biz, bu konuyla
ilgili, Başbakanlığa da, bakanlıklara da başvurduk ve bir genelgeyle, keyfiyeti
tüm birimlere duyurmalarını talep ettik. Aslında, bunun Türk Ceza Kanununun 240
ıncı maddesinde bir yaptırımı da olmasına rağmen,
zamanın Başbakanı Sayın Ecevit'in verdiği cevapta "sorulara cevap vermeyen
yetkililer hakkında herhangi bir idarî veya cezaî takibat yapılmamıştır"
denilmiştir. Bunu etkin hale getirmemiz gerekiyor. Bu kanun tasarısının
görüşülmesi sırasında, 29 uncu maddede, Sayın Münir Erkal'ın bu konuyla ilgili olarak verdiği değişiklik
önergesini desteklemenizi özellikle talep ediyoruz.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Yalçınbayır.
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Devamla) - Yine,sayın bakanlarımızın da bu konuda hassas olmalarını talep
ediyoruz.
17
Bursa'da 200 000
gayrimenkul mükellefi vardır. 200 000 gayrimenkul mükellefiyle ilgili tapu
kadastro harçlarının yenilenmesine dair işlem ilanen
tebliğ edildi, usulüne uygun gibi gösterildi, herhangi bir cevap verilmedi,
vatandaşa etkili duyuru yapılmadı ve Bursa'da 200 trilyon lira, Türkiye'de 2
katrilyon lira, halk borçlu ve neden borçlu olduğunu bilmiyor. Bu noktada, ilanen tebligatlarda özellikle, kamu kurumlarının çok daha
hassas olması gerekiyor.
Biz, keyfiyeti, üç ay
önce Maliye Bakanına yazılı olarak bildirdik ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının
Kullanılmasına Dair Kanundan yararlanarak, şunların tarafımıza bilgi olarak
verilmesini istiyoruz dedik; maalesef, cevap alamadık, birçok konuda cevap
alamadık. Bu Meclisin, uygulamayı izlemeyle ilgili özel bir ihtisas komisyonuna
dahi ihtiyacı var, uygulamanın önem arz ettiği 2004 yılını dikkate alırsak.
Sayın
milletvekilleri, bundan sonra da bir önergemiz var. O önerge üzerinde de söz
alma imkânımız olduğu için, ben, sözlerime burada son veriyorum. Bu çok önemli
bir gelişmedir. Bütün partiler ve kamuoyu bunları deklare etmiştir. AK Parti de,
acil eylem planında ve hükümet programlarında bunları vaat etmiştir. Bu, sadece
bir partinin, hükümetin değil, bu Meclisin ortak bir ürünüdür, toplumun
beklentisidir ve uygulamanın da olması kaydıyla.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Yalçınbayır.
Sayın
milletvekilleri, 5 inci madde üzerinde 1 adet önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 248
sayılı kanun tasarısının 5 inci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek
üzere aşağıdaki metnin ikinci fıkra olarak kabulünü saygılarımla arz ve talep
ederim.
8.10.2003
Ertuğrul Yalçınbayır
Bursa
"Özel kanunlarında
ilanen tebligat öngörülen düzenleyici işlemlerle
ilgili olarak, tebligat yapan kurum ve kuruluşlar, ilan konusu işlemi, ayrıca
yerel görsel ve yazılı medya ve diğer mutat vasıtalarla da duyururlar."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) -
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Yalçınbayır, konuşacak mısınız?
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Bursa) - Evet.
BAŞKAN - Buyurun.
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, tebligat da, bilgi edinmenin
bir vasıtası. İlanen tebligatlar, Türkiye'deki
uygulaması itibariyle bir fecaat.
Şimdi, size birkaç
kanundan örnek vereceğim. İmar Kanununun 18 inci maddesine göre -arazi
düzenlemesi- arazi düzenlemeleri ilanen tebliğ edilir.
Kamu kurumları, halkın ortak ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, ortaklık
paylarını düzenlerler. Bir bakarsınız ki, idare, kanun gereği, yüzde 35'ini
almıştır. Yüzde 35'e kadar alabilir; yüzde 35 alması da şart değil, yüzde 40'ı
da alır. Keyfîlik diz boyu. Sizin komşunuz, hiç tanımadığınız, bilmediğiniz,
hayatta orada olmayan birisi olur. Siz, komşunuzu seçme hakkına da sahip
değilsiniz. Sizin malınız mülkünüz gider.
Yine, şehrin
anayasası olan imar planları. İmar Kanununun 8 inci maddesine göre, bu planlar
valiliğin tespit ettiği yerde ilan edilir ve bir aylık süre içerisinde itiraz
olmazsa, kesinleşir. Siz, o şehrin anayasasının yapılması hususunda herhangi bir
katılımda bulunamazsınız. Sizin demokratik katılım hakkınız, hak arama
özgürlüğünüz, mülkiyet hakkınız sınırlandırılır.
Denilebilir ki, bunu,
siz, 7201 sayılı Tebligat Kanunuyla da düzenleyebilirsiniz, ilgili özel
kanunlarıyla da düzenleyebilirsiniz. Bakın, demin söyledim. Bursa'da 200 000
Emlak Vergisi mükellefi var ve bunlar borçlu, Türkiye'deki bütün Emlak Vergisi
mükellefleri borçlu; çünkü, bunun dayanağı 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro
Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanundur. Bu kanunla harç konulmadığı halde
-yenileme çalışması yapılması hakkında kanun- ne bu kanunla ne 492 sayılı
Harçlar Kanunuyla hüküm konulmadığı halde, idare, sadece ve sadece yönetmelikten
kaynaklanan bir hakkını kullanarak, Türkiye'de, bu mükelleflerden 2 katrilyon
lira alacaklıdır. Siz başvuruyorsunuz, yine, bilgi dahi verilmiyor. Halk, 1998
yılından beri aydınlatılmamış. Sadece muhtarlıklara ilanen tebligat yapılmış. Peki, bunları, biz, daha etkin bir
şekilde halka duyurmayı düzenleyemez miyiz?! Bu suretle, hem diğer haklarının
yanı sıra bilgi edinme haklarını tatmin etmiş oluruz hem de bizim önerimizle
getirdiğimiz, yerel medyaya da destek vermiş oluruz. Görsel ve yazılı medyaya
destek verip, onların da yerelleşmesine katkıda bulunmuş oluruz. Halkın bilgi
edinme hakkı karşısında devletin maliyet belirtmesi o kadar önemli bir hadise
değil. Hem mülkiyet hakkını sınırlandıracaksınız hem onu tatmin etmeyeceksiniz!
Belki, bunu, İdarî Yargılama Usulü Yasasında getirebilirler, belki 7201'de
olabilir; ama, bugün bu niye olmasın?!
18
Burada, Adalet
Komisyonunda, çok güzel bir öneriyle, diğer kanunlardaki sınırlandırmalar
ortadan kaldırılmış, bilgi edinme hakkıyla ilgili sınırlandırma sadece bu kanuna
konulmuş. Bu, fevkalade yerindedir. Ben, Komisyon Başkanı ve üyelerine teşekkür
ediyorum. Bu, kuvvetler ayrılığındaki Meclisin üstün yerini de gösteren çok
önemli bir misaldir.
Ben, bu konuda
keyfiyeti takdirlerinize arz ediyorum.
Saygılar sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Yalçınbayır.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... (CHP sıralarından "Say, say"
sesleri)
Kabul edenler...
Kabul oyunda ihtilaf olduğu için elektronik oylamaya geçiyoruz. (CHP sıralarından "Kabul edildi Sayın Başkan"
sesleri)
Oylama için 3 dakika
veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, karar yetersayısı bulunamamıştır.
Birleşime 10 dakika
ara veriyorum.
Kapanma Saati : 16.46
19
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati : 16.55
BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER : Suat
KILIÇ (Samsun), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - 5 inci
Birleşimin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
248 sıra sayılı kanun
tasarısının müzakerelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
VI. - KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
(Devam)
3. - Bilgi Edinme
Hakkı Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Adalet Komisyonları Raporları
(1/632) (S. Sayısı: 248) (Devam)
BAŞKAN- Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Tasarının 5 inci
maddesi üzerinde verilen Sayın Yalçınbayır'ın
önergesinin oylamasında karar yetersayısı bulunamamıştı. Şimdi, elektronik
cihazla oylamayı tekrar yapacağız.
Oylama için 3 dakika
süre veriyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bilgi Edinme
Başvurusu
Başvuru usulü
MADDE 6.- Bilgi
edinme başvurusu, başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, oturma yeri veya iş
adresini, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve adresi ile
yetkili kişinin imzasını ve yetki belgesini içeren dilekçe ile istenen bilgi
veya belgenin bulunduğu kurum veya kuruluşa yapılır. Bu başvuru, kişinin
kimliğinin ve imzasının yasal olarak belirlenebilir olması kaydıyla elektronik
ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir.
Dilekçede, istenen
bilgi veya belgeler açıkça belirtilir.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Şahsı adına söz
talebinde bulunan, İstanbul Milletvekili Sayın Lokman Ayva; buyurun.
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
LOKMAN AYVA
(İstanbul) - Sayın Başkan, aziz milletimin çok değerli vekilleri; hepinize sevgi
ve saygılarımı sunuyorum.
Şimdi, Sayın Başkanın
-Sayın Yakut'un- sözlerini duyunca aklıma Kayseri geldi. Kayseri deyince de...
Pazartesi günü akşam, çok güzel bir tiyatro oyunu vardı. Kayseri'den zihinsel ve
bedensel özürlü gençler -çocuklar daha doğrusu- Küçük Nasrettin diye çok güzel
bir oyun sergilediler. Sayın Başbakanımızın ve Meclis Başkanımızın değerli
eşleri ile Güldal Akşit
Hanımefendi de iştirak ettiler. Çok hoş bir şeydi. Fakat, orada değişik bir şey
daha öğrendim. Nasrettin Hoca, Kayserili tarafından oynanınca biraz değişiyor.
Ben Konyalıyım, Nasrettin Hocayı bayağı iyi bilirim. Meğer, Nasrettin Hoca, bu
oyuna göre, göle mayayı, satıp kâr etmek için çalmış. Bu fıkrayı, Sayın
Başkanım, konuşmamızla ilgili biraz tolerans gösterir diye anlatıyorum.
Şimdi, bilgi edinme
hakkı, son derece önemli; özellikle de dünyada "dezavantajlı gruplar" diye
adlandırılan grupların haklarını, hukuklarını koruma noktasında, kendilerini
vatandaş olarak iyi hissedebilmeleri noktasında son derece önemli bir kanun
tasarısı. Açıkça söyleyeyim, bu kanun tasarısını Meclise getirebilmek büyük bir
cesarettir. Hükümetimize, Adalet Bakanımıza, demokrasi ve özgürlük alanında
yapılan bu mücadelelerde çok ciddî gayretleri olduğu için şükranlarımı arz etmek
istiyorum.
Herhangi bir özürlü
vatandaş, herhangi bir sıkıntısı olan insan, sokağa çıkıp problemle
karşılaştığında bunu kamuya sorabilecek. Bu çok önemli bir şey. Adalet
Komisyonumuzun da Avrupa birliği Komisyonumuzun da bu çalışmalar içerisinde
olması son derece önemli. Çalışma son derece iyi bir noktaya gelmiş. Bu, tabiî,
birazcık geçiş mahiyetinde. İnşallah daha iyileri de
olacak. Türkiye, vatandaşıyla iç içe, sarmaş dolaş olabilmiş bir hale gelecek.
Ben dezavantajlı
grupların bu kanunla ne kazanacaklarına ilişkin bir iki cümle söylemek
istiyorum: Mesela, gittiniz bir kuruluşa; ilgilisi dedi ki "şunu yapmıyorum."
Bununla ilgili bilgi isteyebileceksiniz; yani "bu niye böyle oldu?.."
Milletvekili pozisyonuna yükseltiyoruz neredeyse vatandaşımızı.Bu, güçlü
insanlar için çok önemli değil. Pozisyonları, siyasî pozisyonları, ekonomik
durumları iyi olan insanlar için çok önemli bir şey değil bu. Onlar sorunlarını
bir şekilde halledebilirler; ama, bir vatandaşın böyle bir hakkının olması
muhteşem bir şey. Bu muhteşem durumu da bizim Türkiye'deki insanımız
başaracaktır ve vatandaşımız, bu hakkını, bırakın suiistimal etmeyi, bunun âdeta
üzerine titreyecek ve bu hakkını hem kullanacak hem de koruyacaktır; ama,
bununla ilgili yeteri kadar ciddî bir kamuoyu oluşmadığını da maalesef görüyoruz
Türkiye'de. Bununla ilgili
20
kamuoyu oluşursa,
vatandaşımız bu hakkının ne anlama geldiğini, nelerle ilgili nasıl çalışmalar
yapacağını, ne tür şeyleri sorabileceğini anlar, öğrenirse çok daha verimli
sonuçlar alabileceğiz.
Öbür taraftan,
kurumlarımızın, keyfî, bilinmezlik perdesi arkasında kalmaları da mümkün
olmayacak.
Bu 6 ncı madde ise, âdeta modern bir Türkiye'nin, bana göre,
yaklaşım tarzını ifade ediyor. Yani, eskiden ille belli şekillere bağlı
kalıyorduk ve hukuk sistemleri, maalesef, teknolojik, bilimsel gelişmelerin
gerisinde kalabiliyordu; bu maddeyle, bu gelişmelerin önü açılmış oldu.
Bugün arıyorsunuz
telefonla, bankacılık hizmetlerini görebiliyorsunuz, hizmetlerinizi
alabiliyorsunuz, havale edebiliyorsunuz, her türlü işleminizi telefonla
yapabiliyorsunuz. Bunun için ne imza gerekiyor ne kimlik göstermek gerekiyor.
İnternetten aynı işleri yapabiliyorsunuz. Demek ki,
dünya daha da güzel hale, daha da yaşanabilir hale geliyor. İşte, bu maddeyle
daha da rahatlatabilecek. Birazdan teknik bir önerge de olacak. Bunun
-Türkiye'nin, yaklaşım olarak da, dünyanın geldiği noktaya gelme arzusu-
uygulanabilir bir halde olması neticesinde, inşallah daha rahat günlerimiz
olacak.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Ayva.
LOKMAN AYVA (Devamla)
- Bu yasanın bir başka güzelliği de; dün, hemşerim Sayın Kart'ın da ifade ettiği
bir husus vardı samimiyetle ilgili. Çok güzel bir nokta. Hükümetimizin de, bu
konuda, yani uygulamalarda, sırf yasa çıkarmak değil, uygulamaları da denetleyip
takibe alması, hem iktidarı hem muhalefetiyle, halkıyla, devletiyle bütünleşmiş
bir Türkiye'yi gösteriyor; yani, bize de sadece, herhalde, bu net tablo
karşısında mutlu olmak düşüyor.
Hem emeği geçenlere
teşekkür ediyorum hem de bu kanunun vatandaşlarımızın hayatlarını daha da iyi
bir şekilde kolaylaştırmasını diliyorum.
Teşekkür ediyor,
saygılar sunuyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Ayva.
Madde üzerinde, şahsı
adına, Adana Milletvekili Sayın Tacidar Seyhan;
buyurun. (Alkışlar)
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
TACİDAR SEYHAN
(Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; tabiî ki, Bilgi
Edinme Hakkı Kanunu Tasarısı, hem Meclisimiz açısından hem Avrupa Birliğine uyum
açısından çok önemli bir kanun tasarısı.
Biz, umut ediyorum
ki, bu kanunla, her alanda otomasyonu sağladığımız gibi, demokratik hak ve
özgürlükler çerçevesinde de ciddî sorunları halledeceğiz. Fakat, ben, sadece
kanun tasarısının genel yapısı üzerinde değil, bu kanunun ileride
karşılaşabileceğimiz güçlükleri konusunda birkaç öneride bulunmak istiyorum,
görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
özellikle bu maddede, bilgi edinmenin elektronik ortamdan yapılabilmesi ifade
edilmiş. Tabiî ki, bilgi edinmenin en çağdaş, en etkin ve en kısa yolu,
elektronik ortamda bilgi alışverişinin sağlanmasıdır. Birçok ülke buna geçti,
yıllar önce bunu yaptılar. Biz, hızla, Elektronik İmza Kanunu Tasarısında
değişiklik yaparak, elektronik sertifikayı kullanılır hale getirmeliyiz. Bu
olmadığı sürece, bu maddenin hiçbir işlerliği yok. Kişi kendini tanımlayamadığı
sürece, bilgi alma hakkı da doğmayacaktır. Aslında, biz, burada, altyapı
hazırlanmadan uygulayamayacağımız bir maddeyi oyluyoruz. Tabiî, büyük bir iyiniyetle biz de destekliyoruz; Elektronik İmza Kanunu
Tasarısının, gerekli değişiklikler yapılarak, düzenlemeler yapılarak Mecliste
hızla oylanması gerekir; bunu da dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Tabiî ki, bu
elektronik imza kanunu da hazırlanırken, parmak izi, kriptografik anahtarlar, avuçiçi
imzası ve göz retinasından alınan birtakım imza türleri de Türkiye'de
uygulanabilir; ama, tek başına bunların yapılır olması, elektronik sertifikanın
kullanılır hale getirilmesi de yetmiyor. Benim en büyük sıkıntım, bilgi verme
konumunda olan sosyal yapıların, devlet kademelerinin ve kurumların teknik
altyapısının hazırlanmasından geçmektedir. Şu andaki
anlayış biçimimizde böyle bir teknik altyapımız yok. Yani, bu işleri biz niyetle
çözümleyemeyeceğiz.
Bu nedenle, bugünden
başlayarak, bu kurumlarımızın ilgili bakanlıklarca gerekli düzenlemeleri
yapılarak, yeterli ve gerekli teknik altyapıya kavuşturulması da çok önemlidir.
Tabiî, en büyük
aksaklığı biz zaten Meclisimizde yaşıyoruz. Meclisimizde böyle bir hak var,
zaten verilmiş, kamuoyunun bilgisine sunulmuş, yazılı ve sözlü önergelerinize
girip tıklıyorsunuz; ama, detayını göremiyorsunuz. Bu, niyetten kaynaklanmıyor
tabiî; teknik eksiklikten kaynaklanıyor. Biz, basın mensuplarıyla bu
düşüncelerimizi paylaşmak istesek veya onların yararlanma hakkını vermiş olsak
dahi, bunun hiçbir anlamı kalmıyor; çünkü, siz, o hizmeti veremiyorsunuz. Hep
birlikte, Meclisten başlamak suretiyle, Türkiye'de yeni bir yapılanmanın önünü
açmak lazım.
Bunu yaparken, bir
güvenlik noktasına da dikkat çekmek istiyorum değerli arkadaşlar. Dikkat
ederseniz, biz, iletişimde "windows, excell, word" gibi birtakım
yazılımları kullanıyoruz; fakat, bu yazılımlar "source" kaynak programın içeriğini görmediğimiz ve
etkileyemediğimiz yazılımlardır; ulusal güvenlik açısından çok ciddî kaygılar
taşıyor. Bizim, haber alma, bilgi alma özgürlüğümüz olduğu kadar, bu bilgiyi hak
etmeden ele geçirmek isteyen insanlar da olacaktır. Bizim yapacağımız,
Türkiye'de bir yazılım seferberliğinin de önünü açmaktır. Dünya, açık kaynak
kodlu yazılımlara doğru yöneliyor, hızla biz Türkiye'de de bunun önünü açacak
yapılanmaları aktif hale getirmek zorundayız. Aksi halde, vermiş olduğumuz bilgi
edinme
21
özgürlüğü, bir
başkasının artniyetle kullanacağı bilgi kargaşasına
dönüşecektir. Yüce Meclisin bu konuya da dikkatlerini çekmek istiyorum.
Biz, aynı yapılanmayı
Türkiye'nin her tarafında, her insanımıza ulaştırabilecek teknik altyapıyı ve bu
konudaki yasal değişikliklerin yapılmasını arzu ediyoruz, buna hazırız. Yüce
Mecliste önümüze getirildiği zaman, elektronik sertifika dahil, bu yazılımların
tüm entegrasyonuna olumlu bakacağız, olumlu oy vereceğiz. Bu konuda da gerekli
çalışmayı hızla yapmayı öneriyor, hepinize bu duygu ve düşüncelerle saygılarımı
ve sevgilerimi sunuyorum, sağ olun. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Seyhan.
6 ncı madde üzerinde 1 adet önerge vardır; önergeyi
okutuyorum:
8.10.2003
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Genel Kurulda
görüşülecek olan 248 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı maddesinin ikinci cümlesindeki "imzasının" ibaresinden
sonra gelmek üzere metne "veya yazının kimden neşet ettiğinin tespitine
yarayacak başkaca bilgilerin" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederim.
Lokman Ayva
İstanbul
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Gerek günümüzde
teknoloji ve ona paralel olarak da iletişim araçları hızla gelişmektedir. Buna
bağlı olarak, kimliğin eksiksiz tespitine yardımcı olacak bilgiler de
çeşitlenmektedir. Kanımca "imzasının" ibaresi bu yöntemlerin tamamını
kapsamamaktadır. Ayrıca "imza" ibaresi, bu gelişmelerin ışığında düşünülmemesi
halinde eksik yorumlanarak uygulamada sınırlamalara neden olabilir. Metinde
yapılacak böyle bir düzenlemenin, yukarıda söz ettiğim sorunları ortadan
kaldıracağına inanıyorum.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
İstenecek bilgi veya
belgenin niteliği
MADDE 7. - Bilgi
edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya
görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır.
Kurum ve kuruluşlar,
ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da
analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak
başvurulara olumsuz cevap verebilirler.
İstenen bilgi veya
belge, başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunuyorsa, başvuru
dilekçesi bu kurum ve kuruluşa gönderilir ve durum ilgiliye yazılı olarak
bildirilir.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi
okutuyorum:
Yayımlanmış veya
kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler
MADDE 8.- Kurum ve
kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya
açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurularına konu olamaz. Ancak,
yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve
nerede yayımlandığı veya açıklandığı başvurana bildirilir.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
9 uncu maddeyi
okutuyorum:
Gizli bilgileri ayırarak bilgi veya belge verme
MADDE 9.- İstenen
bilgi veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler
ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden
ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması
yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir.
BAŞKAN - Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı?.. Yok.
22
Şahsı adına söz
talebinde bulunan Amasya Milletvekili Hamza Albayrak; buyurun.
Süreniz 5 dakikadır.
HAMZA ALBAYRAK
(Amasya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 248 sıra
sayılı yasa tasarısının 9 uncu maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gizli bilgileri ayırarak bilgi veya belge vermeyi düzenleyen bu madde metni
içerisinde gizlilik dereceli yazıların herkese göre değişik şekilde anlaşılması
ya da tarif edilmesi mümkün olacağı için, burada,
hangi yazıların gizlilik derecesi kapsamına girdiğinin vuzuha kavuşturulmasının
uygun olacağı görüşündeyim. En azından, gizlilik dereceli diye bize bir engel
çıkarılmaması için ya da bilgi talep edilen bir konuda
bu gizlilik derecesi kapsamındadır diye ileriye bir iddia atılmaması için, bu
gizliliğin meri mevzuatta belirlenmiş olmasının ya da
"gizlilik dereceli olduğu belirlenmiş olan" şeklinde düzeltilerek
değerlendirilmesinin uygun olacağı kanaatimi sizlerle paylaşmak istedim.
Aynı şekilde, 25 inci
maddede de, yine "Kurum içi uygulamalar" diye bir kapalılık var. Bunun da vuzuha
kavuşturulmasının, daha detaylandırılmasının uygun olacağı görüşümü sizlere arz
etmek istedim. Malumlarınız, kamuda şu anda gizlilikle ilgili yönetmeliklerde
"çok gizli", "gizli" ya da "kişiye özel" tanımlaması
var. Bunun ya "gizli olanların yasada belirtilmiş
olması" ya "meri mevzuatta belirtilmiş olması" veya
"gizlilik dereceli kapsamına girdiği önceden saptanmış olması" şeklinde,
değiştirilerek bu madde metninde yer almasının daha uygun olacağı kanaatimi,
değerli milletvekillerimizle, Yüce Meclisin
temsilcileriyle paylaşmak istedim.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Albayrak.
Başka söz talebi?..
Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi
okutuyorum:
Bilgi veya belgeye
erişim
MADDE 10.- Kurum ve
kuruluşlar, başvuru sahibine istenen belgenin onaylı bir kopyasını verirler.
Bilgi veya belgenin
niteliği gereği kopyasının verilmesinin mümkün olmadığı veya kopya
çıkarılmasının aslına zarar vereceği hallerde, kurum ve kuruluşlar ilgilinin;
a) Yazılı veya basılı
belgeler için, söz konusu belgenin aslını incelemesi ve not alabilmesini,
b) Ses kaydı
şeklindeki bilgi veya belgelerde bunları dinleyebilmesini,
c) Görüntü kaydı
şeklindeki bilgi veya belgelerde bunları izleyebilmesini,
Sağlarlar.
Bilgi veya belgenin
yukarıda belirtilenlerden farklı bir şekilde elde edilmesi mümkün ise, belgeye
zarar vermemek koşuluyla bu olanak sağlanır.
Başvurunun yapıldığı
kurum ve kuruluş, erişimine olanak sağladığı bilgi veya belgeler için başvuru
sahibinden erişimin gerektirdiği maliyet tutarı kadar bir ücreti bütçeye gelir
kaydedilmek üzere tahsil edebilir.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
11 inci maddeyi
okutuyorum:
Bilgi veya belgeye
erişim süreleri
MADDE 11.- Kurum ve
kuruluşlar, başvuru üzerine istenen bilgi veya belgeye erişimi onbeş iş günü içinde sağlarlar. Ancak istenen bilgi veya
belgenin, başvurulan kurum ve kuruluş içindeki başka bir birimden sağlanması;
başvuru ile ilgili olarak bir başka kurum ve kuruluşun görüşünün alınmasının
gerekmesi veya başvuru içeriğinin birden fazla kurum ve kuruluşu ilgilendirmesi
durumlarında bilgi veya belgeye erişim otuz iş günü içinde sağlanır. Bu durumda,
sürenin uzatılması ve bunun gerekçesi başvuru sahibine yazılı olarak ve onbeş iş günlük sürenin bitiminden önce bildirilir.
10 uncu maddede
belirtilen bilgi veya belgelere erişim için gereken maliyet tutarının idare
tarafından başvuru sahibine bildirilmesiyle onbeş iş
günlük süre kesilir. Başvuru sahibi onbeş iş günü
içinde ücreti ödemezse talebinden vazgeçmiş sayılır.
BAŞKAN - Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talebinde bulunan, Malatya
Milletvekili Muharrem Kılıç; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10
dakikadır.
CHP GRUBU ADINA
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte
olan Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının 11 inci maddesi hakkında Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi bildirmek üzere söz almış bulunmaktayım;
Yüce Heyete saygılar sunarım.
23
Yasanın genel
gerekçesinde, Meclise sunulan bu yasa tasarısının, Avrupa Birliğine uyum
çerçevesinde, Avrupa Birliği mevzuatı dikkate alınmak suretiyle demokratik ve
şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun
olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmasına ilişkin esas ve usullerin
belirlenmesi amacıyla hazırlandığı belirtilmektedir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi
olarak, bilgi edinme hakkıyla ilgili bu yasa tasarısının hazırlanmasını olumlu
karşılıyoruz; ancak, bu kabil demokratikleşme düzenlemelerinin Avrupa'ya uyum
için, Avrupa mevzuatı gerektirdiği için değil, demokrasi, insan hakları ve bizim
vatandaşlarımız bunları hak ettiği için yapılması gerekir diye düşünüyoruz.
Bu bağlamda,
ülkemizin tam anlamıyla demokratikleştirilmesi, Anayasamızdaki ve tüm
mevzuatımızdaki antidemokratik hükümlerin çıkarılması için, hükümeti, harekete
geçmeye davet ediyoruz. Bununla ilgili düzenlemelere,
Cumhuriyet Halk Partisi tam anlamıyla destek verecektir.
Hukuk devleti,
ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal ve hukuksal hak ve özgürlüklerle donattığı
bireyi bütün ilişkilerin merkezi yapar. Bu nedenle de, devlet, düzenlemeler
yaparken, öncelikle yurttaşa güvendiğini ortaya koymalıdır. Devlet, kendi
yurttaşına kuşkuyla yaklaşamaz. Demokratik hukuk devleti, ulusla kaynaşmış,
ulusun hizmet ve denetimlerinde olduğu için, yönetim saydam olmalıdır. Devlet,
yurttaşlara ve kümelere güvenmelidir, onlara, hem devletin hem de yerel
yönetimlerin elindeki bilgi ve belgelere ulaşma hakkı tanınmalıdır. Yönetsel
kapalılık, kirlenmenin ve yozlaşmanın başlıca nedenidir. Ülkemizin, yolsuzluk
sıralamasında 77 nci sıraya kadar düşmüş olmasının bir
nedeni de kapalı toplum yapısıdır.
İşte bu nedenle, bu
tasarıyla, vatandaşın bilgi edinme hakkı düzenlenmiş, bu tasarının 11 inci
maddesinde de bilgi ve belgeye erişim süreleri belirlenmiştir. Bu düzenlemeyle,
şahıs veya tüzelkişiler, kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge talep ettiğinde,
ilgili kurum ve kuruluş onbeş gün içinde bilgi ve
belgeyi göndermek durumundadır; ancak, bilgi ve belgelerin kurum ve kuruluşun
başka biriminden sağlanması veya bunlarla ilgili görüş alınması gerektiği
durumlarda, otuz gün içinde bilgi ve belgenin sağlanması gerekmektedir.
Bilgi ve belgenin
ulaştırılması için gerekli maliyet tutarının da, talep eden tarafından ödenmesi
gerekir. İşte, bununla ilgili olarak, başvuru sahibine onbeş günlük bir süre verilir; bu süre içinde maliyet tutarı
ödenmezse, başvuru sahibi talebinden vazgeçmiş sayılır. İdare, bu belirtilen
süreler içinde -bu tasarının bilgi edinme hakkını sınırlayan hükümlerinin
dışında- başvuranlara, süresi içinde bilgi ve belgeyi sağlamak zorundadır.
Süresi içinde bilgi ve belgeyi vermediği takdirde, bunda ihmali, kusuru ve kastı
bulunan memurlar ve kamu görevlileri, fiilleri, ceza kovuşturması gerektirdiği
hususlar saklı kalmak üzere, disiplin cezasıyla cezalandırılırlar. Bu nedenle,
memurların ve diğer kamu görevlilerinin bu sürelere hassasiyetle uymaları
gerekmektedir.
Başta da
belirttiğimiz gibi, hükümetin, Avrupa Birliğine girmek amacıyla da olsa, bu gibi
temel insan haklarını içeren demokratik yasaları çıkarma çabalarını sonuna kadar
destekliyoruz; ancak, demokratikleşme için sadece yasa çıkarmak yetmemektedir,
çıkarılan yasaların uygulanması da gerekmektedir. Toplantı ve Gösteri
Yürüyüşleri Kanunundaki kısıtlayıcı hükümler kaldırılıyor; ancak, insanlar
toplantı ve gösteri yaptığında, baskıyla karşılaşıyorlar. Konuşan insanların
ağızları, boğazları sıkılarak susturulmaya çalışılıyor. Türkiye Büyük Millet
Meclisinde kapalı oturumlar düzenlenerek, bu oturumlarda, gizliliği gerektiren
hiçbir bilgi verilmediği halde, halkın en çok öğrenmek istediği Irak'a asker
göndermeyle ilgili konularda bilgi edinme hakkı elinden alınıyor.
Hükümeti, çıkardığı
yasaları uygulaması hususunda uyarıyor, tasarının 11 inci maddesine olumlu oy
kullanacağımızı bildiriyor ve Yüce Heyete şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Kılıç.
Madde üzerinde, AK
Parti Grubu adına söz talebinde bulunan Ordu Milletvekili Sayın Hamit Taşçı; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
HAMİT TAŞÇI (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla
selamlayarak konuşmama başlıyorum.
Bilgi Edinme Hakkı
Kanunu Tasarısının 11 inci maddesiyle ilgili Grubumuz adına söz almış
bulunuyorum.
Bu Mecliste, bu
dönem, gerçekten, tarihimize "devrim yapan bir meclis" dedirtecek yasal
düzenlemeler yapılmaya başlandı ve bu süreç devam ediyor. Bilgi Edinme Hakkı
Yasa Tasarısı da bunlardan birisi. Gerçekten, bir devrim niteliği taşıyor. Bu
çalışmalara, birinci yasama döneminde dilekçe vermeyle ilgili çıkardığımız
yasayla başlamıştık. Orada, dilekçe veren yurttaşlarımıza, kurumlarda bir ay
içerisinde, Mecliste de iki ay içerisinde cevap verme yükümlülüğünü getirmiştik.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Dilekçe Komisyonu, bu süreçten sonra çok seri çalışarak, Türkiye'nin her
yanından ve yurt dışından Meclise ulaşan tüm dilekçelere çok seri bir şekilde
cevap vermeye başlamıştır. Yasal süreç içerisinde, devletin bütün kurum ve
kuruluşları da kendilerine bir çekidüzen vermişler, dosyalarını karıştırmışlar,
cevap verilmeyen dilekçeleri elden geçirerek, onları cevaplamaya çalışmışlardır.
Bilgi edinme hakkı,
yalnız kamu kurum ve kuruluşlarındaki bilgileri edinmekle sınırlı değildir.
Yaşamın bütün sürecinde, bütün evrelerinde, her vatandaşın öğrenme, inceleme,
araştırma, düşünme, düşündüğünü söyleyebilme hakkı kapsamında konuya
yaklaşırsak, biraz daha gerçekçi oluruz.
24
Bu nedenle, bilgi
edinme yasası, çok mükemmel bir yasa, devrim niteliğinde bir yasa. İlgili
maddede, onbeş gün içerisinde cevap verme zorunluluğu
getirilmiş, araştırmaya yönelik bir işlemse, bir ay içerisinde bunun
cevaplanması zorunlu kılınmıştır; ancak "neden onbeş
gün içerisinde, neden bir ay içerisinde? Gizliliği olmayan tüm bilgileri, tüm
kamu kurum ve kuruluşları internet sayfalarına
koysalar, biz, onbeş gün beklemeden, bir ay
beklemeden, arzu ettiğimiz, ihtiyaç duyduğumuz bilgileri internet vasıtasıyla, onların internet sayfalarından alamaz mıyız" sorusu aklımıza
gelmektedir.
Yine, bilgi edinme
yasasıyla getirilen bilgi edinme hakkı bütünüyle incelendiğinde, akla şu
soruları da getirmektedir: Kamu kurum ve kuruluşları, öğretim kurumları, yaşamın
bütün evrelerindeki tüm sistemler, altyapılarını, yeni gelişen teknolojilere
göre geliştiremezlerse, kuramazlarsa, düzenleyemezlerse, bu yasanın işlerliğinde
birtakım sıkıntılar, zorluklar çıkar gibi gözüküyor. Önce insan, önce eğitim;
bütün kurum ve kuruluşlardaki bu yasanın kapsamı içerisine giren süreçte görevli
olacak, sorumlu olacak kişilerin eğitilmesi gerekmektedir.
Bugün, bizim
sıkıntımız, yasalar değil, çıkarılan yasaları uygulayamamaktır. Bizim sıkıntımız
kanunlar değil; kanun devletinden, hukuk devletine geçişi henüz tamamlayamamış olmamızdır. Bu Meclis -22 nci Dönemde seçilen milletvekili arkadaşlarımız, AK Parti
Grubunda ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda olan arkadaşlarımız- tarihe,
devleti, kanun devletinden hukuk devletine geçiren bir Meclis olarak geçecek diye düşünüyorum.
O bakımdan, kanun
devletinden hukuk devletine geçişi sağlarken, her
şeyin merkezine insanı, insan denilen varlığı koymak zorunluluğuyla karşı
karşıyayız. Devlet insan içindir ve bütün kanunlar insan içindir; eğer,
kanunlar, insanın mutluluğunu, insanın huzurunu sağlıyor, insanın insanca
yaşamasının önündeki bütün engelleri kaldırıyor ve ona gelecek bütün kötülükleri
ve zararları önlüyorsa bir anlam taşır diye düşünüyoruz. O bakımdan, yasaların
çıkarılması kadar, uygulanması da önemlidir.
İnanıyorum ki, biz,
bu süreçte, kanun devletinden hukuk devletine geçişi
sağlayan, dünya standartlarını yakalayacağımız yasaları hep çıkaracağız. Bu, çok
zor bir iş değildir. Bu performans bu Mecliste görülmüştür; AK Parti Grubu ve
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, elbirliğiyle, yoğun bir çalışma içerisine
girmişlerdir ve bu çalışma, bu süreç devam ediyor.
Ancak, zor olan bir
şey var; anlayışların değişimi, zihniyet devrimi. Biz, yasaları değiştireceğiz,
devrim niteliği taşıyan yasaları çıkaracağız; ama, zihniyet devrimini
beceremezsek, anlayış değişimini sağlayamazsak, yasaların çok fazla hükmü
olmayacaktır. Bugün, mevcut olduğu halde uygulanmayan yasalar var bu ülkede;
yasa olmadığı halde zihniyetlerin yasalaştırdığı tabular var bu ülkede.
Öğretimin önündeki engeller, düşüncelerin önündeki engeller, inançların önündeki
engeller, hep, zihniyet devrimiyle aşılabilecek engellerdir.
Biz, AK Parti
Grubundaki arkadaşlar olarak ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubundaki arkadaşlar
olarak, bu çatının altında birer milletvekili olarak, önce kendi anlayış
değişimimizi hızlandırmamız lazım; önce bu çatının altında bir zihniyet
devrimini sağlamamız lazım; sonra, bunu, dalgalar olarak tüm ülkeye yaymamız
lazım. O zaman, insanca yaşanacak bir ortamın oluştuğunu göreceğiz. İnşallah, bu
Meclis bunu başaracak ve bu başarma iradesine sahip olduğu da görülmüştür.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Taşcı.
Madde üzerinde başka
söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
12 nci maddeyi okutuyorum:
Başvuruların
cevaplandırılması
MADDE 12.- Kurum ve
kuruluşlar, bilgi edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya
elektronik ortamda başvuru sahibine bildirirler. Başvurunun reddedilmesi halinde
bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.
BAŞKAN - Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Denizli Milletvekili Sayın
Mustafa Gazalcı; buyurun.
CHP GRUBU ADINA
MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz,
248 sıra sayılı bilgi edinme hakkıyla ilgili yasa tasarısı, insan haklarını
bütünleyen temel yasalardan biridir.
Açıklık, devlet ile
halkın bütünleşmesi, dileriz, bu tasarı yasalaştıktan sonra yol alır. Devlet
yetkisini hukukdışı olarak kullanıp, kişiyi ve kamuyu
her ne gerekçeyle olursa olsun bilgilendirmemek, gerçekten, çağcıl bir anlayış
değildir. Geçmişte, gizlilik adı altında, bir gerekçeye ve yasaya dayanmadan,
devletin yüce çıkarları savına dayanıp, birçok kişi ve kuruluşa acılar
çektirilmiştir.
Değerli arkadaşlar,
görüştüğümüz 12 nci madde, bilgi almada başvuruların
yanıtlanması konusuyla ilgilidir. Bu konuda uygulamada kimi zaman aksaklıklar
olmaktadır. Bu tasarı görüşülürken, zaman zaman,
arkadaşlarım da ortaya koydular. Milletvekilleri olarak, biz, denetim hakkını
kullanmak için soru önergeleri veriyoruz. Bu soru önergeleri kimi zaman geçiştiriliyor. Ben, yalnız bu tasarıdan da, Bilgi Edinme
Hakkı Kanunu Tasarısından da yararlanarak iki örneği Yüce Meclise sunmak
istiyorum.
Birincisi, değerli
arkadaşlar, Susurluk davası diye görülen bir dava var, İstanbul İkinci Ağır Ceza
Mahkemesinde. Bu, 26.6.2003 tarihinde karara vardı. Orada, eski bir milletvekili
arkadaşımız, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Sedat Bucak için, savcı tarafından
"istihbarat ve güvenlikle ilgili, Cumhurbaşkanlığı tarafından
görevlendirilmiştir; o yüzden de yaptığı bütün ilişkiler de, işler de bu
görevlendirmeyle yapılmıştır" denildi ve yargıç da bunu gözönünde bulundurdu; hatta, akladı. Şimdi, bir milletvekili
25
olarak, ben, bu
haberi gazetede okuyunca çarpıldım. Eski Meclis Başkanlarına gittim, sordum;
AKP'de, CHP'de bulunan anayasa uzmanı arkadaşlara
sordum. Anayasanın 82 nci maddesinde,
milletvekillerinin üyelikle bağdaşmayan işlerle ilgili kısmına baktım, acaba,
bir milletvekili, milletvekiliyken istihbarat ve güvenlik biriminde
görevlendirilebilir mi diye. Şimdi, Anayasanın 82 nci
maddesinde "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının teklifiyle,
belli konuda ve altı ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca verilecek geçici bir
görevi kabul etmesi, Meclisin kararına bağlıdır" deniliyor.
Değerli arkadaşlar,
ben, bununla ilgili Sayın Başbakanın yanıtlaması için bir soru önergesi verdim,
dedim ki; böyle bir konu var, acaba, Anayasanın üyelikle bağdaşmayan işlerle
ilgili 82 nci maddesine uygun mudur bu? Geçmişte,
hükümet, Bakanlar Kurulu ya da Meclis bu konuda bir
karar almış mıdır? Milletvekillerine böyle bir görevlendirme yapıldığı zaman, o
milletvekili, görevini özgürlük içinde yapabilir mi?!
Geçiştirilecek bir
konu değil bu sevgili arkadaşlar ve soru önergeme yanıt bekledim. Aradan bir
süre geçtikten sonra -ben, hemen, haberi okur okumaz
27.6.2003'te verdim- 17.9.2003 tarihinde bana İçişleri Bakanlığından bir yazı
geldi; Başbakan adına yanıtlanıyor bu, deniliyor ki: "Görülmekte olan bir dava
hakkında siz soru soramazsınız; ben de sizin bu sorunuzu yanıtlamıyorum." Şimdi,
doğru, Anayasanın bir başka maddesine göre, görülmekte olan bir dava hakkında
soru sorulamıyor; ama, ben dava hakkında soru sormuyorum. Ben diyorum ki: Bu
konuda bir Bakanlar Kurulu kararı, Meclis kararı var mıdır? Ayrıca,
milletvekillerinin böyle bir görevlendirmesi olabilir mi? Soru bu; davayla
ilgili değil; ama, bana verilen yanıtta, benim sorduğum sorulara ayrıntılı yanıt
vermeyi bırakın, hiç onlardan söz etmeden "bu konuda soru soramazsınız"
deniliyor; birinci örnek bu değerli arkadaşlar.
İkincisi, Sabahattin
Ali'nin ölümüyle ilgili, 55 inci ölüm yıldönümünde, bir yazı okudum; beni çok
etkiledi. Bir tiyatrocu-yazar, Sayın Tuncer Cücenoğlu bir yazı yazmış; diyor ki: "Devletteki gizli
bilgiler elli yıl sonra açıklanır. Sabahattin Ali de öldürüleli ellibeş yıl oldu. Bu konudaki bilgiler ortaya çıksın."
Şimdi, bunu kim yapacak? Ben, o yazıdan etkilendim. Bir sanatçı, aydın, duyarlı
bir kişi diyor ki: "Bu konuda gizli bilgileri devlet açıklasın." 10.4.2003
tarihinde bir soru önergesi verdim; yine, Başbakana sordum, dedim ki: ellibeş yıl önce ünlü yazar Sabahattin Ali'nin
öldürülmesiyle ilgili devletin elindeki gizli bilgi ve belgeler nelerdir? Bu, üç
dört soru halinde -elli yılı aştı, artık ortaya da çıkması gerekiyor- üzerinden
neler çıkmıştır gibi, başka şeyler de var. Soruyu dördüncü ayda sordum; ikibuçuk üç ay sonra, yine, İçişleri Bakanımızdan, o benim
sorduğum sorularla hiç ilgisi olmayan iki satırlık bir yazı... Bakın, okumak
istiyorum: "Aşağıya çıkarılmıştır cevabı" diyor, devam ediyor: "İçişleri
Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü arşivinde, asayişi ilgilendiren olaylarda
bilgi ve belgeler, suçun, Türk Ceza Kanununun 112 nci
maddesinde düzenlenen zamanaşımı süreleri göz önüne alınarak saklanmaktadır."
Evet... "...Önergede belirtilen olayla ilgili olarak zamanaşımı süresi dolmuş
olduğundan konuyla ilgili bilgi ve belge mevcut değildir." Devam: "Dışişleri
Bakanlığının arşivlerinde konuyla ilgili araştırma yapılmakta olup, bilgi
bulunabildiği takdirde ayrıca bilgi verilecektir.
Bilgilerinize arz
ederim. "
Şimdi, değerli
arkadaşlar, ben, bir milletvekiliyim; bütün içtenliğimle, sonu nereye varırsa
varsın, biraz da o yazara olan düşkünlüğüm nedeniyle -okuduğum romanları, bir
"Kuyucaklı Yusuf" bir "Kağnı" beni etkilemiş- ben bir
soru sormuşum; bana diyor ki Sayın Bakan "efendim, 112 nci maddeye göre saklanır."
Peki, ben, bunu kırkdokuz yıl önce sorsaydım, örneğin, 1977'de de
milletvekiliydim, o zaman sorsaydım "efendim, onları elli yıl içinde
açıklayamayız..." Şimdi, o süre bitti "bizde böyle bir şey yok..."
Değerli arkadaşlar,
biz, önce, milletvekillerinin sorularına, gerçekten açık devlet olacaksak,
gerçekten bilgiyi ortaya çıkaracaksak, önce devlet yetkisini... Devlet kim;
devlet siz, devlet yasama, devlet yargı, devlet yürütme; bunların tümü devlet.
Başka kim "ben devletim" diyor ve saklıyor?!
Şimdi, bu iki
önergeye ve daha birçok böyle sorulan soruya, anlamamış gibi davranarak ya da yanıt vermiş gibi yaparak -aslında yanıt vermeden-
ya da Anayasanın başka bir maddesine sığınarak -o
Sedat Bucak olayında olduğu gibi- bilgi verilmiyor.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA GAZALCI
(Devamla) - Şimdi, ben, nereden bileyim, içimizden birilerinin, Cumhurbaşkanının
böyle bir yetkisi var mı; istihbarat ve güvenlikle ilgili, bir milletvekilini
görevlendirebilir mi; eğer, öyle olursa, ben, arkadaşımla nasıl söyleşeceğim,
burada nasıl özgürlük hakkımı kullanacağım?!. Böyle bir şey olmaz; yani, hukuk
devletinde olmaz. Yasanın vermediği bir yetkiyi, Cumhurbaşkanı da olsa... Eski
Cumhurbaşkanı mı, bu Cumhurbaşkanı mı ayırmak
istiyorum; yani, Sedat Bucak'a, istihbarat ve güvenlikle ilgili görevi eski
Cumhurbaşkanı vermiş. Mahkeme de onu bir delil kabul ediyor ve o davadan
aklıyor.
Ben de soruyorum;
milletvekillerine böyle bir görev verilmiş midir? Bakanlar Kurulunun, Meclisin
kararı var mıdır? Bana yanıt veriliyor: "Hayır, o dava görülmekte." Ben
biliyorum... Ben hukukçu değilim; ama, davanın yorumunu yapmıyorum.
Yine, Sabahattin Ali
konusu... Diyorum ki, elli yıl geçti, bu konuda bilgi var mı? Bilgi yoktur
diyebilirsiniz; ama, hayır "o süre geçtiği için bilgi
veremiyoruz; Dışişlerinin arşivlerinde araştırıyoruz, bilgi edindiğimizde size
bilgi vereceğiz" deniliyor. Ben inanıyorum ki, bir daha buna yanıt
gelmeyecektir. Bu tasarı gerçekten çok önemli. İçini doldurmak önemli. Ete
kemiğe büründürmek önemli. Uygulama çok çok önemli.
Değerli arkadaşlar,
önce kendimizden başlayalım. Milletvekillerinin sorularını ciddiye alalım,
varsın biraz geç olsun; ama, geçiştirmeyelim ya da
sorulan bir soruyu sorulmamış gibi yapmayalım. Gizli olan nedir, açık olan
nedir... Bakın, 9 uncu maddeyi kabul ettik; "gizliden ayır, ver" deniliyor.
26
Ben, bunu sizlerle
paylaşmak istedim. Dilerim bu tasarı yasalaştıktan sonra, kimse kendisini XVI.
Louis gibi devlet yerine koymaz, yetkileri o biçimde kullanmaz; bakan da olsa,
milletvekillerinin taleplerini "bilgi edindiğimizde bilgi verilecektir" gibi
yuvarlak sözlerle geçiştirmez.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Gazalcı.
Madde üzerinde başka
söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
13 üncü maddeyi
okutuyorum:
İtiraz usulü
MADDE 13.- Bilgi
edinme istemi 16 ve 17 nci maddelerde öngörülen
sebeplerle reddedilen başvuru sahibi, yargı yoluna başvurmadan önce kararın
tebliğinden itibaren onbeş gün içinde Kurula itiraz
edebilir. Kurul, bu konudaki kararını otuz iş günü içinde verir. Kurum ve
kuruluşlar, Kurulun istediği her türlü bilgi veya belgeyi onbeş iş günü içinde vermekle yükümlüdürler.
Kurula itiraz,
başvuru sahibinin idarî yargıya başvurma süresini durdurur.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
14 üncü maddeyi
okutuyorum:
Bilgi Edinme
Değerlendirme Kurulu
MADDE 14.- Bilgi
edinme başvurusuyla ilgili yapılacak itirazlar üzerine, 16 ve 17 nci maddelerde öngörülen sebeplere dayanılarak verilen
kararları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının
kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek üzere; Bilgi Edinme Değerlendirme
Kurulu oluşturulmuştur.
Kurul; birer üyesi
Yargıtay ve Danıştay genel kurullarının kendi kurumları içinden önerecekleri
ikişer aday, birer üyesi ceza hukuku, idare hukuku ve anayasa hukuku alanlarında
profesör veya doçent unvanına sahip kişiler, bir üyesi Türkiye Barolar
Birliğinin baro başkanı seçilme yeterliliğine sahip kişiler içinden göstereceği
iki aday, iki üyesi en az genel müdür düzeyinde görev yapmakta olanlar ve bir
üyesi de Adalet Bakanının önerisi üzerine bu Bakanlıkta idari görevlerde çalışan
hâkimler arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek dokuz üyeden oluşur.
Kurul üyeliğine
önerilen adayların muvafakatları aranır.
Kurul Başkanı,
Bakanlar Kurulunca Kurulun üyeleri arasından seçilir.
Kurul, en az ayda bir
defa veya ihtiyaç duyulduğu her zaman Başkanın çağrısı üzerine toplanır.
Kurul üyelerinin
görev süreleri dört yıldır. Görev süresi sona erenler yeniden seçilebilirler.
Görev süresi dolmadan görevinden ayrılan üyenin yerine aynı usule göre seçilen
üye, yerine seçildiği üyenin görev süresini tamamlar. Yeni seçilen Kurul göreve
başlayıncaya kadar önceki Kurul görevine devam eder.
Kurul üyelerine
10.2.1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla
fiilen görev yaptıkları her gün için uhdesinde kamu görevi bulunanlara (1000),
uhdesinde kamu görevi bulunmayanlara ise (2000) gösterge rakamının memur aylık
katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir. Bu
ödemelerde damga vergisi hariç her hangi bir kesinti yapılmaz.
Kurul, belirleyeceği
konularda komisyonlar ve çalışma grupları kurabilir; ayrıca gerekli gördüğü
takdirde, ilgili bakanlık ile diğer kurum ve kuruluşların ve sivil toplum
örgütlerinin temsilcilerini bilgi almak üzere toplantılarına katılmaya davet
edebilir.
Kurulun sekretarya hizmetleri Başbakanlık tarafından yerine
getirilir.
Kurulun görev ve
çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Başbakanlıkça hazırlanarak yürürlüğe
konulacak bir yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Algan
Hacaloğlu; buyurun.
Konuşma süreniz 10
dakikadır.
CHP GRUBU ADINA ALGAN
HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
yasa tasarısının 14 üncü maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bu madde bu şekliyle geçerse, bu yasa tasarısı eğer yasalaşırsa, ölü doğmuş
olacaktır. Altını çizerek ifade ediyorum, bu maddede, maddeye temel teşkil eden
anlayışın, tasarıyla getirilmek istenilen temel hak ve özgürlüklerdeki o
genişleme anlayışını, o derinleştirme anlayışını özümleyemeyen, onu bir eliyle
verip bir eliyle kontrol etme anlayışını içeren bir çerçevesi var. Bu nereden
kaynaklanıyor; bilgi edinme hakkını, o düşünceyi ifade özgürlüğüne, o temel hak
alanı olan o özgürlüğe kaynak özgürlük niteliğinde olan bilgi edinme hakkını,
yurttaş, devletten talep ederek alır; yani, bu hakkın işleyişi, yurttaş ile
devlet arasındaki bir işlemdir.
Devlet, olgun devlet,
yurttaşa hizmet için vardır ve kendisinde bulunan bilgiyi, kendisinde bulunan
değerleri toplumla, yurttaşla paylaşır. Eğer, burada bir aksaklık varsa, yani,
devlet bilgiyi vermekten sakınırsa -ki, burada iki maddeye atıfta
27
bulunuluyor- 16 ncı madde ve 17 nci madde
çerçevesi içinde, eğer, birisi ekonomik alandaki gerekçelerle, diğeri de devlet
sırrı niteliğinde olan konularda, devletin bazı kademeleri "hayır, bu hakkı siz
kullanamazsınız" der ise, bunu kim çözecek; bunu, devlet mi çözecek, yoksa
devletin dışında, Batı demokrasilerinde olduğu gibi, özerk, o ombudsman türü, o kamu hakemi türü organlar mı çözecek?! Siz
bana gösterebilir misiniz, bu yapıda bir düzenlemeyi, herhangi bir Avrupa
Birliği ülkesinde?
Ne diye bunu
belirtiyorum; 9 kişilik bir değerlendirme kurulu önerilmekte. Bu kurulu
oluşturan kişiler, bağlı oldukları kurumlar üzerinde düşünceler
geliştirebilirler; ama, diyorsunuz ki, bunları, o kurumlardan, işte, birinden 2
tane önerilecek, diğerinden 1 tane önerilecek ve Bakanlar Kurulu belirleyecek;
yani, siyaset, istediği zaman, bu kurulu vesayeti altına alacak; yani, devlet,
hem hâkim olacak hem savcı olacak; öyle bir şey olamaz. Bu, devletin yer alması
gereken bir kurul değil. Devletin ajanları, devletin çalışanları, devletin
saygın kurumlarının saygın temsilcileri, böyle bir kurulda buluşabilirler; ama,
bu kurul, muhakkak özerk olmalıdır; bu kurul, kendini oluşturan üyelerini, hangi
kaynaktan besleniyorlarsa, oralarda kendileri seçmelidirler; yani, Danıştay,
Sayıştay, Yargıtay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Üniversitelerarası
Kurul, Barolar Birliği, kendisi belirlemeli; belki, buna, teknik nitelikte bir
alan kazandırmak için, Başbakanlığa bağlı genel müdürlükler düzeyinde, 1 tanesi
Devlet Planlama Teşkilatından olmak üzere 2 tane destek verilebilir; ama, özü
itibariyle, bu kurul, Batı ülkelerinde olduğu gibi, bir kamu hakemi "ombudsman" şeklinde oluşmalıdır. Şu anda yok, böyle bir
açılım zihinlerimizde yok; ama, biliyorum ki, birkaç yıl sonra, Türkiye'de,
birçok alanda kamu hakemliği kurumu gelecek, ombudsmanlık kurumu gelecek. Şimdi, alelacale, Batı, Avrupa Birliği, bizden, bu alanda bir
yapılanma talep etti diye veyahut da biz bunu öngördük diye, konuyu doğru eksene
oturtmazsak, temelini doğru çatmazsak, güdük doğacaktır.
Bakınız, RTÜK, ölü
doğmuş bir kurumdur. Üstelik, RTÜK'ün, Bakanlar Kurulu
düzeyinde değil, Parlamento düzeyinde belirlenen bir yapısı vardır; ama,
Parlamentonun siyasî yapısının vesayeti altına girmiştir. Bunun başka örnekleri
de vardır. Onun için, rica ediyorum, burada, kesinlikle, şu anda hükümette
olduğunuz için, bu işler doğru yürür diye düşünmeyiniz; bunlar, gelir geçer.
Biz, burada, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, böyle bir hakkın çok temel hak
olduğunu, bu hakkın ihlalinin belirli bir mekanizmayla, itiraz olduğu zaman;
yani, hakkı ihlal edilen, bir talepte bulunduğu zaman, itiraz ettiği zaman
başvurabileceği bir inisiyatif olsun; o inisiyatif, ifade ettiğim gibi, kendi
içinde şekillensin ve kendi içinde özerk olsun diyoruz.
Tabiî, siz, çok iyiniyetle "bizim dönemimizde, biz Bakanlar Kurulu eliyle
bunu atar, biz başkanını da Bakanlar Kurulu kanalıyla belirler ve bunda da
başarılı olunur" dersiniz; siz, kendi özgüveniniz içinde bunu ifade
edebilirsiniz; ama, üzülerek ifade ediyorum, son on aylık uygulamalar, bize,
toplumumuza, Cumhuriyet Halk Partisine iki şeyi göstermiştir; birisi, hükümet
olarak, elinizdeki siyasî erki, hükümet etme gücünü atamalarda çok yanlış
kullandınız. Tabiatıyla, doğru atamalar vardır, liyakat içinde belirlenmiş
atamalar vardır; ama, geneline bakıldığı zaman, her gün basına da yansıdığı gibi
-bizim, Parti olarak, yığınla tepki aldığımız gibi, bilgi aldığımız gibi-
partizan, yanlı atamalar, devlet çarkını, işleyişini önemli bir şekilde olumsuz
olarak etkilemekte ve demokrasimizde yara açmaktadır. Bu nedenle, bu konuda, bu
erkin, bu yapılanmanın bu yapısı içinde dahi Bakanlar Kuruluna bırakmak içimize
sindirebildiğimiz bir olay değil.
Bir başka olay var,
bunu, belki, bu konuyla ilişkili değil diye düşünebilirsiniz; ancak, siyaset bir
güven olayıdır; siyasette, hele iki partili bir parlamentoda, yasaların
çıkarılmasında karşılıklı güven, diyalog ve karşılıklı anlayış ortamının varlığı
son derece önemlidir; yoksa, bize hiç ihtiyacınız yok; burada büyük bir
çoğunluğunuz var; biz, burada konuşuruz, geçer gider; otururuz, siz, yine
yasaları geçirirsiniz.
Değerli arkadaşlarım,
geçenlerde bir panelde, birçok saygın kişi, bizim için çok saygın kişi, bizim
Parlamentomuzun Başkanı bir konuşma yaptı. Bu konuşmadan basına yansıyan
cümleler oldu; aynen şöyle: "İfade özgürlüğüne sahip değilseniz, iktidara
giderken ayağınız takılıp da düşmemek için yalan söylemeye, samimiyetsiz
davranmaya, takıyyeye mecbursunuz." Şimdi, böyle bir
şeyi bir siyasetçi söyleyemez, söylememiştir diye düşünür insan; ama, aradan bu
kadar zaman geçti, siyasette son derece deneyimli olan, 70'li yılların
ortasından beri, o aşamada, millî görüşün, şimdi AKP'nin önder kadrolarında yer alan ve Yüce Meclisimizin
Başkanı olan bu saygın siyasetçinin kullandığı ifadenin siyasete yansımasını...
HACI BİNER (Van) -
Sayın Başkan "insanları riyakâr hale getirmeyin" dedi.
ALGAN HACALOĞLU
(Devamla) - Efendim, değil... Hayır efendim...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Hacaloğlu.
ALGAN HACALOĞLU
(Devamla) - Bu, beni çok üzen bir konu; çünkü, biz, bu Parlamentonun üyeleri
olarak, siyasetin hangi üslup içinde, hangi çerçeve içinde yapılabileceğini bu
cümlelerden görebiliyoruz.
Sayın Başkan kendisi
ifade ediyor "zaman zaman takıyye yapmaya mecbursunuz" diyor. Peki, böyle bir
anlayış...
HALİL AYDOĞAN (Afyon)
- Yanlış...
ALGAN HACALOĞLU
(Devamla) - Yanlışsa, buradayız; Sayın Başkan kendisi ifade eder.
Eğer böyle bir
anlayış varsa, bu anlayışın erke, siyasete yansıdığı bir partinin, bir hükümetin
yapısına böyle bir kurulun oluşumunu nasıl terk edebilirsiniz?! Bunu da içimize
sindiremiyoruz.
Bu duygularla,
hepinize en derin saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Hacaloğlu.
Madde üzerinde, şahsı
adına Çorum Milletvekili Feridun Ayvazoğlu söz
talebinde bulunmuştur.
Buyurun Sayın Ayvazoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
28
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Bilgi Edinme
Hakkı Kanunu Tasarısının 14 üncü maddesiyle ilgili, şahsım adına söz almış
bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Tasarının özüne ve
kapsamına hep birlikte objektif bir şekilde baktığımızda, bu tasarının,
gerçekten, hepimiz tarafından, hiçbir siyasî yön düşünmeksizin, insan haklarına
değer veren, insan haklarını öncü kabul düşünceler doğrultusunda, elbette,
oybirliğiyle onaylamamız gereken bir tasarı olduğu üzerinde hiçbir ihtilaf
yoktur.
Demokratik
rejimlerde, hukuk devletinin ayrılmaz bir parçası olarak şeffaflığı ve açık
yönetimi hep birlikte kabullenmek durumundayız; ancak, bunun hiçbir zaman
uygulama olmaksızın sözde kalmasını da hiçbirimiz kabullenemeyiz. Gerek
Anayasamızın 10 uncu maddesindeki, kanun önünde eşitlikten tutalım, özgürlükleri
içeren devamı maddelerine, diğer hükümlere bakalım gerekse Uluslararası Evrensel
İnsan Hakları Sözleşmesinin 8 inci maddesine bakalım; bilgi edinilmesinden
tutalım, haberleşme özgürlüğüne, görüşülmekte olan tasarının özünü kapsayan
özgürlüklere ve yine konut hakkının korunmasından, tüm özgürlüklerin çeşitlerine
kadar baktığımızda, bunun karşısında özgürlüklerin ne şekilde ve hangi şartlar
altında kısıtlanabileceğini de, yine Anayasamızda yer alan hükümlerde
görmekteyiz.
Burada, 14 üncü
maddenin görüşülmesinde en önemli konunun, itiraz üzerine yapılacak olan
değerlendirme olduğunu hepimiz kabullenmeliyiz. Şöyle ki: Oluşturulan kurulun
itiraz kurulu olduğu ve yine bu kurulun yapısının ne şekilde oluşturulacağı bu
maddede yer almaktadır. Bakıldığında, gerçekten, 14 üncü maddedeki yapılanmanın,
az önce belirtmiş olduğumuz demokratikleşme sürecinden tutalım, hukuk devleti
anlayışına kadar, gerçekten, bunları kapsar nitelikte -14 üncü maddede- itiraz
kurulunun oluşup oluşmadığını kendi kendimize soralım. Burada, gerçek siyasî bir
yapı mı, gerçek hukukî bir yapı mı, yoksa idarî yapı mı vardır; bunu bir
soralım. Eğer, 14 üncü madde -daha önceki konuşmacı arkadaşlarımız tarafından da
size sunulduğu üzere- bu şekilde geçecek ise, yarın
öbür gün, hepimizin korkusu ve endişesi olduğunu -şu an için iktidarda bulunan
AKP Hükümetinin çok objektif bir şekilde bunu değerlendirebileceğini, bir an
için, kabul edelim; ama, bundan sonra gelebilecek iktidarlar için- bu objektif
kriterlerin ne şekilde uygulanabileceğini kendi kendimize sorabilecek miyiz;
sormamız gerekir değerli arkadaşlarım.
Burada, kurulun, 9
üyesinin seçimle değil de, seçilecek 2'şer kişiden 1'inin Bakanlar Kurulu
tarafından atanması şeklinde oluşturulup, daha sonra da kurul başkanının, aynı
şekilde, 9 üye arasından Bakanlar Kurulu tarafından atanmasının, siyasî bir
yapıyı önplana çıkaracağı da aşikârdır.
Değerli arkadaşlarım,
bu nedenle, bu itiraz kurulunun bir üstkurul olarak ve
amacı insan haklarına saygılı bir hukuk devleti anlayışı içerisinde uygulanacak
olan bu tasarının gerçek amacına ulaşabilmesi için, 14 üncü maddedeki bu
yapılanma şeklinin mutlaka ve mutlaka değiştirilmesi gerekir. Bu konuda
verilebilecek önergelere, bu doğrultuda desteklerinizi beklemek de bize düşen
bir görevdir diye düşünüyorum değerli arkadaşlarım.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Ayvazoğlu.
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Devamla) - Elbette, bugüne kadar, Türkiye, çok acı günler yaşadı. Bu acı
günleri hiçbirimiz yaşamak istemiyoruz ve bugüne kadar, bir zamanlar, faili
meçhullerin kol gezdiği olayların hiç olmamasını, bu tasarıyla birlikte
edinebileceğimiz bilgilerin faili meçhulleri ortaya çıkarmasını umuyoruz ve
diliyoruz. Bir zamanlar, kaybettikleri evlatları hakkında bilgi almak için
sokaklara dökülen analara acı haberler vermemek, müjdeli haberler verebilmek
için bu tasarının gerçek amacına ve hedefine ulaşması en büyük dileğimizdir.
Değerli arkadaşlarım,
lütfen, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, muhalefet milletvekilleri olarak bizim
söylemiş olduklarımızı, biraz olsun, sadece dinlemiş olmak için değil; bunlara
inanarak, inanmak isteyerek, bir şeylerin doğru olduğunu kabullenmeye çalışalım.
Bunun örneklerini iki üç gün önce gördük. Biz, burada bütün milletvekili
arkadaşlarımızla birlikte sesimizin çıktığı kadar bağırıp "ekvergi Anayasaya aykırıdır, çıkarılacak ekvergi daha önce nasıl Anayasa Mahkemesi tarafından iptal
edildiyse bu da iptal edilecektir" dediğimiz halde, kulak verilmedi,
dinlenilmedi. Geliniz, lütfen, bizim söylediğimiz belirli doğruları herhangi bir
siyasî ayırım gütmeksizin kabullenmeye çalışalım. O doğrultuda yine, burada
onlarca, yüzlerce arkadaşımızın emekleriyle, alınteriyle çıkarılan, 61 yaşında zorunlu emeklilikle ilgili
yasanın da aynı Yüce Mahkeme tarafından iptal edildiğini üzülerek gördük.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
FERİDUN AYVAZOĞLU
(Devamla) - Bu ve buna benzer uygulamaları önlemek için, Yüce Meclisimizde görev
yapan 550 milletvekili arkadaşımızın emeklerinin boşa gitmemesi için, halkımızın
beklentilerini gerçekleştirmek ve gerçekten, bizlerin, bu ülkenin menfaatları doğrultusunda uyum içerisinde çıkarabileceğimiz
yasaları hep birlikte oybirliğiyle çıkarabilmemiz için, lütfen birbirimizi
dinleyelim. Dinleyelim; ama, sadece dinlemekle kalmayalım, kulak verelim. Bizim,
hiçbir şekilde, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu ülkenin kötülüğüne çalışacak,
çalışabilecek; bu uğurda burada yer alacak milletvekilleri olmadığımızı sizler
nasıl biliyorsanız, bizler nasıl biliyorsak,
70 000 000 insanımız da bunu bu şekilde algılıyor, bu şekilde
bilmek istiyor.
Bu duygu ve
düşüncelerle, çıkarılmakta olan bu Bilgi Edinme Hakkı Yasasının bütün ulusumuza
ve insanlığa, demokrasiye, hukuk devleti anlayışına bir kez daha hayırlı ve
uğurlu olmasını diliyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür
ederim Sayın Ayvazoğlu.
Madde üzerinde, şahsı
adına söz isteyen Ağrı Milletvekili Mehmet Melik Özmen.
29
Buyurun Sayın Özmen.(AK Parti sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
MEHMET MELİK ÖZMEN
(Ağrı)- Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Kanun tasarısının bu
maddesi üzerinde şahsım adına birkaç görüş aktarmak istiyorum.
Şimdi, bizim Hukuk
Usulü Muhakemeler Kanunumuz var; bunun 8 inci babı ihtiyarî tahkim usulünden
bahseder. Ceza davaları dışında taraflar arasındaki ihtilaflarda, eğer
sözleşmelere konulmamışsa mahkemeler yoluyla; ama, sözleşmeye konulmuşsa
hakemler yoluyla nizaların çözülebileceğine dönük olarak düzenlenmiş çok önemli
bir kanundur.
Burada, taraflardan
biri bir hakem, diğeri bir hakem seçer; iki hakem bir başhakem seçer ve konu
tahkim süresi sınırlandırılır. Hakemler, itiraz ya da
nizayı tartışırlar, dosyalarını hazırlarlar ve
belirlenen gün ve saatte başhakeme dosyalar sunulur. O dosyalar başhakem
tarafından incelenir, irdelenir ve karara varılır; Yargıtaya temyiz yolu da açıktır. Aynen, Türkiye Cumhuriyeti
mahkemelerinin gücüne, bu tahkim kurulları sahiptir.
Tasarının bu
maddesine benim eleştirim bu tabiî ki. Bir taraftan, son derece demokratik bir
kanun çıkarıyoruz, herkesin bilgi edinme hakkını savunuyoruz; diğer taraftan, 14
üncü maddeyle, herkesin bilgi edinmesiyle ilgili işlemlerde... Halbuki, kanunun
her tarafında gerekli ilgili kısıtlamalar var; devletin güvenliğine ilişkin,
ekonomik gelişmeler sonucu rant elde etmeye dönük olan bilgilere ilişkin, özel
hayatı ilgilendiren konulara ilişkin hükümler var. O hükümler çerçevesinde
herkes bunlara saygı duymak suretiyle... Herkes özgürce her tür bilgiye sahip
olur demiyor kanun, şu şu özgürlükler içerisinde
herkes istediği bilgiye sahip olur diyor. Bütün bunlar varken, böyle bir kurula
ihtiyaç olmadığına inanıyorum.
Bunun iki yolu var;
bir, ihtiyarî tahkim usulüyle barolara, yani, ilgili illerde itirazlar barolara
başvurmak suretiyle, taraflardan birisi, hangi kurum ise, o kurum barolardan bir
hakem avukat seçer -Avukatlık Kanunu da bunu söylüyor zaten- itiraz eden, bilgi
edinmeyle ilgili problemi olan da bir avukat hakem seçer, aynı baro içerisinden
iki avukat hakem bir başhakem seçer -yine avukat- ve konu bu şekilde
sonuçlandırılabilir veya -demokrasiyi işletebilmeyle ilgili çabaları hepimiz
biliyoruz, hepimiz de bunun için çaba sarf ediyoruz, özellikle katılımcı
demokrasiyi daha etkin kılmayla ilgili olarak- böyle bir kurul mutlaka
kurulacaksa, süresi belirlenir, seçim döneminde halkın oy vermiş olduğu siyasî
partilerin almış olduğu oy nispetine göre, siyasî partilerin önerdiği
hakemlerden oluşan bir kurul oluşturulur; bu da demokratik bir tavır olur.
Ben, bunları
özellikle söylemek istedim. Demokrasiye geçmek,
demokrasiyi yaşatmak ve katılımcı demokrasiyi geliştirmek, gerçekten, çaba
isteyen bir meseledir; bununla ilgili gerekli çabayı da Meclisimiz
göstermektedir. Dolayısıyla, bu şekilde, yargı bağımsızlığına da bir katkı olur
umuduyla söz istemiştim; ama, bu noktadan sonra yapılacak bir şey olmadığını
görüyorum.
Hepinizi saygılarımla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Özmen.
14 üncü madde
üzerinde 3 adet önerge vardır.
Önergeleri, önce,
geliş sıralarına göre okutacağım; sonra da, aykırılık derecelerine göre işleme
alacağım.
Birinci önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
248 sıra sayılı Bilgi
Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Orhan Eraslan Ziya Yergök Feridun Ayvazoğlu
Niğde Adana Çorum
Muharrem Kılıç Ali
Topuz
Malatya İstanbul
"Kurul Başkanı, kurul
üyelerince kendi aralarından seçilir."
BAŞKAN - İkinci
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
248 sıra sayılı Bilgi
Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Sadullah Ergin
Eyüp Fatsa Salih Kapusuz
Hatay Ordu Ankara
Ünal Kacır Soner Aksoy
İstanbul Kütahya
"Kurul Başkanı, kurul
üyelerince kendi aralarından seçilir."
BAŞKAN - En aykırı
olan üçüncü önergeyi okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
248 sıra sayılı Bilgi
Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının 14 üncü maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü
fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Orhan Eraslan Ziya Yergök Algan Hacaloğlu
Niğde Adana İstanbul
30
Ali Topuz Yakup
Kepenek Feridun Ayvazoğlu
İstanbul Ankara Çorum
"Kurulun birer üyesi;
Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından;
kurulun üç üyesi birisi ceza hukuku, birisi idare hukuku, diğeri Anayasa hukuku
alanlarında profesör ya da doçent unvanına sahip
öğretim üyeleri arasından Üniversitelerarası Kurulca; kurulun bir üyesi Türkiye
Barolar Birliğince baro başkanı seçilme yeterliliğine sahip üyeler arasından;
kurulun iki üyesi en az genel müdür düzeyinde görev yapmakta olanlar arasından
Bakanlar Kurulunca; kurulun bir üyesi Adalet Bakanınca bakanlıkta idarî
görevlerde çalışan hâkimler arasından seçilecek dokuz üyeden oluşur.
Kurul üyeliğine
seçilecek olan adayların muvafakatları aranır.
Kurul Başkanı, kurul
üyelerince kendi aralarından seçilir."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Önerge
hakkında konuşacak mısınız?
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Evet Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Eraslan.
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Şu anda, yasama
çalışmalarını yaptığımız Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının kalbine gelmiş
bulunuyoruz. 14 üncü madde, bu tasarının kalbidir, onun dışındakiler lafü güzaf. Yani, 14 üncü maddeyi demokratikleştirmezseniz,
aslında, hiçbir şey yapmamış olursunuz.
Bu yasa tasarısını
Cumhuriyet Halk Partisi niye destekliyor değerli arkadaşlarım; bir kere, insan
haklarından bir tanesi olan düşünce ve ifade özgürlüğüne koşut bilgi edinme
hakkını anlamlandırdığı için destekliyor. İkincisi, yönetimde saydamlığı
sağlayacağı için, şeffaflığı sağlayacağı için destekliyor. Üçüncüsü,
katılımcılığı sağlayacağı için destekliyor. Dördüncüsü, yönetenlerin hesap
vermesinin ve halka karşı sorumluluğunun yolunu açacağı için destekliyor. Bu
amaçlarla bu tasarıya destek veriyoruz; ancak, bunun sağlanabilmesinin
mekanizması 14 üncü maddede kuruluyor. 14 üncü maddede, Bilgi Edinme
Değerlendirme Kurulu diye bir kurul var. Önergemizde bu kurulun muhtevası
değiştirilmiyor; ancak, Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarınca önerilecek
adaylar arasından Bakanlar Kurulunca seçilmesin, kendi genel kurullarınca
kendileri tarafından seçilsin; Yargıtay Genel Kurulu bir üyesini seçsin,
Danıştay Genel Kurulu bir üyesini seçsin istiyoruz.
Tasarıda üç profesör
veya doçent öngörülmüş. Bunlar, Bakanlar Kurulunca atanıyor; birisi anayasa
hukuku alanından, birisi idare hukuku alanından, birisi de ceza hukuku alanından
üç öğretim üyesi; bunları Bakanlar Kurulu atamasın, Üniversitelerarası Kurul
belirlesin istedik.
Kaldı ki, idare
içerisinden seçilecek genel müdürlerin Bakanlar Kurulunca atanması hususunda da
aksi bir kanaat belirtmedik, Bakanlar Kurulunun da burada yeri olsun diye.
Nihayet, Adalet
Bakanlığı idare hâkimlerinden birisinin Adalet Bakanınca görevlendirmesine de
-aslında onların dahi demokratikleştirilmesi lazımdı- ses çıkarılmadı.
Arkadaşlar, kurulun
yapısı demokratik olursa, yapılan iş anlamlı olur. Kurulun yapısı demokratik
olmazsa, özerk olmazsa, yani, hükümetlerce belirlenirse, bu kurul, özür dilerim,
Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu olmaz; hükümetin bilgi vermeme isteğine
mazeret uydurma kurulu olur. Yani, sadra şifa olacak bir kanun olmaz; emeklerin
hepsi heba olur, kanun doğarken kör ve topal doğmuş olur, sakat doğmuş olur.
Bunu engellemek amacıyla böyle bir değişikliğin yapılmasını uygun görüyoruz.
Düşünün ki, devlet,
bilgi edinmek istediğiniz bir konuda size bilgi vermiyor. İtiraz ediyorsunuz,
itirazı değerlendirecek kurul, yine, Bakanlar Kurulunca belirlenmiş; başkanı,
yapısı, muhtevası onun tarafından belirlenmiş; ne umuyorsunuz?!
Değerli arkadaşlarım,
genel olarak iktidarların eğilimi, demokrasiyi çok arzu etmemek doğrultusunda
tezahür ediyor. Biz, baştan beri, acaba, Adalet ve Kalkınma Partisi demokrasiyi
samimî arzuluyor mu arzulamıyor mu diye düşünüyoruz. Kimi zaman, herhalde samimî
arzulayacaklar diyoruz; ama, bu tür şeylere karşı çıkışınıza baktığımızda,
samimî bir istek içerisinde olmadığınızı üzülerek belirtmek istiyorum.
Şunu unutmayın;
mahkeme kadıya mülk değildir. Dünya çok iktidarlar görmüştür. Her iktidar gelici
ve geçicidir; baki kalan, insanlığa hizmettir. Bu hizmeti, elimizde fırsat
varken, yapalım; gelin, şu yasayı işler hale getirelim. Gerçi, sizin iktidarınız
bağımsız kurullardan hoşlanmıyor; ama, gelin, bunu bağımsız hale getirelim, bir
bağımsız kurul yapalım.
Bakın, arkadaşlarım,
bilirsiniz, kirlilik izbede olur; bu yasanın penceresi bu. Pencereye perde
çekerseniz, yine kirlilik olur, mikroplar üremeye devam eder. Gelin, pencereye
perde çekmeyin. Hükümetlerin gölgesini pencereden kaldıralım. Bu, bir tek sizin
hükümetinize kaim değil.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Eraslan.
31
ORHAN ERASLAN
(Devamla) - Sizin hükümetinizi suçlama amacıyla da söylemiyorum; ama, bütün
hükümetlere olmak üzere, gölgesi düşmesin, bağımsız bir kurul olsun, bir ombudsman müessesesinin belki bir adımı olsun.
Bu konuda çeşitli
konuşmalar yapıldı, sözü daha fazla uzatmak istemiyorum. Bu önerge iyi bir
önergedir. Gelin, bu yapıyı özerkleştirelim, demokratikleştirelim.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Eraslan.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer iki önerge aynı
mahiyette olduğu için, okutup, birlikte işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
248 sıra sayılı Bilgi
Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Sadullah Ergin
(Hatay) ve arkadaşları
"Kurul Başkanı, kurul
üyelerince kendi aralarından seçilir."
BAŞKAN - Diğer
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
248 sıra sayılı Bilgi
Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Orhan Eraslan (Niğde) ve arkadaşları
"Kurul Başkanı, kurul
üyelerince kendi aralarından seçilir."
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Biz, Hükümet olarak, bu
önergeye katılıyoruz efendim. Kurul Başkanının, Kurul üyelerince, kendi
aralarından seçilmesiyle ilgili her iki önergeyi birleştirdiniz; buna
katılıyoruz Hükümet olarak.
BAŞKAN - Önergeniz
hakkında konuşacak mısınız?
ORHAN ERASLAN (Niğde)
- Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Kurulun yapısını daha
demokratik hale getirmek için değişiklik teklifi öngörülmüştür.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
15 inci maddeyi
okutuyorum:
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Bilgi Edinme Hakkının
Sınırları
Yargı denetimi
dışında kalan işlemler
MADDE 15.- Yargı
denetimi dışında kalan idari işlemlerden kişinin çalışma hayatını ve mesleki
onurunu etkileyecek nitelikte olanlar, bu Kanun kapsamına dahildir. Bu şekilde
sağlanan bilgi edinme hakkı işlemin yargı denetimine açılması sonucunu doğurmaz.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınızı
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
16 ncı maddeyi okutuyorum:
Devlet sırrına
ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 16.-
Açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve
millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan
gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınızı
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
32
17 nci maddeyi okutuyorum:
Ülkenin ekonomik
çıkarlarına ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 17.-
Açıklanması ya da zamanından önce açıklanması hâlinde,
ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep
olacak bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
18 inci maddeyi
okutuyorum:
İstihbarata ilişkin
bilgi veya belgeler
MADDE 18.- Sivil ve
askerî istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya
belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
Ancak, bu bilgi ve
belgeler kişilerin çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte ise,
istihbarata ilişkin bilgi ve belgeler bilgi edinme hakkı kapsamı içindedir.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
19 uncu maddeyi
okutuyorum:
İdarî soruşturmaya
ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 19.- Kurum ve
kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup,
açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;
a) Kişilerin özel
hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,
b) Kişilerin veya
soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da
güvenliğini tehlikeye sokacak,
c) Soruşturmanın
güvenliğini tehlikeye düşürecek,
d) Gizli kalması
gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili
benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,
Bilgi veya belgeler,
bu Kanun kapsamı dışındadır.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
20 nci maddeyi okutuyorum:
Adlî soruşturma ve
kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 20.-
Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde,
a) Suç işlenmesine
yol açacak,
b) Suçların önlenmesi
ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla
yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek,
c) Yargılama
görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek,
d) Hakkında dava
açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek,
Nitelikteki bilgi
veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
4.4.1929 tarihli ve
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır.
BAŞKAN- Söz talebi?..
Yok.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
21 inci maddeyi
okutuyorum:
Özel hayatın
gizliliği
MADDE 21.- Kişinin
izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında,
açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve
haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi
veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
Kamu yararının
gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar
tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası
alınmak koşuluyla açıklanabilir.
BAŞKAN- Söz talebi?..
Yok.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
22 nci maddeyi okutuyorum:
33
Haberleşmenin
gizliliği
MADDE 22.-
Haberleşmenin gizliliği esasını ihlâl edecek bilgi veya belgeler, bu Kanun
kapsamı dışındadır.
BAŞKAN- Söz talebi?..
Yok.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
23 üncü maddeyi
okutuyorum:
Ticarî sır
MADDE 23.- Kanunlarda
ticarî sır olarak nitelenen bilgi veya belgeler ile, kurum ve kuruluşlar
tarafından gerçek veya tüzel kişilerden gizli kalması kaydıyla sağlanan ticarî
ve malî bilgiler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
BAŞKAN- Söz talebi?..
Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
24 üncü maddeyi
okutuyorum:
Fikir ve sanat
eserleri
MADDE 24.- Fikir ve
sanat eserlerine ilişkin olarak yapılacak bilgi edinme başvuruları hakkında
ilgili kanun hükümleri uygulanır.
BAŞKAN- Söz talebi?..
Yok.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
25 inci maddeyi
okutuyorum:
Kurum içi
düzenlemeler
MADDE 25.- Kurum ve
kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi
uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme
hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum
çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.
BAŞKAN - Gruplar
adına söz talebi?.. Yok. Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen, İstanbul
Milletvekili Sayın Lokman Ayva?.. Yok.
Madde üzerinde 1 adet
önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülecek olan 248
sıra sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının 25 inci maddesindeki "bilgi
edinme hakkının kapsamı dışındadır" ibaresinden önce gelmek üzere "eğer
gizlilikle ilgili bir ibare yoksa" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederim.
Lokman Ayva
İstanbul
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılamıyoruz efendim.
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümetin katılmadığı önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe:
Kamu kuruluşlarında
bu tür işlemler belli kanunlara göre yapılmak durumundadır. Çıkarılacak tüzük,
yönetmelik ve genelgeler ilgili kanunlara aykırı olamaz. Bu nedenle, bu
mevzuatın kamuoyu tarafından ise bilinmesinin bir sakıncası yoktur. Nispeten
genel hükümler anlamına gelen kanunları halkımız biliyorsa, dava ayrıntısı
anlamına gelen mevzuatın bilinmemesini niçin isteyelim. Bunun bilinmesinin en
önemli iki faydası vardır:
1-Eğer tüzük,
yönetmelik, genelge, yönerge gibi mevzuatta kanuna aykırı hükümler varsa ve bu
hükümler de ilgili personelin lehine ise vatandaşımızın bu bilgiye ulaşma imkânı
olacak ve düzeltilmesi için de gerekenlerin yapılma imkânı doğacaktır.
2- Bu tür
düzenlemeler her ne kadar kurumiçi olsa da, bu
kurumlar nihaî manada vatandaşa hizmet amaçlı kurumlar olduğu için sonuçları
vatandaşımızı etkilemektedir. Mesela, bir kuruma gittik ve oradaki bir
görevliden bir işlemi yapmasını talep ettik ve görevli bize "hayır kardeşim, ben
bu işlemi yapamam; çünkü, bu işlemi yapmam iç düzenlemelere aykırı" dedi. Eğer
bizim teklifimiz kabul edilirse, görevli böyle dediği zaman o hükmün hangi hüküm
olduğunu vatandaşımız rahatlıkla sorabilecektir. Teklifimiz kabul edilmezse,
vatandaşımız boynunu büküp evine dönecek, görevlinin de bu durumu suiistimal mi
ettiğini, yoksa haklı yere mi böyle bir durum olduğunu asla öğrenemeyecektir.
İlgisiz kişiler
ilgisiz konuları öğrenmek isterse bile bir kayıp söz konusu olmayacaktır.
Gizlilik durumu olduğunda ise farklı bir işleme gerek kalmayacak. Bizim
teklifimiz, gizlilik durumunu dikkate almaktadır.
34
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
26 ncı maddeyi okutuyorum:
Kurum içi görüş,
bilgi notu ve tavsiyeler
MADDE 26.- Kurum ve
kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere, elde ettikleri görüş, bilgi notu,
teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluş tarafından
aksi kararlaştırılmadıkça bilgi edinme hakkı kapsamındadır.
Bilimsel, kültürel,
istatistik, teknik, tıbbî, malî, hukukî ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal
olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya
da kurumların görüşleri, kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil
etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açıktır.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
27 nci maddeyi okutuyorum:
Tavsiye ve mütalaa
talepleri
MADDE 27.- Tavsiye ve
mütalaa talepleri bu Kanun kapsamı dışındadır.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
28 inci maddeyi
okutuyorum:
Gizliliği kaldırılan
bilgi veya belgeler
MADDE 28.- Gizliliği
kaldırılmış olan bilgi veya belgeler, bu Kanunda belirtilen diğer istisnalar
kapsamına girmiyor ise, bilgi edinme başvurularına açık hâle gelir.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
29 uncu maddeyi
okutuyorum:
BEŞİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son
Hükümler
Ceza hükümleri
MADDE 29.- Bu Kanunun
uygulanmasında ihmâli, kusuru veya kastı bulunan memurlar ve diğer kamu
görevlileri hakkında, işledikleri fiillerin genel hükümler çerçevesinde ceza
kovuşturması gerektirmesi hususu saklı kalmak kaydıyla, tâbi oldukları mevzuatta
yer alan disiplin cezaları uygulanır.
Bu Kanunla erişilen
bilgi ve belgeler ticari amaçla çoğaltılamaz ve kullanılamaz.
BAŞKAN - Madde
üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
30 uncu maddeyi
okutuyorum:
Rapor düzenlenmesi
MADDE 30.- Kurum ve
kuruluşlar, bir önceki yıla ait olmak üzere;
a) Kendilerine
yapılan bilgi edinme başvurularının sayısını,
b) Olumlu
cevaplanarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,
c) Reddedilen başvuru
sayısı ve bunların dağılımını gösterir istatistik bilgileri,
d) Gizli ya da sır niteliğindeki bilgiler çıkarılarak ya da bu nitelikteki bilgiler ayrılarak bilgi veya belgelere
erişim sağlanan başvuru sayısını,
e) Başvurunun
reddedilmesi üzerine itiraz edilen başvuru sayısı ile bunların sonuçlarını,
Gösterir bir rapor
hazırlayarak, bu raporları her yıl şubat ayının sonuna kadar Bilgi Edinme
Değerlendirme Kuruluna gönderirler. Bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve
kuruluşları raporlarını bağlı, ilgili ya da ilişkili
oldukları bakanlık vasıtasıyla iletirler. Kurul, hazırlayacağı genel raporu, söz
konusu kurum ve kuruluşların raporları ile birlikte her yıl nisan ayının sonuna
kadar Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderir. Bu raporlar takip eden iki ay
içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca kamuoyuna açıklanır.
BAŞKAN - Söz
talebi?.. Yok.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
31 inci maddeyi
okutuyorum:
35
Yönetmelik
MADDE 31.- Bu Kanunun
uygulanması ile ilgili esas ve usullerin belirlenmesine ilişkin yönetmelik,
Kanunun yayımını takip eden altı ay içinde Başbakanlık tarafından hazırlanarak
Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulur.
BAŞKAN - Madde
üzerinde grupları adına söz talebi?.. Yok.
Şahsı adına, İzmir
Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü, buyurun.
HAKKI ÜLKÜ (İzmir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2000 yılı itibariyle dünya
üzerinde 17 ülke bilgi edinme hakkıyla ilgili yasaları yürürlüğe koymuş, 23
ülkede ise hükümetler ellerindeki bilgiyi yurttaşlarına açmayı gerektiren
çeşitli yasaları benimsemiş bulunmaktadır.
Bu bağlamda, bilgi
edinme hakkını kullanacak yurttaşların da anlayışının bu yönde olması, hesap
sormayı bilmesi, yılan ve dokunmama ikileminden sıyrılması zorunludur.
Tasarı
değerlendirilirken dünya üzerindeki genel kabule ve konuyla ilgili yasalara
bakıldığında, sınırlamalar belli başlı bazı alanlardadır; savunmada,
uluslararası ilişkilerde, ulusal ekonomik çıkarlarda, yasaların uygulanması ve
adalet sisteminin yönetilmesinde, kişi güvenliğinde, kamusal ve ticarî
çıkarlarda.
Şimdi, yönetmelikle
ilgili belirlenecek olan koşullar saptanırken -bu tasarı yasalaşıyor biraz sonra
hepimizin kabul edeceği gibi- bu tasarı yürürlüğe girmiş ve belki de bir açıklık
kültürü de yaratılmış olacak. Hükümet ve yurttaşlar yasayı destekliyor olsa
bile, istenilecek bilgiler sunulmaya hazır olmadıkça, bilgi edinme özgürlüğünün
yayılmasına değin çabalar pek başarıya ulaşamayacak gibi görünmektedir.
İstatistik tutma,
kayıtları düzgünce arşivleme, teknolojiyi yeterince ve sağlıklı kullanma
konusunda özürlü bir ülkeyiz. Tasarı yasalaşmadan önce devlet kayıtlarının
başvurulara yanıt verebilecek şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Gerçekten
denetlenebilir olmayı isteyen yönetimler ayrıntılı kayıt programları kurmalı ve
geliştirmelidir. Kayıt yönetimi ve programlar için bir standart saptanmalı,
başvuruda bulunan yurttaşlar farklı kurum ve kuruluşlarda değişiklik ve
karmaşıklık yaratıcı uygulamalarla karşılaşmamalıdırlar. Bu bir hükümet
politikası değil devlet politikası olarak belirlenmeli, bürokratlar ve siyasîler
düzeyinde uygulayıcılar rollerini ve sorumluluklarını benimsemelidirler.
Yaklaşık on yıldır
uygulamaya konulmaya çalışılan UYAP ve MERNİS projeleri, kayıtlama anlamında
olumlu adımlardır, tabiî, hangi amaçla kullanılacağı siyasî bir tercih sorunu
yapılmadığı sürece.
Gündemimizde olup
olmadığını bilemediğimiz bir yasa tasarısı olan -bu tasarıyı incelerken iki
tasarı arasında bağlantı kurulabilir kanısındayım. Konuyla ilgilenenlerin bu
metinleri birlikte okumasının ya da bilmesinin yararlı
olacağını zannediyorum- Ulusal Bilgi Güvenliği Teşkilatı ve Görevleri Hakkında
Kanunun -ki, MİT varken bu teşkilata neden gereksinme duyulduğu sorusu herkesin
aklına gelebilecek bir sorudur- genel gerekçesinden ve madde gerekçelerinden
ikna edici bir sonuç çıkmazsa, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin teknolojiyi
buradan yakalamak istediğini görmekteyiz. Bilgi toplumu bakanlığının kuruluş ve
görevleri hakkında kanun taslağı olsa, Avrupa Birliği yolunda yapılması gerekli
bir işlem olduğu kanısını uyandırmakta. Bilgi edinme hakkındaki tasarı
yasalaşırken, uygulamada pek çok zorluğa, karmaşaya, anlaşmazlığa yol açacağını
söylemek kehanet sayılmamalı.
Gerçi, yurttaşların
bu yasayı kullanmadaki ilgisinin ya da hukukçuların ve
medyanın bunu duyurmadaki heyecan ve isteğinin ne olacağını tam olarak
kestiremiyoruz; ama, yönetmeliklerle bunların düzeltileceği kanısındayız,
yönetmeliklerle bunların işlerliğe kavuşturulacağı kanısındayız.
Biz, kendi
dönemimizde, yapmış olduğumuz belediye başkanlığı döneminde, birçok uygulamayı,
bu bilgi edinme hakkı yasası çıkmazdan önce de yapmıştık. Size bunlardan iki
örnek vermek istiyorum.
Birisi,
konuşmacılardan bir arkadaşımızın söylemiş olduğu, İmar Yasasının 18 inci
maddesinin uygulanması esnasında, bilgi edinme hakları olmadığı nedeniyle,
birçok belediyenin, haklarında karar verilmiş olan insanlarla ilgili meclis
kararlarını kendilerine vermemelerinden ötürü vatandaşlar mağdur duruma
düşmektedirler. Bu, bilgi edinme hakkı yasasıyla, belki, izale edilebilir duruma
gelebilecektir.
Bir başka konu da
şudur: Belediyelerin sık teftiş edildiği zamanlarda müfettiş raporlarının
kamuoyuna duyurulmasının yasaklılığı söz konusudur. Oysa, bu bilgi edinme hakkı
yasasıyla birlikte, yapılacak olan, belki de kendiliğinden olabilecek
işlemlerden bir tanesini biz yıllar öncesinden de uygulamaktayız, uygulanmasının
sayısız yararlarını da görmekteyiz.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Ülkü.
HAKKI ÜLKÜ (Devamla)
- O da şudur: Müfettiş, raporunu hazırlar; bu rapor, bulunduğu yöredeki
insanlara çeşitli şekillerde yansıtılmak istenir ve spekülasyonları yapılır.
Bunların önüne geçebilmek için, bazı belediyeler -ki,
o belediyeler içerisinde biz de vardık- müfettiş raporlarını kentin değişik
yerlerindeki panolara asarlar. O panolarda, müfettişlerin kendilerince
senaryolaştırılmış olan, tutmuş oldukları bazı asılsız raporlarla... Böylece,
gündemde o belediyenin, o belediye meclisinin ve o belediye çalışanlarının
haksız yere suçlanmasını da önlemek gibi bir tedbiri almaktadırlar.
36
Dolayısıyla, sayısız
yararlar vardır açık topluma gidilebilmesi açısından ve bu Bilgi Edinme Hakkı
Yasasının, eğer uygulanabilirse, gerçekten de Türkiye'de son yıllarda çıkarılmış
olan en önemli bir yasa olabileceğine inanıyoruz.
Bu inançla, yasaya
olumlu oy vereceğimizi belirtmek istiyoruz. Hepinize sevgiler, saygılar
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Ülkü.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
32 nci maddeyi okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 32.- Bu Kanun
yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
33 üncü maddeyi
okutuyorum:
Yürütme
MADDE 33.- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Söz
talebi?.. Yok.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın
elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için 5 dakika
süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden
yarım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy
pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını,
yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı:
237
Kabul: 237 (1)
Böylece, kanun
tasarısı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. (Alkışlar)
Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin teşekkür konuşması yapacaktır.
Buyurun Sayın Şahin.
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; Genel Kurulumuza, değerli milletvekili arkadaşlarımıza, iktidar ve
muhalefet partisine mensup arkadaşlarıma, böylesine önemli bir tasarının
kanunlaşmasında göstermiş oldukları destek ve titizlikten dolayı, gerçekten
teşekkür ediyorum.
Bilgi Edinme Hakkı
Kanunu Tasarısı, bizim, Hükümet olarak, Acil Eylem Planımızda vaat etmiş
olduğumuz yasalardan biriydi; çünkü, biz bunu önemsiyorduk. Böyle bir yasanın,
demokratik toplumlarda, demokratik açılımı daha da ötelere götüreceğine
inanmıştık, bu nedenle programımıza almıştık. 25 Haziranda, Sayın Başbakanımız
Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Meclise gönderdik ve
bugün, yasalaşma imkânı buldu. O bakımdan, İktidar-muhalefet, her iki partimize
ve değerli milletvekili arkadaşlarımıza, bir kez daha teşekkür ediyorum.
Ayrıca, böyle bir
yasayı, bu şekilde çıkarmak, uyum bakımından da gerekliydi; çünkü, 2001 yılının
3 Ekiminde Anayasanın 74 üncü maddesinde yapılan bir değişiklik, yani dilekçe
hakkıyla ilgili maddede yapılan değişiklik de, böyle bir yasal düzenlemenin
yapılmasını gerekli görüyordu. Ayrıca, Avrupa Birliğiyle ilgili uyum sürecinde
de böyle bir yasal düzenleme gerekli idi. Birçok bakımdan önemli bir işi
başardığımızı ifade etmek istiyorum.
Peki, böyle bir yasal
düzenleme yapılınca ne olacak, ne değişecek diye bir soru sorulabilir. Artık
Türkiye'de açıklık ve şeffaflık esas, sır ve gizlilik istisna haline geliyor. Bu
yasanın bir özetini yapacak olursak, bu cümle, bu yasanın özetini yapacak en
önemli cümlelerden bir tanesidir. Türkiye'de bundan böyle, bu yasa da yürürlüğe
girdikten sonra, artık açıklık ve şeffaflık esas, sır ve gizlilik istisna haline
geliyor.
37
Şimdi, bir başka yasa
daha geliyor, yine bununla bağlantılı olarak; o da sır ve gizlilik kavramını
açıklayacak. Buna "sır yasa tasarısı" da diyebiliriz. Şu anda Adalet Bakanlığı,
üstünde çalışıyor. Sanıyorum yakın bir zamanda da bunu Türkiye Büyük Millet
Meclisine sevk etme imkânını bulacağız.
Aslında Hükümet,
böyle bir yasayı sevk etmekle ve yasalaştırmakla şunu da söylemiş oluyor: Biz,
Hükümet olarak, icraatlarımızla ve eylemlerimizle her türlü denetime açığız,
bizi vatandaşlarımız denetleyebilir; çünkü, ancak denetlenebilen toplumlarda
demokrasi gelişebilir, orada her şey düzgün gidebilir ve orada işte
devlet-millet kaynaşması kâmil anlamda gerçekleşir. O bakımdan, böyle bir yasal
düzenlemenin gerçekleşmesi, Türkiye'de demokratik süreci daha da
hızlandıracaktır diye düşünüyorum.
Muhalefet partisine
mensup arkadaşlarımız katkılar sağladılar, eleştiriler de getirdiler. Onlara
yasalaştıktan sonra cevap verme gereğini de duymuyorum; ama, katkı sağladılar.
Kuşkusuz ki, muhalefet, getirilen yasaları olduğu gibi kabul etmek zorunda
değildir; ama, eleştiriler de olacaktır. Önerileri de oldu. Nitekim,
bazılarında, biz, Hükümet olarak ve komisyon olarak katılarak tasarıya monte de
ettik. Böylece, bugün, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısını yasalaştırmış olduk.
Ülkemize, insanımıza hayırlı olmasını diliyor, yeniden hepinize saygılar
sunuyorum.(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Sayın
milletvekilleri, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını sırasıyla
görüşmek için, 14 Ekim 2003 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi
kapatıyorum.
Kapanma Saati : 19.00
38
VII. - SORULAR VE
CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE
CEVAPLARI
1. - İzmir
Milletvekili Hakkı Ülkü'nün, Diyanet İşleri Başkanlığından diğer kamu
kurumlarına yapılan naklen atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet
Aydın'ın cevabı (7/906)
39